EZOTERİK TESPİTLER
Bu blogda, yaratılışın kaynak kodları olan kelimelerin ve ayetlerin semantik, nümerolojik ve etimolojik açıdan incelenmesi ve bilimsel veriler ile ilişkilendirilmesi sonucunda ortaya çıkan tespitlere yer verilmektedir.
Çeviri
Wednesday, November 4, 2026
ZulKARNeyn ve CERN
Tuesday, November 3, 2026
Kapıları zorlayanlar
CERN (Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire (Avrupa Nükleer Araştırmalar Konseyi) ) Araştırma ve Bilimsel Hesaplama Direktörü Sergio Bertolucci'nin Kasım 2009'da, LHC'ın (Large Hadron Collider/Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) tekrar devreye alınması öncesinde yaptığı basın brifingindeki şu cümlesi dikkat çekmektedir.
"Out of this door might come something, or we might send something through it"
(Bu kapının dışından bir şey gelebilir veya biz buradan oraya bir şey gönderebiliriz.)
Boyut portallarının (kapılarının) araştırıldığını dolaylı olarak ifade eden Bertolucci'nin bu konuşmayı yaptığı Kasım 2009 tarihindeki yılı ve ayı temsil eden 2009 ve 11 sayıları aşağıda değinilen bağlamda dikkat çekmektedir. (2+0+0+9 = 11 ve 11)
LHC 20.11.2009 tarihinde tekrar devreye alınmıştır. (Tarihteki günü temsil eden 20 sayısının nümerolojik değeri de 2'dir. (2 = 1+1)
Spiritüalizmde ruhsal hal değişimini temsil eden "kapı açılması" ifadesi, kuantum fiziğinde de maddenin farklı hallerini ve farklı frekansları/boyutları temsil etmektedir. Bu fenomenlerin yani "yeni döngü başlangıcı", "boyut portalı açılışı" ve "halden hale geçiş" kavramlarının numerik sembolleri ise 8 ve 11 sayılarıdır. Her iki sayının şekillerindeki düal (ikili) yapı yaratılıştaki düaliteyi ve düalite kaynaklı döngüleri simgelemektedir.
"Kapı açılması" ifadesinin Kur'an'da 8 ayette toplam 8 kere tekrarlanması ve bu ifadenin yer aldığı ayetlerin numaralarındaki rakamların toplamı olan 56* sayısının nümerolojik değerinin 11 olması konu bağlamında dikkat çekmektedir.
"Kapı açılması" ifadesinin geçtiği ayet kodları ve ana ifadeler şöyledir.
6/44 her şeyin kapılarını açtık
7/40 göğün kapıları açılmaz
15/14 gökten kapı açsak da
23/77 azabı şiddetli kapı açtığımızda
38/50 İkamet bahçelerinin kapıları onlara açılmıştır
39/71 cehennemin kapıları açılır
39/73 cennetin kapıları açılır
54/11 göğün kapılarını açtık
* "Kapı açılması" ifadesinin son kez geçtiği ayetin kodundaki rakamların toplamı da 11 olmaktadır. (5+4+1+1 = 11)
Ayrıca "Bab/Ebvab" (Kapı/Kapılar) kelimelerinin ayetlerde toplam 27 kere geçmesi ve dev bir dairesel "portal" formunda olan CERN'deki LHC parkurunun uzunluğunun 27 km olması ilginç bir uyum arzetmektedir.
İki veya daha fazla parçacığın kuantum durumlarının (spin, konum, momentum vb.) birbirine tamamen bağlı hale gelmesi durumunu ifadeceden Kuantum Dolanıklık ilkesi çerçevesinde, atom altı parçacıklarda oluşan hal değişimlerinin, dünyanın frekansını ve dolayısıyla insanlığın psikolojik durumunu (ruhsal frekansını)/algı seviyesini değiştirme potansiyeli mevcuttur. Hatta içinde bulunulan Post Truth Era (Gerçek Ötesi Çağ)'nın yani gerçekliği, somut ve açık gerçekler yerine algıların oluşturduğu aldatıcı dönemin sebeplerinden birinin de CERN deneyleri olması muhtemeldir.
CERN konusunda, "spekülatif" ve "komplo teorisi" addedilen ancak incelenmesi gereken bazı yayınlar da mevcuttur. Bu tip kitaplarda CERN'in farklı boyut varlıkları ile temas kapısı olduğu teması işlenmektedir.
Sicim Teorisi'nin ve özellikle M-Teorisi'nin, matematiğin tutarlı olabilmesi ve kuantum mekaniği ile genel göreliliğin birleştirilebilmesi için 11 boyutlu bir evren öngörmesi de konu bağlamında ayrıca dikkat çekmektedir.
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2026/10/cern-ve-shiva-heykeli.html
Burunlarından damgalananlar
Hayvancılıkta boğa ve domuz gibi fiziki kontrolü zor hayvanların azgınlık yapmalarını önlemek ve onları kontrol edip yönlendirebilmek için bu hayvanların en hassas noktalarından biri olan burunlarına halka takılmaktadır. "Burun Halkası" adı verilen bu uygulama kapsamında bakıcılar, halkaya, ucundaki özel kanca ile takılan metal veya ahşap bir çubuk sayesinde 1-1.5 metre gibi güvenli bir mesafede durarak boğanın kafasını ve hareketlerini doğrudan yönlendirebilmektedirler.
Burunlarıyla toprağı kazarak eşeleyen ve kökleri çıkaran domuzların bu şekilde ekili alanlara zarar vermelerini engellemek amacıyla da en hassas bölgeleri olan burunlarına halka takılmaktadır. Domuz, burnunu toprağa sokup kaldırmak istediğinde halka canını acıttığından eşeleme davranışından vazgeçmektedir. Dolayısıyla "Burun Halkası" metodu, domuzun güçlü içgüdüsel eşeleme davranışını kısıtlamaya yönelik bir kontrol uygulamasıdır.
Ruhsal tekamül sürecindeki sonsuz döngülerin kaba madde planı olan "dünya hayatı" safhasında, nefsani ve maddi ihtiraslarına yenik düşerek "kibir" ve "açgözülük" sergileyenlerin, karşılıklandırma olarak, muteakip reenkarnasyonlarında insan altı varlık kategorisine geri döndürülmelerinin dahi söz konusu olduğu ayetlerde belirtilmektedir.
A'raf suresinin aşağıdaki ayetinde düşük nitelikli maddi frekansların adeta kölesi olmuş insanların "hayvanlar gibi hatta daha alt seviyede" olduklarından bahsedilmektedir.
7/179 Ve cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennem için bıraktık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla duymazlar. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER. BİLAKİ DAHA DA SAPMIŞLARDİR. İşte onlar habersizlerdir.
Maide suresinin aşağıdaki ayetinde hayvan safhasına geri döndürülmüş kibirli azgın müşriklere "domuz" örneğiyle de işaret edilmektedir.
5/60 De ki: "Allah’ın indinde musibet olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah’ın lanetlediği ve üzerine öfke eylediği ve ONLARDAN maymunlar, DOMUZLAR ve AZGINA KULLUK EDENLER OLUŞTURDUĞU KİMSELER, işte bunlar mekan olarak daha kötüdürler. Düz yoldan daha da sapmışlardır."
Kalem suresinin aşağıdaki ayet grubunda ise kibirli ve inkarcı müşrik tasviri yapılmaktadır. Ayet grubunun sonunda yer alan "Burnundan damgalamak" ifadesi vasıtasıyla "azgın hayvan kontrolünde" kullanılan "Burun Halkası" metoduna müteşabih olarak atıfta bulunulmaktadır.
68/10 Ve yemin edip duran hakir aşağılıkların hiçbirine itaat etme.
68/11 Arkadan konuşup çekiştiren, sadece akıl ve mantık ile gerçeği bulacağını sanan, laf taşıyan.
68/12 Hayırdan meneden, hudutları aşan günahkar.
68/13 Sert, kaba bundan başka da aşağılık.
68/14 Malı ve oğulları var diye.
68/15 Ona ayetlerimiz okunduğunda "Evvelkilerin masalları." der.
68/16 SE NESİMUHU ALEL HURTUM
(ONU BURNUNUN ÜZERİNDEN DAMGALAYACAĞIZ/İŞARETLEYECEĞİZ.)
Ayetteki "burundan damgalama" uygulamasının, teşbihen "dağlayarak işaretleme/kodlama" işlemini de ifade edebileceği düşünüldüğünde, hayvanların en hassas yerleri olan "burunlarının" konu edilmesinin sebebi de açığa çıkmaktadır.
Ayrıca "Kibir/Kibirlenme" kavramının "Burnu büyük", "Burnu havada", "Burnundan kıl aldırmayan" gibi deyimler ile ifade edildiği dikkate alındığında, yukarıdaki ayette bir karşılıklandırma tasviri olan "burnundan damgalamak" ifadesi daha da anlam kazanmaktadır.
Monday, November 2, 2026
Pulsarlar ve Üçlü Yıldız Sistemleri
Pulsar (Atarca), büyük bir yıldızın süpernova patlamasından sonra oluşan ve radyo, X ve gama ışınlarını bir kalbin atması gibi düzenli aralıklarla darbeler halinde yayan nötron yıldızlarına verilen isimdir.
İngilizce "Pulsar" kelimesi, "Pulse" (Çarpmak, Darbelemek, Titreşmek, Atmak) kökünden türeme olup "Çarpan, Darbeleyen, Titreşen, Atan" anlamına gelmektedir. ("Pulse" kelimesi, "Nabız" (Atış, Kalp atışı) kelimesinin de karşılığıdır.)
Pulsarlar ile ilgili söz konusu "darbeler", pulsarların kendi eksenleri etrafındaki her bir dönüşüyle oluşmaktadır.
Tarik suresinin aşağıdaki ayet grubunda pulsarın tanımı yapılmaktadır.
86/1 Ves semai vet TARİK
(Ve gök ve TARİK.)
86/2 Ve ma edrake met TARİK
(Ve TARİKİN ne olduğunu sana ne bildirir?)
86/3 En NECMUS SAKİB
(DELİP GEÇEN YILDIZdır.)
"Tarik" kelimesi, "Taraka" (Çarpmak, Vurmak, Darbelemek, Çalmak) fiilinden türeme olan ve "Çarpan, Vuran, Darbeleyen, Çalan" anlamına gelen bir kelimedir. Dolayısıyla "Pulsar" ve "Tarik" kelimelerinin aynı anlama geldiği görülmektedir.
Yukarıdaki ayette yer alan "Necmus sakib" (Delip geçen yıldız) ifadesi, pulsarların kalp atışı gibi yaydıkları X ışınlarını temsil etmekte gibidir. Zira X ışınları maddenin içinden geçme yani "delip geçme" özelliğine sahiptir.
"Tarik" yıldızı halk arasında "geceleyin ortaya çıkan, parlaklığıyla "karanlığı delen yıldız" (sabah yıldızı / Zühre / Çolpan) anlamında da kullanılmaktadır.
"Üçlü Yıldız Sistemi", kütleçekimi nedeniyle birbirine bağlı üç gök cisminin üçgensel ortak bir sistem oluşturması fenomenidir. "Üçlü Yıldız Sistemi" ile pulsarlar arasında doğrudan ve çok önemli bir astronomik ilişki vardır. Zira, pulsarlar "Üçlü Yıldız Sistemleri"'nde de bulunabilmektedir. Bunun en önemli örneği iki beyaz cüce yıldız ve bir pulsardan oluşan PSR J0337+1715 kodlu Üçlü Yıldız Sistemi'dir.
Üçlü Yıldız Sistemi ve Pulsarlar kütleçekim ve genel görelilik çalışmaları açısından büyük öneme sahiptirler.
Mürselat suresinin aşağıdaki ayet grubunda "Üç Çatallı Gölge" ifadesiyle "Üçlü Yıldız Sistemi"ne, "Kıvılcımlar atar" ifadesiyle de "Pulsar"a ("Atar"caya) ve "Pulsarın attığı ışın darbelerine" işaret edilmekte gibidir.
77/30 İntaliku ila ZİLLİN* ZİY SELASİ ŞU'ABİN
(ÜÇ ÇATALLI GÖLGEYE* gidin.)
.....
77/32 İnneha TERMİ Bİ ŞERERİN kel kasri
(Kesinlikle o saray gibi KIVILCIMLAR ATAR.)
"Zill" (Gölge) kelimesi İslam matematikçileri tarafından "Tanjant fonksiyonu"nun tanımında kullanılmıştır. Güneş saatlerinde dikey bir "çubuğun" gölge boyunu hesaplamak için kullanılan "Zill" kelimesi, modern matematikteki Tanjant (tan) fonksiyonuna karşılık gelmektedir. Trigonometrideki ("Üçgen" Ölçümü) Tanjant kelimesinin kökeni Latince "Tangere" (Dokunmak, Değmek) olup, birim çemberde x=1 noktasından çizilen ve çembere o noktada "Teğet" olan (değen) "doğrunun" uzunluğu ile trigonometrik tanjant değeri birebir örtüşmektedir.
Yukarıdaki resimlerde de görüleceği üzere, pulsarlardan çıkan ışınlar, çubuk/doğru formunda olup "Zill" kelimesinin matematikteki "Tanjant" (Teğet, Değen doğru) anlamı ile örtüşmektedir.
Doğuların Rab'bi
Güneş, yalnızca gece ve gündüz sürelerinin eşitlendiği ekinoks tarihlerinde (21 Mart ve 23 Eylül) tam olarak coğrafi doğu noktasından doğmaktadır. Yılın diğer günlerinde ise Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktası sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayar.
Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma ekseni 23 derece 27 dakika eğiktir. Bu eğiklik nedeniyle Güneş'in gökyüzündeki ufuk çizgisi konumu sürekli değişmektedir.
21 Haziran'da (Yaz Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en kuzeyinden doğar.
21 Aralık'ta ise (Kış Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en güneyinden doğar.
Saffat suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "Meşarik" (Doğular) kelimesi, Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktasının sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayması yani çoklu doğu noktaları oluşması fenomenine işaret edilmekte gibidir.
37/5 Rabbus semavati vel erdi ve ma beynehuma ve RABBUL MEŞARİK
(Göklerin, yerin ve o onların aralarındakilerinin Rab’bidir. DOĞULARIN DA RAB'BİDİR.)
Zuhruf suresinin aşağıdaki ayetinde ise Yaz ve Kış Gündönümleri"ndeki iki farklı doğu noktasına işaret edilmekte gibidir.
43/38 Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke BU'DEL MEŞRİKAYNİ fe bi'sel karin
(Nihayet bize geldiğinde "Ey keşke seninle aramda İKİ DOĞU KADAR UZAKLIK olsaydı. Ne kötü arakadaş." der.)



































