Çeviri

Thursday, March 19, 2026

Sıvı robotlar ve Aşılama süreci

Dünyayı tahakküm altına almış olan "ilim üzerine sapmış şeytani zümre" kitle iletişimine konu olacak bilgi akışını, "sözcü" konumunda tuttuğu basın kanalı ile kontrol etmektedir. Bu bağlamda, bilimsel ve teknolojik keşiflere ilişkin kitle bilgilendirmeleri veya uygulamaları, bu keşiflerden en az 50 sene sonra yapılmaktadır. Aradaki bu süre farkı, hem malum zümre ile geniş kitleler arasındaki "bilgi, bilinç ve algı" farkını ortaya koyan sayısal ölçü, hem de kitle kontrolünü sağlayan temel faktör niteliğindedir.

İnsanın tüm vücut dışı sosyolojik faaliyet süreçlerini dijital teknoloji (internet, sosyal medya, cep telefonları) vasıtasıyla takip ve kontrol altına almış ve yönlendirmekte olanlar şimdi de insanın vücut içi biyolojik süreçlerini aynı teknoloji vasıtasıyla kontrol altına alma ve yönlendirme aşamasındadırlar. Bunu gerçekleştirebilmenin yegane yolu "bir şekilde" insan vücudunun içine nüfuz edebilmektir. İşte o "bir şekil" de, kuvvetle muhtemel olmak üzere, kurgulanmış küresel bir komplo olan pandemi süreci kapsamında gerçekleştirilen "aşılama" operasyonu olmuştur. Bu sav aşağıdaki haber vasıtasıyla desteklenmekte gibidir.

"Seul Ulusal Üniversitesi araştırmacıları, manyetik parçacıklarla güçlendirilmiş, şekil değiştirebilen, birleşip ayrılabilen ve dar alanlardan geçebilen "parçacık zırhlı sıvı robotlar" (PB) geliştirdi. ........... 

Biyomedikal ve Endüstriyel Kullanım: Canlı hücre gibi davranabilen bu robotların, insan vücudu içinde hedeflenmiş ilaç dağıtımı ve terapötik (tedavi edici) müdahaleler gibi yumuşak robotik uygulamalarında kullanılması beklenmektedir. ...."

Basından 24.03.2025

https://techxplore.com/news/2025-03-liquid-robot-fuse-cells.html

Sıvı robotların (Liquid robots veya Soft micro/nanorobots) biyomedikal alanda "aşılama" ve ilaç taşıma amaçlı kullanılabileceği kaynaklarda bildirilmektedir. Sıvı veya yumuşak mikrorobotların, biyouyumlu malzemelerden üretilmekte oldukları ve genellikle manyetik, kimyasal veya ışık* ile kontrol edilebildikleri de belirtilmektedir. Sıvı robotların, mikro/ nanoskopik boyutları sayesinde damarlarda, hücreler arasında veya dokuların içine girebildikleri de bilgiler arasındadır.

*Aşılarda bulunan Lüsiferaz (Luciferase) isimli enzim, sıvı robotların ışık ile kontrolü hususu ile doğrudan ilintilidir. (Luci (ışık) + fer (getiren) + ase (enxim eki) )

Pandemi süreci sonrasında, sanki yeni bir keşifmiş gibi basında haber yapılan "Sıvı Robot" konusunun esasen insanlığın deneyimlediği aşılama sürecinin özünü oluşturmuş olması kuvvetle muhtemeldir. 

"Biyomedikal alanda sıvı robotlar" konusu kaynaklarda detaylı olarak incelendiğinde bu teknoloji ile yapılabilecek olanlar daha da iyi tahayyül edilebilmektedir.

Evvelce de değinildiği üzere, Kur'an'da yer alan ve "azabı" simgeleyen "Semum" (İçe işleyen zehir) kelimesi, hem "virüs", hem de "aşı" bağlamında en aşağıda linkleri bulunan "Coronavirus ve 11 nümerolojisi" konulu bölümlerle uyum arzetmektedir. Söz konusu bölümlerde Coronavirus pandemisi sürecinin her detayında, "kitle operasyonlarının" ritüel kodu olan 11 sayısının nasıl tezahür ettiği / ettirildiği incelenmiştir. 

"Semum" kelimesinin geçtiği aşağıdaki ayetlerdeki 11 kodlaması da dikkat çekmektedir.

15/27 Ve (1) el (2) CANNE* (3) halakna (4) hu (5) min (6) kablu (7) min (8) nari (9) el (10) SEMUM (11) 

( Ve CİN, onu önceden, İÇE İŞLEYEN ZEHİRli ateşten yarattık. )

*"Canne /Cinn" (Cin, Görünmeyen, Örtülü, Gizli) kelimesinin "Semum" kelimesiyle birlikte yer alması, aşıların içinde ne olduğunun görülmemesi, bilinmemesi hususuyla ilintilidir.

52/27 Fe (1) menne (2) allahu (3) aley (4) na (5) ve (6) veka (7) na (8) azabe (9) el (10) SEMUM (11) 

( Böylece Allah üzerimize nimet verdi ve bizi İÇE İŞLEYEN ZEHİRli ateş azabından korudu. )

- Her iki ayette de 11 kelime bulunmaktadır.

- Her iki ayette de "Semum" kelimesi son kelime yani 11. kelimedir.

- Semum (سَّمُومِ) kelimesinin ebced değeri olan 146 sayısının nümerolojik değeri de 11'dir. 

(Sin 60 + Mim 40 + Vav 6 + Mim 40 = 146 ... 1+4+6 = 11)

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2020/05/coronavirus-ve-11-ritueli.html

https://kuranilmi.blogspot.com/2020/11/coronavirus-ve-11-ritueli-devam.html

https://kuranilmi.blogspot.com/2020/12/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-2.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2020/12/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-3.html

https://kuranilmi.blogspot.com/2020/12/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-3_30.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2021/03/hastalk-aslamak.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2021/04/coronavirus-11-ritueli-devam-6-a416.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2021/05/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-7.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2021/05/asdaki-kodlama-ve-yine-11-numerolojisi.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2021/06/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-8.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2021/08/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-9.html?m=1


İnsanın “Freni” Akıl

Türkçe'de “Akıl” (Zihin, İdrak, Kavrayış) olarak telaffuz edilen kelime esasen Arapça kökenli bir kelime olan “Akl” kelimesidir. Bu kelimenin kökünde “Akala” (Engellemek, Mani Olmak, Men Etmek, Zaptetmek, Tutmak, Kilitlemek, Kontrol Etmek, Gem Vurmak, Dizginlemek)  fiili yer almaktadır. Dolayısıyla Türkçe'de “Akıl” olarak telaffuz edilen kelimenin semantik kökeninde “Yanlıştan uzak tutan, yanlışı engelleyen tesir” anlamı bulunmaktadır.

2/44 E te'murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlunel kitab E FE LA TA'KİLUN

( Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredersiniz de nefislerinizi unutur musunuz? O HALDE AKIL ETMEZ MİSİNİZ? )

Arapçada yer alan ve Kur’an’da da “Akıl, İdrak, Sağduyu” anlamını içerecek şekilde zikredilen bir diğer kelime ise "Nuha" kelimesidir ki bu kelimenin kökünde de “Nehy” (Engellemek, Men Etmek, Alıkoymak, Yasaklamak) fiili yer almaktadır.

20/128 E fe lem yehdi lehum kem ehlekna kablehum minel kuruni yemşune fi mesakinihim inne fi zalike le ayatin li ulin NUHA 

( Onlardan önce, meskenlerinde gezen nice nesillerden helak etmemiz onları yönlendirmedi mi? Kesinlikle bunda, AKIL sahipleri için ayetler vardır. )

Yunancada yer alan “Phren” (Zihin, Akıl, İdrak ) kelimesinin kökeninde “Phronein” (Düşünmek, Akıl Yürütmek, Dikkat Etmek, Akıl Sahibi Olmak, Mantıklı Düşünmek) fiili bulunmaktadır. Örneğin "Şizofren" kelimesi, "Skhizein" (Kesmek, Yarmak, Ayırmak) ve "Phren" (Zihin, Akıl, İdrak) kelimelerinin birleşiminden oluşan ve "Zihin bütünlüğünü kaybetmiş, İdrak mekanizması kesintiye uğramış, Düşünce, duygu ve algı süreçlerinde parçalanma yaşayan, Akli kontrolünü yitirmiş" anlamına gelen bir kelimedir. Yunanca "Phren" kelimesinin, büyük ölçüde Yunanca’nın romanize edilmiş hali olarak kabul edilebilecek bir dil olan Latincedeki tezahürü ise “Frenum” kelimesidir ki bu kelime Türkçe'de kullanılmakta olup "Dizgin, Gem, Kontrol, Fren" anlamlarını temsil etmektedir.  

Konuşma dilinde yer alan ve “Vecede” (Bulmak) fiilinden türeme bir isim olan “Vicdan” kelimesi, “Doğrunun yanlıştan ayırt edilmesini sağlayan, yanlıştan men eden, yanlışı engelleyen içsel tesir” olarak tanımlanmakta olup, semantik köken olarak ise “Bulduran, İdrak ettiren, Doğruyu bulduran, Doğruyu idrak ettiren” anlamını temsil etmektedir. “Vicdan” kelimesi, “Kalp” kelimesi ile de ilintilendirilmekte olup, “Vicdansız” kelimesinin diğer bir temsilinin “Kalpsiz” kelimesi olması da bu ilintinin bir yansıması niteliğindedir. 

Kur’an’ın aşağıdaki ayetinde yer alan “Kulubun ya’kilune biha” (Akıl edecek kalpler) ifadesi ise tüm bu semantik ve fonetik açıklamalarının temelinde “Akıl” yani “Engelleyici, Yanlışı engelleyici tesir” anlamının olduğunu ortaya koymaktadır.  

22/46 E fe lem yesiru fil erdi fe tekune lehum KULUBUN YA'KİLUNE BİHA ....

( O halde yerde gezmiyorlar mı? Onu AKIL ETMEYE KALPLERİ veya onu duymaya kulakları olsun. .....)

Dolayısıyla "Akıl" kelimesi, "Vicdan" kelimesini de içermekte ve en büyük hedefi doğru yoldan (sirat el mustekim) ayrılmamak olan insanın yegane "Frenleyicisi" işlevini görmektedir. Zira insanın maruz kaldığı her türlü olumsuz durumun kök sebebini "nefsani dürtülerini frenleyememesi" yani "akletmemesi" oluşturmaktadır.

Kelimelerin etimolojik ve semantik kökenleri, özünde “bir kelime ve anlam okyanusu” olan yaratılıştaki sırları araştırma sürecinde önemli bir anahtar işlevi görmektedir.

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2025/04/bilissel-kavramlar.html

Tuesday, March 17, 2026

Ruh, Kalp ve Oksijen

 Kitaplarda yer alan "Ruhtan üflemek" ifadesi, Yaratıcı'nın insana "bilinç" vererek onu idrakli varlık yapması anlamını teşbih ile temsil etmektedir. Bu ifade ilk kez Secde suresinin aşağıdaki ayetinde geçmektedir.

32/9 Summe (1) sevva (2) hu (3) ve (4) NEFEHA (5) Fİ (6) Hİ (7) MİN (8) RUHİ (9) Hİ (10) ve (11) ceale (12) lekum (13) el (14) sem'a (15) ve (16) el (17) ebsara (18) ve (19) el (20) EFİDEH (21) kalilen (22) ma (23) teşkurun (24) 

( Sonra onu düzenleyip şekillendirdi ve İÇİNE RUHUNDAN ÜFLEDİ. Size kulaklar, gözler ve GÖNÜLLER /KALPLER oluşturdu. Ne az şükrediyorsunuz. )

"Ruhtan üfleme" ifadesi ikili anlam taşımakta olup, insana hem "bilinç", hem de "yaşam soluğu / nefes / hava (oksijen)" verilmesini temsil etmektedir.

Evvelki bölümlerde de defaatle tekrarlandığı üzere, "Rih" (Rüzgar, Esinti, Üfleme, Hava akımı) kelimesiyle ortak kökten olan "Ruh" kelimesinin nümerik sembolü 21 olup, bu kelime ayetlerde 21 kere tekrarlanmaktadır. "Ruh ilminden" bahsedilen yegane ayet de bu sayının tezahürüne vasıta olmaktadır. Zira ayetin kodundaki rakamların toplamı ve ayetteki kelime adedi 21'dir.

17/85 Ve (1) yes'elune (2) ke (3) an (4) el (5) RUH (6) kul (7) el (8) RUHU (9) min (10) emri (11) rabb (12) i (13) ve (14) ma (15) utitum (16) min (17) el (18) ilmi (19) illa (20) kalila (21) 

( Ve sana RUHTAN sual ediyorlar. De ki: "RUH, Rab’bimin işlerindendir. İlminden size azıcık haricinde verilmemiştir." )

"Ruhtan üflemek" ifadesinin ilk kez geçtiği yukarıdaki 32/9 kodlu ayetin ilk cümlesinde 21 kelime bulunmakta olup, "Efidet" (Kalpler, Gönüller) kelimesi son yani 21. kelimedir. Bu durum "Ruh" kelimesinin kaba madde planındaki temsilinin "Kalp" olması açısından dikkat çekici bir uyum arzetmektedir. Kalp ayrıca, vücudun temel ihtiyacı olan "oksijeni" organlara taşıyan kanı da pompalama görevini icra etmektedir.

İnsanın yaşam kaynağı olan oksijenin havadaki konsantrasyon oranının %21 olması da konu bağlamında numerik ve semantik uyum arzetmektedir.



Wednesday, March 4, 2026

Şuurdaki işaret

 “Şuur” ve “İşaret” kelimeleri Arapça “Şaara” (شعر) (Bilmek, Farketmek, Sezmek, İdrak etmek) kökünden türemiş kelimelerdir. 

Şuur (شعور): Bilinç, Sezgi, Farkındalık, İdrak 

İşaret (إشارة): Belirti, Gösterge, İma, Sinyal, İz, Nişan, Sembol, Kod 

 “Şuur” kelimesi ile “İşaret” kelimelerinin ortak kökenden olmaları, işaretlerle (kelime, sayı, şekil) yapılan sembolizmin şuur (bilinç) seviyesindeki etkisine işaret etme işlevi de görmektedir. Zira, ne anlama geldiği, neyi simgelediği, ne mesaj telkin ettiği hakkında en ufak bir bilgisi olmayan bir kitleye yönelik olarak belirli bir sembolizmin planlı olarak uygulanmasının amacı, bir bilginin o kitlenin zihnine bilinç dışı olarak ekilmesi amacını taşımaktadır. Bir başka deyişle amaç, o kitleyi bilinçaltı seviyesinde etkilemek, kodlamak ve düşünce ve eylem bazında kontrol etmektir. Dolayısıyla bilgiye muhtaç olan şuur (bilinç), bilinç seviyesi ve bilinçaltı olmak üzere bir idrakli varlığın düşünce, söylem ve eylemlerindeki birincil unsur niteliğindedir. 

“Bilmek”, bilginin sadece zihinde mevcut olması anlamına gelmekteyken, “Bilincinde olmak” ise hem bilmeyi, yani bilgiye sahip olmayı, hem de o bilginin anlamını ve işlevini idrak etmiş olmayı tanımlamaktadır. Dolayısıyla “Bilinç”, bilmeyi de kapsayan daha geniş bir kavram olup, “bilginin aktive olmuş hali” olarak tanımlanabilmektedir.

Bir eylem belirli bir bilgiye dayanabilir, fakat eylemi icra eden kişi o bilgiyi o anda bilinçli olarak düşünmeden hareket ediyor olabilir. Buna psikoloji ilminde “Implicit Knowledge Based Behavior“ (Örtük Bilgiye Dayalı Davranış) adı verilmektedir. Örneğin, ana dilini konuşan bir kişi dilbilgisi kurallarına doğrudan “bilinçli” olarak değil, içselleştirmiş otomatize “bilgiyle” uyum sağlamaktadır. Ancak yabancı bir dili yeni öğrenmekte olan birisi bu dili konuşurken her bir dilbilgisi kuralına “bilinçli” şekilde odaklanarak yani üzerinde kısa süreli düşünerek uyum sağlamaktadır. Dil pratiği geliştikçe bu bilinçli uyum içselleştirilmiş bilgiyle gerçekleşmeye devam eder.

Bu bağlamda, “Bilinçsizce yaptı” ifadesi esasen anlam açısından batıl durumdadır. Zira, eğer bir kişi belirli bir hedefe yönelik hareket ediyorsa, çevreye tepki veriyorsa ve eylemini yönlendirebiliyorsa söz konusu eylem, bilinç seviyesi ne olursa olsun, “bilinçli eylem” niteliği taşımaktadır. Bu noktada, “eylemin bilincinde olmak” ile bilgi yoksunluğu kaynaklı tezahür eden “eylemin sonuçlarının bilincinde olmamak” durumu hassas bir ayrım teşkil etmektedir. 

“Şuur” (Bilinç, Farkındalık) kök kelimesinin fiil formunda geçtiği bazı ayetler şöyledir. 

2/9 Yuhadiunallahe vellezine amenu ve ma yahdeune illa enfusehum ve ma YEŞ’URUN

( Allah’ı ve o inananları aldatmaya çalışırlar da nefislerinden, kendilerinden başkasını aldatmazlar ve FARKETMEZLER. )

3/69 Veddet taifetun min ehlil kitabi lev yudillunekum ve ma yudillune illa enfusehum ve MA YEŞ'URUN

( Kitap sahiplerinden bir grubunuz sizi saptırmayı arzuladılar da nefisleri haricindekini saptırmazlar ve FARKETMEZLER. )

49/2 .... en tahbeta a'malukum ve entum LA TEŞ'URUN


(....Çalışmalarınız boşa gider de sizler FARKETMEZSİNİZ.   )

Yukarıdaki ayetlerde, bilincin farklı katmanlarına dolaylı olarak işaret edilmektedir. Zia ayetlerde, “eylemin bilincinde olan” ancak “sonuçlarının bilincinde olmayan” kitle misali verilmektedir. 

2/154 Ve la tekulu li men yuktelu fi sebilillahi emvat bel ahyaun ve lakin LA TEŞ'URUN

( Ve Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin. Bilakis diridirler ve lakin FARKEDEMEZSİNİZ. )

Bu ayette de zahiri bir durumun bilincinde olmak ancak o durumun temsil ettiği batıni bir başka durumun veya anlamın bilincinde olmamak olgusu yer almaktadır ki bu da doğrudan bilgi eksikliği ile ilintilidir.

Her bilgiye, bilmenin, idrakli varlıklar arasındaki temel ayırıcı unsur olduğu bilinci ile yaklaşmak ve "bilginin bilincinde olmak" tekamül açısından büyük önem arzetmektedir. 

39/9 .... kul hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun ....

(.... De ki: "Bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? ....)

Not : Şiir (شعر) (Ölçülü ve kafiyeli söz sanatı) kelimesi de “Şa’ra” kökünden türeme olup, bir düşüncenin etkin şekilde idrakı için tasarlanmış kelime dizimi anlamını temsil etmektedir. 


Tuesday, March 3, 2026

Kelime Analizli Kur'an

Kur’an, anlamların ve sayıların temsili olan kelimelerden oluşan bir kutsal “ip” niteliğindedir. Zira, Al’i İmran suresinin 103. ayetinde yer alan “Hablillah” (Allah’ın ipi) teşbihi, bir kelime ve kod hazinesi olan Kur’an’a işaret etmekte ve insanları bu "ip"e tutunmaya yani vahdete (birliğe) davet etmektedir.

3/103 Va'tesumu bi HABLİLLAHİ cemian .... (ALLAH’IN İPİNE topluca sarılın. .....)

Dolayısıyla, Kur’an’ı gerçek anlamı ile, doğru şekilde kavrayabilmek için ayetlerde yer alan ve her biri esasen bir evren olan kelimelerin anlamlarını çok iyi analiz ve idrak etmek gerekmektedir.

Bir matris tablo formatında olan ve sütun filtrelemesi yoluyla muhtelif analizlerin yapılmasına imkan sağlayan “Kelime Analizli Kur'an” isimli çalışma, ilk ayetin ilk kelimesinden son ayetin son kelimesine kadar, yukarıdan aşağıya doğru bir “ip” oluşturacak şekilde dizilmiş kelmelerin oluşturduğu bir Kur’an formatı niteliğindedir. Sütunlar şeklindeki bu format, her bir sütunda yer alan her bir kelime ile ilgili aşağıdaki verileri içermektedir. 

1- Sure kodu, Ayet kodu ve Kelimenin ayetteki sıra numarası

2- Kelimenin Kur’andaki Arapça yazılışı

3- Kelimedeki harf adedi

4- Kelimenin ebced değeri (Kelimedeki harflerin ebced değerlerinin toplamı. Ebced kavramı özünde nümerolojiyi temsil etmektedir. Örneğin alfabedeki 23. harf olan ﺚ‎ harfinin ebced değeri olan 500 sayısı özünde 2+3 işlemini barındırmaktadır.)

5- Kelimenin ayetlerdeki tekrar adedi (frekansı)

6- Kelimenin Türkçe telaffuzu (Türk alfabesindeki harflerle translitere edilen Arapça kelimeler esasen kelimenin tam telaffuzunu temsil etmemektedir. Zira misalen farklı telaffuzlara sahip olan ﺺ, ﺲ‎ ve ﺚ‎ harflerinin sadece “s”‎ ile temsil edilebilmesi bu duruma bir örnek teşkil etmektedir.) 

7- Kelimenin anlamı / anlamları (Ayetlerde yer alan kelimelerin, öz anlamları dışında sembolik olarak da kullanımları mevcuttur.)

8- Kök kelimeler ve kelimenin kökünü oluşturan harfler ( Örneğin مُشْرِكِينَ (muşrik) kelimesinin kökü شِّرْكَ (şirk) kelimesidir. Ayrıca farklı anlamları temsil ettiği algılanan ve birbirinden farklı gibi görünen birçok kelime esasen ortak tek bir kökten türemedir. (Örneğin Rab - Rabbani, Rahmet - Rahim, İbn – Bina, Neim - Nimet, Cenne - Cennet, Amenu – Emanet – Emin – İman, Selamin – İslam vb.) (Kur'an 2115 adet kök kelimeden türemiş olan toplam 117824 kelimeden oluşmaktadır. Tek bir kök kelimeden türemiş ancak farklı anlamları temsil eden kelimeler de mevcuttur. Örneğin "رُوحِ" (Ruh) (Ruh), "رَوْحٌ" (Ravhun) (Rahatlık) ve "رَوَاحُ" (Ravah) (dönüş) kelimeleri "روح" (Ravh) kökünden türemedir.)

9- Kök kelimenin telaffuzu

10- Kök kelimenin ayetlerdeki tekrar adedi (frekansı)


“Kur’an ve Kelimesel Analizi” isimli çalışmanın, Kur’an’ın derinliklerine inmeyi arzulayanlara faydalı olması ümidiyle... 


Monday, March 2, 2026

“Kartal” sembolizmi

5-Tesniye-28-49 "RAB UZAKTAN, DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN BİR ULUSU, dilini bilmediğiniz bir ulusu, YAŞLILARA SAYGI, KÜÇÜKLERE SEVGİ BESLEMEYEN ACIMASIZ BİR ULUSU birden çullanan bir KARTAL gibi başınıza getirecek.

Her ayet gibi zamandan münezzeh olan yukarıdaki ayet, içerdiği tanımlamalar ve sembolizm bağlamında, tek dünya devleti projesini resmen hayata geçirebilmek için savaş, salgın, deprem, ekonomik kriz vb. gibi her türlü küresel komployu acımasızca uygulamakta ve merkezi olarak kontrol etmekte olan bir “ulusa / topluluğa / zümreye” işaret ediyor olabilir mi? 

Ayette yer alan “Kartal” sembolizminin, 20.06.1782 yılında ABD’nin sembolü olarak kabul edilen Great Seal (Büyük Mühür)’de yer alıyor olması dikkat çekmektedir. Bilindiği üzere, malum küresel zümre her türlü okült sembolizmde kutsal kitaplardaki kodları kullanmaktadır. Bu bağlamda “Kartal” figürü de okültizmde gücü, iktidarı, kontrolü ve tahakkümü simgeleyen bir semboldür.


Great Seal (Büyük Mühür)

https://simple.wikipedia.org/wiki/Great_Seal_of_the_United_States

https://www.history.com/this-day-in-history/june-20/congress-adopts-the-great-seal-of-the-united-states

“Kartal” figürü 1 dolarlık banknotun sağ tarafında da bulunmaktadır.


Banknotun üzerinde "In God we trust" (Biz Tanrı'ya inanırız.) yazıyor olması, yani Tanrı kavramının para ile ilişkilendirilmesi, malum zümrenin Tanrı! anlayışını da ortaya koymaktadır. Zira 1988 yılı yapımı olan "They Live" isimli filmdeki "Para senin Tanrı'ndır." cümlesini yansıtan şu görüntüler verilmek istenen mesajı tanımlamaktadır.


Kur’an’da bir put ismi olarak zikredilen “Nesr” (نَسْرًا) kelimesinin “Kartal” anlamına gelmesi, putperestliğe dayalı yani özünde satanizme dayalı olan okült organizasyonlardaki sembolizme işaret niteliğindedir.

71/23 Ve (1) kalu (2) la (3) tezeru (4) enne (5) alihete (6) kum (7) ve (8) la (9) tezeru (10) enne (11) vedden (12) ve (13) la (14) suva'an (15) ve (16) la (17) yeğuse (18) ve (19) ye'uka (20) ve (21) NESRA (22) 

( Ve "İlahlarınızı kesinlikle bırakmayın. Ne Ved’i, ne Suva’yı, ne Yeğus’u, ne Yeuka’yı ve ne de NESR’i)

Bölümün başında yer alan Tevrat ayeti tek başına dikkate alındığında şöyle bir soru akla gelebilmektedir. “Ayette “Rab ..... getirecek.” diyor. O halde O istediği için olmuyor mu?” 

Bu soru esasen, yaratılıştaki illiyet ilkesini yani her olayın, bir başka olayın sonucu veya sebebi olduğu gerçeğini hatırlatması açısından önem arzetmektedir. Zira bu ayetten önceki ayete bakıldığında şu ifadelerle karşılaşılmaktadır.

5-Deuteronomy-28-47 Her şeyin bolca bahşedilmiş olmasına karşılık RAB'BİNİZ TANRI'YA sevinçle ve gönül rahatlığıyla KULLUK ETMEDİĞİNİZ İÇİN;

Ayetteki “kulluk etmek” ifadesi, evvelki bölümlerde de değinildiği üzere belirli ritüelleri icra etmekten ibaret bir durumu temsil etmemektedir. İbadet (kulluk) yani “hizmet etme” ifadesi iyilik, doğruluk, temizlik, iyi ahlak, yardımseverlik, sevgi gibi temel unsurları düşünce, söylem ve eylemde yaşatmak anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle, “kulluk” yaklaşımını sergileyen insan, esasen kendi huzuru ve refahı için kendisine kulluk etmektedir. Dolayısıyla en büyük hazinesi olan aklını kullanarak bu “kulluk” yaklaşımını sergilemek yerine nefsani, dünyevi ve fani menfaat uğruna kötülüğe “kulluk” eden insan, tüm iyi veya kötü niyetli faaliyetlerinin tek muhatabının esasen kendisi olduğunu en nihayetinde anlayacaktır. Bu anlayışa nail olabilmek için bugün dünyada yaşanan nice hazin olayın sebepleri üzerinde düşünülmesi faydalı olacaktır.