EZOTERİK TESPİTLER
Bu blogda, yaratılışın kaynak kodları olan kelimelerin ve ayetlerin semantik, nümerolojik ve etimolojik açıdan incelenmesi ve bilimsel veriler ile ilişkilendirilmesi sonucunda ortaya çıkan tespitlere yer verilmektedir.
Çeviri
Friday, May 1, 2026
"Her" ... bir yapay zeka filmi
Thursday, April 30, 2026
“Rekor” ve “Konkor” kelimeleri
Latince kökenli olan ve Türkçe’de “Rekor” olarak telaffuz edilen “Recordum”* kelimesi “Kaydetme, Kayıt, Hafızaya alma, Veriyi saklama” anlamlarına gelmekte olup, aşağıda yer alan etimolojik yapısı itibarıyla da dikkat çekmektedir.
recordum : re (yeniden, tekrar, geri) + cordari (hatırlamak, anımsamak, hatıra getirmek) (CORDİS (KALP; zihin (mecazi) ) + are (fiil mastar eki) ) + um (isim yapım eki)
*”Recordum” kelimesi, “kayda geçirilmeye değer önemli veri” anlamı bağlamı ile “bir konudaki veya yarıştaki en iyi derece” anlamında da kullanılmaktadır.
“Kaydetme, Kayıt, Hafızaya alma, Veriyi saklama” anlamını temsil eden bu kelimenin kökünde “Kalp” kelimesinin olması, Kur’an’da “Kalp” kelimesinin “Akletme” ve “Kaydetme” vasıtası olarak zikredilmesi ile uyum arzetmektedir.
22/46 ... tekune lehum KULUBUN YA'KİLUNE biha ...
(... Onu AKIL ETMEYE KALPLERİ veya onu duymaya kulakları olsun. ....)
26/193 NEZELE BİHİ el ruhul emin
( ONU (KUR’AN’I) güvenilir ruh İNDİRDİ. )
26/194 Ala kalbike li tekune minel munzirin
( Uyarıcılardan olman için SENİN KALBİNE, )
Latince kökenli olup, kökünde “Cordis” (Kalp) kelimesi olan bir diğer kelime de “Concordia” kelimesidir ki bu kelime de “Fikir birliği, Uyuşma, Uyum” anlamını temsil etmektedir.
concordia : con (birlikte) + CORDİS (KALP) + ia (isim yapım ve durum eki)
Al’i İmran suresinin aşağıdaki ayetinde “Kalp” kelimesinin aynı semantik yapıyı temsil edecek şekilde yer aldığı görülmektedir.
3/103 ... iz kuntum a'daen fe ELLEFE BEYNE KULUBİKUM ...
( .... zamanında sizler düşmanlarken KALPLERİNİZİN ARASINI BİRLEŞTİRDİ. .... )
Netice itibarıyla “Kalp”’in sadece kan pompalayan maddesel bir organ olmadığı, ruhun / bilincin madde planındaki temsili olduğu ve bir veri tabanı niteliği arzettiği de sezilebilmektedir.
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2023/09/gercegin-kalbi-batln-beyni.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2023/03/kalpteki-kelimeler.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/10/duygusal-zeka-eq-ve-akleden-kalp.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/10/kalp-ruh-beyin-nefs.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/07/akleden-kalp-mana-ve-maneviyat.html
Tuesday, April 28, 2026
Rahimde "şekillenen" insan
İnsanın, doğum öncesinde rahimde geçirdiği evreler şöyledir.
0–8 hafta (embriyo dönemi): Organların temelleri atılır. Kalp, beyin, omurga gibi yapılar şekillenmeye başlar.
9–12 hafta (ilk trimester sonu): Bebek artık “fetüs” olarak adlandırılır. İnsan formu büyük ölçüde belirginleşir (kollar, bacaklar, parmaklar, yüz hatları oluşur). Bu dönem “temel dış görünümün oturduğu” evredir.
13–40 hafta (2. ve 3. trimester): Asıl büyüme ve olgunlaşma dönemi. Organlar çalışmaya başlar, yağ dokusu artar, beyin ve akciğerler olgunlaşır.
Yukarıdaki evrelerden de görüleceği üzere rahimdeki insanın embriyo halinden fetüs haline geçişi yani "İnsan formu büyük ölçüde belirginleştiği" evreye geçişi 9. haftada gerçekleşmektedir.
Al'i İmran suresinin aşağıdaki ayetinde "insanın rahimde şekillenmesinden" bahsedilmektedir.
3/6 HUVE (1) ELLEZİ (2) YUSAVVİRU (3) KUM (4) Fİ (5) EL (6) ERHAMİ (7) KEYFE (8) YEŞA (9) la (10) ilahe (11) illa (12) huve (13) el (14) azizu (15) el (16) hakim (17)
( O SİZİ RAHİMLERİN İÇİNDE NASIL DİLERSE ŞEKİLLENDİRİR. Yüce hakim olan O’nun haricinde ilah yoktur. )
- Ayetin, "İnsanın rahimde şekillenmesinden" bahsedilen ilk cümlesi 9 kelimeden oluşmaktadır.
- Ayetin kodundaki rakamların toplamı da 9 (3+6 = 9) olmaktadır.
- Ayrıca insanın rahimde toplam kalma süresinin 9 ay olması da konu bağlamında ayrıca uyum arzetmektedir.
Doğan Ay, Kaybolan Ay ve Sinodik Döngü
“Sinodik Ay Döngüsü”, Ay’ın Dünya etrafındaki yörüngesel hareketi sırasında, Güneş–Dünya–Ay geometrisinin aynı doğrultuya tekrar gelmesi için geçen ortalama süredir. Bir başka deyişle, Ay’ın Dünya’dan bakıldığında aynı evreye (örneğin Yeniay’dan Yeniay’a) tekrar gelmesi için geçen 29.5 günlük süredir. Bu süre içinde "Ay’ın, Yeniay, Hilal, İlk Dördün, Dolunay, Son Dördün, Hilal (tekrar), Yeniay (tekrar)" olmak üzere 7* evresi mevcuttur. (*7 sayısı, döngünün ve tamamlanmanın sembolü olan sayıdır.)
2- Hilal (İlk görünür evre)
3- İlk Dördün
4- Dolunay
5- Son Dördün
7- Yeniay (New Moon / Görünmez evre)
En’am suresinin aşağıdaki ayetindeki tasvir “Sinodik Ay Döngüsü” fenomenine hem kavramsal ,hem de sayısal olarak işaret etmekte gibidir.
6/77 Fe (1) lemma (2) rae (3) el (4) KAMERA (5) BAZİĞAN (6) kale (7) haza (8) rabb (9) i (10) fe (11) lemma (12) EFELE (13) kale (14) le (15) in (16) lem (17) yehdi (18) ni (19) rabb (20) i (21) le (22) ekun (23) enne (24) min (25) el (26) kavmi (27) el (28) dallin (29)
( AY'I DOĞARKEN gördüğünde "Rab’bim budur." dedi. KAYBOLDUĞUNDA ise "Rab’bim beni yönlendirmeseydi, sapıklar kavminden olurdum." dedi. )
- Ayette “Ay’ın doğması” (Kamere baziğan) ve “Ay’ın kaybolması / Kaybolduğunda” (Lemma efele) ifadeleriyle, Ay’ın Sinodik Döngüsüne işaret edilmektedir. Zira "Hilal" evresi “Ay’ın doğması” (Kamere baziğan), "Yeniay" evresi ise “Ay’ın kaybolması" ( Lemma efele) evresini temsil etmektedir.
- Ayette 29 kelime yer almakta olup, bu sayı, Sinodik Döngü kapsamında Ay’ın ilk göründüğü evre olan “Hilal” evresinden, görünmez olduğu “Yeniay” evresine kadar geçen 29 günlük süreye denk gelmektedir. (Tam Sinodik Döngü (Yeniay’dan Yeniay’a) 29.5 gün olup, “Hilal”den “Yeniay”’a ise yaklaşık 29 gün geçmektedir. (“Hilal”, “Yeniay”’dan yaklaşık 1 gün sonra ortaya çıkmaktadır.)
- Ay, “Hilal” (Ay’ın doğuşu) evresinden, “Yeniay” (Ay’ın kayboluş) evresine kadar 6 evre geçirmektedir. Ayetin ilk cümlesi olan “Fe (1) lemma (2) rae (3) el (4) kamera (5) baziğan (6)” (بَازِغاً الْقَمَرَ رَاَ فَلَمَّا) (Ay’ı doğarken gördüğünde) cümlesinde 6 kelime bulunmaktadır. Ayrıca bu cümlenin ebced değeri olan 1734 sayısının nümerolojik değeri de 6 (1+7+3+4 = 15 ... 1+5 = 6) olmaktadır.
ا 1 غ 1000 ز 7 ا 1 ب 2 ر 200 م 40 ق 100 ل 30 ا 1 ا 1 ر 200 ا 1 م 40 ل 30 ف 80
- Ayette "Ay’ın doğuşunu" temsil eden “Baziğan” (بَازِغاً) (Doğarken) kelimesinin ebced değeri 1011 (Be 2 + Elif 1 + Ze 7 + Ğayn 1000 + Elif 1 = 1011), "Ay’ın kayboluşunu" temsil eden “Efele” (اَفَلَ) (Kaybolur) kelimesinin ebced değeri ise 111 (Elif 1 + Fe 80 + Lam 30 = 111)’dir. Bu ebced değerlerindeki** rakamların toplamı da 6 (1+0+1+1+1+1+1 = 6) sayısını vermektedir.
** Ayrıca söz konusu ebced değerlerinde 111 sayısındaki rakamlar bulunmakta olup, bu durum, 11 ve 111 sayılarının, halden hale geçişin ve döngünün sembolü olması bağlamında ayrıca dikkat çekmektedir. Öte yandan "Hilal - Yeniay" döngüsünündeki gün sayısını ve yukarıdaki ayetteki kelime adedini temsil eden 29 sayısının nümerolojik değeri de 11 (2+9 = 11)'dir.
Kuralsızlık telkini -2-
Türkçe kökenli bir kelime olan "Kural" kelimesi "Kur" (Oluşturmak, Yapılandırmak, Meydana getirmek) ve "al" (isim veya sıfat yapım eki) kelimelerinden oluşmaktadır. Bu bağlamda "Kural", bir oluşumun, yapının, sistemin, düzenin var olabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için gerekli temel kavramı temsil etmektedir.
Zira "Kural" kelimesi; "Bir toplumda, sistemde veya belirli bir düzen içinde davranışları, işlemleri veya süreçleri belirleyen ve uyulması beklenen düzenleyici ilke veya ilkeler bütünü" olarak tanımlanmaktadır.
Yaratılışın maddesel yönünde nasıl matematik, fizik ve kimya kuralları mevcut ise ruhsal yönünde de beşeri ve ahlaki kurallar mevcuttur. Maddesel kurallar, formüller ve teoremler ile temsil edilirken, ruhsal kurallar ise akli / vicdani yaklaşımlar ve sınırlamalar ile temsil edilmektedir.
Bu durum, maddi / manevi her türlü kuralın esasen yaratılış safhasında varlıklara kodlanmış olduğu gerçeğini de ortaya koymaktadır.
Kötü bir kokunun rahatsızlık vermesi ve ondan uzaklaşılmak istenmesi, ateşe temas edildiğinde yanma ve acı hissi oluşması nedeniyle temas eden uzvun ateşten uzaklaştırılmak istenmesi, acıkınca yemek yeme ihtiyacının hissedilmesi vb. gibi örnekler insan odaklı maddesel kurallar olarak sıralanabilir.
İnsan odaklı ruhsal kurallar ise aklın/vicdanın esasen tasvip ettiği/etmediği tutum ve düşünceler olarak "akletme işlevi olan kalbe" kodlanmıştır ki ahlaki ve sosyopsikolojik olarak nitelenen bu kodları içeren diğer bir kaynak da Kur'an'dır. Kur'an'ın "Zikr" (Hatırlama/Hatırlatma) olarak nitelenmesinin sebebi de insanın kalbinde zaten mevcut olan kodları insana hatırlatma işlevine haiz olmasıdır. "Akılsız"*, "Kalpsiz", "Vicdansız" gibi sıfatlar da zaten bu kodları hatırlamayan veya hatırlasa da dikkate almayanlara atfedilmektedir. (* "Akıl" kelimesinin "Akala" (Engellemek, Önlemek, Mani olmak) fiilinden türeme olduğuna ve semantik köken itibarıyla "Yanlıştan men eden tesir" anlamını temsil ettiğine evvelce değinilmişti.)
1999 yılı yapımı olan Matrix filminin sonunda, Neo karakterinin aşağıdaki sözleri küreselcilerin nihai hedefini ifşa eder niteliktedir.
"Biliyorum oradasın. Seni şimdi hissedebiliyorum. Korktuğunu biliyorum….bizden korkuyorsun. Değişimden korkuyorsun. Geleceği bilmiyorum. Sana bunun nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Sana bunun nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Bu telefonu kapatacağım ve bu insanlara, senin onlara göstermek istemediğini göstereceğim. ONLARA SENSİZ* BİR YAŞAM GÖSTERECEĞİM. KURALSIZ VE KONTROLSÜZ , SINIRLARI VE KISITLAMALARI OLMAYAN BİR DÜNYA. Herşeyin mümkün olduğu bir Dünya. Gitmeye başladığımız noktada sana bir seçim bırakıyorum.”
* Cümledeki "Sensiz" kelimesinin Yaratıcı'yı temsil ediyor olması kuvvetle muhtemeldir.
Filmin sonunda yer alan yukarıdaki cümleler satanizmin "kuralı" olan "Do it as you see fit" (Uygun görüyorsan yap.) cümlesinin de temsili niteliğindedir.
"Kurallar" hususu kitapta "Hadd" (Sınır) kelimesinin çoğulu olan "Hudud" (Sınırlar) kelimesiyle temsil edilmekte ve ayetlerde, aşağıdaki örnek cümleler vasıtası ile yer almaktadır.
2/190 ... Ve hududu aşmayın. Kesinlikle Allah hudutları aşanları sevmez.
2/229 ... Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. O halde hudutları aşmayın. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa, artık onlar zalimlerdir.
Thursday, April 23, 2026
Kavramsal sanat
Sunday, April 19, 2026
Platonizm ve ideadaki değişmezlik
Evvelce "Kelimeler ile yaratılış" başlıklı bölümde ve diğer birçok bölümde incelendiği üzere düşüncenin özü olan kelimeler yaratılışın da özü yani kaynak kodu niteliğindedir.
İdealizm, gerçekliğin, var oluşun, varlığın temelinde ruhun, bilincin, düşüncenin yani "kelimelerin" yattığını kabul eden, gerçekliğin özünü "Materyalizm"de yani madde planında, cisimler dünyasında değil, maddesel olmayan varlıkta arayan ve maddeyi, bilincin, düşüncenin, kelimenin bir yansıması, bir tezahürü, bir görünüş biçimi olarak inceleyen felsefi görüştür. Bu felsefi yaklaşımın öncüsü ise "Platonizm" kavramının oluşmasına vasıta olan Yunan filozof Platon'dur.
Platonizm, beş duyu (görme, işitme, dokunma, tatma, koklama) ile algılanan dünyanın değişken, eksik ve aldatıcı olduğu, idealar (düşünceler) dünyasının ise "değişmez", mükemmel ve "gerçek" olduğunu savunan bir felsefi yaklaşımdır ki esasen bu da gerçeği temsil etmektedir.
Zira, gerçek alem olan ruhsal alemde / düşünceler (kelimeler) aleminde yani İdealar Planında (Kur'an diliyle "İndallah" veya "Ledün"), kaba madde planındaki düalite algısına dayalı entropi döngüsü yani bozulma, çürüme, yok olma algısı yaratan haller söz konusu olmayıp, kaba madde algısına göre sadece latif halden hale geçişler söz konusudur.
Temel yaratılış düşüncesinin / kelimesinin değişmezliği ise En'am suresinin aşağidaki ayetinde bildirilmektedir.
10/82 Ve yuhikkallahul hakka bi kelimatihi ....
( ..... Allah gerçeği kelimeleri ile gerçekleştirir. )
6/34 ... la mubeddile li kelimatillah ....
(... Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur. ....)
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2025/06/kurandaki-idealizm-kodlamas.html
Kula kulluğu telkin edenler
Bir ülke temsilcisinin, bir başka ülkenin insanlarına hitaben, geçenlerde yaptığı nezaketten yoksun konuşmasında sarfettiği aşağıdaki sözler, şirketler sahibi malum zümrenin küresel tam kontrol için nasıl bir toplumsal yapı arzuladığını ifşa etmektedir ki zaten onlar da artık ifşa etmekten çekinmemektedirler. Konuşmadaki bazı sözler şöyledir.
"Dünyanın bu bölgesi sadece TEK BİR ŞEYE SAYGI DUYAR: GÜÇ."
"... İŞE YARAYAN TEK ŞEYİN, altını çiziyorum 'tek' şeyin, bu GÜÇLÜ LİDERLİK REJİMLERİ olduğunu fark edersiniz."
“Ya MERHAMETLİ MONARŞİler* ya da meşruti monarşi türü yapılar başarılı oldu. DEMOKRASİ pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise BAŞARISIZ OLDU.”
"Ya MERHAMETLİ MONARŞİLER* ya da bir nevi monarşik cumhuriyetler..."
"DEMOKRASİ ya da İNSAN HAKLARI adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise HÜSRANA UĞRADI."
* "Merhametli monarşi" .... Bu alaycı, saçma ve oksimoron ifade, halkı, kulları addeden bir kişinin keyfi durumuna bağlı kitle yönetimini tanımlamaktadır.
Kur'an'ın aşağıdaki ayetleri ise tiranizme, zorbalığa, bozgunculuk yapanlara, insanlık ve Allah düşmanlarına, mülkiyet ve riyaset tutkunlarına, kula kulluk edenlere / ettirenlere işaret etmekte ve insanlığı, yukarıdaki gibi sözleri söyleyenlere karşı uyarmaktadır.
2/11-12 Ve onlara "YERDE BOZGUN YAPMAYIN." denildiğinde, "Kesinlikle BİZLER İYİLEŞTİRENLERİZ." derler. - İyi bilin ki kesinlikle ONLAR BOZGUNCULARDIR ve lakin farketmezler.
2/205 Ve BAŞA GEÇTİĞİNDE, YERDE BOZGUN YAPMAK, EKİNİ VE NESLİ HELAK ETMEK İÇİN ÇABALAR. Allah bozgunu sevmez.
3/64 ... ALLAH'IN HARİCİNDEKİNE KULLUK ETMEYELİM ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. BAZILARIMIZ BAZILARINI Allah’tan başka RAB EDİNMESİN. ...
11/59 Ve işte Ad, Rab’lerinin ayetleri ile cihad ettiler. O’nun resullerine isyan ettiler. HER İNATÇI ZORBANIN EMİRLERİNE TABİ OLDULAR.
63/4 Ve onları gördüğünde cisimlerinden hoşlanırsın. Eğer konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Kesinlikle onlar yaslanmış keresteler gibidirler. Her çığlığı onların üzerlerine sanarlar. ONLAR DÜŞMANLARDIR. ONLARDAN ÇEKİN, KORUN. .....
Aşağıdaki ayet ise doğru yoldaki toplumlar için en faydalı idare mekanizmasının meclis sistemi olduğuna işaret etmektedir.
42/38 Ve Rab’lerini kabul edenler ve duaya kalkanlar, onların İŞLERİ ARALARINDA HEYETTİR / MECLİSTİR.
Tuesday, April 14, 2026
Kafirlerin maskeleri
Arapça olan "Kafir" kelimesi KFR kökünden olan "Kefere" (Örtmek, Kapatmak, Gizlemek) fiilinden türeme olup, genel olarak "İnkarcı, Yok sayan" anlamında kullanılmaktadır. Aynı kökten türeyen "Kufr" (Örtme, Kapatma, Gizleme) kelimesi ise "Kötü söz, İnkar" anlamında kullanılmaktadır. "Günahların örtülmesi, silinmesi" anlamında kullanılan ""Keffaret" kelimesi de semantik kök olarak "Örtme" anlamını içermektedir.
"Kafir" kelimesinin "İnkarcı" olarak kullanılmasının sebebi "Gerçeği örtme, Gerçeği gizleme", "Yok sayma", "Var olanı yok, yok olanı var gösterme" anlamlarına dayanmaktadır. Bir başka deyişle "Kafir" kelimesi "gerçeği bilmesine rağmen onu yok sayan, örtbas eden" anlamını temsil etmektedir ki bu noktada "aldatma, sahtekarlık, yalan" kelimeleriyle de dolaylı anlam ilişkisi oluşmaktadır.
"Kefere" fiilinin batı dillerindeki yansıması ise yine "Örtmek, Kapatmak" anlamına gelen "Cooperire" (lat.), "Cover (ing.) ve "Couvrir" (fra.) kelimeleriyle tezahür etmektedir.
"Maske" kelimesi ise kökeni Latincedeki "Masca" (Hayalet, Kötü ruh, Cadı; Kabus, Örterek kaplayan) kelimesine dayanan yani semantik kökeninde yine "Örtmek, Kapatmak" anlamı bulunan bir kelimedir.
Kutsal kitaplarda "Kafir" ve "Maske" kavramları doğrudan ve dolaylı olarak yer almakta ve anlam ilişkisi olan diğer kelimeler vasıtası ile de temsil edilmektedir.
3/70 Ya ehlel kitabi lime TEKFURUNE bi ayatillahi ve entum teşhedun
( Ey kitap sahipleri, şahit olmanıza rağmen, Allah’ın ayetlerini neden ÖRTERSİNİZ / İNKAR EDERSİNİZ? )
2/42 Ve la TELBİSUL hakka bil batili ve TEKTUMUL hakka ve entum ta'lemun
(Ve gerçeği batıl ile ÖRTMEYİN ve bile bile gerçeği GİZLEMEYİN. )
Aşağıdaki ayette yer alan "Gulf" (Kılıf) kelimesi, "Maske" kelimesiyle anlam ilişkisi arzetmekte olup, "Kufr" (Örtme, Kapatma) kelimesiyle birlikte kullanılmıştır.
2/88 Ve kalu kulubuna ĞULF bel leanehumullahu bi KUFRİHİM fe kalilen ma yu'minun
( Ve "Bizim kalplerimiz KILIFLIDIR." dediler. Bilakis Allah onları ÖRTMELERİNDEN / İNKARLARINDAN dolayı lanetledi. Artık çok azı inanır. )
Kalbinde kılıf olan, gerçeği idrak etmez, etse de kabullenmez. Ve o kılıf ile "Kötü kalbini" maskelemeye çalışır.
İncil'in aşağıdaki ayetlerinde de şeytanların kendilerini gizleyebilmek için "maskeleme" taktiğini kullanmalarına işaret edilmektedir.
40-Matthew-7-15 "Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size KUZU POSTUNA BÜRÜNEREK yaklaşırlar, ama ÖZDE YIRTICI KURTLARDIR.
47-2-Corinthians-11-14 Buna şaşmamalı. ŞEYTAN DA KENDİSİNE IŞIK MELEĞİ SÜSÜ VERİR.
"Olmadıkları gibi görünmeyi" ilke edinmiş olan ve tutum, düşünce ve niyetletini dolaylı olarak ifşa eden şeytanlar, "maskeleme" stratejilerini de "Maskarad" adı verilen "Maskeli Balo" organizasyonları ve "maske sembolizmi" vasıtasıyla ritüelleştirmektedirler. Birçok okült ezoterik organizasyonda, sanat ve gösteri faaliyetlerinde (özellikle müzik konserlerinde, kliplerinde) "maske" unsurunun vurgulandığı dikkat çekmektedir. Internette binlercesi yer alan ve şarkıcılar kullanılarak yapılan maske sembolizmi örneklerinden birkaçı;
Dünya, yaratılışından bu yana "kafir" şeytanlar tarafından, "olmadığı gibi görünmek" esasına dayalı ve her konuda aldatmanın, yanıltmanın ve gizlemenin temel kural olduğu bir "maskeli" baloya (maskarad) dönüştürülmüş durumdadır.
Saturday, April 11, 2026
Dönenler ve Döndüren
"Döngü" kavramının temelini düalite kavramı oluşturmaktadır. Varlık ve yokluk kavramlarının temel düalite unsurları olduğu yaratılış sistemindeki ruhi ve maddi her şey belirli bir döngüsel yapı içerisinde varlığını sürdürmektedir.
Döngüsellik belirli ve sistematik bir kalıba dayalı değişim tekrarları bütünü olarak tanımlababilmektedir.
Madde planı olan evrenin yaratılış noktası addedilen "Big Bang" fenomenin de tıpkı "kalp atışı" gibi döngüsel bir formatta tekrarlanıyor olması kuvvetle muhtemeldir. Yaratılıştaki döngüsel unsurlardan bazıları şöyle sıralanabilir.
- Gezegenlerin ve yıldızların yörüngesel hareketleri
- Atomların ve parçacıkların yörüngesel hareketleri
- Canlı varlıkların yaşam döngüsü (Doğum, Büyüme, Üreme, Ölüm)
- Su döngüsü (Buharlaşma, Yoğunlaşma, Yağış)
- Karbon, Azot ve Oksijen döngüsü
- Mevsim döngüsü
- Sirkadiyen Ritim (24 saatlik biyolojik saat)
- Dalga hareketleri
- Ekosistem Besin Döngüleri
- .......
- .......
"Döngü" yani "Dönüş" fenomeni matematiksel bağlamda 360 derecelik dairesel bir hareket olarak tanımlanmaktadır.
Ezoterik nümerolojide ise 11 sayısı düalitenin, döngünün, halden hale geçişin sembolüdür.
Rum suresinin 11. ayetinde "yaratılıştaki döngüsellik" tanımlanmaktadır.
30/11 Allahu (1) YEBDEU (2) el (3) HALKA (4) summe (5) YU'İDU (6) hu (7) summe (8) iley (9) hi (10) TURCEUN (11)
(اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ)
( Allah YARATIŞI BAŞLATIR. Sonra ONU DÖNDÜRÜR. Sonra O'na DÖNDÜRÜLÜRSÜNÜZ. )
- Ayetin numarası 11'dir.
- Ayette 11 kelime bulunmakta olup, 11 . kelime, döngüsel anlam içeren "Turceun" (Döndürülürsünüz) kelimesidir.
- Ayette, döngü ile ilgili ilk kelime, 6. sıradaki "Yu'iydu" (Döndürür) kelimesidir. Bu kelimenin sıra numarası ile ayetin kodundaki rakamların toplamı 11 (3+0+1+1+6 = 11) olmaktadır.
- Döngüselliği sağlayan dairesel hareketin matematiksel ifadesi olan açı değerini temsil eden 360 sayısının nümerolojik değeri 9 (3+6+0 = 9) olup, ayette "dönüş" kavramını temsil eden her iki ifadenin de ("Yu'idu hu" ve "Turceun") ebced değerlerinin nümerolojik değerleri 9 olmktadır.
"Yu'idu hu" (يُع۪يدُه) (Onu döndürür)
Ya 10 + Ayn 70 + Ya 10 + Dal 4 + He 5 = 99 ... 9+9 = 18 ... 1+8 = 9
"Turceun" (تُرْجَعُونَ) (Siz döndürülürsünüz)
Te 400 + Ra 200 + Cim 3 + Ayn 70 + Vav 6 + Nun 50 = 729 ... 7+2+9 = 18 ... 1+8 = 9
Yukarıda zikredilen 9 ve 11 sayılarının, "halden hale geçişi" ve "büyük kitlesel dönüşümleri" simgelemek, kodlamak (9/11) amacıyla kullanılmasının sebebide bu sayıların "döngü" kavramıyla olan ilintisidir.
Monday, April 6, 2026
Manşet terörü devam ...
Büyük bölümü küreselcilerin kontrolünde olan basın kuruluşlarının haber manşetlerinin daima "koku, panik ve endişe" duygularını tetikleyecek şekilde, yani toplumu sürekli negatif frekansta ve huzursuz modda tutacak şekilde kurgulandığına, "Manşet terörü" ve "Korku manşetleri" başlıklı bölümlerde değinilmiş ve örnekler verilmişti. Örneklerin ardı arkası kesilmemekle birlikte, 04.04.2026 tarihinde önde gelen bir basın kuruluşunun haber sitesinde yayınlanan ve zahiren "zararsız, önemsiz" gibi görünen aşağıdaki manşet de konu bağlamında önemli bir örnek teşkil etmektedir.
Friday, March 27, 2026
CO2, Sera etkisi ve Duhan
Dünyanın oluşumu aşamasındaki yoğun, bulutlu ve puslu gökyüzünü oluşturan ve tam yanma durumunda açığa çıkan esas gaz olan Karbondioksit (CO2) gazı, sera etkisi yaratarak yani ısının atmosferde tutulmasını sağlayarak dünyada yaşanabilir sıcaklıkların ve sıvı suyun varlığı mümkün kılmış ve dolayısıyla yaşamın ortaya çıkmasına zemin hazırlayan temel mekanizma olmuştur.
Sera etkisi gerekli bir doğal mekanizma olmakla birlikte, bu etkinin insan üretimi olan unsurlar nedeniyle yoğunlaşması yani özellikle atmosferde CO2 gazının konsantrasyonunun artması aşırı ısınma yaratarak ekosistem ve insan yaşamı için riskler oluşturmaktadır.
CO2 gazı 1 adet C ve iki adet O atomundan oluşmakta ve toplam 22 elektron içermektedir.
C (6) + O2 (8+8 = 16) = 6+8+8 = 22
Kur'an'da iki kere geçen ve tefsir bağlamında çoklu anlamlara haiz olan "Duhan" (Duman) kelimesi, yanma sonucu ortaya çıkan gaz ve ince parçacıkların oluşturduğu duman anlamını da temsil etmektedir.
"Duhan" kelimesi, ilk kez geçtiği aşağıdaki ayette, yukarıdaki ilk paragraftaki açıklamayla uyumlu olarak, dünya atmosferinin oluşma aşamasının tasvirinde yer almaktadır.
41/11 Summe (1) isteva (2) ila (3) el (4) semai (5) ve (6) hiye (7) DUHANUN (8) fe (9) kale (10) leha (11) ve (12) li (13) el (14) erdi (15) i'tiya (16) tav'an (17) ev (18) kerha (19) kaleta (20) eteyna (21) taiin (22)
( Sonra GÖĞE seviyelendi. O DUMANdı. Ona ve yere "İsteyerek veya zorlanıp istemeyerek itaat edip gelin." dedi. "İsteyerek geldik." dediler. )
"Duhan" kelimesinin geçtiği ikinci ve son ayette ise, yukarıdaki ikinci paragraftaki açıklamayla uyumlu olarak, aşırılaşan sera etkisinin ekosistem ve yaşam açısından riskine dolaylı olarak işaret edilmektedir. Zira aşağıdaki ayet ikilisinin ikinci ayetinde "Duhan" kelimesi "Azap" kelimesiyle nitelenmektedir.
44/10 Fe (1) irtekib (2) yevme (3) te'ti (4) el (5) semau (6) bi (7) DUHANİN (8) mubin (9)
( O halde, göğün apaçık DUMAN getirdiği günü gözetleyip bekle. )
44/11 Yağşe (1) el (2) nas (3) haza (4) AZABUN (5) elim (6)
( İnsanları örter. Bu elim AZAPtır. )
- "Duhan" kelimesi 44. surenin de ismi olup, bu surede 59 ayet bulunmaktadır. Sure numarasını ve ayet adedini temsil eden sayılardaki rakamların toplamı olan 22 (4+4+5+9 = 22) sayısı, CO2 gazındaki elektron adedini de temsil eden sayıdır.
- "Duhan" kelimesinin ilk kez geçtiği 41/11 kodlu ayette 22 kelime bulunması da CO2 gazındaki elektron adedi ile uyum arzetmektedir.
- Bu ayetin, ""Duhan" kelimesiyle biten ilk cümlesi olan;
"Summesteva iles semai ve hiye duhanun"
(ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ وَهِيَ دُخَانٌ)
(Sonra GÖĞE seviyelendi. O DUMANdı. ...)
cümlesinde de 22 harf bulunmaktadır.
ثُ مَّ ا سْ تَ وٰٓ ى اِ لَ ى ا ل سَّ مَٓ ا وَ هِ يَ دُ خَ ا نٌ
Thursday, March 19, 2026
Sıvı robotlar ve Aşılama süreci
Dünyayı tahakküm altına almış olan "ilim üzerine sapmış şeytani zümre" kitle iletişimine konu olacak bilgi akışını, "sözcü" konumunda tuttuğu basın kanalı ile kontrol etmektedir. Bu bağlamda, bilimsel ve teknolojik keşiflere ilişkin kitle bilgilendirmeleri veya uygulamaları, bu keşiflerden en az 50 sene sonra yapılmaktadır. Aradaki bu süre farkı, hem malum zümre ile geniş kitleler arasındaki "bilgi, bilinç ve algı" farkını ortaya koyan sayısal ölçü, hem de kitle kontrolünü sağlayan temel faktör niteliğindedir.
İnsanın tüm vücut dışı sosyolojik faaliyet süreçlerini dijital teknoloji (internet, sosyal medya, cep telefonları) vasıtasıyla takip ve kontrol altına almış ve yönlendirmekte olanlar şimdi de insanın vücut içi biyolojik süreçlerini aynı teknoloji vasıtasıyla kontrol altına alma ve yönlendirme aşamasındadırlar. Bunu gerçekleştirebilmenin yegane yolu "bir şekilde" insan vücudunun içine nüfuz edebilmektir. İşte o "bir şekil" de, hep komplo teorisi diye alay edilegelen "mikroçipleme / nanoçipleme"dir ki kurgulanmış küresel bir komplo olan pandemi süreci kapsamında gerçekleştirilen "aşılama" operasyonu buna vasıta olmuştur. Bu sav aşağıdaki haber vasıtasıyla desteklenmekte gibidir.
"Seul Ulusal Üniversitesi araştırmacıları, manyetik parçacıklarla güçlendirilmiş, şekil değiştirebilen, birleşip ayrılabilen ve dar alanlardan geçebilen "parçacık zırhlı sıvı robotlar" (PB) geliştirdi. ...........
Biyomedikal ve Endüstriyel Kullanım: Canlı hücre gibi davranabilen bu robotların, insan vücudu içinde hedeflenmiş ilaç dağıtımı ve terapötik (tedavi edici) müdahaleler gibi yumuşak robotik uygulamalarında kullanılması beklenmektedir. ...."
Basından 24.03.2025
https://techxplore.com/news/2025-03-liquid-robot-fuse-cells.html
Sıvı robotların (Liquid robots veya Soft micro/nanorobots) biyomedikal alanda "aşılama" ve ilaç taşıma amaçlı kullanılabileceği kaynaklarda bildirilmektedir. Sıvı veya yumuşak mikrorobotların, biyouyumlu malzemelerden üretilmekte oldukları ve genellikle manyetik, kimyasal veya ışık* ile kontrol edilebildikleri de belirtilmektedir. Sıvı robotların, mikro/ nanoskopik boyutları sayesinde damarlarda, hücreler arasında veya dokuların içine girebildikleri de bilgiler arasındadır.
*Aşılarda bulunan Lüsiferaz (Luciferase) isimli enzim, sıvı robotların ışık ile kontrolü hususu ile doğrudan ilintilidir. (Luci (ışık) + fer (getiren) + ase (enxim eki) )
Pandemi süreci sonrasında, sanki yeni bir keşifmiş gibi basında haber yapılan "Sıvı Robot" konusunun esasen insanlığın deneyimlediği aşılama sürecinin özünü oluşturmuş olması kuvvetle muhtemeldir.
"Biyomedikal alanda sıvı robotlar" konusu kaynaklarda detaylı olarak incelendiğinde bu teknoloji ile yapılabilecek olanlar daha da iyi tahayyül edilebilmektedir.
Evvelce de değinildiği üzere, Kur'an'da yer alan ve "azabı" simgeleyen "Semum" (İçe işleyen zehir) kelimesi, hem "virüs", hem de "aşı" bağlamında en aşağıda linkleri bulunan "Coronavirus ve 11 nümerolojisi" konulu bölümlerle uyum arzetmektedir. Söz konusu bölümlerde Coronavirus pandemisi sürecinin her detayında, "kitle operasyonlarının" ritüel kodu olan 11 sayısının nasıl tezahür ettiği / ettirildiği incelenmiştir.
"Semum" kelimesinin geçtiği aşağıdaki ayetlerdeki 11 kodlaması da dikkat çekmektedir.
15/27 Ve (1) el (2) CANNE* (3) halakna (4) hu (5) min (6) kablu (7) min (8) nari (9) el (10) SEMUM (11)
( Ve CİN, onu önceden, İÇE İŞLEYEN ZEHİRli ateşten yarattık. )
*"Canne /Cinn" (Cin, Görünmeyen, Örtülü, Gizli) kelimesinin "Semum" kelimesiyle birlikte yer alması, aşıların içinde ne olduğunun görülmemesi, bilinmemesi hususuyla ilintilidir.
52/27 Fe (1) menne (2) allahu (3) aley (4) na (5) ve (6) veka (7) na (8) azabe (9) el (10) SEMUM (11)
( Böylece Allah üzerimize nimet verdi ve bizi İÇE İŞLEYEN ZEHİRli ateş azabından korudu. )
- Her iki ayette de 11 kelime bulunmaktadır.
- Her iki ayette de "Semum" kelimesi son kelime yani 11. kelimedir.
- Semum (سَّمُومِ) kelimesinin ebced değeri olan 146 sayısının nümerolojik değeri de 11'dir.
(Sin 60 + Mim 40 + Vav 6 + Mim 40 = 146 ... 1+4+6 = 11)
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/05/coronavirus-ve-11-ritueli.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/11/coronavirus-ve-11-ritueli-devam.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/12/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-2.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/12/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-3.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/12/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-3_30.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/03/hastalk-aslamak.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/04/coronavirus-11-ritueli-devam-6-a416.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/05/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-7.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/05/asdaki-kodlama-ve-yine-11-numerolojisi.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/06/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-8.html?m=1
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/08/coronavirus-ve-11-ritueli-devam-9.html?m=1
İnsanın “Freni” Akıl
Türkçe'de “Akıl” (Zihin, İdrak, Kavrayış) olarak telaffuz edilen kelime esasen Arapça kökenli bir kelime olan “Akl” kelimesidir. Bu kelimenin kökünde “Akala” (Engellemek, Mani Olmak, Men Etmek, Zaptetmek, Tutmak, Kilitlemek, Kontrol Etmek, Gem Vurmak, Dizginlemek) fiili yer almaktadır. Dolayısıyla Türkçe'de “Akıl” olarak telaffuz edilen kelimenin semantik kökeninde “Yanlıştan uzak tutan, yanlışı engelleyen tesir” anlamı bulunmaktadır.
2/44 E te'murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlunel kitab E FE LA TA'KİLUN
( Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredersiniz de nefislerinizi unutur musunuz? O HALDE AKIL ETMEZ MİSİNİZ? )
Arapçada yer alan ve Kur’an’da da “Akıl, İdrak, Sağduyu” anlamını içerecek şekilde zikredilen bir diğer kelime ise "Nuha" kelimesidir ki bu kelimenin kökünde de “Nehy” (Engellemek, Men Etmek, Alıkoymak, Yasaklamak) fiili yer almaktadır.
20/128 E fe lem yehdi lehum kem ehlekna kablehum minel kuruni yemşune fi mesakinihim inne fi zalike le ayatin li ulin NUHA
( Onlardan önce, meskenlerinde gezen nice nesillerden helak etmemiz onları yönlendirmedi mi? Kesinlikle bunda, AKIL sahipleri için ayetler vardır. )
Yunancada yer alan “Phren” (Zihin, Akıl, İdrak ) kelimesinin kökeninde “Phronein” (Düşünmek, Akıl Yürütmek, Dikkat Etmek, Akıl Sahibi Olmak, Mantıklı Düşünmek) fiili bulunmaktadır. Örneğin "Şizofren" kelimesi, "Skhizein" (Kesmek, Yarmak, Ayırmak) ve "Phren" (Zihin, Akıl, İdrak) kelimelerinin birleşiminden oluşan ve "Zihin bütünlüğünü kaybetmiş, İdrak mekanizması kesintiye uğramış, Düşünce, duygu ve algı süreçlerinde parçalanma yaşayan, Akli kontrolünü yitirmiş" anlamına gelen bir kelimedir. Yunanca "Phren" kelimesinin, büyük ölçüde Yunanca’nın romanize edilmiş hali olarak kabul edilebilecek bir dil olan Latincedeki tezahürü ise “Frenum” kelimesidir ki bu kelime Türkçe'de kullanılmakta olup "Dizgin, Gem, Kontrol, Fren" anlamlarını temsil etmektedir.
Konuşma dilinde yer alan ve “Vecede” (Bulmak) fiilinden türeme bir isim olan “Vicdan” kelimesi, “Doğrunun yanlıştan ayırt edilmesini sağlayan, yanlıştan men eden, yanlışı engelleyen içsel tesir” olarak tanımlanmakta olup, semantik köken olarak ise “Bulduran, İdrak ettiren, Doğruyu bulduran, Doğruyu idrak ettiren” anlamını temsil etmektedir. “Vicdan” kelimesi, “Kalp” kelimesi ile de ilintilendirilmekte olup, “Vicdansız” kelimesinin diğer bir temsilinin “Kalpsiz” kelimesi olması da bu ilintinin bir yansıması niteliğindedir.
Kur’an’ın aşağıdaki ayetinde yer alan “Kulubun ya’kilune biha” (Akıl edecek kalpler) ifadesi ise tüm bu semantik ve fonetik açıklamalarının temelinde “Akıl” yani “Engelleyici, Yanlışı engelleyici tesir” anlamının olduğunu ortaya koymaktadır.
22/46 E fe lem yesiru fil erdi fe tekune lehum KULUBUN YA'KİLUNE BİHA ....
( O halde yerde gezmiyorlar mı? Onu AKIL ETMEYE KALPLERİ veya onu duymaya kulakları olsun. .....)
Dolayısıyla "Akıl" kelimesi, "Vicdan" kelimesini de içermekte ve en büyük hedefi doğru yoldan (sirat el mustekim) ayrılmamak olan insanın yegane "Frenleyicisi" işlevini görmektedir. Zira insanın maruz kaldığı her türlü olumsuz durumun kök sebebini "nefsani dürtülerini frenleyememesi" yani "akletmemesi" oluşturmaktadır.
Kelimelerin etimolojik ve semantik kökenleri, özünde “bir kelime ve anlam okyanusu” olan yaratılıştaki sırları araştırma sürecinde önemli bir anahtar işlevi görmektedir.
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2025/04/bilissel-kavramlar.html
Tuesday, March 17, 2026
Ruh, Kalp ve Oksijen
Kitaplarda yer alan "Ruhtan üflemek" ifadesi, Yaratıcı'nın insana "bilinç" vererek onu idrakli varlık yapması anlamını teşbih ile temsil etmektedir. Bu ifade ilk kez Secde suresinin aşağıdaki ayetinde geçmektedir.
32/9 Summe (1) sevva (2) hu (3) ve (4) NEFEHA (5) Fİ (6) Hİ (7) MİN (8) RUHİ (9) Hİ (10) ve (11) ceale (12) lekum (13) el (14) sem'a (15) ve (16) el (17) ebsara (18) ve (19) el (20) EFİDEH (21) kalilen (22) ma (23) teşkurun (24)
( Sonra onu düzenleyip şekillendirdi ve İÇİNE RUHUNDAN ÜFLEDİ. Size kulaklar, gözler ve GÖNÜLLER /KALPLER oluşturdu. Ne az şükrediyorsunuz. )
"Ruhtan üfleme" ifadesi ikili anlam taşımakta olup, insana hem "bilinç", hem de "yaşam soluğu / nefes / hava (oksijen)" verilmesini temsil etmektedir.
Evvelki bölümlerde de defaatle tekrarlandığı üzere, "Rih" (Rüzgar, Esinti, Üfleme, Hava akımı) kelimesiyle ortak kökten olan "Ruh" kelimesinin nümerik sembolü 21 olup, bu kelime ayetlerde 21 kere tekrarlanmaktadır. "Ruh ilminden" bahsedilen yegane ayet de bu sayının tezahürüne vasıta olmaktadır. Zira ayetin kodundaki rakamların toplamı ve ayetteki kelime adedi 21'dir.
17/85 Ve (1) yes'elune (2) ke (3) an (4) el (5) RUH (6) kul (7) el (8) RUHU (9) min (10) emri (11) rabb (12) i (13) ve (14) ma (15) utitum (16) min (17) el (18) ilmi (19) illa (20) kalila (21)
( Ve sana RUHTAN sual ediyorlar. De ki: "RUH, Rab’bimin işlerindendir. İlminden size azıcık haricinde verilmemiştir." )
"Ruhtan üflemek" ifadesinin ilk kez geçtiği yukarıdaki 32/9 kodlu ayetin ilk cümlesinde 21 kelime bulunmakta olup, "Efidet" (Kalpler, Gönüller) kelimesi son yani 21. kelimedir. Bu durum "Ruh" kelimesinin kaba madde planındaki temsilinin "Kalp" olması açısından dikkat çekici bir uyum arzetmektedir. Kalp ayrıca, vücudun temel ihtiyacı olan "oksijeni" organlara taşıyan kanı da pompalama görevini icra etmektedir.
İnsanın yaşam kaynağı olan oksijenin havadaki konsantrasyon oranının %21 olması da konu bağlamında numerik ve semantik uyum arzetmektedir.
Wednesday, March 4, 2026
Şuurdaki işaret
“Şuur” ve “İşaret” kelimeleri Arapça “Şaara” (شعر) (Bilmek, Farketmek, Sezmek, İdrak etmek) kökünden türemiş kelimelerdir.
Şuur (شعور): Bilinç, Sezgi, Farkındalık, İdrak
İşaret (إشارة): Belirti, Gösterge, İma, Sinyal, İz, Nişan, Sembol, Kod
“Şuur” kelimesi ile “İşaret” kelimelerinin ortak kökenden olmaları, işaretlerle (kelime, sayı, şekil) yapılan sembolizmin şuur (bilinç) seviyesindeki etkisine işaret etme işlevi de görmektedir. Zira, ne anlama geldiği, neyi simgelediği, ne mesaj telkin ettiği hakkında en ufak bir bilgisi olmayan bir kitleye yönelik olarak belirli bir sembolizmin planlı olarak uygulanmasının amacı, bir bilginin o kitlenin zihnine bilinç dışı olarak ekilmesi amacını taşımaktadır. Bir başka deyişle amaç, o kitleyi bilinçaltı seviyesinde etkilemek, kodlamak ve düşünce ve eylem bazında kontrol etmektir. Dolayısıyla bilgiye muhtaç olan şuur (bilinç), bilinç seviyesi ve bilinçaltı olmak üzere bir idrakli varlığın düşünce, söylem ve eylemlerindeki birincil unsur niteliğindedir.
“Bilmek”, bilginin sadece zihinde mevcut olması anlamına gelmekteyken, “Bilincinde olmak” ise hem bilmeyi, yani bilgiye sahip olmayı, hem de o bilginin anlamını ve işlevini idrak etmiş olmayı tanımlamaktadır. Dolayısıyla “Bilinç”, bilmeyi de kapsayan daha geniş bir kavram olup, “bilginin aktive olmuş hali” olarak tanımlanabilmektedir.
Bir eylem belirli bir bilgiye dayanabilir, fakat eylemi icra eden kişi o bilgiyi o anda bilinçli olarak düşünmeden hareket ediyor olabilir. Buna psikoloji ilminde “Implicit Knowledge Based Behavior“ (Örtük Bilgiye Dayalı Davranış) adı verilmektedir. Örneğin, ana dilini konuşan bir kişi dilbilgisi kurallarına doğrudan “bilinçli” olarak değil, içselleştirmiş otomatize “bilgiyle” uyum sağlamaktadır. Ancak yabancı bir dili yeni öğrenmekte olan birisi bu dili konuşurken her bir dilbilgisi kuralına “bilinçli” şekilde odaklanarak yani üzerinde kısa süreli düşünerek uyum sağlamaktadır. Dil pratiği geliştikçe bu bilinçli uyum içselleştirilmiş bilgiyle gerçekleşmeye devam eder.
Bu bağlamda, “Bilinçsizce yaptı” ifadesi esasen anlam açısından batıl durumdadır. Zira, eğer bir kişi belirli bir hedefe yönelik hareket ediyorsa, çevreye tepki veriyorsa ve eylemini yönlendirebiliyorsa söz konusu eylem, bilinç seviyesi ne olursa olsun, “bilinçli eylem” niteliği taşımaktadır. Bu noktada, “eylemin bilincinde olmak” ile bilgi yoksunluğu kaynaklı tezahür eden “eylemin sonuçlarının bilincinde olmamak” durumu hassas bir ayrım teşkil etmektedir.
“Şuur” (Bilinç, Farkındalık) kök kelimesinin fiil formunda geçtiği bazı ayetler şöyledir.
2/9 Yuhadiunallahe vellezine amenu ve ma yahdeune illa enfusehum ve ma YEŞ’URUN
( Allah’ı ve o inananları aldatmaya çalışırlar da nefislerinden, kendilerinden başkasını aldatmazlar ve FARKETMEZLER. )
3/69 Veddet taifetun min ehlil kitabi lev yudillunekum ve ma yudillune illa enfusehum ve MA YEŞ'URUN
( Kitap sahiplerinden bir grubunuz sizi saptırmayı arzuladılar da nefisleri haricindekini saptırmazlar ve FARKETMEZLER. )
49/2 .... en tahbeta a'malukum ve entum LA TEŞ'URUN
(....Çalışmalarınız boşa gider de sizler FARKETMEZSİNİZ. )
Yukarıdaki ayetlerde, bilincin farklı katmanlarına dolaylı olarak işaret edilmektedir. Zia ayetlerde, “eylemin bilincinde olan” ancak “sonuçlarının bilincinde olmayan” kitle misali verilmektedir.
2/154 Ve la tekulu li men yuktelu fi sebilillahi emvat bel ahyaun ve lakin LA TEŞ'URUN
( Ve Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin. Bilakis diridirler ve lakin FARKEDEMEZSİNİZ. )
Bu ayette de zahiri bir durumun bilincinde olmak ancak o durumun temsil ettiği batıni bir başka durumun veya anlamın bilincinde olmamak olgusu yer almaktadır ki bu da doğrudan bilgi eksikliği ile ilintilidir.
Her bilgiye, bilmenin, idrakli varlıklar arasındaki temel ayırıcı unsur olduğu bilinci ile yaklaşmak ve "bilginin bilincinde olmak" tekamül açısından büyük önem arzetmektedir.
39/9 .... kul hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun ....
(.... De ki: "Bilenlerle bilmeyenler eşit olur mu? ....)
Not : Şiir (شعر) (Ölçülü ve kafiyeli söz sanatı) kelimesi de “Şa’ra” kökünden türeme olup, bir düşüncenin etkin şekilde idrakı için tasarlanmış kelime dizimi anlamını temsil etmektedir.
Tuesday, March 3, 2026
Kelime Analizli Kur'an
Kur’an, anlamların ve sayıların temsili olan kelimelerden oluşan bir kutsal “ip” niteliğindedir. Zira, Al’i İmran suresinin 103. ayetinde yer alan “Hablillah” (Allah’ın ipi) teşbihi, bir kelime ve kod hazinesi olan Kur’an’a işaret etmekte ve insanları bu "ip"e tutunmaya yani vahdete (birliğe) davet etmektedir.
3/103 Va'tesumu bi HABLİLLAHİ cemian .... (ALLAH’IN İPİNE topluca sarılın. .....)
Dolayısıyla, Kur’an’ı gerçek anlamı ile, doğru şekilde kavrayabilmek için ayetlerde yer alan ve her biri esasen bir evren olan kelimelerin anlamlarını çok iyi analiz ve idrak etmek gerekmektedir.
Bir matris tablo formatında olan ve sütun filtrelemesi yoluyla muhtelif analizlerin yapılmasına imkan sağlayan “Kelime Analizli Kur'an” isimli çalışma, ilk ayetin ilk kelimesinden son ayetin son kelimesine kadar, yukarıdan aşağıya doğru bir “ip” oluşturacak şekilde dizilmiş kelmelerin oluşturduğu bir Kur’an formatı niteliğindedir. Sütunlar şeklindeki bu format, her bir sütunda yer alan her bir kelime ile ilgili aşağıdaki verileri içermektedir.
1- Sure kodu, Ayet kodu ve Kelimenin ayetteki sıra numarası
2- Kelimenin Kur’andaki Arapça yazılışı
3- Kelimedeki harf adedi
4- Kelimenin ebced değeri (Kelimedeki harflerin ebced değerlerinin toplamı. Ebced kavramı özünde nümerolojiyi temsil etmektedir. Örneğin alfabedeki 23. harf olan ﺚ harfinin ebced değeri olan 500 sayısı özünde 2+3 işlemini barındırmaktadır.)
5- Kelimenin ayetlerdeki tekrar adedi (frekansı)
6- Kelimenin Türkçe telaffuzu (Türk alfabesindeki harflerle translitere edilen Arapça kelimeler esasen kelimenin tam telaffuzunu temsil etmemektedir. Zira misalen farklı telaffuzlara sahip olan ﺺ, ﺲ ve ﺚ harflerinin sadece “s” ile temsil edilebilmesi bu duruma bir örnek teşkil etmektedir.)
7- Kelimenin anlamı / anlamları (Ayetlerde yer alan kelimelerin, öz anlamları dışında sembolik olarak da kullanımları mevcuttur.)
8- Kök kelimeler ve kelimenin kökünü oluşturan harfler ( Örneğin مُشْرِكِينَ (muşrik) kelimesinin kökü شِّرْكَ (şirk) kelimesidir. Ayrıca farklı anlamları temsil ettiği algılanan ve birbirinden farklı gibi görünen birçok kelime esasen ortak tek bir kökten türemedir. (Örneğin Rab - Rabbani, Rahmet - Rahim, İbn – Bina, Neim - Nimet, Cenne - Cennet, Amenu – Emanet – Emin – İman, Selamin – İslam vb.) (Kur'an 2115 adet kök kelimeden türemiş olan toplam 117824 kelimeden oluşmaktadır. Tek bir kök kelimeden türemiş ancak farklı anlamları temsil eden kelimeler de mevcuttur. Örneğin "رُوحِ" (Ruh) (Ruh), "رَوْحٌ" (Ravhun) (Rahatlık) ve "رَوَاحُ" (Ravah) (dönüş) kelimeleri "روح" (Ravh) kökünden türemedir.)
9- Kök kelimenin telaffuzu
10- Kök kelimenin ayetlerdeki tekrar adedi (frekansı)
“Kur’an ve Kelimesel Analizi” isimli çalışmanın, Kur’an’ın derinliklerine inmeyi arzulayanlara faydalı olması ümidiyle...
Monday, March 2, 2026
“Kartal” sembolizmi
5-Tesniye-28-49 "RAB UZAKTAN, DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN BİR ULUSU, dilini bilmediğiniz bir ulusu, YAŞLILARA SAYGI, KÜÇÜKLERE SEVGİ BESLEMEYEN ACIMASIZ BİR ULUSU birden çullanan bir KARTAL gibi başınıza getirecek.
Her ayet gibi zamandan münezzeh olan yukarıdaki ayet, içerdiği tanımlamalar ve sembolizm bağlamında, tek dünya devleti projesini resmen hayata geçirebilmek için savaş, salgın, deprem, ekonomik kriz vb. gibi her türlü küresel komployu acımasızca uygulamakta ve merkezi olarak kontrol etmekte olan bir “ulusa / topluluğa / zümreye” işaret ediyor olabilir mi?
Ayette yer alan “Kartal” sembolizminin, 20.06.1782 yılında ABD’nin sembolü olarak kabul edilen Great Seal (Büyük Mühür)’de yer alıyor olması dikkat çekmektedir. Bilindiği üzere, malum küresel zümre her türlü okült sembolizmde kutsal kitaplardaki kodları kullanmaktadır. Bu bağlamda “Kartal” figürü de okültizmde gücü, iktidarı, kontrolü ve tahakkümü simgeleyen bir semboldür.
https://simple.wikipedia.org/wiki/Great_Seal_of_the_United_States
“Kartal” figürü 1 dolarlık banknotun sağ tarafında da bulunmaktadır.
Kur’an’da bir put ismi olarak zikredilen “Nesr” (نَسْرًا) kelimesinin “Kartal” anlamına gelmesi, putperestliğe dayalı yani özünde satanizme dayalı olan okült organizasyonlardaki sembolizme işaret niteliğindedir.
71/23 Ve (1) kalu (2) la (3) tezeru (4) enne (5) alihete (6) kum (7) ve (8) la (9) tezeru (10) enne (11) vedden (12) ve (13) la (14) suva'an (15) ve (16) la (17) yeğuse (18) ve (19) ye'uka (20) ve (21) NESRA (22)
( Ve "İlahlarınızı kesinlikle bırakmayın. Ne Ved’i, ne Suva’yı, ne Yeğus’u, ne Yeuka’yı ve ne de NESR’i)
Bölümün başında yer alan Tevrat ayeti tek başına dikkate alındığında şöyle bir soru akla gelebilmektedir. “Ayette “Rab ..... getirecek.” diyor. O halde O istediği için olmuyor mu?”
Bu soru esasen, yaratılıştaki illiyet ilkesini yani her olayın, bir başka olayın sonucu veya sebebi olduğu gerçeğini hatırlatması açısından önem arzetmektedir. Zira bu ayetten önceki ayete bakıldığında şu ifadelerle karşılaşılmaktadır.
5-Deuteronomy-28-47 Her şeyin bolca bahşedilmiş olmasına karşılık RAB'BİNİZ TANRI'YA sevinçle ve gönül rahatlığıyla KULLUK ETMEDİĞİNİZ İÇİN;
Ayetteki “kulluk etmek” ifadesi, evvelki bölümlerde de değinildiği üzere belirli ritüelleri icra etmekten ibaret bir durumu temsil etmemektedir. İbadet (kulluk) yani “hizmet etme” ifadesi iyilik, doğruluk, temizlik, iyi ahlak, yardımseverlik, sevgi gibi temel unsurları düşünce, söylem ve eylemde yaşatmak anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle, “kulluk” yaklaşımını sergileyen insan, esasen kendi huzuru ve refahı için kendisine kulluk etmektedir. Dolayısıyla en büyük hazinesi olan aklını kullanarak bu “kulluk” yaklaşımını sergilemek yerine nefsani, dünyevi ve fani menfaat uğruna kötülüğe “kulluk” eden insan, tüm iyi veya kötü niyetli faaliyetlerinin tek muhatabının esasen kendisi olduğunu en nihayetinde anlayacaktır. Bu anlayışa nail olabilmek için bugün dünyada yaşanan nice hazin olayın sebepleri üzerinde düşünülmesi faydalı olacaktır.
Saturday, February 28, 2026
Kur'an ve Sayısal Analizi
78/29 Ve kulle şey'in AHSAYNAhu kitaben
( Ve kitapta olmak üzere her şeyi SAYDIK. )
Yukarıdaki ayet, yaratılışın kaynak kodlarını içeren ilahi yazılım (kitab) olan Kur'an'ın, yaratılışın sayısal kodlarını da içerdiğini bildiren ayetlerden biridir. Bu bağlamda, Kur'an'ın sayısal yapısını da ortaya koyan "Kur'an ve Sayısal Analizi" isimli çalışma, sayfanın en altındaki linkte erişime açık halde yer almaktadır.
Sütunlar içeren matris tablolar halinde olan ve sütun filtreleme yoluyla detaylı arama ve inceleme imkanı da veren .xls formatındaki "Kur'an ve Sayısal Analizi" aşağıdaki bölümlerden oluşmakta olup, bölümlerdeki her bir veri sütunun en altında toplam değer de yer almaktadır.
1. Sayfa - Kapak
2. Sayfa - Surelerin Sayısal kodları (Her sütunda bir veri başlığı yer alacak şekilde)
- Surenin Sra Numarası- Surenin İsmi
Friday, February 27, 2026
"Bakıp geçmek" mi "Bakıp görmek" mi?
İnsanın ahir plandaki (ahiret, madde dışı ruhsal plan) öz değerlendirme safhasında kendisine yegane itirafı herhalde "Şu dünya hayatındaki en büyük hatam bakıp görmek yerine bakıp geçmek oldu." cümlesi olacaktır. Zira maalesef çoğu insan her bir bakışın esasen ne denli büyük bir fırsat olduğunu maalesef bu safhada anlamaktadır.
Örneğin bir "Bardak" ele alınacak olsa, ilk "bakışta" bu nesnenin sıvı doldurup boşaltmaya ve sıvı içmeye yarayan bir araçtan ibaret olduğu düşünülebilir. Ancak "ikinci bakışta" yani tekrar ve daha uzun bakıldığında ise o bardağın esasen dolu ve boş kavramlarını çağrıştırması bağlamında düalitenin bir sembolü olabileceği, sahip olduğu form ile bir estetik kurgusunu temsil ettiği, yuvarlak hattı ile de döngüselliği çağrıştırdığı gibi hususlar zihinde oluşacaktır. İşte sanatın da ortaya çıkış kaynağı olan ve mutluluğun anahtarı olma potansiyeli de taşıyan bu "ikinci bakış", idraki tekamül açısından da insanın hayattaki en önemli tercihini teşkil etmektedir.
"Bakış"ın yani "Nazar"ın önemi kitapta muhtelif ayetlerdeki "Unzur" komutu ile dolaylı olarak bildirilmiştir.
2/104 Ya eyyuhellezine amenu LA TEKULU RAİNA VE KUL UNZURNA vesmeu ve lil kafirine azabun elim
( Ey o inananlar, "BİZİ GÖR." DEMEYİN VE "BİZE BAK." DEYİN ve dinleyin. Elim azap inkarcılar içindir. )
6/65 .... UNZUR keyfe nusarriful ayati leallehum yefkahun
(... BAK, ayetlerimizi nasıl sarfediyoruz. Umulur ki anlarlar. )
Kaf suresinin aşağıdaki ayetinde "göğe farklı bir bakış ile bakışın" yaratılışın idrakine vasıta olacağından bahsedilmektedir.
50/6 E FE LEM YENZURU iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furuc
( Üstlerindeki göğe BAKMAZLAR MI? Onu nasıl bina ettik ve onu süsledik. Onda kusur, çatlak yarık yoktur. )
Negatif frekansların tesirinde kalarak kötü ameller icra edenlerin durumu ise yine "Nazar" kelimesi vasıtasıyla, aşağıdaki ayette zikredilmektedir.
2/162 Halidine fiha la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum YUNZARUN
( Onun içinde ebedidirler. Azap onlardan hafifletilmez ve onlar BAKILMAZLAR. )




























