Çeviri

Thursday, April 23, 2026

Kavramsal sanat

Kavramsal Sanat, sanat eserinin fiziksel estetiğinden ziyade arkasındaki düşünceyi, kavramı yani kelimeyi/-leri ön plana çıkaran ve görünenin göründüğü gibi olmayabileceğini de ifade eden bir sanat akımı olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle bu sanat türünde esere konu olan olgu (nesne, şekil, ses vb. ), bilinegelen niteliğinden veya işlevinden farklı şekilde anlamlandırılmakta ve kavramsallaştırılmaktadır.

Örneğin, sadece bir "kırmızı renkli küp" resmini içeren bir tabloda verilmek istenen mesajın, geometrik bir şekil olan "küpten" çok daha farklı olması kavramsal sanatı temsil etmektedir. Zira resimdeki ahşap küp şeklinin, tanımı, "üzerine eşya konan ünite" olan bir "masa" olabileceği veya tanımı, "içine eşya konan hazne" olan "kutu" olabileceği veya tanımı, "üzerine oturulan mobilya eşyası" olan "puf" olabileceği de düşünülebilmektedir. İşte bu noktada maddenin var oluşunun, gerçekliğinin ve işlevinin düşünceye yani kelimeye bağlı olduğu ve esas gerçekliğin kelime olduğu sonucu teyid edilmektedir.

Bu gerçekten bir puf mudur?

Yukarıdaki örnek paralelinde "tabure" kelimesi örnek olarak incelendiğinde, bu kelimenin temsil ettiği maddesel formun çeşitlilik gösterebildiği, dolayısıyla formdan bağımsız olarak baz kavram olan "üzerine oturulan mobilya eşyası" anlamının önem arzettiği farkedilmektedir. Bu durumun tam tersi yani örneğin "ayakları üzerinde duran bir yüzeyin", üzerinde oturan kimsenin olmaması nedeniyle sadece "tabure" anlamını temsil etmeyebileceği, bu formun farklı işleve sahip bir nesneye ait olabileceği de düşünülebilmektedir. Nitekim resimdeki "ayakları üzerinde duran yüzeyin", örneğin bir elektronik cihaz bileşeni olduğu da düşünülebilmektedir.

Bu gerçekten bir tabure midir?

Aşağıdaki örnek ise kavramsal sanat temalı bir sergiden olup, eserde "sandalye" formunda bir nesnenin, "üstünde kimse oturmadığı" için sandalye olarak nitelenemeyeceği ve farklı işlevi olabileceği savı vurgulanmaktadır.


Tevrat'ın aşağıdaki ayetinde "Yılan" kelimesi vasıtasıyla kavramsal sanatı çağrıştıran ifadelere yer verilmiştir.

1-Genesis-3-14 Bunun üzerine RAB Tanrı YILANa, "Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın" dedi, "KARNININ ÜZERİNDE SÜRÜNECEKSİN, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.

Ayette vurgulanan, "Yılan" kelimesinin temsil ettiği anlam yani şeytani nitelik olup, onun esasen bir sürüngen olmadığına, sonradan bu fiziksel özellliğe geçiş yaptığına da işaret edilmektedir. 

Kavramsal sanat, esas gerçekliğin ruh (düşünce, kelime) olduğunu ve maddenin, ruhun muhtelif formlarla tezahür edebilecek naçiz tezahürü ve sonucu olduğunu savunan İdealizm akımının da mecrası niteliğindedir. 

Yunus suresinin aşağıdaki ayetinde "Kelime = Gerçek" formülüne işaret edilmektedir.

10/82 Ve yuhikkallahul hakka bi kelimatihi ...

(... va Allah gerçeği kelimeleri ile gerçekleştirir. )

Bu bağlamda insanların farklı fiziksel özellikleri onlar için avantaj sağlayan veya onlara dezavantaj getiren unsurlar mıdır? Fiziksel özellikler insanları ruhsal (kelimesel, kavramsal) bağlamda ayrıştıran bir faktör müdür? Uzun, kısa, sarışın, esmer, minyon, iri, şişman, zayıf vb. ...  Bu nitelikler insanlara avantaj veya dezavantaj olsun diye mi bahşedilmiştir? Bu nitelikler, bir kişinin ruhsal, düşünsel niteliğine ilişkin değerlendirme ve yargı oluşturma (halo effect ve horn effect*) sürecinde temel kriterler olabilir mi?

30/22 Ve göklerin, yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin çeşitliliği O’nun ayetlerindendir. Kesinlikle bunda, bilenler için ayetler vardır. 

Öz olan "İnsan" kelimesi ve onun temsil ettiği anlam/-lar yani ruhsal niteliklerdir. Bu anlamlar (ruhsal nitelikler) idrak edildiğinde esasen aldatıcı niteliğe sahip fiziksel farklılıkların gerçekte işlevi olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Ve bu da maddenin değil ruhun yani kelimenin esas gerçeklik olduğunu teyid etmektedir.

"Sun'allah" (Allah'ın sanatı) ifadesi Kur'an'da sadece Neml suresinin aşağıdaki ayetinde geçmekte olup, bu ifade ve ayetteki mesaj ile adeta "Kavramsal sanat" kavramına işaret edilmekte gibidir. 

27/88 Ve teral cibale TAHSEBUHA camideten ve hiye temurru merras sehab SUN'ALLAHillezi etkane kulle şey’innehu habirun bima tefalun

(Ve dağları görürsün de onları cansız gibi sabit SANARSIN. Onlar bulutun geçmesi gibi geçerler. O, her şeyi yapan ALLAH'IN SANATIdır.)

Ayette, "dağların sabit oldukları sanılsa da onların hareket etmekte oldukları" bildirilmektedir. Bu misal "şahit olunan bir olgu ile ilgili yanlış düşünceye sahip olunabilmesi" temasını temsil etmektedir ki "Kavramsal Sanat"'ın özünü teşkil eden unsurlardan biri de "görünenin göründüğü gibi olmayabileceği" düşüncesidir.

Yaratılışın kaynak kodları olan Kur'an ayetlerinin insanın kalbinde zaten yazılı olması - ki bu nedenle Kur'an'a "zikr" (hatırlatma) de denir -  onun ayetlerle uyumlu düşünsel faaliyetlerde bulunmasının kök sebebini teşkil etmektedir. 

No comments:

Post a Comment