Çeviri

Tuesday, October 27, 2026

Sen sonsuz bilinçsin!

Zaman kavramından münezzeh, ezeli ve ebedi olan yüce bilinçli iradenin tezahürü olan kelimeler, anlamların şekillenmiş hali, tüm idrakli/idraksiz maddi olgular da kelimelerin madde planında şekillerle temsil edilmiş geçici halleridir. Dolayısıyla esasen "her şey kelimedir ve sonsuzdur."

Ruh*, bilinç, düşünce, duygu vb. gibi soyut kavramların tümünün özü de kelimedir. Bunun teyidi için kelimeleri kullanmadan düşünmeyi denemek yeterlidir.

* 4/171 ... Meryem oğlu Mesih İsa, kesinlikle Allah’ın resulü, Meryem'e attığı KELİMESİ ve O’ndan RUHTUR. ...

32/9 Sonra onu düzenleyip şekillendirdi ve içine RUHUNDAN ÜFLEDİ.

Ayetteki "ruhundan üfledi" ifadesi maddeye "kelime aktarımı" yani "bilinç verilmesi" anlamındadır.

Nikola Tesla'nın şu söylemi, bilincin (kelimenin) maddenin özü olduğunu teyid eden ifadelere bir örnektir.

"Modellere, çizimlere veya deneylere ihtiyacım yoktu. Hepsini zihnimde gerçek gibi canlandırabiliyordum.”


Fatir suresinin aşağıdaki ayetinde kelimelerin sonsuzluğuna yani "sonsuz bilince" işaret edilmektedir.

31/27 Ve şayet kesinlikle o yerdeki ağaçlar kalemler olsa ve deniz de ona destek olsa, ondan sonra da yedi deniz, ALLAH'IN KELİMELERİ TÜKENMEZ. Kesinlikle Allah yücedir hakimdir.

Ayetlerde geçen "Allah'a dönmek", "Allah'a döndürülmek", "Allah'ın indinde olmak" kavramları da esasen madde beden formundaki yaşam algısından (dünya hayatı) ruhsal yaşam algısına yani sonsuz yaşam algısına (ahiret) geçişi tanımlayan sembolik ifadelerdir.

Hadid suresinin aşağıdaki ayetinde "evvelu vel ahiru" ifadesiyle "ezeliyet ve ebediyet" kavramına yani sonsuzluğa, "zahiri ve batıni" ifadesiyle de "madde ve ruh" kavramlarına işaret edilmektedir.

57/3 Huvel EVVELU vel AHİRU vez ZAHİRU vel BATİNU ve huve bi kulli şey'in alim

(ÖNCEKİ ve SONRAKİ, AÇIK ve GİZLİ O'dur. O her şeyi bilendir. O her şeyi bilendir.)

Ayetin başında yer alan ve "sonsuzluk" kavramına işret eden "Huvel evvelu vel ahiru" (هُوَ الْاَوَّلُ وَالْاٰخِر) cümlesinin ebced değerinin (917) nümerolojik değeri olan 8 (9+1+7 = 17 ... 1+7 = 8) sayısının yatay hali "sonsuzluk" ve "sonsuz döngü" kavramlarının sembolüdür.

Ayrıca bkz.




Arap Rakamları ... Gubar Rakamları

Arap Rakamları, güncel durumda dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan ve 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 sembollerinden oluşan, 10 tabanlı (desimal/onluk) sayı sistemidir.

Bu rakam sistemi, 1. ve 4. yüzyıllar arasında Hintli matematikçiler tarafından sıfır (0) ve basamak değeri kavramıyla birlikte geliştirilmiştir. 

İslam alimleri ve özellikle Harizmi tarafından benimsenen bu sistem 9. yüzyılda Kuzey Afrika ile Endülüs (İspanya) üzerinden Avrupa'ya intikal etmiş ve "Gubar* Rakamları" adıyla şekillenmiştir.

* "Gubar" (غبار) kelimesi Arapça "Toz" anlamına gelmekte olup, Kuzey Afrika ve Endülüs'te kum veya toz levhalar (toz tahtası) üzerine yazılarak hesap yapıldığı için bu rakamlara "Toz Rakamları" anlamında "Gubar Rakamları" denmiştir.

Gutenberg'in, 15. yüzyılda matbaayı icat etmesiyle birlikte, Arap (Gubar) Rakamları standart bir yazı karakterine kavuşmuş ve bölgesel el yazısı farklılıkları ortadan kalkarak bugünkü 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 formları tüm dünyada kalıcı hale gelmiştir. Güncel durumda kullanılan bu rakam sistemi halen "Arabic Numerals/Ghubar Numerals" (Arap Rakamları/Gubar Rakamları) olarak anılmaktadır.

Rakamların Hint, Arap ve Avrupa sürecindeki form değişikliği aşağıdaki görselde, sırasıyla yukarıdan aşağı gösterilmektedir.


Kur'an'da "Ğaberet" (غَبَرَةٌۙ) (Toz) kelimesi sadece Abese suresinin aşağıdaki ayetinde geçmektedir.

80/40 Ve (1) vucuhun (2) yevme (3) izin (4) aley (5) ha (6) ĞABERETUN (7)

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ

(Ve o gün üzerlerinde TOZ olan yüzler,)

"Ğaberet" (غَبَرَةٌۙ) kelimesinin ebced değeri olan 1207* sayısının nümerolojik değerinin 10 olması, yukarıda belirtilen "Onluk Sayı Sistemi"'ne (Desimal/10 Tabanlı Sayı Sistemi) batıni bir işaret midir?

* Ğayn 1000 + Be 2 + Ra 200 + He 5 = 1207 (1+2+0+7 = 10). 1207 sayısı, "Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi ve Tevrat'ın ilk ayetinin gematria değeri olan 2701 sayısındaki rakamlardan oluşmaktadır.

Ayetin kodundaki (80/4) rakamların toplamı olan 12 sayısındaki rakamlar ile ayetteki kelime adedini (7) temsil eden sayının toplamı da 10 (1+2+7 = 10) olmaktadır. (Ayrıca 1, 2 ve 7 rakamları, 1207 sayısındaki rakamlardır.)

Ayet 19 harften** oluşmakta olup, bu sayının nümerolojik değeri de 10'dur. (1+9 = 10)

** وَ وُ جُ و هٌ يَ وْ مَ ئِ ذٍ عَ لَ يْ هَ ا غَ بَ رَ ةٌۙ

Monday, October 26, 2026

Uzay-Zaman ve Görelilik

َUzay-Zaman, uzayın üç boyutu (genişlik, yükseklik, derinlik) ile zamanı dört boyutlu tek bir yapı (uzay-zaman sürekliliği) halinde birleştiren fiziksel ve matematiksel bir modeldir.

Alman fizikçi Albert Einstein'ın geliştirdiği "Görelilik Teorisi", uzay ve zamanın birbirinden bağımsız, mutlak kavramlar olmadığını, aksine birbirine bağlı tek bir bütün gibi davrandığını ortaya koymuştur. Evrendeki her olay sadece "nerede" (x, y, z koordinatları) olarak değil, aynı zamanda "ne zaman" (t) gerçekleştiğiyle tanımlanabilir. Bu nedenle uzay ve zaman kavramları tek bir çatı altında "uzay-zaman" olarak ele alınır.


Kur'an'da yer alan "Halkus semavati vel erd" (Göklerin ve yerin yaratılışı) yani evrenin/uzayın yaratılışı kavramının zaman ölçüm birimi olan "Yevm" (Gün) kelimesiyle ilintilendirilmesi "Uzay-Zaman" kavramına mı işaret etmektedir? Zira ayetlerde "Fi sitteti eyyamin" (Altı günde) ifadesiyle bir zaman ölçüsü zikredilmektedir.

32/4 Allahullezi halekas semavati vel erda ve ma beynehuma Fİ SİTTETİ EYYAMİN ....

(Allah o, gökleri, yeri ve o onların aralarındakilerini ALTI GÜNDE yaratandır. ... )

Ayetlerde "Görelilik Teorisi"'ne işaret edilmesi de konu bağlamında uyum arzetmektedir. Görelilik Teorisi uzayın ve zamanın sabit hızla hareket eden gözlemciler için nasıl değiştiğini açıklayan teoridir. Bir başka deyişle zamanın, farklı gözlemciler tarafından farklı algınabileceğini ortaya koyan teoridir. 

Aşağıdaki ayetler ise Görelilik Teorisi'ne ışık tutmakta gibidir. Ayetlerde yer alan "Min ma teuddun" (O sizin saydığınızdan) ifadesi farklı gözlemciye göre farklı algı kavramına işaret etmektedir.

22/47 Ve yesta'ciluneke bil azabi ve len yuhlifellahu va'deh ve İNNE YEVMEN İNDE RABBİKE KE ELFİ SENETİN MİN MA TEUDDUN

(Ve azabı senden acele isterler. Allah vaadine ihtilaf etmez. KESİNLİKLE RAB'BİNİN İNDİNDE BİR GÜN, O SİZİN SAYDIĞINIZDAN BİN SENE GİBİDİR.)

32/5 Yudebbirul emra mines semai ilel erdi summe ya'rucu ileyhi fi YEVMİN KANE MİKDARUHU ELFE SENETİN MİN MA TEUDDUN

(Gökten yere işleri düzenleyip yönetir. Sonra, O SİZİN SAYDIĞINIZDAN MİKTARI BİN SENE OLAN BİR GÜNDE O'na yükselir.)

Pulsar Tabanlı Navigasyon

Nötron yıldızları (özellikle de pulsar veya atarca olarak bilinen türleri) uzayda yön ve konum tespitinde son derece aktif ve hassas bir şekilde kullanılmaktadır. Uzay navigasyonunda çığır açan bir teknoloji olarak kabul edilen bu yöntem Pulsar Tabanlı Navigasyon (XNAV) olarak adlandırılmaktadır.

Nötron yıldızlarının bir alt türü olan pulsarlar, kendi eksenleri etrafında inanılmaz derecede hızlı ve düzenli dönerler. Dönüşleri sırasında kutuplarından uzaya çok güçlü X-ışını ve radyo dalgası demetleri yayarlar. Bir uzay aracı, evrendeki konumunu bilinen en az 3 veya 4 farklı pulsardan gelen X-ışını sinyallerinin varış sürelerini (Time of Arrival) ölçerek milisaniyeler bazında hesaplayabilir ve yönünü tayin edebilir. Bu durum, telefonların GPS uydularından gelen sinyallerle konum belirlemesine benzemektedir.

Bilinen nötron yıldızları içinde kendi etrafında dönme hızı en yüksek olan PSR J1748-2446AF olup, bu yıldız kendi etrafında saniyede 716 kere dönmektedir.


16. sure olan Nahl suresinin 16. ayeti şöyledir.

16/16 Ve alamat ve bin necmi hum yehtedun

وَعَلَامَاتٍۜ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ

(Ve alametler. Onlar yıldızla yönlenirler.)

"A'lam" (عْلَامِۚ) (İşaretler, Nişaneler, Dağlar gibi büyük olanlar) ve "Alamat" (وَعَلَامَاتٍۜ) (İşaretler, Nişaneler, Alametler) kelimeleri ortak kökendendirler. "Alam" (عْلَامِۚ) kelimesi, Rahman suresinin 24. ayetindeki "fil bahri kel a'lam" (Denizde giden büyük dağlar) ifadesinde "Gemiler" anlamında kullanılmaktadır.

Yukarıdaki 16/16 kodlu ayetin içeriği, ayetin sure numarasının nümeroljik değeri olan 7 (1+6 = 7) sayısı ile ayet numarası olan 16 sayısının birlikte 716 sayısını oluşturması ve "Alam" kelimesinin sembolik olarak "Gemiler"  anlamında da kullanılması yukarıdaki astronomik verilerle uyum arzetmektedir.

Her şey dönüyor.

Atom altı parçacıklardan elektronlara, gezegenlerden yıldızlara ve galaksilere kadar evrendeki her şey belirli bir yörüngede dönmektedir. Fizik bilimi bağlamında, bir cisimde dönme hareketinin var olmasını ve kaybolmamasını sağlayan etken Açısal Momentumun Korunumu yasasıdır.


Birbirini çeken iki veya daha fazla kütlenin, başlangıçtaki doğrusal hareketleri ile yerçekimi birleştiğinde cisimler düz bir hatta çarpışmak yerine birbirlerinin etrafında dairesel yörüngeler çizerler.

Yaratılışın döngülerden/dönüşlerden oluştuğuna işaret eden  ayetler şöyledir.

10/4 İleyhi MERCİukum cemia va'dellahi hakka innehu yebdeul halka summe YU'İDUHU li yecziyellezine amenu ve amilus salihati bil kist vellezine keferu lehum şerabun min hamimin ve azabun elimun bima kanu yekfurun

(DÖNÜŞÜNÜZ topluca O’nadır. Allah’ın vaadi gerçektir. Kesinlikle yaratışı o ortaya çıkarıp başlatır. Sonra o inananları ve iyilik yapanları adaletle karşılıklandırmak için onu DÖNDÜRÜR. O inkar edenler, inkar etmiş olmalarından dolayı onlara kaynar sudan içecek ve elim azap vardır.)

30/11 Allahu yebdeul halka summe YU'İDUHU summe ileyhi TURCEUN

(Allah yaratışı ortaya çıkarıp başlatır. Sonra onu DÖNDÜRÜR. Sonra O'na DÖNDÜRÜLÜRSÜNÜZ.)

Yukarıdaki ayetlerde yer alan "Yu'iduhu" (يُع۪يدُهُ) (Onu döndürür) kelimesinin ebced değeri 99 olup, bu sayının nümerolojik değeri olan 9 sayısı, bir tam dönüşü sağlayan hareketin açısal değeri olan 360 sayısının da nümerolojik değeridir.

21/33 Ve huvellezi halekal leyle ven nehara veş şemse vel kamer KULLUN Fİ FELEKİN YESBEHUN

(Ve geceyi ve gündüzü, Güneş’i ve Ay’ı yaratan O'dur. HEPSİ DAİREDE YÜZERLER.)

Tüm göksel cisimlerin yörüngelerinde dairesel hareket yaptıklarından yani döndüklerinden ilk kez bahsedilen yukarıdaki ayetin kodundaki rakamların toplamı da 9 (2+1+3+3 = 9) olmaktadır. 

Aynı mesajı veren ikinci ayetin sure numarası 36 olup, bu sayı 360 derecelik tam dönüş hareketine işaret etmekte gibidir.

36/40 Leş şemsu yembeğiy leha en tudrikel kamera ve lel leylu sabikun nehar ve KULLUN Fİ FELEKİN YESBEHUN

(Aya erişip çatması Güneş’e yaraşmaz. Ve gece gündüzü geçemez. HEPSİ DAİREDE YÜZERLER.)

Periyodik Tablodaki ilahi kodlama

Elementlerin Periyodik Tablosu 1869 yılında Rus kimyager Dmitri Mendeleyev tarafından oluşturmuştur. Tabloda 118 element bulunmaktadır.




Periyodik Tablo, elementlerin atom numaralarına göre düzenlenmiştir. Tablodaki satırlarda ve sütunlarda bulunan ve atom numaralarını temsil eden sayıların toplamlarından oluşan tablo ise aşağıda yer almaktadır. 



Tablodaki tüm atom numaralarının toplamı olan 7021 sayısının, "Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan ve Tevrat'ın, "göğün ve yerin yaratılışından" bahsedilen ilk ayetinin (1-Genesis 1-1) gematria değeri olan 2701 sayısını oluşturan rakamlar olması dikkat çekmektedir. Her iki sayının nümerolojik değerlerinin 1 olması da vahdet/ünite/teklik mesajı vermekte gibidir. Daha açık ifadeyle, madde alemindeki her şeyin tek bir bütünü yani "büyük BİR'i" oluşturan parçalar olduğu mesajı periyodik tablo kanalıyla da bildirilmekte gibidir.

Ayrıca periyodik tabloda toplam 118 element olması da dikkat çekmektedir. Zira bu sayının nümerolojik değeri de 10 üzerinden 1 olmaktadır. (1+1+8 = 10 ... 1+0 = 1)

En alçak yer ... Lut Gölü

Tarihte "602-628 Bizans-Sasani Savaşları" olarak bilinen savaş, Lut Gölü havzasında Bizans (Rum) ile Sasani (Pers) İmparatorlukları arasında gerçekleşmiştir. Bu savaşta Bizans (Rumlar) mağlubiyete uğramışlardır.

Orta Doğu'da Ürdün, İsrail ve Batı Şeria (Filistin) sınırları arasında yer alan Lut Gölü deniz seviyesinden 430 metre aşağıda olup, en derin noktası 304 metredir. Lut Gölü'nün kıyıları, Dünya'nın deniz seviyesinin altındaki en alçak açık kara alanıdır.


Rum suresinin aşağıdaki ayet grubunda yer alan "Rumların mağlubiyeti" ve "Yerin en alçağı" ifadeleri yukarıdaki bilgilere işaret etmektedir.

30/2 Gulibetir rum

(Rum yenildi.)

30/3 Fİ (1) EDNA (2) EL (3) ERDİ (4) ve (5) hum (6) min (7) ba'di (8) ğalebi (9) him (10) se (11) yağlibun (12)

(YERİ EN ALÇAĞINDA. Onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.)

30/4* Fi bid'i sinin lillahil emru min kablu ve min ba'd ve yevmeizin yefrahul mu'minun

(Birkaç sene içinde. İş önceden ve sonradan Allah içindir. O gün olduğunda, inananlar ferahlayıp sevinecekler.)

* 30/3 kodlu ayetteki  ikinci cümle 30/4 kodlu ayetin ilk cümlesiyle doğrudan bağlantılıdır. Hatta bu iki cümle esasen tek bir cümlenin bileşenleridir.

Ayet grubunun son ayetinin kodundaki rakamlar sırasıyla 304 sayısını oluşturmaktadır ki bu sayı Lut Gölü'nün maksimum derinliği değeridir. Ayrıca 3, 0 ve 4 rakamları, Lut Gölü'nün deniz seviyesinden olan alçaklığını metre cinsinden ifade eden sayıdaki (430) rakamlardır.

CERN ve Shiva Heykeli

Hinduizm'deki inşa ve imha tanrısı Shiva'nın heykeli, İsviçre'nin Cenevre şehrinde yer alan Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi'nin (Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire ) giriş avlusunda yer almaktadır.

CERN'de, yer altında bulunan 27 km'lik dairesel Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC) vasiyasıyla atom altı parçacıklar (protonlar veya ağır iyonlar) ışık hızına çok yakın hızlara ulaştırılıp birbiriyle çarpıştırılmaktadır. Çarpışmalar anında ortaya çıkan yüksek enerji, Büyük Patlama'dan (Big Bang) hemen sonraki koşullara benzemekte olup, bu süreçte Higgs Bozonu ("Tanrı Parçacığı") gibi evrenin yapı taşları ve kütlenin kökeni araştırılmaktadır. Büyük Patlama'nın inşa ve imha özelliği Hinduizmdeki mitolojik karakter olan Shiva ile uyum arzetmektedir.

Shiva'nın kozmik dansını (Tandava) ve yaratışını simgeleyen heykelin ismi Nataraja olup, heykeldeki nümerik sembolizm ilahi nümerolojiyle uyumludur.

- Shiva'yı çevreleyen, evreni ve döngüleri simgeleyen çemberde 28 adet alev formu yer almaktadır. Bu sayının nümerolojik değeri 10 (2+8 = 10)'dur. 10 sayısının "Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi ve Tevrat'ın ilk ayetinin gematria değeri olan 2701 sayısının nümerolojik değrtine eşit olması 10 yani 1 sayısının evrensel niteliğini ve vahdet/ünite anlamını ortaya koymaktadır. 

- Shiva'nın sağında ve solunda 7'şer dalga benzeri ipliksi form yer almaktadır. Bu durum ise 2 ve 7 rakamlarına istinaden, Kur'an'ı tanımlayan "Seb'an minel mesani" (İkililerden Yedi/İkili Yedi) kavramıyla uyum arzetmektedir.

- Çemberdeki 28 (2+8 = 10) alev ve İkili Yedi (2 ve 7) dikkate alındığında 2701 sayısındaki rakamların tezahür ettiği görülmektedir.

- CERN'deki dairesel hadron çarpıştırıcısının uzunluğunun 27 km olması da İkili Yedi kavramı açısından dikkat çekmektedir.

- Heykelde ayrıca bir de Kobra yılanı bulunmaktadır.

- Heykelde Shiva, cehaleti ve insan egosunu simgeleyen "Apasmara" (Muyalaka) isimli cüce iblisi ezerken resmedilmiştir. 

Kabala üzerine

M.S. 1-6. yüzyıllar arasında Merkava ve Hekhalot gelenekleri ile Zohar, Sefer Yetzirah ve Bahir gibi kitaplar vasıtasıyla ortaya çıkan ve Yahudi mistisizmi olarak da anılan "Kabala"* öğretisi zaman içinde kelimelerin, harflerin, sayıların ve sembollerin kullanımına dayalı büyü, zihin kontrol ve maddeye hükmetme uygulamalarına dönüştürülmüş durumdadır.

* "Kabala" kelimesi "Kabul etmek, Almak" anlamını taşımaktadır.

Kabala öğretisinin esasının dayandığı bazı temel hususlar şöyle sıralanabilir.

1- Ein Sof (Sonsuzluk) :

Tanrı'nın bilinemeyen, kavranamayan, zaman ve mekandan münezzeh, sonsuz ve mutlak olan ve evrendeki her şeyin kaynağı olan en yüksek yönüdür.

2- Sefirot (Hayat Ağacı) :

İlahi enerjinin Ein Sof'tan çıkarak kaba madde planı dünyaya ulaşırken geçtiği 10 farklı aşamayı, kanalı veya niteliği (Keter, Hokmah, Binah vb.) temsil eden sembolik bir haritadır. Evrenin ve insanın ruhsal yapısını açıklar. (10 sayısı, Tevrat'ın ilk ayetinin gematria değeri ve "Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan 2701 sayısının nümerolojik değeri olması itibarıyla da dikkat çekmektedir.)

3- Gilgul (Reenkarnasyon) ve Ruhun Tekamülü :

İnsan ruhunun (Neshamah), Tikkun (onarım) görevini tamamlayana ve ilahi olanla birleşene kadar dünyaya defalarca farklı bedenlerde gelmekte olduğunu ifade eder.

4- Mikrokozmos ve Makrokozmos İlişkisi :

"As above so below" (Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.) ilkesidir. Bu ilke yersel (terestrial) ve göksel (astral) varlık ilişkisini temsil eder. İnsan, evrenin küçük bir kopyası (mikrokozmos) olup, onun kendi içine yaptığı yolculuk, evreni ve Tanrı'yı anlama yolculuğudur. (Davud Yıldızı olarak bilinen ve ters yönde içiçe geçmiş üçgenden oluşan figür bu anlamı simgeler.)

5- Kutsal Metinlerin Gizli Anlamları : Tevrat (Tora) başta olmak üzere kutsal metinlerin sadece düz anlamıyla okunmaması, harflerin ve kelimelerin arkasında gizli numerolojik (Gematria) ve sembolik şifrelerin keşfedilmesi gerekir.

Kabala öğretisinin özü böyle olsa da kendilerini Kabalist olarak tanımlayan ve düşük frekanslı maddi tesirlere yani dünyevi ve nefsani tesirlere kapılmış ilim sahibi malum zümre, insanı, sadece geçici bir yaşam planı deneyiminden ibaret olan kaba madde planına hapsetmeyi, köleleştirmeyi, onu, maddi dünyadan başka bir yaşam planı olmadığına, ölümün son olduğuna ikna etmeyi ve özü olan sonsuz ruhu/bilinci asla idrak edememesini, keşfedememesini sağlamayı hedeflemektedir.

Bu durum Casiye suresinin aşağıdaki ayetinde

45/23 HEVESİNİ İLAHI EDİNEN KİMSEYİ GÖRMEZ MİSİN? ALLAH ONU İLİM ÜZERİNE SAPTIRIR. Kulağının ve kalbinin üzerine mühür basar. Gözünün üzerine perde oluşturur. Artık Allah’tan sonra onu kim yönlendirebilir? O halde hatırlamaz mısınız?

Kur'an, tarih boyunca, muhtelif vasıtalarla (kitaplar, öğretiler vb.) bahşedilmiş tüm ilahi kozmik bilgilerin kodlanmış ve konsolide edilmiş en güncel halini içeren eşsiz bir ilim kaynağıdır. Kur'an ilmininin bu niteliğini de gayet iyi bilen, öğrenen ve ondan faydalanan küresel Kabalist zümre, insanlığı Kur'an'dan uzaklaştırabilmek amacıyla en başta büyü ve zihin kontrol olmakla birlikte her türlü yöntemi kullanmaktadır. Bu yöntemlerden en öne çıkanlardan biri de, din alimi, kanaat önderi vb. kisvesine büründürülmüş şahıslar vasıtasıyla tarikatleşme sisteminin tesis edilmesi ve bu yolla kitleleri gerçeklerden uzaklaştırma, aldatma ve cahil bırakma yöntemidir. 

Bu hususa ilişkin bazı ayetler de şöyledir.

5/63 RAB'BE ADANMIŞLARIN ve BİLGİNLERİN, onları günah sözlerinden ve haram yemelerinden men etmeleri gerekmez miydi? O ÜRETMİŞ OLDUKLARI NE KÖTÜDÜR. 

9/34 Ey o inananlar, kesinlikle BİLGİNLERİN VE RAHİPLERİN BİR ÇOĞU İNSANLARIN MALLARINI BATIL İÇİN YERLER VE ALLAH YOLUNDAN DÖNDÜRÜRLER. O, altın ve gümüşü haznedip, onları Allah yolunda harcamayanlar, onları elim azap ile müjdele.

31/33 ... ALDATICI SİZİ KESİNLİKLE ALLAH İLE ALDATMASIN.

Sunday, October 25, 2026

"Algılar çağındayız."!

11.12.2025 tarihinde düzenlenen "Finansın Geleceği Zirvesi" adlı etkinlikte bir yetkili şu sözleri sarfetmiştir.

"Kesinlikle fonlara zarar verecek, olumsuz etkileyecek bir durum söz konusu değil ama ALGILAR ÇAĞINDAYIZ, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) iletişimi doğru yapması gerekli" 

Güncel "fon krizi" açısından ayrıca dikkat çeken bu söylemdeki kritik ifade "Algılar çağındayız" ifadesidir. Bu bölümün yukarıdaki söylem örneği ile başlamasının sebebi ise, söz konusu ifadenin, küreselcilerin kadim ve temel tahakküm metodu olması ve bu söylemin de bunun ifşası niteliğinde olmasıdır. Ancak coronavirus pandemisinin bir eşik olduğu ve dijital dönüşüm sürecinin hızlandığı 2019 yılı sonrasında "algıya dayalı gerçeklik oluşturma" metodunun maksimum seviyeye ulaştığı ve "Post Truth Era" (Gerçek Ötesi Çağ) tesirlerinin de yoğunlaştığı gözlemlenmektedir.

Daha açık ifadeyle kitlesel tahakküm sistemi için önemli olan herhangi bir durumun gerçek olup olmaması değil toplumun algısının ne olduğudur. Dolayısıyla, "bariz yalan" niteliğinde olan ifadelerin sıkça tekrarlanması, olmayanın var, olanın yok gibi telkin edilmesi veya tamamen kurgusal, sahte operasyonların gerçekmiş gibi yansıtılmasının yegane amacı toplumda istenen yönde bir "algının" oluşturulmasıdır

Gerçek dışı beyanların açıkça ve tekrar tekrar söylenmesi de esasen bilinçli, planlı bir psikolojik bir taktikten ibarettir. İdrak seviyesi yüksek kitle bu durumu görüp "Aklımızla alay etmeyin" gibi klişe bir tepki gösterirken, sözde maddi/manevi konfor alanından çıkmak istemeyen büyük bir kitle ise "çok tekrarla telkin" taktiğine kapılmakta ve teyid etme ihtiyacı dahi duymadan bu gerçek dışı beyanlarla kendisine bir gerçeklik evreni oluşturabilmektedir. Bu fenomene psikolojide "Delüzyon" adı verilmektedir. Delüzyon kısaca, yanlış ve batıl olduğu delillerle kanıtlanmış olanı ısrarla doğru ve gerçek kabul etme veya delillerle kanıtlanmış doğruyu ve gerçeği inkar etme sendromu olarak tanımlanmaktadır. Delüzyon kavramı evvelki bölümlerde değinilen "Post Truth Era" kavramı ile uyum arzetmektedir.

İncil'in aşağıdaki ayet grubunda "Algılar çağı" ifadesini doğrudan temsil eden "Delüzyon"* kavramından bahsedilmektedir.

delüzyon : lat. * delusio (yanılgı, sanrı) (deludere (alay etmek) (de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, -dan eki) + ludere (oynamak, eğlenmek, aldatmak) ) + sio (isim yapım eki)

53-2-Thessalonians-2-10 And with all deceivableness of unrighteousness in them that perish; because THEY RECEIVED NOT THE LOVE OF THE TRUTH, THAT THEY MIGHT BE SAVED.

(Ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan'ın etkinliğiyle gelecek. MAHVOLANLAR, GERÇEĞİ SEVMEYE VE BÖYLECE KURTULMAYA YANAŞMADIKLARINDAN MAHVOLUYORLAR)

53-2-Thessalonians-2-11 AND FOR THİS CAUSE God shall send them strong DELUSION, that they should believe a lie:

(İŞTE BU NEDENLE Tanrı yalana kanmaları için onların üzerine güçlü bir YANILTICI İNANÇ gönderiyor.)

53-2-Thessalonians-2-12 That they all might be damned WHO BELIEVED NOT THE TRUTH, BUT HAD PLEASURE IN UNRIGHTEOUSNESS.

(Öyle ki, GERÇEĞE İNANMAYAN ve DOĞRULUKDIŞILIKTAN HOŞLANANLARIN hepsi yargılansın.)

Ayetteki "Tanrı'nın yanıltıcı inanç göndermesi" ifadesi kritik olup, "E zaten Tanrı gönderiyormuş insanın suçu neki?" yorumuna kapı açıyor gibi görünebilse de ayet grubunun ilk ayetinde söz konusu kitlenin zaten "Gerçeği sevmeyen" kitle olduğu belirtilmektedir. Yani her zaman olduğu gibi musibetin temel kaynağının yine insanın kendisi olduğu mesajı verilmektedir.

Kur'an'da, konuya ilişkin öne çıkan ve yukarıdaki İncil ayetiyle uyum arzeden ayetler ise şöyledir.

23/70 Em yekulune bihi cinneh bel caehum bil hakki ve EKSERUHUM LİL HAKKİ KARİHUN

("Onda cinlik var." mı diyorlar? Bilakis onlara gerçek ile geldi. ONLARIN ÇOĞUNLUĞU GERÇEK İÇİN İSTEKSİZDİRLER/GERÇEKTEN TİKSİNENLERDİR.)

22/2 Yevme teravneha tezhelu kulli murdiatin an ma erdaat ve tedau kulli zati hamlin hamleha ve TERAN NASE SUKARA VE MA HUM Bİ SUKARA ve lakinne azabellahi şedid

(Onu göreceğiniz gün*, tüm emziren kadınlar o emzirdiklerinden vazgeçerler. Her yük sahibi yükünü düşürüp bırakır. İNSANLARI SARHOŞ* GÖRÜRSÜN DE ONLAR SARHOŞ DEĞİLLERDİR. Lakin Allah’ın azabı şiddetlidir.)

* Ayetteki "Yevm" (Gün) kelimesi döngü sonu çağını ifade etmektedir. Ayetteki "Sukara" (Sarhoş) kelimesi ise, "akla, mantığa uymayan tutum, düşünce, davranış ve söylem" sergileyenleri temsil eden muteşabih bir kelimedir.

Elif'in tezahürü İnsan

Arap alfabesinin ilk harfi, "Elif" olarak telaffuz edilen ve "ا" olarak gösterilen şekildir.

Alfabenin 1. harfi olan ve 1 sayısının şekline benzeyen "ا" harfinin telaffuzu olan "Elif" kelimesinin ebced değeri de 111 olup, yine 1'lerden oluşmaktadır.

Ayrıca "Elif" kelimesi, "Ellefe" (Birleştirmek, Bir araya getirmek; Uymak, Alıştırmak) fiilinden türeme bir sıfat olup, "Birleştiren, Bir araya getiren; Uyumlayan, Alıştıran" anlamına gelmektedir. Bu noktada yine "Bir" sayısı tezahür etmektedir.

İnsanın "sperm" halindeki ve "yetişkin" halindeki temel anatomik yapısı "Elif" harfinin bir tezahürü gibidir.

Sperm

İnsan

Elif

İnsanın, anatomik olarak "ا" harfine ve 1 sayısına benzemesi esasen insanların "tek bir bilincin" yansımaları olduğu düşüncesini açığa çıkarmaktadır. 

Erwin Schrödinger "Tüm bilinçli varlıklar BİR'dir."

Ayetlerde bu kolektif bilinç temasına "tek nefisten yaratılmak" ifadesiyle vurgu yapılmaktadır.

4/1 Ya eyyuhen nasutteku rabbekumullezi halekakum min NEFSİN VAHİDETİN .... 

(Ey insanlar sizi TEK NEFİSTEN yaratan Rab’binizden sakının. ... )

6/98 Ve huvellezi enşeekum min NEFSİN VAHİDETİN ...

(Ve sizi TEK NEFİSTEN inşa eden O'dur. ... )

7/189 Huvellezi halekakum min NEFSİN VAHİDETİN ...

(Sizi TEK NEFİSTEN yaratan, .... )

39/6 Halekakum min NEFSİN VAHİDETİN ...

(Sizi TEK NEFİSTEN yarattı. ... )

Kuantum teorisine göre insan bilincinin bir tezahürü, bir yansıması olduğu ifade edilen "Evren, Kainat" kelimesinin Latincesi olan "Universus"* kelimesinin kök anlamının "Birleşmiş, Bir araya gelmiş, Bütünleşmiş" olması da tüm yaratılışın esasen büyük 1'in (Vahdetin) tezahürü olduğunu teyid eder niteliktedir.

* unus, uni (tek, bir, yek) + versus (dönmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) )


YBC 7289 kodlu tablet

"YBC 7289", antik Babil dönemine (MÖ 1800-1600) ait, 2'nin karekökünün (√2) tarihteki en eski ve en hassas hesaplamasını içeren çivi yazılı bir kil tablettir. (YBC = Yale Babylonian Collection/Yale Babil Koleksiyonu)

Tablet üzerinde bir kare, bu kareni

n köşegenleri ve Babillilerin 60'lık (seksagesimal) sayı sisteminde yazdığı çivi yazısı rakamlar yer almaktadır. 

YBC 7289 kodlu tablet

Tabletin üstündeki çivi yazısının açılımı şöyledir.

1 + 24/60 + 51/3600 + 10/216000

Bu sayı ondalık sayı sistemine çevrildiğinde 1,41421296... değerine ulaşılmaktadır ki bu değer √2'nin gerçek değeri olan 1,41421356 sayısına çok yakındır. Bu değer antik çağda ulaşılan en yüksek matematiksel doğruluk olarak kabul edilmektedir.

Tablet, kenarı 30 birim olan bir karenin köşegen uzunluğunun yaklaşık 42,42* birim olarak hesaplanmasını göstermektedir ki bu hesaplama, doğrudan Pisagor Teoremi'nin (a^2 + b^2 = c^2) tezahürüdür. (Tablet Pisagor'un doğumundan 1000 yıl önce oluşturulmuştur.)

* 42,42 birimlik değerin nümerolojik olarak 66 sayısını oluşturması dikkat çekmektedir. (4+2 = 6, 4+2 = 6)

Bugün 1 saatin 60 dakika, 1 dakikanın 60 saniye olması ve dairenin 360 dereceye bölünmesi de doğrudan Babil matematiğindeki 60'lık sayı sistemine dayanmaktadır.

Babillilerin 60'lık sayı sistemi kullanmaları, kutsal kitaplarda özellikle vurgulanan 6 sayısının ilahi kozmik bir kod olma niteliği açısından da anlam ifade etmektedir.

Kitaplarda 6 sayısı ile ilgili bazı tezahürler şöyledir:

- 6 günde yaratılış" teması

- "Allah" kelimesinin ebced değerinin 66 olması

- Mücadele suresindeki bir misalde Allah ile ilgili olarak "Altıncısı" ifadesinin yer alması

- Kur'an'ın 114 (1+1+4 = 6) sureden oluşması

- Kur'an'ın ilk suresi olan Fatiha suresinin 6. ayetinin 6 kelimeden oluşması (İhdi 1 + na 2 + el 3 + sirat 4 + el 5 + mustakim 6) ve ayetin ebced değeri olan 1073 sayısının nümerolojik değeri olan 11 (1+0+7+3 = 11) sayısının 6 ile çarpımının 66 olması

- İncil'de zikredilen 666 sayısı

Ayrıca, estetiğin sayısal ifadesi olan Altın Oran'ın kaynağı olan Fibonacci dizisindeki sayıların grafik olarak 6 formunda spiraller oluşturması da konuyla ilintilidir.

Saturday, October 24, 2026

Rastgele değil Hesap ile, Ölçü ile ...

Doğada gerçek anlamda rastgeleliğin var olup olmadığı, bilim dünyasında hala tartışılan bir konudur.

Makro düzeyde (klasik fizikte) doğanın determinist olduğu yani yeterli veri ve hesaplama gücüyle öngörülebilen karmaşık (kaotik) bir sistem olduğu düşünülmekledir. Mikro düzeyde ise (kuantum mekaniğinde), Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi ve radyoaktif bozunma gibi olguların, doğanın en temel seviyesinde deterministik olmayan, saf ve mutlak bir rastgeleliğin (olasılıksal yapının) var olduğunu göstermekte olduğu kanısı mevcuttur. 

Ancak doğadaki olguların yapısal niteliği, dizaynı ve olayların akışı incelendiğinde makro veya mikro düzeyde neden-sonuç ilkesine (illiyet prensibi) dayalı sistematik bir yapının varlığı gözlemlenmektedir. Bu durum da her olgunun ve olayın belirli bir düzen ve hesaplamaya dayalı olarak var olabildiğini ortaya koymaktadır. 

Konuya ilişkin ayetler incelendiğinde yaratılılıştaki her şeyin, idraklere sığmayan yüce bir bilinçli irade tarafından, hesaplamaya ve ölçüye dayalı belirli bir sistematik içinde tezahür ettirildiği mesajı alınmaktadır. (Ayetlerdeki "Kader" kelimesi "Ölçü" anlamını temsil etmektedir.)

6/59 Ve gaybın anahtarları O’nun indindedir. Onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa bilir. YAPRAK DÜŞMEZ Kİ O ONU BİLMESİN. Yerin karanlıklarında ne bir tohum tanesi, ne yaş, ne de kuru bir şey yoktur ki APAÇIK KİTABIN İÇİNDE olmasın.

55/5 Güneş ve Ay HESAP İLEDİR.

36/12 ... Her şeyi, apaçık delil içinde SAYDIK.

78/29 Ve kitapta olmak üzere HER ŞEYİ SAYDIK.

15/21 Ve hazinesi indimizde olmayan hiçbir şey yoktur. Onu bilinen KADER/ÖLÇÜ haricinde indirmeyiz.

13/8 ... O’NUN İNDİNDE HER ŞEY KADERLEDİR/ÖLÇÜYLEDİR.

54/49 KESİNLİKLE BİZ HER ŞEYİ KADER/ÖLÇÜ İLE YARATTIK.

Information Theory (Bilgi Teorisi)

Evrenin temelde maddeden ve enerjiden ziyade bilgiden ibaret olduğu veya bilginin evrenin temel taşı yani maddenin ve enerjinin öncülü olduğunu ifade eden teoriye "Information Theory" (Bilgi Teorisi) adı verilmiştir. 

Bu teorinin kaynağı, "Evrenin atomlardan değil bilinçten oluştuğunu, maddenin ve enerjinin, bilincin bir tezahürü olduğunu" belirten ve Kuantum Teorisi ile Nobel Ödülü almış olan Alman fizikçi Max Planck'tir.

"Evren, atomlardan değil bilinçten oluşmuştur."

Her geçen gün daha fazla bilim insanı, bilginin madde ve enerjiyle interkonvertibl (dönüştürülebilir) temel bir büyüklük olduğunu ifade etmektedir. Bu durum, Kur'an'daki "Yekulu kun fe yekun" ("Ol!" der o da olur.) ve Tevrat'taki "Ve Tanrı, "Işık olsun" dedi ve ışık oldu." ayetinin teyidi niteliğindedir.

Taha suresinin aşağıdaki ayetinin son cümlesi "yaratılmış her şeyin bilgiden ibaret olduğunu" ifade etmekte ve "Bilgi Teorisi"ne ışık tutmaktadır.

20/98 İnnema ilahukumullahullezi la ilahe illa hu VESİA KULLE ŞEY'İN İLMA

(Kesinlikle ilahınız, haricinde ilah olmayan o Allah’tır. HER ŞEYİ İLMEN/BİLGİ OLARAK KAPSAR.)

Yaratılışın özünün yani kaynak kodunun "kelimeler" olduğunun incelendiği bölümlerden birine aşağıdaki linkten erişilebilir. 

Aparavidya ve Paravidya

Geleneksel Hint felsefesinde (özellikle Mundaka Upanişad'da) bilgi Aparavidya ve Paravidya olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır.

1- Aparavidya (Aşağı / Dünyevi Bilgi)

A (Olumsuzluk ön eki) + Para (Öte, Yüce, Aşkın) + Vidya (Bilgi) = Yüce olmayan bilgi, Aşkın olmayan bilgi, Öte olmayan bilgi

Maddi ve zahiri dünyaya ilişkin, bilimler, sanatlar, dilbilgisi, mantık ve hatta kutsal metinlerin (Vedalar) entelektüel düzeyde öğrenilmesini kapsayan bilgidir. Bu bilginin insana dünyada göreceli başarı ve erdem kazandırabileceği ancak ruhsal kurtuluşu (Mokşa) sağlayamayacağı düşünülür.

2- Paravidya (Yüce / Uhrevi / Manevi Bilgi)

Para (Öte, Yüce, Aşkın) + Vidya (Bilgi) = Yüce Bilgi, Aşkın Bilgi, İlahi bilgi, En yüksek hakikatin bilgisi

Değişmeyen, ölmeyen, şekilsiz ve sonsuz olan nihai gerçeğin (Brahman) ve insanın kendi içindeki ilahi özün (Atman) bilgisidir. Kitaplardan okunarak veya ezberlenerek öğrenilebilecek teorik bir bilgi olmayan, saf bilinçle ulaşılan, içsel ve sezgisel bir farkındalık olan bu bilgi, kişiyi cehaletten (Avidya) kurtaran, doğum ve ölüm döngüsünü (Samsara) kırarak aydınlanmaya ve nihai özgürlüğe (Mokşa) ulaştıran bilgidir.

Kutsal bilgilerin kaynağının tek olması nedeniyle, Rum suresinin aşağıdaki ayeti açık bir şekilde "Aparavidya" kavramını tanımlamakta ve "Paravidya" kavramına da işaret etmektedir.

30/7 Ya'lemune zahiran minel hayatid dunya ve hum anil ahirati hum ğafilun

(Dünya hayatından görüneni bilirler. Onlar ahiretten habersizdirler.)

Ayetteki "Zahiran minel hayatid dunya" (Dünya hayatından görünen) ifadesi "Aparavidya"ya, "Ahirat" (Öte, Sonra) kelimesi ise "Paravidya"ya karşılık gelmektedir.

Mearic suresinin aşağıdaki kısa ayeti de "Min Allah" (Allah'tan) ifadesiyle Paravidya" kavramına işaret etmektedir.

70/3 Min allahi zil mearic

(Yüksek mevkiler, dereceler sahibi Allah’tandır.)

Yukarıdaki iki ayetin kodlarındaki rakamların birbirlerinin tersi olmaları da ayrıca dikkat çekmektedir.

Ramanujan'ın Pi formülü

Hint matematikçi Srinivasa Ramanujan, π sayısını en hızlı şekilde hesaplayan formülü ile de bilinmektedir.


Formülün sadece ilk terimi (n=0) alındığında 9801/1103.√8 ifadesi elde edilmekte ve π değerinin ilk 6 ondalık basamağı (3.141592) doğru hesaplanmaktadır. Serideki her bir yeni terim, π'nin değerine yaklaşık 8 doğru ondalık basamak daha eklemektedir.

Matematiksel olarak π sayısına en yakın değer 22/7 işlemiyle elde edilmektedir. 

Bir dairenin çevresinin hesaplanabilmesi için dairenin çapı ile π sayısı çarpılmaktadır. Yani çap ile π sayısı birbirleriyle doğrudan ilintilidirler.

Kur'an'da "Aktar" (Çaplar) kelimesinin ilk kez geçtiği Ahzab suresinin aşağıdaki ayetinde π sayısının hesaplanmasına yönelik veriler bulunmakta gibidir.

33/14 Ve (1) lev (2) duhilet (3) aley (4) him (5) min (6) AKTARİ (7) ha (8) summe (9) suilu (10) el (11) fitnete (12) le (13) atev (14) ha (15) ve (16) ma (17) telebbesu (18) bi (19) ha (20) illa (21) yesira (22)

(Ve şayet onların üzerine ÇAPLARINDAN girilse, sonra da fitne çıkarmaları sual edilse, onu yaparlardı. Onunla da azın haricinde kalmazlardı.)

- Ayetin kodundaki son üç rakam sırasıyla 3, 1 ve 4 olup, bu rakamlar π sayısının hesaplamalarda kullanılan kısaltılmış hali olan 3.14 sayısındaki rakamlardır.

- Ayette 22 kelime bulunmakta olup, "Aktar" (Çaplar) kelimesi 7. kelimedir. Bu durum, π sayısını veren 22/7 işlemindeki sayılarla uyum arzetmektedir.

- Ayetin ilk cümlesi olan "Ve lev duhilet aley him min aktari ha" cümlesinde 8 kelime bulunmaktadır ki bu sayı 3.14 sayısının da nümerolojik değeridir. (3+1+4 = 8)

- Ayetteki "Aktar" (Çaplar) kelimesinin sıra numarası olan 7 sayısı, Ramanujan'ın π formülünde yer alan dört sabit sayının toplamlarının nümerolojik değeridir.

9801 + 1103 + 26390 + 396 = 37690 ... 3+7+6+9+0 = 25 ... 2+5 = 7

Bu dört sabit sayının nümerolojik değerleri şöyledir.

9801 ... 9+8+0+1 = 18 ... 1+8 = 9
1103 ... 1+1+0+3 = 5
26390 ... 2+6+3+9+0 = 20 ... 2+0 = 2
396 ... 3+9+6 = 18 ... 1+8 = 9

Nümerolojik değerler 9+9 = 18 ... 1+8 = "9" ve 5+2 = "7" olarak ikili gruplandığında 9 ve 7 sayıları dikkat çekmektedir. Bu durum "2, 7 ve 27 sayılarının gizemi" başlıklı bölümde incelenen konuyla ilintilidir.

Ramanujan'a, bu dört sabit sayıyı nasıl hesapladığı sorulduğunda ise verdiği cevap şöyledir:

"Bu sayıları rüyamda gördüm."

COVID19, Yapay Zeka ve Kuantum Sıçraması

Kuantum Sıçraması, bir atom altı parçacığın örneğin bir elektronun, her biri bir enerji düzeyi olan yörünge katmanları/tabakaları arasında ani şekilde yer değiştirmesi fenomenidir.


"Kuantum Sıçraması" kavramı, bir durumdan diğerine geçiş vasıtasıyla  yaşanan ani, çok büyük ve çığır açıcı ilerlemeyi veya köklü dönüşümü de tanımlamaktadır. 

İnsanlık son yedi yıllık dönem içinde, belki de tarihindeki en önemli iki önemli halden hale geçişi (kuantum sıçraması) deneyimlemiş bulunmaktadır. Bunlar, kökeni 2019 yılına dayanan ve ismini de bu yıldan alan COVID19 pandemisi ve 2022 yılında Yapay Zeka'nın genel kullanıma açılmasıdır. 

İnşikak suresinin aşağıdaki ayetinde Kuantum Sıçraması fenomeninin net tasviri yapılmaktadır.

84/19 Le terkebunne tabekan an tabekin
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَنْ طَبَقٍۜ

(Tabakadan tabakaya bineceksiniz.)

Ayetteki nümerolojik yapı, yukarıda belirtilen sayılarla da uyum arzetmektedir. 

- Ayetin numarası olan 19 sayısı, hem virüsün ismi olan COVID19 kodundaki sayı ile hem de virüsün ilk tespit edildiği yılı temsil eden 2019 sayısının son iki hanesiyle uyum arzetmektedir. (Ayetin ebced değeri olan 1405 sayısının numerolojik değeri olan 10 sayısı, 19 sayısının da nümerolojik değeridir.) COVID19 pandemisi insanlığın algı seviyesinde kuantum sıçramasına vasıta olmuştur.

- Ayetin kodundaki (84/19) rakamların toplamı olan 22 (8+4+1+9 = 22) sayısı ise Yapay Zeka'nın "ChatGPT" markasıyla genel kullanıma girdiği yılı temsil eden 2022 sayısının son iki hanesiyle uyum arzetmektedir. Yapay Zeka'ya geçiş de insanlığın algı seviyesinde bir kuantum sıçramasına vasıta olmuştur.

Schrödinger dalga fonksiyonu

Schrödinger denklemi, kuantum alemindeki (elektron, atom, molekül gibi) parçacıkların dalga ve parçacık özelliklerini (dalga-parçacık ikiliği) matematiksel olarak tanımlayan temel dalga denklemidir.

Bu denklem, bir kuantum sisteminin durumunu temsil eden dalga fonksiyonunu (psi harfi) bulmaya yaramaktadır.

Işık, hem dalga hem de parçacık (foton) gibi davranmakta olup, ışığın çift karakterli bu yapısı, Schrödinger'e elektronların dalga fonksiyonunu yazması için ilham vermiştir.

Dalga fonksiyonu Yunan alfabesindeki Psi (Ψ) harfiyle simgelenmektedir.

Mürselat suresinin, her ayet/ayet grubu gibi çoklu anlamlı olan aşağıdaki ayet grubundaki tasvirler Schrödinger Dalga Fonksiyonu ile uyum arzetmektedir.

77/29 İntaliku ila ma kuntum bihi tukezzebun

(O yalanlamış olduğunuza gidin.)

77/30 İntaliku ila ZİLLİN ZİY SELASİ ŞU'ABİN

(ÜÇ ÇATALLI GÖLGEye gidin.)

77/31 La zalilin ve la yuğniy minel lehebi

(Gölgelendiren değildir ve alevden koruyup fayda vermez.)

77/32 İnneha termi bi ŞERERİN kel kasri

(Kesinlikle o saray gibi KIVILCIMLAR atar.)

77/33 Ke ennehu CİMALETUN sufrun

(Kesinlikle o sarı erkek DEVELER gibidir.)

- Ayet grubundaki sembolik kavram olan "Üç Çatallı Gölge" ifadesinin, Schrödinger Dalga Fonksiyonu'nun sembolü olan ve üç çataldan oluşan Psi (Ψ) harfine de işaret ediyor olması muhtemeldir.

- Ayet grubundaki "Üç Çatallı Gölge" ifadesi "kıvılcım" yani "ışık" kavramı ile ilintilendirilmektedir. Schrödinger Dalga Fonksiyonu'nun kaynağı, fotonların yanı ışığın hem dalga, hem parçacık olarak davranma paternidir.

- Son ayette "üç çatallı gölge", "develere" benzetilmektedir. Bu noktada "deve" değil de "develer" ifadesinin kullanılması dikkat çekmektedir. Zira birden çok sayıda deveye benzer şekle işaret edilmesi "dalga fonksiyonu"ndaki dalgaların, deve sırtına benzer şekilleriyle ilintili olabilir. 

- Dalga fonksiyonundaki dalgaların, "Develer" benzetmesi ile ifade edildiği varsayılan ayet grubunun son ayetinin numarası 33'tür. Bu sayı Schrodinger Dalga Fonksiyonu'nda yer alan İndirgenmiş Planck Sabiti'nin kaynağı olan Planck Sabiti* (6.62607015 × 10⁻³⁴ J⋅s (Joule-saniye) ) sayısının nümerolojik değeridir. 

* 6.62607015 ... 6+6+2+6+0+7+0+1+5 = 33)

Schrödinger Dalga Fonksiyonu ve dalgalar (develer?)


Netice itibarıyla, yukarıdaki ayet grubunda Yaratıcı'yı ve O'nun yaratışını yalanlamaya çalışanlara yaratılışın özüne ilişkin bilimsel veriler içeren batıni bir mesaj iletilmiş olması muhtemeldir.

Atomdaki "Ruhsal tekerlekler"?

Atom, maddenin kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşı olup, temel olarak çekirdek ile bu çekirdeğin etrafındaki dairesel enerji katmanları olan yörüngelerde hareket eden elektronlardan oluşmaktadır. 

Atomun yapısı ve elektron yörüngeleri

Tevrat'ın Hezekiel suresinin aşağıdaki ayetlerindeki tasvirler "atomun yapısına" işaret etmekte gibidir

26-Hezekiel-1-16 TEKERLEKLERİN GÖRÜNÜŞÜ VE YAPISI şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları İÇ İÇE GİRMİŞ BİR TEKERLEK GİBİYDİ.

26-Hezekiel-1-18 TEKERLEKLERİN KENARI yüksek ve korkunçtu; hepsi ÇEPEÇEVRE GÖZLERLE DOLUYDU..

26-Hezekiel-1-21 Yaratıklar HAREKET ettiğinde ONLAR DA HAREKET EDİYOR, yaratıklar durduğunda onlar da duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü YARATIKLARIN RUHU TEKERLEKLERDEYDİ.

Ruhsal tekerlekler (Elektron yörüngeleri) ve kenarlarındaki Gözler (Elektronlar)

Yukarıdaki ayet grubunda bahsedilen "Tekerlekler" kelimesi, atomdaki elektronların yörüngelerini, "Tekerleklerin kenarındaki gözler" ifadesi ise yörüngelerinde hareket eden elektronları simgelemekte gibidir. "Ruhun tekerleklerde olması" ifadesi ise yaratılış kodları olan bilgilerin kuantum parçacıklarda kayıtlı olduğu anlamını temsil etmekte gibidir.

2, 7 ve 27 sayılarının gizemi

Her sayı gibi keşfedilmiş veya henüz keşfedilmemiş özgün nitelikleri olan 2, 7 ve 27 sayıları matematiksel ve astronomik açıdan olduğu kadar kutsal kitaplardaki tezahürleri açısından da önem arzetmektedirler.

2 ve 7 sadece kendilerine bölünebilen sayılardır yani asal sayılardır.

9 sayısının 7'ye bölümünden kalan sayı 2'dir.

2 ve 7 sayısının toplamı 9'dur. Dolayısıyla 27 sayısının nümerolojik değeri de 9 (2+7 = 9) olmaktadır.

27 sayısı 3^3 (3x3x3) olarak yazılabilen "Perfect Cube" (Mükemnel Küp) niteliğinde olan ilk tek küp sayıdır. Bu geometrik ve aritmetik kararlılık, matris teorilerinden soyut cebire kadar birçok alanda temel bir yapı taşı niteliğindedir.

27 sayısı, sayı değerlerinin toplamı (2 + 7 = 9), asal çarpanlarının hanelerinin toplamına (3 + 3 + 3 = 9) eşit olan özel bir sayıdır. Bu tip özel sayılara Smith Sayısı adı verilmektedir.

27 Sayısı, kendi basamaklarının toplamına (2 + 7 = 9) kalansız bölünebilen (27 / 9 = 3) bir tamsayıdır. Bu tip sayılara Hashad Sayıları adı verilmektedir.

Cebirsel geometrideki en ünlü teoremlerden biri olan Cayley-Salmon Teoremi'ne göre, pürüzsüz bir kubik yüzey (üçüncü dereceden bir yüzey) üzerinde tam olarak 27 düz doğru bulunur.

Kuantum mekaniğinin matematiksel altyapısında kullanılan ve "Albert Algebri" olarak bilinen tek istisnai Jordan algebrası 27 boyutludur.

Bozonik Sicim Teorisi'ne (Kritik Boyut Teorisi) göre, evrenin tutarlı bir matematiksel modelde işleyebilmesi için uzay-zamanın 27 boyutlu  olması gerekir.

Modern kozmolojik modellere (Lambda-CDM) göre, evrenin toplam kütle-enerji yoğunluğunun yaklaşık %27'sini Karanlık Madde (Dark Matter) oluşturur.

Ay'ın Dünya etrafındaki bir tam turunu ya da kendi ekseni etrafındaki dönüşünü tamamlama süresi olan Sideral Ay Döngüsü 27 gündür.

Güneş'in ekvator bölgesinin kendi ekseni etrafındaki bir tam dönüşü (sinodik periyodu) tam olarak 27 gündür. Bu döngü, Dünya üzerindeki jeomanyetik fırtınaların tekrarlanma sıklığını doğrudan etkilemektedir.

2 ve 7 sayıları Kur'an'daki tezahürleri açısından da dikkat çekmektedir.

"Eyni/Esneyni" (İki) kök kelimesi ayetlerde 27 kere tekrarlanmaktadır.

"Seb'a" (Yedi) kök kelimesi de ayetlerde 27 kere tekrarlanmaktadır. ("Seb'ine" (Yetmiş) kelimesi dahil olarak)

Aşağıdaki ayette yer alan "Seb'an minel mesani" (سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي) (İkililerden yedi / İkili yedi) kelime grubunun ebced değeri olan 855 sayısının nümerolojik değeri de 9 olmaktadır. (8+5+5 = 18 ... 1+8 = 9)

15/87 Ve lekad ateynake SEB'AN MİNEL MESANİ vel kur'anel azim

(Ve biz sana İKİLİLERDEN YEDİYİ ve büyük Kur'an’ı verdik.)

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ

Bu ayetin ebced değeri olan 2916 sayısının nümerolojik değeri de 9 (2+9+1+6 = 18 ... 1+8 = 9) olmaktadır.

Ayrıca ayetin ebced değeri olan 2916 sayısı, 29 ve 16 olarak ayrıldığında nümerolojik olarak yine 2 ve 7 sayıları tezahür etmektedir. (2+9 = 11 ... 1+1 = "2" ve 1+6 = "7")

"Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan 2701 sayısının ilk iki hanesinin 2 ve 7 sayılarından oluşması da konu bağlamında dikkat çekmektedir.

Tevrat'ın "Yaratılış" suresinin aşağıdaki ayetlerinde de 2, 7, 27 sayılarına işaret edilmektedir.

1-Yaratılış-8-13 Nuh ALTI YÜZ BİR yaşındayken, BİRİNCİ ayın BİRİNDE yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü.

1-Yaratılış-8-14 İkinci ayın YİRMİ YEDİNCİ günü toprak tümüyle kurumuştu.

- Ayet ikilisindeki ayetlerin ayet alt numaralarının toplamı 27 (13+14 = 27) olmaktadır.

- Ayet ikilisinin sure ve ayet numaraları olan 1 ve 8 sayıları iki kere tekrarlandığından, nümerolojik olarak ortaya 2 ve 7 sayıları çıkmaktadır. (1+1 = 2 ve 8+8 = 16 ... 1+6 = 7)

- Ayet ikilisinin ilk ayetinde yer alan "Altı yüz bir yaşindayken birinci ayın birinde" ifadesindeki 601, 1 ve 1 sayıları 7 (6+0+1 = 7) ve 2 (1+1 = 2) sayılarının tezahürüne vasıta olmaktadır.

- Ayet ikilisinin ikinci ayetinde doğrudan 27 sayısı zikredilmektedir.

Friday, October 23, 2026

153 balık meselesi

43-Yuhanna-21-5 İsa, "Çocuklar, balığınız yok mu?" diye sordu. "Yok" dediler.

43-Yuhanna-21-6 İsa, "Ağı teknenin sağ yanına atın, tutarsınız" dedi. Bunun üzerine ağı attılar. O kadar çok balık tuttular ki, artık ağı çekemez olmuşlardı.

..........

..........

43-Yuhanna-21-11 Simun Petrus tekneye atladı ve tam YÜZ ELLİ ÜÇ iri balıkla yüklü ağı karaya çekti. Bu kadar çok balık olduğu halde AĞ YIRTILMAMIŞTI.

Yukarıdaki İncil ayetinde geçen 153 sayısı, matematiksel bir fenomen olmasından dolayı önem arzetmektedir. Bu sayı hem "Narsisistik Sayı", hem de "Üçgen Sayı"'dır.

Narsisistik Sayı, kendi basamaklarının küpleri toplamına eşit olan sayıdır. 1^3 + 5^3 + 3^3 = 153

Üçgen Sayı ise, 1'den başlayarak n’e kadar olan ardışık doğal sayıların toplamıyla elde edilen ve noktaların eşkenar bir üçgen oluşturacak şekilde dizilmesiyle görselleştirilebilen sayıdır. 153 sayısı ilk 17 sayının toplamına (1+2+3+...+17 = 153) eşit olan bir sayı olup, 17 nokta ile bir eşkenar üçgen oluşturulabilmektedir.

Ayrıca 153 sayısının nümerolojik değeri olan 9 (1+5+3 = 9 ) sayısı da matematiksel bir fenomendir. ("Sihirli 9 sayısı" başlıklı bölüm incelenebilir.)

Ayetteki "Ağ yırtılmamıştı" ifadesi ise söz konusu 153 sayısının, matematiksel bir fenomen olduğuna, "sorunsuzluk, kusursuzluk, düzen" anlamları bağlamında işaret etmekte gibidir.

Kur'an'daki ilk 153. ayet olan Bakara suresinin 153. ayetindeki ifadeler de yukarıdaki İncil ayetleri grubuyla, "sorun çözülmesi" anlamı bağlamında uyum arzetmektedir.

2/153 Ey o inananlar, sabırla ve duayla yardım isteyin. Kesinlikle Allah sabredenlerle birliktedir.

Ayette "sabır" ve "dua" mekanizmasının "sorun çözümüne" olan tesirine işaret edilmektedir.

Star Trek dizisindeki nümerolojik kodlama

Tarihte önemli bir yere sahip olan ve 1966 - 1969 yılları arasında yayımlanmış olan "Star Trek (Uzay Yolu)" dizisi, ağırlıklı olarak 9 sayısı olmak üzere 9 ve 11 sayılarına ilişkin numeroloji (9/11 operasyon kodlaması) içermektedir. Zira dizinin yayının sona ermesinden bir ay sonra "Apollo 11" kodlu misyon kapsamında ilk insan Ay'a ayak basmıştır.

08.09.1966 tarihinde ilk bölümü yayımlanan dizi 3 sezon ve 80 bölümden (1 pilot bölüm dahil) oluşmuştur. (3+8+0 = 11)

Dizinin son bölümü ise 03.06.1969 tarihinde yayımlanmıştır. (Normal yayın akışına göre son bölümün  28.03.1969 tarihinde yayımlanması gerekiyordu. Ancak anılan tarihte eski ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower'ın vefat etmesi nedeniyle yayın ertelenmiştir.)

Dizinin son bölümünün yayın tarihindeki günü (3) ve ayı (6) temsil eden sayıların toplamı 9'dur. (3+6 = 36 ... 3+6 = 9)

Dizinin yayın dönemi olan 08.09.1966 ve 03.06.1969 tarihleri arasında 999 gün bulunmakta olup, bu sayının nümerolojik değeri de 9'dur. (9+9+9 = 27 ... 2+7 = 9) 

1966 ve 1969 yıllarının son iki hanelerindeki rakamların toplamının nümerolojik değeri de 9 olmaktadır. (6+6+6+9 = 27 ... 2+7 = 9)

Dizinin 9. bölümünün ismi "Dagger of the Mind" (Zihnin Hançeri) olup, konusunun "zihin kontrol" olması da dikkat çekmektedir. Zira 9 sayısı okültizmde "büyünün" yani "zihin kontrolününün" sembolüdür.

Dizideki "Enterprise" isimli uzay gemisinin kodu "NCC-1701"'dir. 1701 sayısının nümerolojik değeri de 9'dur. (1+7+0+1 = 9)


Star Trek dizisinin son bölümünün yayımlanmasından 47 (4+7 = 11) gün sonra yani 20.07.1969 tarihinde "Apollo 11" misyonu kapsamında insanoğlu Ay'a ilk kez ayak basmıştır. İlgili uzay misyonunun sıra numarasının 11'e denk gelmesi de! dikkat çekmektedir.

Ay'a ilk kez ayak basıldığı tarihteki günü (20) ve ayı (7) temsil eden sayılardaki rakamların toplamı da 9'dur. (2+0+7 = 9)

Apollo 11 misyonu 8 gün 3 saat sürmüş olup, bu sayılar Star Trek dizisinin sezon adedini (3) ve bölüm adedini (80) temsil eden sayılarla nümerolojik uyum arzetmektedir. Ayrıca yine 11 (8+3 = 11) sayısı tezahürü söz konusudur.

Astronot Neil Armstrong'un Ay yüzeyine ayak bastığı anda sarfettiği (önceden planlı) aşağıdaki meşhur cümle de 11 kelimeden oluşmaktadır. 

"That's (1) one (2) small (3) step (4) for (5) man* (6), one (7) giant (8) leap (9) for (10) mankind. (11)" 

(Bu, insan için küçük, insanlık için dev bir adım.)

* Armstrong'un, ses kaydında "for man" mi "for (a) man" mi dediği süregelen bir tartışma konusu olup, kayıtta “a” sesi duyulmadığından resmi metinlerde "a" harfi parantez içinde gösterilmektedir.

"Temiz kelime" olabilmek...

"Her şey kelimedir." gerçeğinin bir tezahürü olan insanın nihai var oluş amacı "temiz kelime" olabilmektir. Bu husus, İbrahim suresinin aşağıdaki ayet grubunda misalleme yoluyla bildirilmiştir.

14/24 Görmedin mi ki Allah, kökü sabit ve dalları göğün içinde olan temiz ağaç gibi olan TEMİZ KELİMENİN misalini nasıl beyan etti?

14/25 Rab’binin izni ile her zaman yemişini verir. Allah misalleri insanlar için beyan eder. Umulur ki hatırlarlar.

14/26 Ve PİS KELİMENİN misali, yerin üstünden ayrılmış, kendisine durak yeri olmayan pis ağaç gibidir.

Fatir suresinin aşağıdaki ayetinde de ruhsal tekamülün yegane yolunun "temiz kelime" (temiz ruh) olabilmek olduğu "O'na yükselmek" teşbihiyle bildirilmektedir.

35/10 Kim üstün kudreti istiyorsa, saygınlık üstün kudret tümüyle Allah içindir. TEMİZ KELİME O'NA YÜKSELİR. İyi işler de onu yükseltir. O kötülüklerle tuzak kuranlar, şiddetli azap onlaradır. İşte onların tuzağı, o batıp dağılır.

Bu bağlamda, yaratılışın kaynak kodlarının "kelimeler" olduğunu yani "her şeyin kelime olduğunu" bildiren ayetleri hatırlamakta da fayda bulunmaktadır..

10/82 ... Allah gerçeği KELIMELERİ ile gerçekleştirir.

44/24 .... Allah batılı imha eder ve gerçeği KELIMELERİ ile gerçekleştirir. ....

4/171 .... Meryem oğlu Mesih İsa, kesinlikle Allah’ın resulü, Meryem'e attığı KELİMESİ ve O’ndan RUHTUR. .....

İncil;

43-Yuhanna-1-1 Başlangıçta KELİME vardı. KELİME Tanrı'yla birlikteydi ve KELİME Tanrı'ydı.

"Bak" ki olsun, "Bak" ki dönüşsün!

Spiritüel kültürde "Bakmak madde yaratır" şeklinde ifade edilen yaklaşım, bilimsel literatürde "Kuantum Gözlemci Etkisi" (Quantum Observer Effect) olarak bilinmektedir. Işığın ve maddenin hem dalga hem de parçacık gibi davranabildiğini (dalga-parçacık ikiliği) gösteren "Çift Yarık Deneyi", Kuantum Gözlemci Etkisi ile ilgilidir.

Kuantum mekaniğinde atom altı parçacıklar (elektronlar, fotonlar vb.) bir gözlemci tarafından onlara bakılmadığı (ölçüm yapılmadığı) müddetçe birer katı nesne gibi değil, "olasılık dalgaları" olarak davranırlar. Yani aynı anda birden fazla yerde bulunma potansiyeline (süperpozisyon) sahiptirler. 

Ancak bir parçacığın tam olarak nerede olduğunu anlamak için bir ölçüm cihazı yerleştirilerek "bakıldığında", anılan "olasılık dalgası" çökmekte ve parçacık "tek bir somut konumda", yani "madde (parçacık) biçiminde" kendini göstermekte, bir başka deyişle "var" olmaktadır.

Bu noktada, "bakmak/gözlemlemek" kavramının, "görmek/gözle algılamak" kavramından farkı da açığa çıkmaktadır. Zira konu bağlamında "bakmak" eylemi "gözlemlemek suretiyle etkileşime girmek" anlamını temsil etmektedir.

Bakara suresinin aşağıdaki ayetinde "Nazar" (Bakma) kelimesiyle "Ra" (Görmek) kelimesi arasındaki farka vurgu yapılmakta olup, bir varlıkta herhangi bir değişimin/dönüşümün/tekamülün gerçekleşebilmesi için o varlığın "ilahi bakışa/gözlemlenmeye" muhtaç olduğu bildirilmektedir. 

2/104 Ya eyyuhellezine amenu LA TEKULU RAİNA VE KUL UNZURNA vesmeu ve lil kafirine azabun elim

(Ey o inananlar, "BİZİ GÖR." DEMEYİN ve "BİZE BAK." deyin ve dinleyin. Elim azap inkarcılar içindir.)

Aşağıdaki ayetlerde ise "hallerinde herhangi bir değişim vuku bulmayan" varlıkların "Bakılmayanlar" olarak nitelendikleri görülmektedir.

15/8 Ma nunezzilul melaikete illa bil hakki ve ma kanu izen MUNZARİN

(Melekleri gerçek dışında indirmeyiz. O zaman gözlenip BAKILANLAR olamazlar.)

44/29 Fe ma beket aleyhimus semau vel erdu ve ma kanu MUNZARİN

(Gök ve yer onlar üzerine ağlamadı. Gözlenip BAKILANLAR da olmadılar.)

Konuşma dilinde yer alan "Göze gelmek", "Göz değmek", "Nazar değmek", "Kem göz" ifadelerinin, "Kuantum Gözlemci Etkisi"ni yani gözlemleme/bakma sonucunda bir süjede oluşan olumsuz yöndeki hal değişimini/dönüşümü tanımlıyor olması da dikkat çekmektedir.

Kehf suresinin, bozguncu Ye'cuc ve Me'cuc meseliyle ilintili olan aşağıdaki ayetinde "terkedilen" yani bakılmayan/gözetilmeyen/gözlemlenmeyen varlıkların "dalgalandıkları" ifade edilmektedir ki bu ifade, kuantum fiziğindeki "bakılmayan/gözlenlenmeyen" parçacıkların "olasılık dalgaları" olarak davranmaları fenomenine net atıf niteliğindedir.

18/99 Ve o gün, onları birbirlerinin içinde DALGALANMAYA TERKETTİK. Borunun içine üflenir de onların hepsini toplarız.