Çeviri

Sunday, November 8, 2026

Dalga üstüne dalga, Birbiri üstüne karanlık

Bilindiği üzere, denizlerin yüzeyindeki dalgalar rüzgarın suyu itmesiyle oluşmaktadır. 

Büyük derinliklere sahip okyanuslarda ise su katman katmandır. Üst kısımlar daha sıcak, az tuzlu ve düşük yoğunlukta iken, derinlerdeki su soğuk, çok tuzlu ve yüksek yoğunluktadır. Bu farklı yoğunluktaki katmanların sınır hattında, gelgitler veya su altı akıntılarının denizaltı dağlarına çarpmasıyla yüzlerce metre yükseklikte dev dalgalar oluşur. Denizaltıların hareketini etkileme gücüne sahip bu dalgalara oşinografide "Internal Waves" (İç Dalgalar) adı verilmektedir.


Okyanusların güneş ışığı almayan ve tamamen karanlık olan 3 ana karanlık katmanı vardır.

1- Gece Yarısı Bölgesi (Batikapelajik Bölge) : Derinliği 1000 - 4000 m arası olan katmandır. Buradaki canlılar biyolüminesans ile kendi ışıklarını üretir. Su sıcaklığı donma noktasına yakındır ve basınç çok yüksektir.

2- Abisal Bölge (Abisopelajik Bölge) : Derinliği 4000 - 6000 m arası olan katman adını Yunanca "Abys" (Dipsiz) kelimesinden alır. Zifiri karanlık ve aşırı soğuk olan bu bölgede besin miktarı çok az olup, canlılar yukarıdan çöken organik atıklar (deniz karı) ile beslenir.

3- Hadal Bölge (Hadalpelajik Bölge) : Derinliği 6000 - 11000 m (Mariana Çukuru) arası olan bu katman, adını, Yunan mitolojisinde yer altı ile ilişkikendirilen Hades isimli karakterden alır.


Nur suresinin aşağıdaki ayetinde, "Bahrin lucciy" (Engin denizler), "Mevcun min fevkihi mevcun" (Dalga üstüne dalga) ve "Zulumatin ba'duha fevka ba'd" (Birbirleri üzerine karanlıklar) ifadeleri, zahiri anlamlarının yanısıra, batınen "Okyanusları", okyanuslardaki "İç Dalgalar"'ı ve "Karanlık katmanlarını" temsil etmekte gibidirler.

24/40 Ev ke ZULUMATİN Fİ BAHRİN LUCCİYYİN YAĞŞAHU MEVCUN MİN FEVKİHİ MEVCUN MİN FEVKİHİ SEHAB ZULUMATUN BA'DUHA FEVKA BA'D iza ahrace yedehu lem yeked yeraha ve men lem yec'alillahu lehu nuran fe ma lehu min nur

(Veya ENGİN DENİZLERDEKİ KARANLIKLAR gibidir. Onu, DALGA ÜSTÜNE DALGA, ONUN ÜSTÜNDE BULUT ve BİRBİRLERİ ÜZERİNE KARANLIKLAR örter. Elini çıkardığında onu görmeye güç yetiremez. Allah’ın ona aydınlık kılmadığı kimseye, artık ona aydınlıktan yoktur.)

Her ayet gibi çoklu anlamları olan bu ayetteki "Bahrin lucciy" (Engin denizler) kelimesinin "Uzayı"* temsil etme ihtimali de mevcuttur. Bu bağlamda, "Mevcun min fevkihi mevcun" (Dalga üstüne dalga) ifadesinin katmanlar oluşturan uzaydaki kütle çekim dalgalarını, radyo dalgalarını, X-ışınlarını ve görünür ışık gibi elektromanyetik dalgalarını, "Zulumatin ba'duha fevka ba'd" (Birbirleri üzerine karanlıklar) ifadesinin ise gezegenlerin, uzay boşluğundaki yüklü parçacıkları (plazmayı) hapseden manyetik alan "katmanlarını" (Manyetosfer ve Plazma Katmanları) temsil ediyor olması muhtemeldir. 

Ayrıca kütle çekim dalgaları, radyo dalgaları, X-ışınları ve elektromanyetik dalgalar uzayda salınırken, yıldızlararası ortamdaki gaz ve toz "bulutlarıyla" etkileşime girerek belirli enerji yoğunluğu "katmanları" oluşturmaktadırlar. Bu durum da, ayetteki "Sehab" (Bulut) kelimesiyle, "Mevcun min fevkihi mevcun" (Dalga üstüne dalga) ve "Zulumatin ba'duha fevka ba'd" (Birbirleri üzerine karanlıklar) ifafeleriyle uyum arzetmektedir.

* Uzayın, Hidrojen (H) atomuyla kaplı olması ona "engin bir deniz" olma niteliği kazandırmaktadır. (Suyun formülü H2O olup, suyun özü H atomudur.)

Ve Lokman suresinin aşağıdaki ayetinde, "Bahr" (Deniz) kelimesinden sonra, ayrıca zikredilen "Seb'atu ebhurin" (Yedi deniz) ifadesinin "Seb'a semavat" (Yedi gökler) ifadesi gibi göğün "yedi katmanını" (Troposfer, Stratosfer, Mezosfer, Termosfer, İyonosfer, Ekzosfer, Manyetosfer) temsil ediyor olması da muhtemeldir.

31/27 Ve lev enne ma fil erdi min şeceratin aklamun vel bahru yemudduhu min ba'dihi SEB'ATU EBHURİN ma nefidet kelimatullah innellahe azizun hakim

(Ve şayet kesinlikle o yerdeki ağaçlar kalemler olsa ve deniz de ona destek olsa, ondan sonra da YEDİ DENİZ, Allah’ın kelimeleri tükenmez. Kesinlikle Allah yücedir hakimdir.)

Spermatogenez ve 7

İnsanlarda spermatogenez (sperm üretim) süreci, kök hücreden olgun ve döllenme yeteneğine sahip spermlerin oluşmasına kadar ortalama 70 gün sürmektedir.


Spermin pH değerinin 7.0'ın altına düşmesi (asidik olması) ejakülatör kanallarda tıkanıklık gibi sorunlara işaret edebilmekte ve sperm sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Dolayısıyla pH 7.0 bir eşik değeridir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) standartlarına göre ileri hareketli (progresif motil) ve sağlıklı sperm hızı saniyede 25 mikrometre (25 µm/sn) olup, bu bir, eşik kabul edilmektedir.

Kıyamet suresinin, insana atıfta bulunulan aşağıdaki ayetindeki sayısal yapı, yukarıdaki verilerle uyum arzetmektedir.

75/37 E (1) lem (2) yeku (3) nutfeten (4) min (5) MENİYYİN (6) YUMNA (7)

اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ

(AKITILAN MENİDEN su damlası değil miydi?)

- Ayette 7 kelime bulunmaktadır.

- Ayetteki "Meniyyin yumna" (مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ) (Akıtılan meni) kelimesi 7 harften oluşmaktadır. 

مَ نِ يٍّ يُ مْ نٰ ىۙ

- Sağlıklı bir spermin progresif motil hareket değerini µm/sn cinsinden ifade eden 25 sayısının nümerolojik değeri de 7'dir. (2+5 = 7)

Saturday, November 7, 2026

Doğum kolaylaştırıcı meyve Hurma

Hurma ağacı, insan biyolojisi ve yaşam döngüsü ile büyük benzerlikler göstermektedir. 

Cinsiyet : Hurma ağaçları tıpkı insanlar gibi dişi ve erkek olarak ayrılır. Dişi ağacın meyve verebilmesi için erkek ağaçtan alınan polenlerle (insan spermine benzer bir kokuya sahip bileşenlerle) döllenmesi gerekir.

Ömür : Hurma ağacının ortalama ömrü insan ömrüne paralel olarak 60-80 yıl arasındadır.

Baş ve Kalp : Hurma ağacının tepesinde "gummar" adı verilen hayati bir büyüme noktası bulunur. Bu bölge ağacın kalbi gibi olup, ağır bir darbe aldığında veya ağacın başı kesildiğinde, alt gövde sağlam olsa bile ağaç tamamen ölür.

Gövdeden doğum : Yeni hurma fideleri (yavruları) tohumun yanı sıra doğrudan anne ağacın gövdesinden, adeta bir sezaryen operasyonunu andırır şekilde filizlenerek büyür.

Klinik çalışmalar, hamileliğin son haftalarında düzenli hurma tüketen kadınların doğum süreçlerinin daha kısa ve kolay geçtiğini göstermektedir. Hurmanın içinde vücuttaki doğum hormonu olan oksitosini taklit eden ve rahim kasılmalarını düzenleyen biyoaktif bileşikler bulunur. Bu özellik, rahim kaslarının doğum eylemine daha sağlıklı yanıt vermesine yardımcı olur.


Her ayet gibi çoklu anlamları olan, Meryem suresinin aşağıdaki ayet grubunda doğum sürecinden bahsedilmekte olup, hurmanın "rahim kasılmalarını sağlayarak doğumu kolaylaştırıcı etkisine" dolaylı olarak işaret edilmekte gibidir. 

19/23 Fe ECAEHEL MEHADU İLA CİZ'İN NAHLEH kalet ya leyteni mittu kable haza ve kuntu nesyen mensiyya

(DOĞUM SANCISI ONU HURMALIĞIN KÜTÜĞÜNE DAYANMAYA ZORLADI. "Ey keşke bundan önce ölseydim de unutularak unutulmuş olsaydım." dedi.)

Ayette doğum esnasındaki zorlanmadan, acıdan bahsedilmekte olup, hurma ağacının bu zorlanmayı giderici etkisine dolaylı olarak işaret edilmekte gibidir. Zira ayette "ağacın kütüğüne" ifadesi yerine özellikle "hurmalığın kütüğüne" ifadesinin kullanılması dikkat çekmektedir.

19/24 Fe nadaha min tahtiha en la tahzeni kad ceale rabbuki tahteki seriyya

(O'na onun altından "Hüzünlenme. Rab’bin senin altında akarsu* oluşturdu." diye seslendi.)

* Ayette, doğum esnasında dışarıya atılan amniyotik sıvıya işaret edilmektedir.

19/25 Ve HUZZİ İLEYKİ Bİ CİZ'İN NAHLETİ TUSAKİT ALEYKİ RUTABEN CENİYYA

(Ve HURMALIĞIN KÜTÜĞÜNÜ SANA DOĞRU SALLA DA TOPLANMIŞ HURMALAR ÜZERİNE DÜŞSÜN.)

Ayet grubunun son ayetinde yine hurmanın doğumu kolaylaştırıcı niteliğine, "hurmalar üzerine düşsün" cümlesiyle yani "hurma ye ki rahat doğum yap" mealindeki bir cümleyle işaret edilmekte gibidir.

Hurmadaki biyoaktif bileşiklerin benzerlik arzettiği Oksitosin* hormonunun molekül kütlesi 1.007,19 g/mol olup, bu sayısal değer, ilgili sure numarası, ayet grubunun son ayetinin sure ve ayet numaralarının nümerolojik değerleri ile uyum arzetmektedir.

* Hiçbir meyve, sebze veya et doğal olarak doğrudan oksitosin hormonu içermez.

Ayetin sure numarası olan 19 sayısının nümerolojik değeri olan 1 sayısı, Oksitosinin molekül kütlesini ifade eden sayının binler hanesindeki rakamdır.

Ayetin numarası olan 25 sayısının nümerolojik değeri olan 7 sayısı ise Oksitosinin molekül kütlesini ifade eden sayının birler hanesindeki rakamdır. 

Sure no 19 (Oksitosinin molekül kütlesini ifade eden sayının virgülden sonraki iki hanelik bölümü 19'dur.)

Ayrıca "Nahleh" (نَّخْلَةِ) (Hurma) kelimesinin ebced değeri olan 685 sayısının nümerolojik değeri 17 olup, bu sayıda da 1 ve 7 rakamları mevcuttur. (Nun 50 + Hi 600 + Lam 30 + He 5 = 685 ... 6+8+5 = 17)

Oktet Kuralı ve Sekiz Katlı Yol

Bilindiği üzere her atom, elektromanyetik kuvvet merkezi olan bir çekirdekten ve onun çevresinde dönen elektronlardan oluşmaktadır. Atomların kararlılığını son yörüngelerinde 8 elektron bulunması sağlamakta olup, bu kurala "Oktet Kuralı" (Sekizli Kuralı) denmektedir.

Atomlar, en dış enerji seviyelerindeki (valans yörüngesi) elektron sayısını soy gazlara (Helyum hariç) benzeterek 8'e tamamladıklarında en kararlı ve en düşük enerjili durumlarına ulaşırlar.


Parçacık fiziğinde, hadronları (proton, nötron vb. kuark bileşenli parçacıkları) 8'li gruplar (oktetler) halinde sınıflandıran simetri teorisi ise "Sekiz Katlı Yol (Eightfold Way)" olarak anılmaktadır. Bu teori kuark modelinin ve parçacıkların "yük" özelliklerinin anlaşılmasını sağlamıştır.


Hakka suresinin aşağıdaki ayet ikilisinde yer alan müteşabih ifadeler yukarıdaki fenomene de ışık tutmakta gibidir.

69/16 Ven şakkatis SEMA'U fe hiye yevmeizin vahiyet

(Ve GÖK yarılmıştır da o gün o sarkmıştır.)

69/17 Vel MELEKU ALA ERCAİHA ve YAHMİLU arşe rabbike fevkahum yevmeizin SEMANİYET

(Ve MELEKLER ONUN (GÖK) ÇEVRESİNDEDİR. O gün onların SEKİZİ, üstlerinde Rab’binin arşını, tahtını YÜKLENİRLER/TAŞIRLAR.)

Kuantum kozmolojisinde evren, "Kozmik Yumurta" yani dev bir "çekirdek" olarak tanımlanmaktadır. 

Ayetteki "Sema" (Gök) ve "Arş" (En yüksek gök) kelimelerinin "evreni" yani "çekirdeği", göğün çevresindeki sekiz meleğin ise çekirdek çevresinde dönen "elektronları" temsil ettiği düşünüldüğünde yukarıda belirtilen "Oktet Kuralı" ve "Sekiz Katlı Yol" teorisi ile uyum ortaya çıkmaktadır.

Ayrıca ayetteki "Yahmilu" (Yüklenirler/Taşırlar) kelimesi de kuark modelinin ve parçacıkların "Yük" özelliklerinin anlaşılmasını sağlayan "Sekiz Katlı Yol" teorisiyle uyum arzetmektedir.

Ayetin numarası olan 17 sayısının nümerolojik değerinin 8 (1+7 = 8) olması da dikkat çekmektedir.

Not : Bu bölümdeki gibi tespitlerin arkasındaki düşünsel yaklaşımın temelini, yaratılıştaki soyut veya somut her olgunun, her olayın semantik ve nümerik olarak bir başka olgu veya olayla ilintili veya onun replikası/kopyası olduğu gerçeği oluşturmaktadır. 

Friday, November 6, 2026

İlk sentetik hücre SpudCell

01.07.2026 tarihinde, Minnesota Üniversitesi'nden Prof. Kate Adamala liderliğindeki bir bilim ekibi, tamamen cansız kimyasal bileşenleri sıfırdan bir araya getirerek "SpudCell" adını verdikleri sentetik bir hücre sistemi geliştirdiklerini açıklamıştır.

SpudCell farklı moleküllerden oluşmakta, ribozom barındırmamakta, dışarıdan beslenebilmekte, DNA kopyalayabilmekte, yaklaşık 12 saatte bir bölünebilmekte ve proteinlerin zar üzerinde oluşturduğu basınç yardımıyla 5 nesil boyunca çoğalabilmektedir.

Ancak SpudCell yaratılmış canlı bir organizma değildir. Çünkü zaten evvelce yaratılmış moleküllerin birleşiminden oluşan bir ürün olup, kendi ribozomlarını üretememekte, varlığını sürdürebilmek için dışarıdan beslenmeye ihtiyaç duymakta, kendi kendine yeterli bir metabolizması bulunmamakta ve laboratuvar desteği olmadan yaşam döngüsünü sürdürememektedir.

SpudCell'in toplam genom büyüklüğünün 90 kilobaz çifti (kbp) olduğu belirtilmektedir.

Hücrenin işlevlerini yürütmesi (büyümesi, DNA kopyalaması ve ilkel bölünmesi) için genomuna dahil edilen toplam gen sayısı 36'dır. (3+6 = 9)

Genomun modüler olarak programlanabilmesi için bölündüğü plazmit sayısı 7'dir.

Kur'an'da insanın yaratışı ile Yaratıcı'nın yaratışının asla eş olamayacağı, insanın "yoktan yaratabilmesinin" mümkün olmadığı zira zaten kendisinin "yaratılmış" olduğu ilk kez Nahl suresinin aşağıdaki ayetinde bildirilmektedir.

16/20 Ve (1) ellezine (2) yed'une (3) min (4) duni (5) allahi (6) la (7) yahlukune (8) şey'en (9) ve (10) hum (11) yuhlekun (12)

(Ve o Allah’tan başka çağırdıkları hiçbir şey yaratamazlar ve onlar yaratılmışlardır.)

Ayetteki 9 nümerolojisi SpudCell ile ilgili temel sayısal verilerle uyum arzetmektedir.

- Ayetin kodundaki rakamların toplamı 9 (1+6+2+0 = 9) olmaktadır.

İnsanın Yaratıcı gibi yaratamayacağı ayetin, "şey'en" kelimesiyle biten ilk 9 kelimelik bölümde bildirilmektedir. Ayette ayrıca, Yaratıcı'nın bahşettiği bilimi kullanarak kendilerini Yaratıcı'ya şirk koşanlara da işaret edilmektedir.

- SpudCell'in resmi olarak duyurulduğu tarihteki rakamların toplamının nümerolojik değeri de 9'dur. (1+7+2+0+2+6 = 18 ... 1+8 = 9)

Sure numarasının nümerolojik değeri olan 7 (1+6 = 7) sayısı, SpudCell genomunun modüler olarak programlanabilmesi için bölündüğü plazmit sayısıdır.

Ra'd suresinin 16. ayetinde ilim üzerine sapıp, kendilerini Allah'a ortak koşan müşrikleri ilah addeden gafil müşriklere vurgu yapmaktadır.

13/16 ... Allah için, O’nun yaratışı gibi yaratan ortaklar kıldılar da yarattıkları onlara benzeşik mi göründü? De ki: "Allah her şeyi yaratandır ve O tek kahredicidir."

SpudCell ile ilgili internette dolaşan aşağıdaki türdeki görseller insanın şirk yanılgısını ortaya koymaktadır.

"Tanrılar mı oluyoruz?" !!



Yok olan ve yok eden sayı 9

Bir atomun hacminin %99'dan fazlasının (yaklaşık %99,99999999999'u) "boşluk/yokluk" olduğu bilinmektedir. (Buna rağmen maddelerin birbirlerinin içinden geçememelerinin sebebi ise pozitif veya negatif yüklü elektronların birbirlerini itmesi yani elektromanyetik kuvvettir.)

Nümerolojik değeri 9 olmayan, 9 haricindeki herhangi bir tek haneli X sayısının 9 ile toplanması sonucunda elde edilen sayının nümerolojik değeri, 9 sayısı "yok olmuş" gibi, yine X sayısını vermektedir.

Aynı şekilde, nümerolojik değeri 9 olmayan herhangi bir çok haneli Y sayısının 9 ile toplanması sonucunda elde edilen sayının nümerolojik değeri, 9 sayısı "yok olmuş" gibi, Y sayısının nümerolojik değerini vermektedir. Örneğin;

X = 4 ise X+9 = 13 ... 1+3 = 4

Y = 152 (1+5+2 = 8) ise Y + 9 = 161 ... 1+6+1 = 8

Herhangi bir sayının 9 ile çarpılması sonucunda daima, nümerolojik değeri 9 olan bir sayı elde edilmektedir. Bu durum, 9 sayısının diğer sayıları "yok etmesi" gibi tasvir edilebilmektedir. (4x9=36, 15x9=135, 234x9=2106 vb.)

Yukarıdaki bilgiler, 9 sayısının "Yokluk, Hiçlik" kavramıyla batıni bir ilişkisi olduğu düşüncesine vasıta olmaktadır.

Meryem suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "hiçbir şey değilken/yok iken" ifadesi ve ayetteki 9 sayısı tezahürü ile yukarıdaki bilimsel hususlara dikkat çekilmiş olması muhtemeldir. Bu ihtimalin sebebi, sure numarası, ayet numarası, kelime veya harf adedi gibi kodlamalarla, "yokluğun" gerçek sayısal değeri olan "0" sayısının ifade edilemeyecek olması olabilir.

19/9 Kale (1) ke (2) zalik (3) kale (4) rabbu (5) ke (6) huve (7) aley (8) iye (9) heyyinun (10) ve (11) kad (12) halaktu (13) ke (14) min (15) kablu (16) ve (17) LEM (18) TEKU (19) ŞEY'A (20)

قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـٔاً

("İşte böyle." dedi. Rab’bin "O bana kolaydır. SEN HİÇBİR ŞEY DEĞİLKEN seni önceden yarattım." dedi.)

- "Lem teku şey'a" (لَمْ تَكُ شَيْـٔاً) ifadesinin ebced değeri olan 801 sayısının numerolojik değeri 9 (8+0+1 = 9) olmaktadır.

- Ayrıca bu ifade ayetin 18. (1+8 = 9) kelimesinden itibaren başlamaktadır.

- Ayetin numarası 9'dur.

- "Tevbe" kelimesi, "Taba" (Dönmek, Pişman olup vazgeçmek) kökünden türeme bir kelime olup, dolaylı olarak "yanlış tutum, düşünce ve davranışları yok etme/ortadan kaldırma" anlamını temsil etmektedir. Tevbe suresinin numarasının 9 olması konu bağlamında önem arzetmektedir.

- Ayrıca okültizmde 9 sayısının, "imha, yok etme" kavramlarının sembolü olması ve "inşa, yaratma" kavramlarının sembolü olan 6 sayısının tersi olması da konuyla uyumludur.

- 9 sayısı sihirin/büyünün de sembolüdür ki büyü kişinin öz bilincini ortadan kaldırıp "yok eden" ve dışarıdan kontrol edilebilir hale getiren spiritüel bir uygulamadır.

Ayrıca Bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2019/09/sihirli-9-says.html?m=1

Thursday, November 5, 2026

Asteroid çarpma hızı

Bir cismin Dünya'nın yerçekimi alanından tamamen kurtulabilmesi için ulaşması gereken minimum hız (earth escape velocity / kurtulma hızı) ile dışarıdan serbest düşüşle gelen bir cismin (asteroid vb.) Dünya'ya çarpabileceği minimum hız matematiksel olarak eşit olup 11,2 km/s’dir. Zira, eğer bir cismin Dünya'ya çarpma hızı bu hızdan daha düşük olsaydı, bu cismin zaten uzun süredir Dünya'nın kütçekimsel yörüngesinde yapay veya doğal bir uydu gibi dönüyor olması gerekirdi.


Her ayet gibi çoklu anlamları olan Hakka suresinin aşağıdaki ayetinde “asteroid çarpması” fenomenine de işaret edilmekte gibidir.

69/14 Ve (1) humilet (2) el (3) ARDU (4) ve (5) el (6) cibalu (7) fe (8) DUKKETA (9) DEKKETEN (10) vahidet (11)

وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً

 (Ve YER ve dağlar yükletilip de tek ÇARPMA ile ÇARPILDIĞINDA,)

Ayetin nümerolojik yapısında öne çıkan 11 sayısı, asteroidin yaklaşık minimum çarpma hızını km/sn cinsinden ifade eden 11.2 sayısına olan yakınlığı açısından dikkat çekmektedir. 

- Ayetin sure numarasının nümerolojik değeri olan 6 (6+9 = 15 ... 1+5 = 6) ile ayet numarasının nümerolojik değeri olan 5 (1+4 = 5) sayısının toplamı 11 (6+5 = 11) olmaktadır. 

- Ayette 11 kelime bulunmaktadır.

- Ayette “Çarpma” kavramını temsil eden “Dukketa” (دُكَّتَا) (Çarpıldı) ve “Dekketen” (دَكَّةً) (Çarpma) kelimelerinin ebced değerlerinin (425 ve 29) nümerolojik değerleri de 11 olmaktadır.

Dukketa  (Dal 4 + Kef 20 + Te 400 + Elif 1 = 425 ... 4+2+5 = 11)

Dekketen (Dal 4 + Kef 20 + He 5 = 29 ... 2+9 = 11)

Ashab-ı Kehf kodlaması

Evvelki bölümlerde defaatle incelenen 3, 6 ve 9 sayıları fenomenine, Kehf suresinin aşağıdaki ayetinde de dikkat çekildiği görülmektedir.

Ayette, mağarada bulunanların (ashab-ı kehf) sayısına ilişkin bilgiler, belirli bir sistematiğe göre ifade edilmekte ve 3, 6, 9 fenomenine işaret edilmekte gibidir.

18/22 Se (1) yekulune (2) SELASETUN (3) RABİU (4) hum (5) kelbu (6) hum (7) ve (8) yekulune (9) HAMSETUN (10) SADİSU (11) hum (12) kelbu (13) hum (14) racmen (15) bi (16) el (17) ğayb (18) ve (19) yekulune (20) SEB'ATUN (21) ve (22) SAMİNU (23) hum (24) kelbu (25) hum (26) kul (27) rabb (28) i (29) a'lemu (30) bi (31) iddeti (32) him (33) ma (34) ya'lemu (35) hum (36) illa (37) kalilun (38) fe (39) la (40) tumari (41) fi (42) him (43) illa (44) miraen (45) zahiran (46) ve (47) la (48) testefti (49) fi (50) him (51) min (52) hum (53) ehada (54) 

( "ÜÇTÜRLER DÖRDÜNCÜLERİ köpekleridir." diyecekler. "BEŞTİRLER ALTINCILARI köpekleridir." diyecekler. Gayba tahmin yürüterek. "YEDİDİRLER ve SEKİZİNCİLERİ köpekleridir." derler. De ki: "Onların adetlerini Rab’bim bilir." Onları azın haricindekiler bilmezler. O halde açıkça görünenlerin haricinde onlar hakkında tartışma. Onlardan hiçbirine de onlar hakkında soru sorma. )

Ayette zikredilen sayıların toplamı 33 (3 sayısı tezahürü) olup, bu sayının nümerolojik değeri ise 6 (3+3 = 6) olmaktadır.

Söz konusu sayılar, ayetteki geçiş formatındaki gibi ikili gruplar halinde derlenip toplandığında aşağıdaki durum oluşmaktadır.

3 + 4 =   7
5 + 6 = 11
7 + 8 = 15

15 + 18 = 33*

* Bu işlemdeki sayıların nümerolojik değerleri 15 ... 1+5 =6, 18 ... 1+8 = 9 ve 33 ... 3+3 = 6'dır.)

Ayette yer alan sayıların sıra numaralarının toplamı olan 72 sayısının nümerolojik değeri de 9 olmaktadır.

Selasetun 3
Rabiu 4
Hamsetun 10
Sadisu 11
Seb'atun 21
Saminu 23
Toplam 72 ... 7+2 = 9

Ayetin sure numarası olan 18 sayısının nümerolojik değeri de 9 (1+8 = 9)'dur.

Ayetteki kelime adedi olan 54 sayısının nümerolojik değeri de 9 (5+4 = 9)'dur.

Ayrıca bkz.








Nümeroloji metodu ve 3, 6, 9 gizemi

Matematiksel bir metod olan nümeroloji (rakam toplamı) ayetlerde özellikle bildirilmekte ve bu vesileyle 3,6 ve 9 sayılarına da işaret edilmektedir.

Aşağıdaki dört ayette, ayete konu olan esas sayıların doğrudan değil, matematiksel toplamlar vasıtasıyla ifade edildiği görülmektedir.

2/196 .... fe men lem yecid fe siyamu SELASET eyyamin fil hacci ve SEB'ATİN iza raca'tum tilke AŞERATUN kamileh ...

فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ

(... Kim bulamazsa, hac içinde ÜÇ ve döndüklerinde de YEDİ gün oruç tutsun. Bunlar ONa tamamlanırlar. ....)

28/27 Kale inni uridu en unkihake ihdebneteyye hatEYNİ ala en te'curani SEMANİYE hicec fe in etmente AŞRAN fe min indik ve ma uridu en eşukka aleyk seteciduni in şaellahu mines salihin

قَالَ اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَأْجُرَن۪ي ثَمَانِيَ حِجَجٍۚ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْراً فَمِنْ عِنْدِكَۚ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَۜ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

("Kesinlikle ben, bana SEKİZ yıl ücretlenmen karşılığında şu İKİ* kızımdan birini sana nikahlamayı isterim. Eğer ONa tamamlarsan senin indindendir. Sana meşakkat vermeyi istemem. Eğer Allah dilerse beni iyilerden bulacaksın." dedi.)

*Ayette "Eyni" (İki) kelimesi kız adedinin bildirilmesi vasıtasıyla zikredilmiş olmaktadır.

7/142 Ve vaadna musa SELASİNE leyleten ve etmemnaha bi AŞRİN fe temme mikatu rabbihi ERBEİNE leyleh ve kale musa li ehiyhi harunahlufni fi kavmi ve aslih ve la tettebi’sebilel mufsidin
وَوٰعَدْنَا مُوسٰى ثَلٰث۪ينَ لَيْلَةً وَاَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ م۪يقَاتُ رَبِّه۪ٓ اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةًۚ    .....

(Ve Musa'ya OTUZ gece vaad ettik ve onu ON ile tamamladık. Böylece Rab’binin zamanı KIRK geceye tamamlandı. ...)

18/25 Ve lebisu fi kehfihim SELASE MİETİN sinine vazdadu TİS'A

وَلَبِثُوا ف۪ي كَـهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِن۪ينَ وَازْدَادُوا تِسْعاً

(Ve mağaralarının içinde ÜÇ YÜZ sene kaldılar ve DOKUZ artırdılar.)

Yukarıdaki toplama işlemleri aşağıdaki gibi derlendiğinde, nümerolojik olarak 3,6 ve 9 sayılarının sırayla tezahür ettiği ve işlemlerin genel toplamının 369 sayısını verdiği görülmektedir.

7+3       =   10
8+2       =   10
30+10   =   40
300+9   = 309
345+24 = 369

Genel toplama işlemindeki her bir sayının nümerolojik değerleri ise şöyle olmaktadır.

345 ... 3+4+5 = 12 ... 1+2 = "3"
24 ... 2+4 = "6"
369 ... 3+6+9 = 18 ... 1+8 = "9"

Nikola Tesla'ya ait olduğu belirtilen aşağıdaki söylem konu bağlamında önem arzetmektedir.

"Eğer 3, 6 ve 9 sayılarının ihtişamını anlayabilseydiniz, evrenin anahtarına sahip olurdunuz."




Wednesday, November 4, 2026

300 + 9 = 309

Matematikte, bir sayının rakamlarının toplamı (rakam toplamı) yani nümerolojik değeri, bölünebilme kuralları, sayı teorisi, kriptografi (şifreleme) ve bilgisayar bilimleri olmak üzere birçok alanda temel bir araç olarak kullanılmaktadır.

Nümerolojinin (Rakam toplamının) matematikteki en yaygın ve pratik kullanım alanları şunlardır.

1- Bölünebilme Kuralları

- 3 ile Bölünebilme : Bir sayının rakamlarının toplamı 3 veya 3'ün katı ise o sayı 3'e tam bölünür.

- 9 ile Bölünebilme : Bir sayının rakamlarının toplamı 9 veya 9'un katı ise o sayı 9'a tam bölünür.

- Kalanı Bulma : Bir sayının 3 veya 9 ile bölümünden kalan, o sayının rakamları toplamının 3 veya 9 ile bölümünden kalana eşittir.

2- Modüler Aritmetik ve "Dokuz Atma" :

Bir sayının rakamları toplanıp tek haneli bir sayıya indirgendiğinde yani nümerolojik değeri bulunduğunda, aslında o sayının (mod 9) (9'a bölümünden kalan) değeri bulunur. (Örnek: 583 = (9x64) + "7" ; 5+8+3 = 16 ... 1+6 = 7)

Kehf suresinin aşağıdaki ayetinde hem nümeroloji (rakam toplamı) metoduna, hem de 300* ve 9 sayıları vasıtasıyla yukarıdaki matematiksel fenomenlere işaret edilmektedir. (*300 ... 3+0+0 = 3)

18/25 Ve lebisu fi kehfihim SELASE mietin sinine vazdadu TİS'A

وَلَبِثُوا ف۪ي كَـهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِن۪ينَ وَازْدَادُوا تِسْعاً

(Ve mağaralarının içinde ÜÇ yüz sene kaldılar ve DOKUZ artırdılar.)

Ayetin sure numarası olan 18 sayısının nümerolojik değeri (rakam toplamı) 9'dur. (1+8 = 9)

Rakamları toplamı 9 olduğu için 18 sayısı hem 3'e hem de 9'a tam bölünmektedir. (18/3 = 6, 18/9 = 2)

Rakamları toplamı 3'ün katı olduğu için 18 sayısı 6'ya da tam bölünmektedir.

Matematikte bir sayı, kendi rakamlarının toplamına tam bölünebiliyorsa buna "Harshad (Niven) Sayısı" denmektedir. 18 sayısı, rakamları toplamı olan 9'a tam bölündüğü için bir Harshad Sayısı'dır.

"Tis'a" (تِسْعاً) (Dokuz) kelimesinin ebced değeri olan 531** sayısının nümerolojik değeri de 9'dur. (5+3+1 = 9)

** Te 400 + Sin 60 + Ayn 70 + Elif 1 = 531

Yukarıdaki ayetteki harf adedi olan 36 sayısının nümerolojik değeri 9'dur. (3+6 = 9)

وَ لَ بِ ثُ و ا ف۪ ي كَ ـهْ فِ هِ مْ ثَ لٰ ثَ مِ ا ئَ ةٍ سِ ن۪ ي نَ وَ ا زْ دَ ا دُ و ا تِ سْ ع اً

9'a bölümünden kalan 7 olan en küçük doğal sayı 7 olup, ayetin kodu, ayetin sure numarası ve ayet numarası bu işleme işaret etmekte gibidir. ( (0.7 x 9) + 7 = 7 )

Ayet kodu 18/25 ... 1+8+2+5 = 16 ... 1+6 = "7";

Sure no. 18 ... 1+8 = "9"

Ayet no. 25 ... 2+5 = "7")

Güneş esaslı Miladi takvimdeki 300 yıl ile Ay esaslı Hicri takvimdeki 309 yıl tam olarak aynı zaman dilimine (aynı gün sayısına) denk gelmekte olup, ayetteki "300 yıl kaldılar ve 9 arttırdılar" cümlesi bu fenomene de işaret etmektedir.

Gelgit Kilitlenmesi ve Sabit gölgeler

Dünya üzerindeki bir gölgenin boyunun, yönünün ve şeklinin tamamen sabit kalması için Dünya ile Güneş arasındaki göreceli konumun ve açının hiç değişmemesi gerekir. 

Dünya kendi ekseni etrafında döndüğü ve Güneş etrafında dolandığı için gölgeler sürekli hareket eder ve boyları değişir.

Bir gölgenin sabit kalması için iki kozmik koşul gerekir.

1- Gelgit Kilitlenmesi : 

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi (24 saat) ile Güneş etrafındaki dolanma süresinin (365 gün/8760 saat) eşitlenmesi anlamına gelen bu durumda Ay'ın Dünya'ya hep aynı yüzünü göstermesi gibi, Dünya da Güneş'e hep aynı yüzünü gösterecek olmasından (Gelgit Kilitlenmesi), Güneş gökyüzünde hep aynı noktada asılı kalır ve gölgeler sonsuza kadar aynı boyda ve yönde sabitlenir.

Gelgit Kilitlenmesi ve sabit gölge durumu

2- Dönüş Hızı Senkronizasyonu :

Dünya'nın, Güneş etrafındaki yörüngesindeki dönüş hızı (29,78 km/s yani saatte yaklaşık 107.208 km) ile kendi eksenindeki dönüş hızının (1.670 km) senkronize olması durumu Gelgit Kilitlenmesiyle aynı sonucu doğurur yani gölgeler sonsuza kadar aynı boyda ve yönde sabitlenir.

Furkan suresinin aşağıdaki ayetinde "gölgenin uzaması" fenomenine ve "gölgenin sabit kalması" durumuna değinilmektedir. 

25/45 E (1) lem (2) tera (3) ila (4) rabbi (5) ke (6) keyfe (7) MEDDE (8) EL (9) ZİLL (10) ve (11) lev (12) şae (13) le (14) ceale (15) hu (16) sakina (17) summe (18) cealna (19) el (20) ŞEMSE (21) aley (22) hi (23) delila (24)

(Rab’binin GÖLGEYİ NASIL UZATTIĞINI görmüyor musun? Ve şayet dileseydi, ONU HAREKETSİZ KILARDI. Sonra, Güneş’i onun üzerine delil kıldık.)

Ayetteki sayısal yapı yukarıda belirtilen koşullardan ilki olan  "Gelgit Kilitlenmesi" fenomenindeki verilerle uyum arzetmektedir.

Gelgit Kilitlenmesi için gerekli koşul, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi ve Güneş etrafındaki dolanma süresinin ya 24 saate ya da 8760 saate eşitlenmesidir. 

- Ayetin kodundaki rakamlar ile ayetteki kritik ifade olan "Meddez zill" (Gölgeyi uzatır) kalıbının sıra numarasının toplamı 24 sayısını vermektedir.

- Ayette de 24 kelime bulunmaktadır ki bu sayı Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresini saat cinsinden ifade eden sayıdır.

- Ayetteki diğer kritik kelime olan "Şems" kelimesinin sıra numarası olan 21 sayısı da Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma süresini saat cinsinden ifade eden 8760 sayısının nümerolojik değeridir. (8+7+6+0 = 21)

CHNOPS

Organik yapılar temel olarak 6 elementten oluşmaktadır. Bu elementler, dünyadaki tüm yaşamın ve biyolojik moleküllerin temel yapı taşlarıdır.

Canlı organizmaların toplam kütlesinin yaklaşık %98'ini oluşturan bu altı element, baş harflerinden dolayı bilimsel platformda CHNOPS kısaltması ile anılmaktadır.

C = Karbon %18.5
H = Hidrojen %9.5
N = Nitrojen (Azot) %3.2
O = Oksijen %65
P = Fosfor %1.2
S = Kükürt %0.3

Toplam       %97.7

İnsan vücudunda yaklaşık 60 farklı kimyasal element tespit edilmiştir.

CHNOPS ve insan vücudundaki element sayısı, "Altı günde yaratılış" temasıyla ve "Allah" kelimesinin ebced değeri olan 66 sayısıyla uyum arzetmektedir.

7/54 İnne rabbekumullahullezi halekas semavati vel erda fi SİTTETİ eyyamin ...

(Kesinlikle Rab’biniz Allah, gökleri ve yeri ALTI günde yarattı. ...)

Okusalar da anlamazlar, anlasalar da dönmezler!

Bu bölümde, takke, cüppe ve türban maskesine bürünmüş münafık ve hain hırsızların, müşrik sahtekarların ve bunların tezahürüne imkan verenlerin tekrar tekrar okumasında fayda bulunan ayetlere yer verilmiştir. Bölüm sonunda zikredilen ayetler ise bu bölüme yapılabilecek bir yorum niteliğindedir.

4/2 Ve YETİMLERE MALLARINI VERİN. Pisi, kötüyü, temizle, iyiyle değiştirmeyin. ONLARIN MALLARINI MALLARINIZA KATARAK YEMEYİN. Kesinlikle o büyük günahtır.

6/70 Ve DİNLERİNİ OYUN VE EĞLENCE EDİNEN VE KENDİLERİNİ DÜNYA HAYATININ ALDATTIĞI KİMSELERİ bırak. Nefsin o kazandığından dolayı helak olmaması için onunla hatırlat. Ona Allah’tan başka dost ve af vesilecisi yoktur. Eğer BÜTÜN FİDYELERİ VERSE BİLE ONDAN ALINMAZ. İŞTE ONLAR O KAZANDIKLARINDAN DOLAYI HELAK EDİLMİŞLERDİR. Onlara, inkar ettiklerinden dolayı kaynar sudan içecek ve elim azap vardır.

7/51 O DİNLERİNİ EĞLENCE VE OYUN EDİNENLER VE DÜNYA HAYATININ KENDİLERİNİ ALDATTIKLARI. Artık bugün onları, bu günlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi ve o ayetlerimizi inkar ettikleri gibi unuturuz.

9/34 Ey o inananlar, kesinlikle BİLGİNLERİN VE RAHİPLERİN BİR ÇOĞU İNSANLARIN MALLARINI BATIL İÇİN YERLER ve Allah yolundan döndürürler. O, ALTIN VE GÜMÜŞÜ HAZNEDİP, ONLARI ALLAH YOLUNDA HARCAMAYANLAR, onları elim azap ile müjdele.

9/35 O gün onların üzerlerinde cehennem ateşi kızdırılır da onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır. İŞTE BUNLAR O NEFİSLERİNİZ İÇİN BİRİKTİRİP HAZNETTİKLERİNİZ. HAYDİ, O HAZNETMİŞ OLDUKLARINIZI TADIN.

10/58 De ki: "Allah’ın üstünlüğü ve O’nun rahmetiyle, bunlarla ferahlayıp sevinsinler. O, O BİRİKTİRDİKLERİNDEN, TOPLADIKLARINDAN daha hayırlıdır."

18/28 Ve sabah ve akşam O’nun yüzünü isteyerek Rab’lerini çağıranlarla birlikte nefsine sabret. DÜNYA HAYATININ SÜSÜNÜ İSTEYEREK gözünü onlardan ayırma. KALBİNİ BİZİ HATIRLAMAKTAN HABERSİZ KILDIĞIMIZA, HEVESİNE TABİ OLANA VE İŞİ AŞIRILIK OLANA itaat etme.

28/60 Ve O SİZE VERİLEN ŞEYLER DÜNYA HAYATININ FAYDASI VE SÜSÜDÜR. O Allah’ın indindeki daha hayırlıdır ve daha bakidir. Artık akıl etmez misiniz?

30/39 Ve İNSANLARIN MALLARI İÇİNDE ARTMASI İÇİN O PRİMDEN VERDİĞİNİZ ALLAH’IN İNDİNDE ARTMAZ. Allah’ın yüzünü isteyerek, o zekattan verdiğiniz, işte onlar, onlar kat kat artmış olanlardır.

43/35 Ve ALTIN, SÜS ZİNET. KESİNLİKLE BUNLARIN HEPSİ DÜNYA HAYATININ FAYDASIDIR. Rab’binin indindeki ahiret sakınanlar içindir.

47/36 Kesinlikle o DÜNYA HAYATI OYUNDUR VE EĞLENCEDİR. Eğer inanırsanız ve sakınırsanız size ödülünüzü verir. SİZE MALLARINIZI SUAL ETMEZ.

57/20 Bilin ki o DÜNYA HAYATI KESİNLİKLE OYUNDUR, EĞLENCEDİR, SÜSTÜR, ARANIZDA ÖVÜNMEDİR, MALLARDAN VE ÇOCUKLARDAN ÇOĞALTMADIR. Bitirip yetiştirdiği, ekincilerin hoşuna giden yağmur misali gibidir. Sonra kırpılmış parça olur. Ahirette şiddetli azap, Allah’tan af ve rıza vardır. Dünya hayatı aldatıcı maddi fayda haricindeki değildir.

58/17 ONLARA NE MALLARI, NE DE ÇOCUKLARI ALLAH’A  KARŞI HİÇBİR ŞEYE FAYDA SAĞLAMADI. İşte onlar ateşin sahipleridirler. Onlar orada ebedidirler.

63/7 ... GÖKLERİN VE YERİN HAZİNELERİ ALLAH İÇİNDİR. LAKİN İKİYÜZLÜLER ANLAMAZLAR.

83/1 VAY ÖLÇÜDE TARTIDA HİLE YAPANLARA,
83/2 ONLAR İNSANLARDAN ALDIKLARINDA TAM ÖLÇERLER.
83/3 VE ONLARA ÖLÇTÜKLERİNDE VEYA ONLARA TARTTIKLARINDA İSE EKSİLTİRLER.

102/1 ÇOKLAMA SİZİ ALIKOYDU, OYALADI.
102/2 SİZ KABİRLERE VARINCAYA KADAR.

104/2 O MALI TOPLAYAN VE ONU ADET ADET SAYAN,
104/3 MALININ ONU EBEDİ KILACAĞINI SANAR.
104/4 Asla, o hutameye atılacaktır.

-----------------------------------------------

2/18 SAĞIRDIRLAR, DİLSİZDİRLER, KÖRDÜRLER. ARTIK ONLAR DÖNMEZLER.

7/179 ONLARIN KALPLERİ VARDIR, ONLARLA ANLAMAZLAR. ONLARIN GÖZLERİ VARDIR, ONLARLA GÖRMEZLER. ONLARIN KULAKLARI VARDIR, ONLARLA DUYMAZLAR. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER. BİLAKİS DAHA DA SAPMIŞLARDIR. İŞTE ONLAR GAFİLLERDİR.

9/87 KALPLERİNE MÜHÜR BASILDI. ARTIK ONLAR ANLAMAZLAR.

ZulKARNeyn ve CERN

Arapça "Karn" (قرن) kelimesi, "Karana" (İki şeyi birbirine bağlamak, Bir araya getirmek, Birleştirmek, Eşleştirmek, Çift kılmak) kelimesinden türeme olan ve "Çağ, Devir, Dönem; Soy, Nesil, Döl, Tohum; Boynuz" anlamlarında kullanılan bir kelimedir.

"Akran" (Yaşıtlar, Eş yaşlılar) ve "Karin" (Eş, Arkadaş) kelimeleri de "Karana" (Birleştirmek, Eşleştirmek) fiil kökünden türemedir.

"Karn" kelimesi ayetlerde "Soy, Nesil, Döl*, Tohum*/Boynuz**" ve "Eş, Arkadaş" anlamlarında yer almaktadır. 

* Döl/Tohum, özü itibarıyla "iki şeyin (erkek ve dişi üreme hücrelerinin) bir araya gelmesiyle, birleşmesiyle" tezahür eden bir olgu olup, "Karana" fiilinin anlamının tam temsilidir.

** Boynuz ise, "soyu, nesli, dölü ve soyun/dölün devamlılığı"nı simgeleyen bir sembol olup, "Boynuzunun yükselmesi" veya "Boynuzunun parlaması" gibi metaforlar bu bağlamda kullanılagelmiştir.

Latince "Cornu" (Boynuz) kelimesi de "Karn" kelimesi ile ortak kökenden olup, semantik köken itibarıyla "Soy, Nesil, Döl, Tohum" anlamlarını içermektedir. Tarihte bazı toplulukların (İskandinavlar, Keltler) savaşçılarının kullandıkları "iki boynuzlu miğferler", "seçilmişlik" ve "asil soy" anlamlarını sembolize etmiştir.

"Soyu, Soyluluğu" simgeleyen sembolik ve dairesel nesnenin ismi olan "Taç" kelimesinin Latince karşılığı "Corona" kelimesidir.

Fransızca "Carne" (Et), Almanca'daki "Kern" (Tohum, Çekirdek) ve İngilizce'deki "Corn" (Tahıl tanesi, Tohum) kelimeleri de, "Karn" (Soy, Nesil, Döl, Tohum) kelimesiyle ortak kökendendir.

Kehf suresinde, bir kavmin, "açılmış bir portaldan" geçip gelerek yerde bozgunculuk yapan farklı bir kavim (farklı boyut varlıkları) olan Ye'cuc ve Me'cuc'dan korunabilmek üzere "Zülkarneyn"* isimli karakterden, portalı kapatacak bir "set" inşa etmesini istemelerinden  bahsedilir.

*"Zülkarneyn" kelimesi "İki boynuzlu/İki soylu/İki nesilli" anlamına gelmektedir. (Zi (Sahibi) + el (ön ek) + karn (boynuz, soy, nesil) + eyn (iki) )

Zülkarneyn ile ilgili ayet grubu ve kısa açıklamalar şöyledir.

18/83 Ve sana ZÜLKARNEYN'den sual ediyorlar. De ki: "Size ondan hatırlatma okuyacağım."

"Zülkarneyn" kelimesinin ilk kez geçtiği ayetin sure numarasının ve ayet numarasının, malum küresel zümrenin "kitlesel dönüşüm/halden hale geçiş" amaçlı operasyonlarının kodu olan ve esasen "portal açılışı" ve "halden hale geçişi" simgeleyen "9/11" kodunu oluşturması, aşağıda yer alan ayetler ve açıklamalar itibarıyla dikkat çekmektedir. (18 ... 1+8 = "9" ve 83 ... 8+3 = "11")

18/90 Nihayet Güneş’in doğduğu yere ulaştığında, onu, kendilerine ondan başka örtü oluşturmadığımız KAVMİN üzerine doğarken buldu.

Zülkarneyn bir kavim ile karşılaşıyor.

18/93 Nihayet İKİ SETİN ARASINA ULAŞTIĞINDA, sözü anlamaya yanaşmayan, ONLARDAN BAŞKA BİR KAVİM BULDU.

Ayetteki "İki setin arası" ifadesi "açılmış bir portalı" temsil etmektedir. Zira Zülkarneyn portala yaklaştığında, karşılaştığı o ilk kavimden farklı olan başka bir kavmin "açılmış olan portaldan geçmekte" olduğunu görüyor. Söz dinlemeyen, isyankar olarak nitelenen bu kavmin portaldan geçişi Enbiya suresinde şöyle bildirilmektedir.

21/96 Nihayet YECUC VE MECUC AÇILDIĞINDA, onlar her tepeden neslolurlar/inip akın ederler. 

Kehf suresinin ilgili ayet grubuna devam edilecek olursa;

18/94 “Ey ZÜLKARNEYN, YECUC VE MECUC kesinlikle yerde BOZGUNCULARDIR. O halde, BİZİMLE ONLAR ARASINA SED KOYMAN üzere sana haraç versek olur mu?” dediler.

Zülkarneyn'in karşılaştığı ilk kavim, açılmış portaldan geçerek gelen diğer bozguncu kavimden korunmak için kendisinden, "portalı kapatması" talebinde bulunuyor.

Aşağıdaki ayet ikilisinde ise Zülkarneyn'in, "açılmış portalı" kapatması tasvir edilmektedir. 

18/96 Bana demir kütleleri getirin. Nihayet, İKİ UCUN ARASINI EŞLEŞTİRDİ/BİRLEŞTİRDİ. "Üfleyin." dedi. Nihayet ateşi oluşturduğunda "Getirin bana, onun üzerine erimiş bakır dökeyim." dedi.

Zülkarneyn'in, açılmış olan portalı kapattığından bahsedilen yukarıdaki ayette yer alan "İki ucu birleştirdi" cümlesi Zülkarneyn kelimesinin anlamıyla da ilintilidir.


18/97 Böylece onu ele geçirmeye istidatları olmadı. ONA DELİK AÇMAYA DA İSTİDATLARI OLMADI.

Yukarıdaki ayette ise, evvelce "iki setin arası" olarak tasvir edilen "açılmış portalın" "iki ucunun birleştirilerek" kapatılmış olduğu ve farklı boyut varlıkları olan Ye'cuc ve Me'cuc tarafından delinip geçilemediği bildirilmektedir. 

CERN'deki operasyonun özünde de "iki şeyin birleştirilmesi, bir araya getirilmesi, bir noktada birleştirilip çarpıştırılması" eylemi bulunmaktadır. Zira CERN'de zıt yönlerde hareket eden milyarlarca parçacıktan oluşan "iki büyük parçacık demeti" çarpıştırılmaktadır. Bu çarpıştırmaların boyut portalı açacağı yönünde yetkili kişi beyanları da mevcuttur.

CERN kelimesi, "Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire" (Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi) kelime grubunun baş harflerinden oluşan bir akronimdir. Bu akronim hem fonetik yapısı, hem de içerdiği anlam itibarıyla konu bağlamında dikkat çekmektedir. 

"CERN" ve "Karn" kelimeleri fonetik benzerlik arzetmektedir. 

Öte yandan CERN akronimini oluşturan kelimelerden biri olan "Nucléaire" (Nükleer) kelimesi "Tohumsal, Çekirdeksel" anlamına gelmekte ve "Karn" (Soy, Nesil, Tohum, Döl) kelimesinin içerdiği anlamlar ile uyum arzetmektedir.

CERN = Avrupa TOHUMSAL/ÇEKİRDEKSEL Araştırma Merkezi

Yani batıni bağlamda, CERN'de farklı boyutlardaki farklı yaşam formlarının "tohumları, soyları" da mı araştırılmaktadır?

CERN, 29.09.1954 tarihinde kurulmuştur. Bu tarihteki günü ve ayı temsil eden sayıların, nümerolojik olarak, malum küresel zümrenin kitlesel dönüşüm/kitlesel halden hale geçiş amaçlı operasyon kodu olan "9/11"'i oluşturması da dikkat çekmektedir. (2+9 = 11 ve 9)

CERN'deki LHC (Large Hadron Collider/Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) 29.06.2026 tarihinde tekrar planlı bakım, onarım ve modernizasyon çalışmaları (Long Shutdown 3 - LS3) kapsamında geçici olarak kapatılmıştır. Bu tarihteki günü temsil eden sayı da 29'dur. (2+9 = 11)

Ayrıca bkz.


Tuesday, November 3, 2026

Kapıları zorlayanlar

CERN (Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire (Avrupa Nükleer Araştırmalar Konseyi) ) Araştırma ve Bilimsel Hesaplama Direktörü Sergio Bertolucci'nin Kasım 2009'da, LHC'ın (Large Hadron Collider/Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) tekrar devreye alınması öncesinde yaptığı basın brifingindeki şu cümlesi dikkat çekmektedir.

"Out of this door might come something, or we might send something through it"

(Bu kapının dışından bir şey gelebilir veya biz buradan oraya bir şey gönderebiliriz.)

Boyut portallarının (kapılarının) araştırıldığını dolaylı olarak ifade eden Bertolucci'nin bu konuşmayı yaptığı Kasım 2009 tarihindeki yılı ve ayı temsil eden 2009 ve 11 sayıları aşağıda değinilen bağlamda dikkat çekmektedir. (2+0+0+9 = 11 ve 11)

LHC 20.11.2009 tarihinde tekrar devreye alınmıştır. (Tarihteki günü temsil eden 20 sayısının nümerolojik değeri de 2'dir. (2 = 1+1)

Spiritüalizmde ruhsal hal değişimini temsil eden "kapı açılması" ifadesi,  kuantum fiziğinde de maddenin farklı hallerini ve farklı frekansları/boyutları temsil etmektedir. Bu fenomenlerin yani "yeni döngü başlangıcı", "boyut portalı açılışı" ve "halden hale geçiş" kavramlarının numerik sembolleri ise 8 ve 11 sayılarıdır. Her iki sayının şekillerindeki düal (ikili) yapı yaratılıştaki düaliteyi ve düalite kaynaklı döngüleri simgelemektedir.

"Kapı açılması" ifadesinin Kur'an'da 8 ayette toplam 8 kere tekrarlanması ve bu ifadenin yer aldığı  ayetlerin numaralarındaki rakamların toplamı olan 56* sayısının nümerolojik değerinin 11 olması konu bağlamında dikkat çekmektedir.

"Kapı açılması" ifadesinin geçtiği ayet kodları ve ana ifadeler şöyledir.

6/44 her şeyin kapılarını açtık

7/40 göğün kapıları açılmaz

15/14 gökten kapı açsak da

23/77 azabı şiddetli kapı açtığımızda

38/50 İkamet bahçelerinin kapıları onlara açılmıştır

39/71 cehennemin kapıları açılır

39/73 cennetin kapıları açılır

54/11 göğün kapılarını açtık

* "Kapı açılması" ifadesinin son kez geçtiği ayetin kodundaki rakamların toplamı da 11 olmaktadır. (5+4+1+1 = 11)

Ayrıca "Bab/Ebvab" (Kapı/Kapılar) kelimelerinin ayetlerde toplam 27 kere geçmesi ve dev bir dairesel "portal" formunda olan CERN'deki LHC parkurunun uzunluğunun 27 km olması ilginç bir uyum arzetmektedir.

27 km uzunluğundaki LHC parkuru

İki veya daha fazla parçacığın kuantum durumlarının (spin, konum, momentum vb.) birbirine tamamen bağlı hale gelmesi durumunu ifadeceden Kuantum Dolanıklık ilkesi çerçevesinde, atom altı parçacıklarda oluşan hal değişimlerinin, dünyanın frekansını ve dolayısıyla insanlığın psikolojik durumunu (ruhsal frekansını)/algı seviyesini değiştirme potansiyeli mevcuttur. Hatta içinde bulunulan Post Truth Era (Gerçek Ötesi Çağ)'nın yani gerçekliği, somut ve açık gerçekler yerine algıların oluşturduğu aldatıcı dönemin sebeplerinden birinin de CERN deneyleri olması muhtemeldir.

CERN konusunda, "spekülatif" ve "komplo teorisi" addedilen ancak incelenmesi gereken bazı yayınlar da mevcuttur. Bu tip kitaplarda CERN'in farklı boyut varlıkları ile temas kapısı olduğu teması işlenmektedir.

"The Portal of Deception" (Aldatma Kapısı)

CERN Science, Secrecy and Another Reality? (CERN Bilim, Gizem ve Başka Bir Gerçeklik?)

Sicim Teorisi'nin ve özellikle M-Teorisi'nin, matematiğin tutarlı olabilmesi ve kuantum mekaniği ile genel göreliliğin birleştirilebilmesi için 11 boyutlu bir evren öngörmesi de konu bağlamında ayrıca dikkat çekmektedir.

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2026/10/cern-ve-shiva-heykeli.html

Burunlarından damgalananlar

Hayvancılıkta boğa ve domuz gibi fiziki kontrolü zor hayvanların azgınlık yapmalarını önlemek ve onları kontrol edip yönlendirebilmek için bu hayvanların en hassas noktalarından biri olan burunlarına halka takılmaktadır. "Burun Halkası" adı verilen bu uygulama kapsamında bakıcılar, halkaya, ucundaki özel kanca ile takılan metal veya ahşap bir çubuk sayesinde 1-1.5 metre gibi güvenli bir mesafede durarak boğanın kafasını ve hareketlerini doğrudan yönlendirebilmektedirler.

Burunlarıyla toprağı kazarak eşeleyen ve kökleri çıkaran domuzların bu şekilde ekili alanlara zarar vermelerini engellemek amacıyla da en hassas bölgeleri olan burunlarına halka takılmaktadır. Domuz, burnunu toprağa sokup kaldırmak istediğinde halka canını acıttığından eşeleme davranışından vazgeçmektedir. Dolayısıyla "Burun Halkası" metodu, domuzun güçlü içgüdüsel eşeleme davranışını kısıtlamaya yönelik bir kontrol uygulamasıdır.

Ruhsal tekamül sürecindeki sonsuz döngülerin kaba madde planı olan "dünya hayatı" safhasında, nefsani ve maddi ihtiraslarına yenik düşerek "kibir" ve "açgözülük" sergileyenlerin, karşılıklandırma olarak, muteakip reenkarnasyonlarında insan altı varlık kategorisine geri döndürülmelerinin dahi söz konusu olduğu ayetlerde belirtilmektedir.

A'raf suresinin aşağıdaki ayetinde düşük nitelikli maddi frekansların adeta kölesi olmuş insanların "hayvanlar gibi hatta daha alt seviyede" olduklarından bahsedilmektedir.

7/179 Ve cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennem için bıraktık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla duymazlar. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER. BİLAKİ DAHA DA SAPMIŞLARDİR. İşte onlar habersizlerdir.

Maide suresinin aşağıdaki ayetinde hayvan safhasına geri döndürülmüş kibirli azgın müşriklere "domuz" örneğiyle de işaret edilmektedir.

5/60 De ki: "Allah’ın indinde musibet olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah’ın  lanetlediği ve üzerine öfke eylediği ve ONLARDAN maymunlar, DOMUZLAR ve AZGINA KULLUK EDENLER OLUŞTURDUĞU KİMSELER, işte bunlar mekan olarak daha kötüdürler. Düz yoldan daha da sapmışlardır."

Kalem suresinin aşağıdaki ayet grubunda ise kibirli ve inkarcı müşrik tasviri yapılmaktadır. Ayet grubunun sonunda yer alan "Burnundan damgalamak" ifadesi vasıtasıyla "azgın hayvan kontrolünde" kullanılan "Burun Halkası" metoduna müteşabih olarak atıfta bulunulmaktadır.  

68/10 Ve yemin edip duran hakir aşağılıkların hiçbirine itaat etme.

68/11 Arkadan konuşup çekiştiren, sadece akıl ve mantık ile gerçeği bulacağını sanan, laf taşıyan.

68/12 Hayırdan meneden, hudutları aşan günahkar.

68/13 Sert, kaba bundan başka da aşağılık.

68/14 Malı ve oğulları var diye.

68/15 Ona ayetlerimiz okunduğunda "Evvelkilerin masalları." der.

68/16 SE NESİMUHU ALEL HURTUM

(ONU BURNUNUN ÜZERİNDEN DAMGALAYACAĞIZ/İŞARETLEYECEĞİZ.)

Ayetteki "burundan damgalama" uygulamasının, teşbihen "dağlayarak işaretleme/kodlama" işlemini de ifade edebileceği düşünüldüğünde, hayvanların en hassas yerleri olan "burunlarının" konu edilmesinin sebebi de açığa çıkmaktadır.

Ayrıca "Kibir/Kibirlenme" kavramının "Burnu büyük", "Burnu havada", "Burnundan kıl aldırmayan" gibi deyimler ile ifade edildiği dikkate alındığında, yukarıdaki ayette bir karşılıklandırma tasviri olan "burnundan damgalamak" ifadesi daha da anlam kazanmaktadır. 

Monday, November 2, 2026

Pulsarlar ve Üçlü Yıldız Sistemleri

Pulsar (Atarca), büyük bir yıldızın süpernova patlamasından sonra oluşan ve radyo, X ve gama ışınlarını bir kalbin atması gibi düzenli aralıklarla darbeler halinde yayan nötron yıldızlarına verilen isimdir. 

Pulsar

İngilizce "Pulsar" kelimesi, "Pulse" (Çarpmak, Darbelemek, Titreşmek, Atmak) kökünden türeme olup "Çarpan, Darbeleyen, Titreşen, Atan" anlamına gelmektedir. ("Pulse" kelimesi, "Nabız" (Atış, Kalp atışı) kelimesinin de karşılığıdır.)

Pulsarlar ile ilgili söz konusu "darbeler",  pulsarların kendi eksenleri etrafındaki her bir dönüşüyle oluşmaktadır.

Tarik suresinin aşağıdaki ayet grubunda pulsarın tanımı yapılmaktadır. 

86/1 Ves semai vet TARİK

(Ve gök ve TARİK.)

86/2 Ve ma edrake met TARİK

(Ve TARİKİN ne olduğunu sana ne bildirir?)

86/3 En NECMUS SAKİB

(DELİP GEÇEN YILDIZdır.)

"Tarik" kelimesi, "Taraka" (Çarpmak, Vurmak, Darbelemek, Çalmak) fiilinden türeme olan ve "Çarpan, Vuran, Darbeleyen, Çalan" anlamına gelen bir kelimedir. Dolayısıyla "Pulsar" ve "Tarik" kelimelerinin aynı anlama geldiği görülmektedir.

Yukarıdaki ayette yer alan "Necmus sakib" (Delip geçen yıldız) ifadesi, pulsarların kalp atışı gibi yaydıkları X ışınlarını temsil etmekte gibidir. Zira X ışınları maddenin içinden geçme yani "delip geçme" özelliğine sahiptir.

"Tarik" yıldızı halk arasında "geceleyin ortaya çıkan, parlaklığıyla "karanlığı delen yıldız" (sabah yıldızı / Zühre / Çolpan) anlamında da kullanılmaktadır.

"Üçlü Yıldız Sistemi", kütleçekimi nedeniyle birbirine bağlı üç gök cisminin üçgensel ortak bir sistem oluşturması fenomenidir. "Üçlü Yıldız Sistemi" ile pulsarlar arasında doğrudan ve çok önemli bir astronomik ilişki vardır. Zira, pulsarlar "Üçlü Yıldız Sistemleri"'nde de bulunabilmektedir. Bunun en önemli örneği iki beyaz cüce yıldız ve bir pulsardan oluşan PSR J0337+1715 kodlu Üçlü Yıldız Sistemi'dir.


Pulsar içeren ve üçgen oluşturan Üçlü Yıldız Sistemi 

Üçlü Yıldız Sistemi ve Pulsarlar kütleçekim ve genel görelilik çalışmaları açısından büyük öneme sahiptirler.

Mürselat suresinin aşağıdaki ayet grubunda "Üç Çatallı Gölge" ifadesiyle "Üçlü Yıldız Sistemi"ne, "Kıvılcımlar atar" ifadesiyle de "Pulsar"a ("Atar"caya) ve "Pulsarın attığı ışın darbelerine" işaret edilmekte gibidir.

77/30 İntaliku ila ZİLLİN* ZİY SELASİ ŞU'ABİN

(ÜÇ ÇATALLI GÖLGEYE* gidin.)

.....

77/32 İnneha TERMİ Bİ ŞERERİN kel kasri

(Kesinlikle o saray gibi KIVILCIMLAR ATAR.)

"Zill" (Gölge) kelimesi İslam matematikçileri tarafından "Tanjant fonksiyonu"nun tanımında kullanılmıştır. Güneş saatlerinde dikey bir "çubuğun" gölge boyunu hesaplamak için kullanılan "Zill" kelimesi, modern matematikteki Tanjant (tan) fonksiyonuna karşılık gelmektedir. Trigonometrideki ("Üçgen" Ölçümü) Tanjant kelimesinin kökeni Latince "Tangere" (Dokunmak, Değmek) olup, birim çemberde x=1 noktasından çizilen ve çembere o noktada "Teğet" olan (değen) "doğrunun" uzunluğu ile trigonometrik tanjant değeri birebir örtüşmektedir.

Yukarıdaki resimlerde de görüleceği üzere, pulsarlardan çıkan ışınlar, çubuk/doğru formunda olup "Zill" kelimesinin matematikteki "Tanjant" (Teğet, Değen doğru) anlamı ile örtüşmektedir.

Doğuların Rab'bi

Güneş, yalnızca gece ve gündüz sürelerinin eşitlendiği ekinoks tarihlerinde (21 Mart ve 23 Eylül) tam olarak coğrafi doğu noktasından doğmaktadır. Yılın diğer günlerinde ise Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktası sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayar.

Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma ekseni 23 derece 27 dakika eğiktir. Bu eğiklik nedeniyle Güneş'in gökyüzündeki ufuk çizgisi konumu sürekli değişmektedir.

21 Haziran'da (Yaz Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en kuzeyinden doğar.

21 Aralık'ta ise (Kış Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en güneyinden doğar.

Saffat suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "Meşarik" (Doğular) kelimesi, Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktasının sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayması yani çoklu doğu noktaları oluşması fenomenine işaret edilmekte gibidir.

37/5 Rabbus semavati vel erdi ve ma beynehuma ve RABBUL MEŞARİK

(Göklerin, yerin ve o onların aralarındakilerinin Rab’bidir. DOĞULARIN DA RAB'BİDİR.)

Zuhruf suresinin aşağıdaki ayetinde ise Yaz ve Kış Gündönümleri"ndeki iki farklı doğu noktasına işaret edilmekte gibidir.

43/38 Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke BU'DEL MEŞRİKAYNİ fe bi'sel karin

(Nihayet bize geldiğinde "Ey keşke seninle aramda İKİ DOĞU KADAR UZAKLIK olsaydı. Ne kötü arakadaş." der.)

Çift ve Tek simetrisi

Nebe suresinin aşağıdaki ayetinde "her şeyin kitapta/yazılı olarak sayıldığı" bildirilmektedir. 

78/29 Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaben

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً

(Ve kitapta/yazılı olmak üzere her şeyi saydık.)

Fecr suresinin aşağıdaki ayetinde ise "Çift" ve "Tek" kavramlarına işaret edilmektedir.

89/3 Veş şef'i vel vetr

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ

(Ve çift ve tek,)

Bu ayetler, yaratılışın kodlarını içeren kitaptaki her bir harfin, kelimenin, cümlenin, ayetin ve surenin ve zikredilen sayıların belirli bir sayısal yapıya göre düzenlendiğini ve dolayısıyla yaratılıştaki her şeyin de aynı sayısal yapının tezahürleri olduğunu ifade etmektedir.

Bu bağlamda, aşağıda belirtilen ve Kur'an'da yer alan sayısal düzen, özellikle "çift ve tek" ifadesinin yer aldığı ayet itibarıyla dikkat çekmektedir.

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o surenin içerdiği ayet adedi toplamlarından oluşan "sayılar dökümü"nün dip toplamı 12791 olmaktadır.

1 - 7 = 8
2 - 286 = 288
3 - 200 = 203
4 - 176 = 180
.......
.......
.......
114 - 6 = 120

Toplam 12791*

*Bu sayının nümerolojik değeri olan 20 sayısı, "Ve çift ve tek" iadesinden oluşan ayetin kodundaki rakamların toplamına (8+9+3 = 20) eşittir. 

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o suredeki ayet adedi toplamlarından oluşan döküm içinde "Çift" olan sayıların toplamı 6236 sayısını vermektedir ki bu sayı Kur'an'daki ayet adedine eşittir.

1 - 7 = 8
2 - 286 = 288
4 - 176 = 180
9 - 129 = 138
.......
.......
114 - 6 = 120

Toplam 6236

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o suredeki ayet adedi toplamlarından oluşan döküm içinde "Tek" olan sayıların toplamı 6255 sayısını vermektedir ki bu sayı Kur'an'daki sure numaralarının toplamına eşittir.

3 - 200 = 203
5 - 120 = 125
6 - 165 = 171
7 - 206 = 213 
.......
.......
110 - 3 = 113

Toplam 6255 ( 1+2+3+4+ ....... + 114 = 6255)

- Söz konusu "sayılar dökümü"nde çift olan sayı adedi 57, tek olan sayı adedi de 57 olup, çift ve tek sayıların eşit olarak dağıldığı görülmektedir.

- Yukarıdaki iki ayette de 6'şar kelime bulunması ve bu sayıların yanyana gelerek "Allah" kelimesinin ebced değeri olan 66 sayısını oluşturması da dikkat çekmektedir.

Ve (1) + el (2) + şef'i (3) + ve (4) + el (5) + vetr (6)

Ve (1) + kulle (2) + şey'in (3) + ahsayna (4) + hu (5) + kitaben (6) )

Ayrıca bkz.

Sunday, November 1, 2026

Voodoo ... Wood ... Hollywood!?

Popüler kültürde kara büyü ile ilintilendirilen "Woodoo" kelimesi esasen ruhlar, atalar ve doğayla bağ kurmaya dayalı spiritüel bir geleneği temsil eden bir kelimedir. 

Yaygın olarak "Woodoo Büyüsü" kavramı ile bilinen bu kelimenin kökeni, Benin, Togo ve Gana gibi ülkelerin yer aldığı bölgedeki Gbe, Fon ve Ewe dillerindeki "Vodu/Vodou" (Ruh, İlah) kelimesidir.  

Woodoo kapsamında hem şifa (iyileştirme) hem de maraz (hastalık) büyüsü yapanlara "Bokor" denmektedir. En bilinen büyü yöntemleri ise "iğne saplanan bebekler" ve "zombi* yaratma" uygulamalarıdır.

* Zombi = Zihin kontrol altına alınmış uzaktan komuta edilen robotlaşmış insan

ABD film ve eğlence sektörünün merkezi olarak bilinen, Sony Pictures, Walt Disney Studios, Paramount Pictures ve Warner Bros gibi film stüdyolarının bulunduğu, Kaliforniya eyaletine bağlı Los Angeles şehrindeki bir mahallenin ismi olan "Hollywood" kelimesi konu bağlamıda dikkat çekmektedir. Bu kelime "Çobanpüskülü Ormanı" anlamına gelmektedir. (Holly (Çobanpüskülü) + Wood (Orman) )

Kaynaklarda, Los Angeles'taki bu bölgeye ismini, 1887 yılında emlak yatırımcısı Harvey Wilcox'un eşi olan  Daeida Wilcox'un, yolculuk sırasında tanıştığı bir kadının yazlığının ismi olan "Hollywood" kelimesinden esinlenerek kendi arazilerine bu ismi verdiği belirtilmektedir.!?

Ancak kavramlaşmış bir kelime olan "Hollywood"'un, küresel zihin kontrol (büyü) ve tahakküm sistemi kapsamındaki işlevi, Pentagon'da ayrı bir departmanın dahi ismi olması, adeta tarikatleşmiş ve ritüalistik yapısı ve küresel şeytanların kelime ve sembolizm oyunları dikkate alındığında bu kelimenin oluşum kökeninin ve kendisine yüklenen anlamın yukarıdaki açıklamadaki kadar basit olamayacağı kanaati oluşmaktadır.

Zira "Holly" (Çobanpüskülü) kelimesi "Holy" (Kutsal) kelimesiyle "Wood" (Orman) kelimesiyse "Wodou" (Ruh, İlah) kelinesiyle fonetik benzerlik arzetmektedir. Dolayısıyla ortaya "Holywood" (Kutsal Ruh/Kutsal İlah) kelimesi çıkmaktadır ki kutsal kitaplarda da yer alan bu ifadeye okültizmde satanik anlamlar yüklenmektedir. 

Şüpheli şekilde ölen birçok Hollywood oyuncusunun aslında tarikat içi adak ritüellerinde harcandıkları yönünde bilgiler de popüler kültürde yaygındır. Hollywood'un bir "Satanic cult" (Şeytan tarikatı) niteliğinde faaliyet gösterdiğine yönelik yayınlar da mevcuttur.






Harflerin, kelimelerin ve sayıların, yaratılışın kodları olduğunu çok iyi bilen malum küresel zümre, kitlesel kodlama/programlama operasyonlarında Hollywood'u aktif şekilde kullanmaktadır.