Bu blogda, yaratılışın kaynak kodları olan kelimelerin ve ayetlerin semantik, nümerolojik ve etimolojik açıdan incelenmesi ve bilimsel veriler ile ilişkilendirilmesi sonucunda ortaya çıkan tespitlere yer verilmektedir.
Çeviri
Thursday, April 23, 2026
Kavramsal sanat
Sunday, April 19, 2026
Platonizm ve ideadaki değişmezlik
Evvelce "Kelimeler ile yaratılış" başlıklı bölümde ve diğer birçok bölümde incelendiği üzere düşüncenin özü olan kelimeler yaratılışın da özü yani kaynak kodu niteliğindedir.
İdealizm, gerçekliğin, var oluşun, varlığın temelinde ruhun, bilincin, düşüncenin yani "kelimelerin" yattığını kabul eden, gerçekliğin özünü "Materyalizm"de yani madde planında, cisimler dünyasında değil, maddesel olmayan varlıkta arayan ve maddeyi, bilincin, düşüncenin, kelimenin bir yansıması, bir tezahürü, bir görünüş biçimi olarak inceleyen felsefi görüştür. Bu felsefi yaklaşımın öncüsü ise "Platonizm" kavramının oluşmasına vasıta olan Yunan filozof Platon'dur.
Platonizm, beş duyu (görme, işitme, dokunma, tatma, koklama) ile algılanan dünyanın değişken, eksik ve aldatıcı olduğu, idealar (düşünceler) dünyasının ise "değişmez", mükemmel ve "gerçek" olduğunu savunan bir felsefi yaklaşımdır ki esasen bu da gerçeği temsil etmektedir.
Zira, gerçek alem olan ruhsal alemde / düşünceler (kelimeler) aleminde yani İdealar Planında (Kur'an diliyle "İndallah" veya "Ledün"), kaba madde planındaki düalite algısına dayalı entropi döngüsü yani bozulma, çürüme, yok olma algısı yaratan haller söz konusu olmayıp, kaba madde algısına göre sadece latif halden hale geçişler söz konusudur.
Temel yaratılış düşüncesinin / kelimesinin değişmezliği ise En'am suresinin aşağidaki ayetinde bildirilmektedir.
10/82 Ve yuhikkallahul hakka bi kelimatihi ....
( ..... Allah gerçeği kelimeleri ile gerçekleştirir. )
6/34 ... la mubeddile li kelimatillah ....
(... Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur. ....)
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2025/06/kurandaki-idealizm-kodlamas.html
Kula kulluğu telkin edenler
Bir ülke temsilcisinin, bir başka ülkenin insanlarına hitaben, geçenlerde yaptığı nezaketten yoksun konuşmasında sarfettiği aşağıdaki sözler, şirketler sahibi malum zümrenin küresel tam kontrol için nasıl bir toplumsal yapı arzuladığını ifşa etmektedir ki zaten onlar da artık ifşa etmekten çekinmemektedirler. Konuşmadaki bazı sözler şöyledir.
"Dünyanın bu bölgesi sadece TEK BİR ŞEYE SAYGI DUYAR: GÜÇ."
"... İŞE YARAYAN TEK ŞEYİN, altını çiziyorum 'tek' şeyin, bu GÜÇLÜ LİDERLİK REJİMLERİ olduğunu fark edersiniz."
“Ya MERHAMETLİ MONARŞİler* ya da meşruti monarşi türü yapılar başarılı oldu. DEMOKRASİ pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise BAŞARISIZ OLDU.”
"Ya MERHAMETLİ MONARŞİLER* ya da bir nevi monarşik cumhuriyetler..."
"DEMOKRASİ ya da İNSAN HAKLARI adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise HÜSRANA UĞRADI."
* "Merhametli monarşi" .... Bu alaycı, saçma ve oksimoron ifade, halkı, kulları addeden bir kişinin keyfi durumuna bağlı kitle yönetimini tanımlamaktadır.
Kur'an'ın aşağıdaki ayetleri ise tiranizme, zorbalığa, bozgunculuk yapanlara, insanlık ve Allah düşmanlarına, mülkiyet ve riyaset tutkunlarına, kula kulluk edenlere / ettirenlere işaret etmekte ve insanlığı, yukarıdaki gibi sözleri söyleyenlere karşı uyarmaktadır.
2/11-12 Ve onlara "YERDE BOZGUN YAPMAYIN." denildiğinde, "Kesinlikle BİZLER İYİLEŞTİRENLERİZ." derler. - İyi bilin ki kesinlikle ONLAR BOZGUNCULARDIR ve lakin farketmezler.
2/205 Ve BAŞA GEÇTİĞİNDE, YERDE BOZGUN YAPMAK, EKİNİ VE NESLİ HELAK ETMEK İÇİN ÇABALAR. Allah bozgunu sevmez.
3/64 ... ALLAH'IN HARİCİNDEKİNE KULLUK ETMEYELİM ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. BAZILARIMIZ BAZILARINI Allah’tan başka RAB EDİNMESİN. ...
11/59 Ve işte Ad, Rab’lerinin ayetleri ile cihad ettiler. O’nun resullerine isyan ettiler. HER İNATÇI ZORBANIN EMİRLERİNE TABİ OLDULAR.
63/4 Ve onları gördüğünde cisimlerinden hoşlanırsın. Eğer konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Kesinlikle onlar yaslanmış keresteler gibidirler. Her çığlığı onların üzerlerine sanarlar. ONLAR DÜŞMANLARDIR. ONLARDAN ÇEKİN, KORUN. .....
Aşağıdaki ayet ise doğru yoldaki toplumlar için en faydalı idare mekanizmasının meclis sistemi olduğuna işaret etmektedir.
42/38 Ve Rab’lerini kabul edenler ve duaya kalkanlar, onların İŞLERİ ARALARINDA HEYETTİR / MECLİSTİR.
Tuesday, April 14, 2026
Kafirlerin maskeleri
Arapça olan "Kafir" kelimesi KFR kökünden olan "Kefere" (Örtmek, Kapatmak, Gizlemek) fiilinden türeme olup, genel olarak "İnkarcı, Yok sayan" anlamında kullanılmaktadır. Aynı kökten türeyen "Kufr" (Örtme, Kapatma, Gizleme) kelimesi ise "Kötü söz, İnkar" anlamında kullanılmaktadır. "Günahların örtülmesi, silinmesi" anlamında kullanılan ""Keffaret" kelimesi de semantik kök olarak "Örtme" anlamını içermektedir.
"Kafir" kelimesinin "İnkarcı" olarak kullanılmasının sebebi "Gerçeği örtme, Gerçeği gizleme", "Yok sayma", "Var olanı yok, yok olanı var gösterme" anlamlarına dayanmaktadır. Bir başka deyişle "Kafir" kelimesi "gerçeği bilmesine rağmen onu yok sayan, örtbas eden" anlamını temsil etmektedir ki bu noktada "aldatma, sahtekarlık, yalan" kelimeleriyle de dolaylı anlam ilişkisi oluşmaktadır.
"Kefere" fiilinin batı dillerindeki yansıması ise yine "Örtmek, Kapatmak" anlamına gelen "Cooperire" (lat.), "Cover (ing.) ve "Couvrir" (fra.) kelimeleriyle tezahür etmektedir.
"Maske" kelimesi ise kökeni Latincedeki "Masca" (Hayalet, Kötü ruh, Cadı; Kabus, Örterek kaplayan) kelimesine dayanan yani semantik kökeninde yine "Örtmek, Kapatmak" anlamı bulunan bir kelimedir.
Kutsal kitaplarda "Kafir" ve "Maske" kavramları doğrudan ve dolaylı olarak yer almakta ve anlam ilişkisi olan diğer kelimeler vasıtası ile de temsil edilmektedir.
3/70 Ya ehlel kitabi lime TEKFURUNE bi ayatillahi ve entum teşhedun
( Ey kitap sahipleri, şahit olmanıza rağmen, Allah’ın ayetlerini neden ÖRTERSİNİZ / İNKAR EDERSİNİZ? )
2/42 Ve la TELBİSUL hakka bil batili ve TEKTUMUL hakka ve entum ta'lemun
(Ve gerçeği batıl ile ÖRTMEYİN ve bile bile gerçeği GİZLEMEYİN. )
Aşağıdaki ayette yer alan "Gulf" (Kılıf) kelimesi, "Maske" kelimesiyle anlam ilişkisi arzetmekte olup, "Kufr" (Örtme, Kapatma) kelimesiyle birlikte kullanılmıştır.
2/88 Ve kalu kulubuna ĞULF bel leanehumullahu bi KUFRİHİM fe kalilen ma yu'minun
( Ve "Bizim kalplerimiz KILIFLIDIR." dediler. Bilakis Allah onları ÖRTMELERİNDEN / İNKARLARINDAN dolayı lanetledi. Artık çok azı inanır. )
Kalbinde kılıf olan, gerçeği idrak etmez, etse de kabullenmez. Ve o kılıf ile "Kötü kalbini" maskelemeye çalışır.
İncil'in aşağıdaki ayetlerinde de şeytanların kendilerini gizleyebilmek için "maskeleme" taktiğini kullanmalarına işaret edilmektedir.
40-Matthew-7-15 "Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size KUZU POSTUNA BÜRÜNEREK yaklaşırlar, ama ÖZDE YIRTICI KURTLARDIR.
47-2-Corinthians-11-14 Buna şaşmamalı. ŞEYTAN DA KENDİSİNE IŞIK MELEĞİ SÜSÜ VERİR.
"Olmadıkları gibi görünmeyi" ilke edinmiş olan ve tutum, düşünce ve niyetletini dolaylı olarak ifşa eden şeytanlar, "maskeleme" stratejilerini de "Maskarad" adı verilen "Maskeli Balo" organizasyonları ve "maske sembolizmi" vasıtasıyla ritüelleştirmektedirler. Birçok okült ezoterik organizasyonda, sanat ve gösteri faaliyetlerinde (özellikle müzik konserlerinde, kliplerinde) "maske" unsurunun vurgulandığı dikkat çekmektedir. Internette binlercesi yer alan ve şarkıcılar kullanılarak yapılan maske sembolizmi örneklerinden birkaçı;
Dünya, yaratılışından bu yana "kafir" şeytanlar tarafından, "olmadığı gibi görünmek" esasına dayalı ve her konuda aldatmanın, yanıltmanın ve gizlemenin temel kural olduğu bir "maskeli" baloya (maskarad) dönüştürülmüş durumdadır.
Saturday, April 11, 2026
Dönenler ve Döndüren
"Döngü" kavramının temelini düalite kavramı oluşturmaktadır. Varlık ve yokluk kavramlarının temel düalite unsurları olduğu yaratılış sistemindeki ruhi ve maddi her şey belirli bir döngüsel yapı içerisinde varlığını sürdürmektedir.
Döngüsellik belirli ve sistematik bir kalıba dayalı değişim tekrarları bütünü olarak tanımlababilmektedir.
Madde planı olan evrenin yaratılış noktası addedilen "Big Bang" fenomenin de tıpkı "kalp atışı" gibi döngüsel bir formatta tekrarlanıyor olması kuvvetle muhtemeldir. Yaratılıştaki döngüsel unsurlardan bazıları şöyle sıralanabilir.
- Gezegenlerin ve yıldızların yörüngesel hareketleri
- Atomların ve parçacıkların yörüngesel hareketleri
- Canlı varlıkların yaşam döngüsü (Doğum, Büyüme, Üreme, Ölüm)
- Su döngüsü (Buharlaşma, Yoğunlaşma, Yağış)
- Karbon, Azot ve Oksijen döngüsü
- Mevsim döngüsü
- Sirkadiyen Ritim (24 saatlik biyolojik saat)
- Dalga hareketleri
- Ekosistem Besin Döngüleri
- .......
- .......
"Döngü" yani "Dönüş" fenomeni matematiksel bağlamda 360 derecelik dairesel bir hareket olarak tanımlanmaktadır.
Ezoterik nümerolojide ise 11 sayısı düalitenin, döngünün, halden hale geçişin sembolüdür.
Rum suresinin 11. ayetinde "yaratılıştaki döngüsellik" tanımlanmaktadır.
30/11 Allahu (1) YEBDEU (2) el (3) HALKA (4) summe (5) YU'İDU (6) hu (7) summe (8) iley (9) hi (10) TURCEUN (11)
(اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ)
( Allah YARATIŞI BAŞLATIR. Sonra ONU DÖNDÜRÜR. Sonra O'na DÖNDÜRÜLÜRSÜNÜZ. )
- Ayetin numarası 11'dir.
- Ayette 11 kelime bulunmakta olup, 11 . kelime, döngüsel anlam içeren "Turceun" (Döndürülürsünüz) kelimesidir.
- Ayette, döngü ile ilgili ilk kelime, 6. sıradaki "Yu'iydu" (Döndürür) kelimesidir. Bu kelimenin sıra numarası ile ayetin kodundaki rakamların toplamı 11 (3+0+1+1+6 = 11) olmaktadır.
- Döngüselliği sağlayan dairesel hareketin matematiksel ifadesi olan açı değerini temsil eden 360 sayısının nümerolojik değeri 9 (3+6+0 = 9) olup, ayette "dönüş" kavramını temsil eden her iki ifadenin de ("Yu'idu hu" ve "Turceun") ebced değerlerinin nümerolojik değerleri 9 olmktadır.
"Yu'idu hu" (يُع۪يدُه) (Onu döndürür)
Ya 10 + Ayn 70 + Ya 10 + Dal 4 + He 5 = 99 ... 9+9 = 18 ... 1+8 = 9
"Turceun" (تُرْجَعُونَ) (Siz döndürülürsünüz)
Te 400 + Ra 200 + Cim 3 + Ayn 70 + Vav 6 + Nun 50 = 729 ... 7+2+9 = 18 ... 1+8 = 9
Yukarıda zikredilen 9 ve 11 sayılarının, "halden hale geçişi" ve "büyük kitlesel dönüşümleri" simgelemek, kodlamak (9/11) amacıyla kullanılmasının sebebide bu sayıların "döngü" kavramıyla olan ilintisidir.
Monday, April 6, 2026
Manşet terörü devam ...
Büyük bölümü küreselcilerin kontrolünde olan basın kuruluşlarının haber manşetlerinin daima "koku, panik ve endişe" duygularını tetikleyecek şekilde, yani toplumu sürekli negatif frekansta ve huzursuz modda tutacak şekilde kurgulandığına, "Manşet terörü" ve "Korku manşetleri" başlıklı bölümlerde değinilmiş ve örnekler verilmişti. Örneklerin ardı arkası kesilmemekle birlikte, 04.04.2026 tarihinde önde gelen bir basın kuruluşunun haber sitesinde yayınlanan ve zahiren "zararsız, önemsiz" gibi görünen aşağıdaki manşet de konu bağlamında önemli bir örnek teşkil etmektedir.










