Çeviri

Sunday, October 25, 2026

"Algılar çağındayız."!

11.12.2025 tarihinde düzenlenen "Finansın Geleceği Zirvesi" adlı etkinlikte bir yetkili şu sözleri sarfetmiştir.

"Kesinlikle fonlara zarar verecek, olumsuz etkileyecek bir durum söz konusu değil ama ALGILAR ÇAĞINDAYIZ, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) iletişimi doğru yapması gerekli" 

Güncel "fon krizi" açısından ayrıca dikkat çeken bu söylemdeki kritik ifade "Algılar çağındayız" ifadesidir. Bu bölümün yukarıdaki söylem örneği ile başlamasının sebebi ise, söz konusu ifadenin, küreselcilerin kadim ve temel tahakküm metodu olması ve bu söylemin de bunun ifşası niteliğinde olmasıdır. Ancak coronavirus pandemisinin bir eşik olduğu ve dijital dönüşüm sürecinin hızlandığı 2019 yılı sonrasında "algıya dayalı gerçeklik oluşturma" metodunun maksimum seviyeye ulaştığı ve "Post Truth Era" (Gerçek Ötesi Çağ) tesirlerinin de yoğunlaştığı gözlemlenmektedir.

Daha açık ifadeyle kitlesel tahakküm sistemi için önemli olan herhangi bir durumun gerçek olup olmaması değil toplumun algısının ne olduğudur. Dolayısıyla, "bariz yalan" niteliğinde olan ifadelerin sıkça tekrarlanması, olmayanın var, olanın yok gibi telkin edilmesi veya tamamen kurgusal, sahte operasyonların gerçekmiş gibi yansıtılmasının yegane amacı toplumda istenen yönde bir "algının" oluşturulmasıdır

Gerçek dışı beyanların açıkça ve tekrar tekrar söylenmesi de esasen bilinçli, planlı bir psikolojik bir taktikten ibarettir. İdrak seviyesi yüksek kitle bu durumu görüp "Aklımızla alay etmeyin" gibi klişe bir tepki gösterirken, sözde maddi/manevi konfor alanından çıkmak istemeyen büyük bir kitle ise "çok tekrarla telkin" taktiğine kapılmakta ve teyid etme ihtiyacı dahi duymadan bu gerçek dışı beyanlarla kendisine bir gerçeklik evreni oluşturabilmektedir. Bu fenomene psikolojide "Delüzyon" adı verilmektedir. Delüzyon kısaca, yanlış ve batıl olduğu delillerle kanıtlanmış olanı ısrarla doğru ve gerçek kabul etme veya delillerle kanıtlanmış doğruyu ve gerçeği inkar etme sendromu olarak tanımlanmaktadır. Delüzyon kavramı evvelki bölümlerde değinilen "Post Truth Era" kavramı ile uyum arzetmektedir.

İncil'in aşağıdaki ayet grubunda "Algılar çağı" ifadesini doğrudan temsil eden "Delüzyon"* kavramından bahsedilmektedir.

delüzyon : lat. * delusio (yanılgı, sanrı) (deludere (alay etmek) (de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, -dan eki) + ludere (oynamak, eğlenmek, aldatmak) ) + sio (isim yapım eki)

53-2-Thessalonians-2-10 And with all deceivableness of unrighteousness in them that perish; because THEY RECEIVED NOT THE LOVE OF THE TRUTH, THAT THEY MIGHT BE SAVED.

(Ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan'ın etkinliğiyle gelecek. MAHVOLANLAR, GERÇEĞİ SEVMEYE VE BÖYLECE KURTULMAYA YANAŞMADIKLARINDAN MAHVOLUYORLAR)

53-2-Thessalonians-2-11 AND FOR THİS CAUSE God shall send them strong DELUSION, that they should believe a lie:

(İŞTE BU NEDENLE Tanrı yalana kanmaları için onların üzerine güçlü bir YANILTICI İNANÇ gönderiyor.)

53-2-Thessalonians-2-12 That they all might be damned WHO BELIEVED NOT THE TRUTH, BUT HAD PLEASURE IN UNRIGHTEOUSNESS.

(Öyle ki, GERÇEĞE İNANMAYAN ve DOĞRULUKDIŞILIKTAN HOŞLANANLARIN hepsi yargılansın.)

Ayetteki "Tanrı'nın yanıltıcı inanç göndermesi" ifadesi kritik olup, "E zaten Tanrı gönderiyormuş insanın suçu neki?" yorumuna kapı açıyor gibi görünebilse de ayet grubunun ilk ayetinde söz konusu kitlenin zaten "Gerçeği sevmeyen" kitle olduğu belirtilmektedir. Yani her zaman olduğu gibi musibetin temel kaynağının yine insanın kendisi olduğu mesajı verilmektedir.

Kur'an'da, konuya ilişkin öne çıkan ve yukarıdaki İncil ayetiyle uyum arzeden ayetler ise şöyledir.

23/70 Em yekulune bihi cinneh bel caehum bil hakki ve EKSERUHUM LİL HAKKİ KARİHUN

("Onda cinlik var." mı diyorlar? Bilakis onlara gerçek ile geldi. ONLARIN ÇOĞUNLUĞU GERÇEK İÇİN İSTEKSİZDİRLER/GERÇEKTEN TİKSİNENLERDİR.)

22/2 Yevme teravneha tezhelu kulli murdiatin an ma erdaat ve tedau kulli zati hamlin hamleha ve TERAN NASE SUKARA VE MA HUM Bİ SUKARA ve lakinne azabellahi şedid

(Onu göreceğiniz gün*, tüm emziren kadınlar o emzirdiklerinden vazgeçerler. Her yük sahibi yükünü düşürüp bırakır. İNSANLARI SARHOŞ* GÖRÜRSÜN DE ONLAR SARHOŞ DEĞİLLERDİR. Lakin Allah’ın azabı şiddetlidir.)

* Ayetteki "Yevm" (Gün) kelimesi döngü sonu çağını ifade etmektedir. Ayetteki "Sukara" (Sarhoş) kelimesi ise, "akla, mantığa uymayan tutum, düşünce, davranış ve söylem" sergileyenleri temsil eden muteşabih bir kelimedir.

Elif'in tezahürü İnsan

Arap alfabesinin ilk harfi, "Elif" olarak telaffuz edilen ve "ا" olarak gösterilen şekildir.

Alfabenin 1. harfi olan ve 1 sayısının şekline benzeyen "ا" harfinin telaffuzu olan "Elif" kelimesinin ebced değeri de 111 olup, yine 1'lerden oluşmaktadır.

Ayrıca "Elif" kelimesi, "Ellefe" (Birleştirmek, Bir araya getirmek; Uymak, Alıştırmak) fiilinden türeme bir sıfat olup, "Birleştiren, Bir araya getiren; Uyumlayan, Alıştıran" anlamına gelmektedir. Bu noktada yine "Bir" sayısı tezahür etmektedir.

İnsanın "sperm" halindeki ve "yetişkin" halindeki temel anatomik yapısı "Elif" harfinin bir tezahürü gibidir.

Sperm

İnsan

Elif

İnsanın, anatomik olarak "ا" harfine ve 1 sayısına benzemesi esasen insanların "tek bir bilincin" yansımaları olduğu düşüncesini açığa çıkarmaktadır. 

Erwin Schrödinger "Tüm bilinçli varlıklar BİR'dir."

Ayetlerde bu kolektif bilinç temasına "tek nefisten yaratılmak" ifadesiyle vurgu yapılmaktadır.

4/1 Ya eyyuhen nasutteku rabbekumullezi halekakum min NEFSİN VAHİDETİN .... 

(Ey insanlar sizi TEK NEFİSTEN yaratan Rab’binizden sakının. ... )

6/98 Ve huvellezi enşeekum min NEFSİN VAHİDETİN ...

(Ve sizi TEK NEFİSTEN inşa eden O'dur. ... )

7/189 Huvellezi halekakum min NEFSİN VAHİDETİN ...

(Sizi TEK NEFİSTEN yaratan, .... )

39/6 Halekakum min NEFSİN VAHİDETİN ...

(Sizi TEK NEFİSTEN yarattı. ... )

Kuantum teorisine göre insan bilincinin bir tezahürü, bir yansıması olduğu ifade edilen "Evren, Kainat" kelimesinin Latincesi olan "Universus"* kelimesinin kök anlamının "Birleşmiş, Bir araya gelmiş, Bütünleşmiş" olması da tüm yaratılışın esasen büyük 1'in (Vahdetin) tezahürü olduğunu teyid eder niteliktedir.

* unus, uni (tek, bir, yek) + versus (dönmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) )


YBC 7289 kodlu tablet

"YBC 7289", antik Babil dönemine (MÖ 1800-1600) ait, 2'nin karekökünün (√2) tarihteki en eski ve en hassas hesaplamasını içeren çivi yazılı bir kil tablettir. (YBC = Yale Babylonian Collection/Yale Babil Koleksiyonu)

Tablet üzerinde bir kare, bu kareni

n köşegenleri ve Babillilerin 60'lık (seksagesimal) sayı sisteminde yazdığı çivi yazısı rakamlar yer almaktadır. 

YBC 7289 kodlu tablet

Tabletin üstündeki çivi yazısının açılımı şöyledir.

1 + 24/60 + 51/3600 + 10/216000

Bu sayı ondalık sayı sistemine çevrildiğinde 1,41421296... değerine ulaşılmaktadır ki bu değer √2'nin gerçek değeri olan 1,41421356 sayısına çok yakındır. Bu değer antik çağda ulaşılan en yüksek matematiksel doğruluk olarak kabul edilmektedir.

Tablet, kenarı 30 birim olan bir karenin köşegen uzunluğunun yaklaşık 42,42* birim olarak hesaplanmasını göstermektedir ki bu hesaplama, doğrudan Pisagor Teoremi'nin (a^2 + b^2 = c^2) tezahürüdür. (Tablet Pisagor'un doğumundan 1000 yıl önce oluşturulmuştur.)

* 42,42 birimlik değerin nümerolojik olarak 66 sayısını oluşturması dikkat çekmektedir. (4+2 = 6, 4+2 = 6)

Bugün 1 saatin 60 dakika, 1 dakikanın 60 saniye olması ve dairenin 360 dereceye bölünmesi de doğrudan Babil matematiğindeki 60'lık sayı sistemine dayanmaktadır.

Babillilerin 60'lık sayı sistemi kullanmaları, kutsal kitaplarda özellikle vurgulanan 6 sayısının ilahi kozmik bir kod olma niteliği açısından da anlam ifade etmektedir.

Kitaplarda 6 sayısı ile ilgili bazı tezahürler şöyledir:

- 6 günde yaratılış" teması

- "Allah" kelimesinin ebced değerinin 66 olması

- Mücadele suresindeki bir misalde Allah ile ilgili olarak "Altıncısı" ifadesinin yer alması

- Kur'an'ın 114 (1+1+4 = 6) sureden oluşması

- Kur'an'ın ilk suresi olan Fatiha suresinin 6. ayetinin 6 kelimeden oluşması (İhdi 1 + na 2 + el 3 + sirat 4 + el 5 + mustakim 6) ve ayetin ebced değeri olan 1073 sayısının nümerolojik değeri olan 11 (1+0+7+3 = 11) sayısının 6 ile çarpımının 66 olması

- İncil'de zikredilen 666 sayısı

Ayrıca, estetiğin sayısal ifadesi olan Altın Oran'ın kaynağı olan Fibonacci dizisindeki sayıların grafik olarak 6 formunda spiraller oluşturması da konuyla ilintilidir.

Saturday, October 24, 2026

Rastgele değil Hesap ile, Ölçü ile ...

Doğada gerçek anlamda rastgeleliğin var olup olmadığı, bilim dünyasında hala tartışılan bir konudur.

Makro düzeyde (klasik fizikte) doğanın determinist olduğu yani yeterli veri ve hesaplama gücüyle öngörülebilen karmaşık (kaotik) bir sistem olduğu düşünülmekledir. Mikro düzeyde ise (kuantum mekaniğinde), Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi ve radyoaktif bozunma gibi olguların, doğanın en temel seviyesinde deterministik olmayan, saf ve mutlak bir rastgeleliğin (olasılıksal yapının) var olduğunu göstermekte olduğu kanısı mevcuttur. 

Ancak doğadaki olguların yapısal niteliği, dizaynı ve olayların akışı incelendiğinde makro veya mikro düzeyde neden-sonuç ilkesine (illiyet prensibi) dayalı sistematik bir yapının varlığı gözlemlenmektedir. Bu durum da her olgunun ve olayın belirli bir düzen ve hesaplamaya dayalı olarak var olabildiğini ortaya koymaktadır. 

Konuya ilişkin ayetler incelendiğinde yaratılılıştaki her şeyin, idraklere sığmayan yüce bir bilinçli irade tarafından, hesaplamaya ve ölçüye dayalı belirli bir sistematik içinde tezahür ettirildiği mesajı alınmaktadır. (Ayetlerdeki "Kader" kelimesi "Ölçü" anlamını temsil etmektedir.)

6/59 Ve gaybın anahtarları O’nun indindedir. Onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa bilir. YAPRAK DÜŞMEZ Kİ O ONU BİLMESİN. Yerin karanlıklarında ne bir tohum tanesi, ne yaş, ne de kuru bir şey yoktur ki APAÇIK KİTABIN İÇİNDE olmasın.

55/5 Güneş ve Ay HESAP İLEDİR.

36/12 ... Her şeyi, apaçık delil içinde SAYDIK.

78/29 Ve kitapta olmak üzere HER ŞEYİ SAYDIK.

15/21 Ve hazinesi indimizde olmayan hiçbir şey yoktur. Onu bilinen KADER/ÖLÇÜ haricinde indirmeyiz.

13/8 ... O’NUN İNDİNDE HER ŞEY KADERLEDİR/ÖLÇÜYLEDİR.

54/49 KESİNLİKLE BİZ HER ŞEYİ KADER/ÖLÇÜ İLE YARATTIK.

Information Theory (Bilgi Teorisi)

Evrenin temelde maddeden ve enerjiden ziyade bilgiden ibaret olduğu veya bilginin evrenin temel taşı yani maddenin ve enerjinin öncülü olduğunu ifade eden teoriye "Information Theory" (Bilgi Teorisi) adı verilmiştir. 

Bu teorinin kaynağı, "Evrenin atomlardan değil bilinçten oluştuğunu, maddenin ve enerjinin, bilincin bir tezahürü olduğunu" belirten ve Kuantum Teorisi ile Nobel Ödülü almış olan Alman fizikçi Max Planck'tir.

"Evren, atomlardan değil bilinçten oluşmuştur."

Her geçen gün daha fazla bilim insanı, bilginin madde ve enerjiyle interkonvertibl (dönüştürülebilir) temel bir büyüklük olduğunu ifade etmektedir. Bu durum, "Yekulu kun fe yekun" ("Ol!" der o da olur.) ayetinin kabulu ve teyidi niteliğindedir.

Taha suresinin aşağıdaki ayetinin son cümlesi "yaratılmış her şeyin bilgiden ibaret olduğunu" ifade etmekte ve "Bilgi Teorisi"ne ışık tutmaktadır.

20/98 İnnema ilahukumullahullezi la ilahe illa hu VESİA KULLE ŞEY'İN İLMA

(Kesinlikle ilahınız, haricinde ilah olmayan o Allah’tır. HER ŞEYİ İLMEN/BİLGİ OLARAK KAPSAR.)

Yaratılışın özünün yani kaynak kodunun "kelimeler" olduğunun incelendiği bölümlerden birine aşağıdaki linkten erişilebilir. 

Aparavidya ve Paravidya

Geleneksel Hint felsefesinde (özellikle Mundaka Upanişad'da) bilgi Aparavidya ve Paravidya olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır.

1- Aparavidya (Aşağı / Dünyevi Bilgi)

A (Olumsuzluk ön eki) + Para (Öte, Yüce, Aşkın) + Vidya (Bilgi) = Yüce olmayan bilgi, Aşkın olmayan bilgi, Öte olmayan bilgi

Maddi ve zahiri dünyaya ilişkin, bilimler, sanatlar, dilbilgisi, mantık ve hatta kutsal metinlerin (Vedalar) entelektüel düzeyde öğrenilmesini kapsayan bilgidir. Bu bilginin insana dünyada göreceli başarı ve erdem kazandırabileceği ancak ruhsal kurtuluşu (Mokşa) sağlayamayacağı düşünülür.

2- Paravidya (Yüce / Uhrevi / Manevi Bilgi)

Para (Öte, Yüce, Aşkın) + Vidya (Bilgi) = Yüce Bilgi, Aşkın Bilgi, İlahi bilgi, En yüksek hakikatin bilgisi

Değişmeyen, ölmeyen, şekilsiz ve sonsuz olan nihai gerçeğin (Brahman) ve insanın kendi içindeki ilahi özün (Atman) bilgisidir. Kitaplardan okunarak veya ezberlenerek öğrenilebilecek teorik bir bilgi olmayan, saf bilinçle ulaşılan, içsel ve sezgisel bir farkındalık olan bu bilgi, kişiyi cehaletten (Avidya) kurtaran, doğum ve ölüm döngüsünü (Samsara) kırarak aydınlanmaya ve nihai özgürlüğe (Mokşa) ulaştıran bilgidir.

Kutsal bilgilerin kaynağının tek olması nedeniyle, Rum suresinin aşağıdaki ayeti açık bir şekilde "Aparavidya" kavramını tanımlamakta ve "Paravidya" kavramına da işaret etmektedir.

30/7 Ya'lemune zahiran minel hayatid dunya ve hum anil ahirati hum ğafilun

(Dünya hayatından görüneni bilirler. Onlar ahiretten habersizdirler.)

Ayetteki "Zahiran minel hayatid dunya" (Dünya hayatından görünen) ifadesi "Aparavidya"ya, "Ahirat" (Öte, Sonra) kelimesi ise "Paravidya"ya karşılık gelmektedir.

Mearic suresinin aşağıdaki kısa ayeti de "Min Allah" (Allah'tan) ifadesiyle Paravidya" kavramına işaret etmektedir.

70/3 Min allahi zil mearic

(Yüksek mevkiler, dereceler sahibi Allah’tandır.)

Yukarıdaki iki ayetin kodlarındaki rakamların birbirlerinin tersi olmaları da ayrıca dikkat çekmektedir.

Ramanujan'ın Pi formülü

Hint matematikçi Srinivasa Ramanujan, π sayısını en hızlı şekilde hesaplayan formülü ile de bilinmektedir.


Formülün sadece ilk terimi (n=0) alındığında 9801/1103.√8 ifadesi elde edilmekte ve π değerinin ilk 6 ondalık basamağı (3.141592) doğru hesaplanmaktadır. Serideki her bir yeni terim, π'nin değerine yaklaşık 8 doğru ondalık basamak daha eklemektedir.

Matematiksel olarak π sayısına en yakın değer 22/7 işlemiyle elde edilmektedir. 

Bir dairenin çevresinin hesaplanabilmesi için dairenin çapı ile π sayısı çarpılmaktadır. Yani çap ile π sayısı birbirleriyle doğrudan ilintilidirler.

Kur'an'da "Aktar" (Çaplar) kelimesinin ilk kez geçtiği Ahzab suresinin aşağıdaki ayetinde π sayısının hesaplanmasına yönelik veriler bulunmakta gibidir.

33/14 Ve (1) lev (2) duhilet (3) aley (4) him (5) min (6) AKTARİ (7) ha (8) summe (9) suilu (10) el (11) fitnete (12) le (13) atev (14) ha (15) ve (16) ma (17) telebbesu (18) bi (19) ha (20) illa (21) yesira (22)

(Ve şayet onların üzerine ÇAPLARINDAN girilse, sonra da fitne çıkarmaları sual edilse, onu yaparlardı. Onunla da azın haricinde kalmazlardı.)

- Ayetin kodundaki son üç rakam sırasıyla 3, 1 ve 4 olup, bu rakamlar π sayısının hesaplamalarda kullanılan kısaltılmış hali olan 3.14 sayısındaki rakamlardır.

- Ayette 22 kelime bulunmakta olup, "Aktar" (Çaplar) kelimesi 7. kelimedir. Bu durum, π sayısını veren 22/7 işlemindeki sayılarla uyum arzetmektedir.

- Ayetin ilk cümlesi olan "Ve lev duhilet aley him min aktari ha" cümlesinde 8 kelime bulunmaktadır ki bu sayı 3.14 sayısının da nümerolojik değeridir. (3+1+4 = 8)

- Ayetteki "Aktar" (Çaplar) kelimesinin sıra numarası olan 7 sayısı, Ramanujan'ın π formülünde yer alan dört sabit sayının toplamlarının nümerolojik değeridir.

9801 + 1103 + 26390 + 396 = 37690 ... 3+7+6+9+0 = 25 ... 2+5 = 7

Bu dört sabit sayının nümerolojik değerleri şöyledir.

9801 ... 9+8+0+1 = 18 ... 1+8 = 9
1103 ... 1+1+0+3 = 5
26390 ... 2+6+3+9+0 = 20 ... 2+0 = 2
396 ... 3+9+6 = 18 ... 1+8 = 9

Nümerolojik değerler 9+9 = 18 ... 1+8 = "9" ve 5+2 = "7" olarak ikili gruplandığında 9 ve 7 sayıları dikkat çekmektedir. Bu durum "2, 7 ve 27 sayılarının gizemi" başlıklı bölümde incelenen konuyla ilintilidir.

Ramanujan'a, bu dört sabit sayıyı nasıl hesapladığı sorulduğunda ise verdiği cevap şöyledir:

"Bu sayıları rüyamda gördüm."

COVID19, Yapay Zeka ve Kuantum Sıçraması

Kuantum Sıçraması, bir atom altı parçacığın örneğin bir elektronun, her biri bir enerji düzeyi olan yörünge katmanları/tabakaları arasında ani şekilde yer değiştirmesi fenomenidir.


"Kuantum Sıçraması" kavramı, bir durumdan diğerine geçiş vasıtasıyla  yaşanan ani, çok büyük ve çığır açıcı ilerlemeyi veya köklü dönüşümü de tanımlamaktadır. 

İnsanlık son yedi yıllık dönem içinde, belki de tarihindeki en önemli iki önemli halden hale geçişi (kuantum sıçraması) deneyimlemiş bulunmaktadır. Bunlar, kökeni 2019 yılına dayanan ve ismini de bu yıldan alan COVID19 pandemisi ve 2022 yılında Yapay Zeka'nın genel kullanıma açılmasıdır. 

İnşikak suresinin aşağıdaki ayetinde Kuantum Sıçraması fenomeninin net tasviri yapılmaktadır.

84/19 Le terkebunne tabekan an tabekin
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقاً عَنْ طَبَقٍۜ

(Tabakadan tabakaya bineceksiniz.)

Ayetteki nümerolojik yapı, yukarıda belirtilen sayılarla da uyum arzetmektedir. 

- Ayetin numarası olan 19 sayısı, hem virüsün ismi olan COVID19 kodundaki sayı ile hem de virüsün ilk tespit edildiği yılı temsil eden 2019 sayısının son iki hanesiyle uyum arzetmektedir. (Ayetin ebced değeri olan 1405 sayısının numerolojik değeri olan 10 sayısı, 19 sayısının da nümerolojik değeridir.) COVID19 pandemisi insanlığın algı seviyesinde kuantum sıçramasına vasıta olmuştur.

- Ayetin kodundaki (84/19) rakamların toplamı olan 22 (8+4+1+9 = 22) sayısı ise Yapay Zeka'nın "ChatGPT" markasıyla genel kullanıma girdiği yılı temsil eden 2022 sayısının son iki hanesiyle uyum arzetmektedir. Yapay Zeka'ya geçiş de insanlığın algı seviyesinde bir kuantum sıçramasına vasıta olmuştur.

Schrödinger dalga fonksiyonu

Schrödinger denklemi, kuantum alemindeki (elektron, atom, molekül gibi) parçacıkların dalga ve parçacık özelliklerini (dalga-parçacık ikiliği) matematiksel olarak tanımlayan temel dalga denklemidir.

Bu denklem, bir kuantum sisteminin durumunu temsil eden dalga fonksiyonunu (psi harfi) bulmaya yaramaktadır.

Işık, hem dalga hem de parçacık (foton) gibi davranmakta olup, ışığın çift karakterli bu yapısı, Schrödinger'e elektronların dalga fonksiyonunu yazması için ilham vermiştir.

Dalga fonksiyonu Yunan alfabesindeki Psi (Ψ) harfiyle simgelenmektedir.

Mürselat suresinin, her ayet/ayet grubu gibi çoklu anlamlı olan aşağıdaki ayet grubundaki tasvirler Schrödinger Dalga Fonksiyonu ile uyum arzetmektedir.

77/29 İntaliku ila ma kuntum bihi tukezzebun

(O yalanlamış olduğunuza gidin.)

77/30 İntaliku ila ZİLLİN ZİY SELASİ ŞU'ABİN

(ÜÇ ÇATALLI GÖLGEye gidin.)

77/31 La zalilin ve la yuğniy minel lehebi

(Gölgelendiren değildir ve alevden koruyup fayda vermez.)

77/32 İnneha termi bi ŞERERİN kel kasri

(Kesinlikle o saray gibi KIVILCIMLAR atar.)

77/33 Ke ennehu CİMALETUN sufrun

(Kesinlikle o sarı erkek DEVELER gibidir.)

- Ayet grubundaki sembolik kavram olan "Üç Çatallı Gölge" ifadesinin, Schrödinger Dalga Fonksiyonu'nun sembolü olan ve üç çataldan oluşan Psi (Ψ) harfine de işaret ediyor olması muhtemeldir.

- Ayet grubundaki "Üç Çatallı Gölge" ifadesi "kıvılcım" yani "ışık" kavramı ile ilintilendirilmektedir. Schrödinger Dalga Fonksiyonu'nun kaynağı, fotonların yanı ışığın hem dalga, hem parçacık olarak davranma paternidir.

- Son ayette "üç çatallı gölge", "develere" benzetilmektedir. Bu noktada "deve" değil de "develer" ifadesinin kullanılması dikkat çekmektedir. Zira birden çok sayıda deveye benzer şekle işaret edilmesi "dalga fonksiyonu"ndaki dalgaların, deve sırtına benzer şekilleriyle ilintili olabilir. 

- Dalga fonksiyonundaki dalgaların, "Develer" benzetmesi ile ifade edildiği varsayılan ayet grubunun son ayetinin numarası 33'tür. Bu sayı Schrodinger Dalga Fonksiyonu'nda yer alan İndirgenmiş Planck Sabiti'nin kaynağı olan Planck Sabiti* (6.62607015 × 10⁻³⁴ J⋅s (Joule-saniye) ) sayısının nümerolojik değeridir. 

* 6.62607015 ... 6+6+2+6+0+7+0+1+5 = 33)

Schrödinger Dalga Fonksiyonu ve dalgalar (develer?)


Netice itibarıyla, yukarıdaki ayet grubunda Yaratıcı'yı ve O'nun yaratışını yalanlamaya çalışanlara yaratılışın özüne ilişkin bilimsel veriler içeren batıni bir mesaj iletilmiş olması muhtemeldir.

Atomdaki "Ruhsal tekerlekler"?

Atom, maddenin kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük yapı taşı olup, temel olarak çekirdek ile bu çekirdeğin etrafındaki dairesel enerji katmanları olan yörüngelerde hareket eden elektronlardan oluşmaktadır. 

Atomun yapısı ve elektron yörüngeleri

Tevrat'ın Hezekiel suresinin aşağıdaki ayetlerindeki tasvirler "atomun yapısına" işaret etmekte gibidir

26-Hezekiel-1-16 TEKERLEKLERİN GÖRÜNÜŞÜ VE YAPISI şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları İÇ İÇE GİRMİŞ BİR TEKERLEK GİBİYDİ.

26-Hezekiel-1-18 TEKERLEKLERİN KENARI yüksek ve korkunçtu; hepsi ÇEPEÇEVRE GÖZLERLE DOLUYDU..

26-Hezekiel-1-21 Yaratıklar HAREKET ettiğinde ONLAR DA HAREKET EDİYOR, yaratıklar durduğunda onlar da duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü YARATIKLARIN RUHU TEKERLEKLERDEYDİ.

Ruhsal tekerlekler (Elektron yörüngeleri) ve kenarlarındaki Gözler (Elektronlar)

Yukarıdaki ayet grubunda bahsedilen "Tekerlekler" kelimesi, atomdaki elektronların yörüngelerini, "Tekerleklerin kenarındaki gözler" ifadesi ise yörüngelerinde hareket eden elektronları simgelemekte gibidir. "Ruhun tekerleklerde olması" ifadesi ise yaratılış kodları olan bilgilerin kuantum parçacıklarda kayıtlı olduğu anlamını temsil etmekte gibidir.

2, 7 ve 27 sayılarının gizemi

Her sayı gibi keşfedilmiş veya henüz keşfedilmemiş özgün nitelikleri olan 2, 7 ve 27 sayıları matematiksel ve astronomik açıdan olduğu kadar kutsal kitaplardaki tezahürleri açısından da önem arzetmektedirler.

2 ve 7 sadece kendilerine bölünebilen sayılardır yani asal sayılardır.

9 sayısının 7'ye bölümünden kalan sayı 2'dir.

2 ve 7 sayısının toplamı 9'dur. Dolayısıyla 27 sayısının nümerolojik değeri de 9 (2+7 = 9) olmaktadır.

27 sayısı 3^3 (3x3x3) olarak yazılabilen "Perfect Cube" (Mükemnel Küp) niteliğinde olan ilk tek küp sayıdır. Bu geometrik ve aritmetik kararlılık, matris teorilerinden soyut cebire kadar birçok alanda temel bir yapı taşı niteliğindedir.

27 sayısı, sayı değerlerinin toplamı (2 + 7 = 9), asal çarpanlarının hanelerinin toplamına (3 + 3 + 3 = 9) eşit olan özel bir sayıdır. Bu tip özel sayılara Smith Sayısı adı verilmektedir.

27 Sayısı, kendi basamaklarının toplamına (2 + 7 = 9) kalansız bölünebilen (27 / 9 = 3) bir tamsayıdır. Bu tip sayılara Hashad Sayıları adı verilmektedir.

Cebirsel geometrideki en ünlü teoremlerden biri olan Cayley-Salmon Teoremi'ne göre, pürüzsüz bir kubik yüzey (üçüncü dereceden bir yüzey) üzerinde tam olarak 27 düz doğru bulunur.

Kuantum mekaniğinin matematiksel altyapısında kullanılan ve "Albert Algebri" olarak bilinen tek istisnai Jordan algebrası 27 boyutludur.

Bozonik Sicim Teorisi'ne (Kritik Boyut Teorisi) göre, evrenin tutarlı bir matematiksel modelde işleyebilmesi için uzay-zamanın 27 boyutlu  olması gerekir.

Modern kozmolojik modellere (Lambda-CDM) göre, evrenin toplam kütle-enerji yoğunluğunun yaklaşık %27'sini Karanlık Madde (Dark Matter) oluşturur.

Ay'ın Dünya etrafındaki bir tam turunu ya da kendi ekseni etrafındaki dönüşünü tamamlama süresi olan Sideral Ay Döngüsü 27 gündür.

Güneş'in ekvator bölgesinin kendi ekseni etrafındaki bir tam dönüşü (sinodik periyodu) tam olarak 27 gündür. Bu döngü, Dünya üzerindeki jeomanyetik fırtınaların tekrarlanma sıklığını doğrudan etkilemektedir.

2 ve 7 sayıları Kur'an'daki tezahürleri açısından da dikkat çekmektedir.

"Eyni/Esneyni" (İki) kök kelimesi ayetlerde 27 kere tekrarlanmaktadır.

"Seb'a" (Yedi) kök kelimesi de ayetlerde 27 kere tekrarlanmaktadır. ("Seb'ine" (Yetmiş) kelimesi dahil olarak)

Aşağıdaki ayette yer alan "Seb'an minel mesani" (سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي) (İkililerden yedi / İkili yedi) kelime grubunun ebced değeri olan 855 sayısının nümerolojik değeri de 9 olmaktadır. (8+5+5 = 18 ... 1+8 = 9)

15/87 Ve lekad ateynake SEB'AN MİNEL MESANİ vel kur'anel azim

(Ve biz sana İKİLİLERDEN YEDİYİ ve büyük Kur'an’ı verdik.)

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ

Bu ayetin ebced değeri olan 2916 sayısının nümerolojik değeri de 9 (2+9+1+6 = 18 ... 1+8 = 9) olmaktadır.

Ayrıca ayetin ebced değeri olan 2916 sayısı, 29 ve 16 olarak ayrıldığında nümerolojik olarak yine 2 ve 7 sayıları tezahür etmektedir. (2+9 = 11 ... 1+1 = "2" ve 1+6 = "7")

"Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan 2701 sayısının ilk iki hanesinin 2 ve 7 sayılarından oluşması da konu bağlamında dikkat çekmektedir.

Tevrat'ın "Yaratılış" suresinin aşağıdaki ayetlerinde de 2, 7, 27 sayılarına işaret edilmektedir.

1-Yaratılış-8-13 Nuh ALTI YÜZ BİR yaşındayken, BİRİNCİ ayın BİRİNDE yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü.

1-Yaratılış-8-14 İkinci ayın YİRMİ YEDİNCİ günü toprak tümüyle kurumuştu.

- Ayet ikilisindeki ayetlerin ayet alt numaralarının toplamı 27 (13+14 = 27) olmaktadır.

- Ayet ikilisinin sure ve ayet numaraları olan 1 ve 8 sayıları iki kere tekrarlandığından, nümerolojik olarak ortaya 2 ve 7 sayıları çıkmaktadır. (1+1 = 2 ve 8+8 = 16 ... 1+6 = 7)

- Ayet ikilisinin ilk ayetinde yer alan "Altı yüz bir yaşindayken birinci ayın birinde" ifadesindeki 601, 1 ve 1 sayıları 7 (6+0+1 = 7) ve 2 (1+1 = 2) sayılarının tezahürüne vasıta olmaktadır.

- Ayet ikilisinin ikinci ayetinde doğrudan 27 sayısı zikredilmektedir.

Friday, October 23, 2026

153 balık meselesi

43-Yuhanna-21-5 İsa, "Çocuklar, balığınız yok mu?" diye sordu. "Yok" dediler.

43-Yuhanna-21-6 İsa, "Ağı teknenin sağ yanına atın, tutarsınız" dedi. Bunun üzerine ağı attılar. O kadar çok balık tuttular ki, artık ağı çekemez olmuşlardı.

..........

..........

43-Yuhanna-21-11 Simun Petrus tekneye atladı ve tam YÜZ ELLİ ÜÇ iri balıkla yüklü ağı karaya çekti. Bu kadar çok balık olduğu halde AĞ YIRTILMAMIŞTI.

Yukarıdaki İncil ayetinde geçen 153 sayısı, matematiksel bir fenomen olmasından dolayı önem arzetmektedir. Bu sayı hem "Narsisistik Sayı", hem de "Üçgen Sayı"'dır.

Narsisistik Sayı, kendi basamaklarının küpleri toplamına eşit olan sayıdır. 1^3 + 5^3 + 3^3 = 153

Üçgen Sayı ise, 1'den başlayarak n’e kadar olan ardışık doğal sayıların toplamıyla elde edilen ve noktaların eşkenar bir üçgen oluşturacak şekilde dizilmesiyle görselleştirilebilen sayıdır. 153 sayısı ilk 17 sayının toplamına (1+2+3+...+17 = 153) eşit olan bir sayı olup, 17 nokta ile bir eşkenar üçgen oluşturulabilmektedir.

Ayrıca 153 sayısının nümerolojik değeri olan 9 (1+5+3 = 9 ) sayısı da matematiksel bir fenomendir. ("Sihirli 9 sayısı" başlıklı bölüm incelenebilir.)

Ayetteki "Ağ yırtılmamıştı" ifadesi ise söz konusu 153 sayısının, matematiksel bir fenomen olduğuna, "sorunsuzluk, kusursuzluk, düzen" anlamları bağlamında işaret etmekte gibidir.

Kur'an'daki ilk 153. ayet olan Bakara suresinin 153. ayetindeki ifadeler de yukarıdaki İncil ayetleri grubuyla, "sorun çözülmesi" anlamı bağlamında uyum arzetmektedir.

2/153 Ey o inananlar, sabırla ve duayla yardım isteyin. Kesinlikle Allah sabredenlerle birliktedir.

Ayette "sabır" ve "dua" mekanizmasının "sorun çözümüne" olan tesirine işaret edilmektedir.

Star Trek dizisindeki nümerolojik kodlama

Tarihte önemli bir yere sahip olan ve 1966 - 1969 yılları arasında yayımlanmış olan "Star Trek (Uzay Yolu)" dizisi, ağırlıklı olarak 9 sayısı olmak üzere 9 ve 11 sayılarına ilişkin numeroloji (9/11 operasyon kodlaması) içermektedir. Zira dizinin yayının sona ermesinden bir ay sonra "Apollo 11" kodlu misyon kapsamında ilk insan Ay'a ayak basmıştır.

08.09.1966 tarihinde ilk bölümü yayımlanan dizi 3 sezon ve 80 bölümden (1 pilot bölüm dahil) oluşmuştur. (3+8+0 = 11)

Dizinin son bölümü ise 03.06.1969 tarihinde yayımlanmıştır. (Normal yayın akışına göre son bölümün  28.03.1969 tarihinde yayımlanması gerekiyordu. Ancak anılan tarihte eski ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower'ın vefat etmesi nedeniyle yayın ertelenmiştir.)

Dizinin son bölümünün yayın tarihindeki günü (3) ve ayı (6) temsil eden sayıların toplamı 9'dur. (3+6 = 36 ... 3+6 = 9)

Dizinin yayın dönemi olan 08.09.1966 ve 03.06.1969 tarihleri arasında 999 gün bulunmakta olup, bu sayının nümerolojik değeri de 9'dur. (9+9+9 = 27 ... 2+7 = 9) 

1966 ve 1969 yıllarının son iki hanelerindeki rakamların toplamının nümerolojik değeri de 9 olmaktadır. (6+6+6+9 = 27 ... 2+7 = 9)

Dizinin 9. bölümünün ismi "Dagger of the Mind" (Zihnin Hançeri) olup, konusunun "zihin kontrol" olması da dikkat çekmektedir. Zira 9 sayısı okültizmde "büyünün" yani "zihin kontrolününün" sembolüdür.

Dizideki "Enterprise" isimli uzay gemisinin kodu "NCC-1701"'dir. 1701 sayısının nümerolojik değeri de 9'dur. (1+7+0+1 = 9)


Star Trek dizisinin son bölümünün yayımlanmasından 47 (4+7 = 11) gün sonra yani 20.07.1969 tarihinde "Apollo 11" misyonu kapsamında insanoğlu Ay'a ilk kez ayak basmıştır. İlgili uzay misyonunun sıra numarasının 11'e denk gelmesi de! dikkat çekmektedir.

Ay'a ilk kez ayak basıldığı tarihteki günü (20) ve ayı (7) temsil eden sayılardaki rakamların toplamı da 9'dur. (2+0+7 = 9)

Apollo 11 misyonu 8 gün 3 saat sürmüş olup, bu sayılar Star Trek dizisinin sezon adedini (3) ve bölüm adedini (80) temsil eden sayılarla nümerolojik uyum arzetmektedir. Ayrıca yine 11 (8+3 = 11) sayısı tezahürü söz konusudur.

Astronot Neil Armstrong'un Ay yüzeyine ayak bastığı anda sarfettiği (önceden planlı) aşağıdaki meşhur cümle de 11 kelimeden oluşmaktadır. 

"That's (1) one (2) small (3) step (4) for (5) man* (6), one (7) giant (8) leap (9) for (10) mankind. (11)" 

(Bu, insan için küçük, insanlık için dev bir adım.)

* Armstrong'un, ses kaydında "for man" mi "for (a) man" mi dediği süregelen bir tartışma konusu olup, kayıtta “a” sesi duyulmadığından resmi metinlerde "a" harfi parantez içinde gösterilmektedir.

"Temiz kelime" olabilmek...

"Her şey kelimedir." gerçeğinin bir tezahürü olan insanın nihai var oluş amacı "temiz kelime" olabilmektir. Bu husus, İbrahim suresinin aşağıdaki ayet grubunda misalleme yoluyla bildirilmiştir.

14/24 Görmedin mi ki Allah, kökü sabit ve dalları göğün içinde olan temiz ağaç gibi olan TEMİZ KELİMENİN misalini nasıl beyan etti?

14/25 Rab’binin izni ile her zaman yemişini verir. Allah misalleri insanlar için beyan eder. Umulur ki hatırlarlar.

14/26 Ve PİS KELİMENİN misali, yerin üstünden ayrılmış, kendisine durak yeri olmayan pis ağaç gibidir.

Fatir suresinin aşağıdaki ayetinde de ruhsal tekamülün yegane yolunun "temiz kelime" (temiz ruh) olabilmek olduğu "O'na yükselmek" teşbihiyle bildirilmektedir.

35/10 Kim üstün kudreti istiyorsa, saygınlık üstün kudret tümüyle Allah içindir. TEMİZ KELİME O'NA YÜKSELİR. İyi işler de onu yükseltir. O kötülüklerle tuzak kuranlar, şiddetli azap onlaradır. İşte onların tuzağı, o batıp dağılır.

Bu bağlamda, yaratılışın kaynak kodlarının "kelimeler" olduğunu yani "her şeyin kelime olduğunu" bildiren ayetleri hatırlamakta da fayda bulunmaktadır..

10/82 ... Allah gerçeği KELIMELERİ ile gerçekleştirir.

44/24 .... Allah batılı imha eder ve gerçeği KELIMELERİ ile gerçekleştirir. ....

4/171 .... Meryem oğlu Mesih İsa, kesinlikle Allah’ın resulü, Meryem'e attığı KELİMESİ ve O’ndan RUHTUR. .....

İncil;

43-Yuhanna-1-1 Başlangıçta KELİME vardı. KELİME Tanrı'yla birlikteydi ve KELİME Tanrı'ydı.

"Bak" ki olsun, "Bak" ki dönüşsün!

Spiritüel kültürde "Bakmak madde yaratır" şeklinde ifade edilen yaklaşım, bilimsel literatürde "Kuantum Gözlemci Etkisi" (Quantum Observer Effect) olarak bilinmektedir. Işığın ve maddenin hem dalga hem de parçacık gibi davranabildiğini (dalga-parçacık ikiliği) gösteren "Çift Yarık Deneyi", Kuantum Gözlemci Etkisi ile ilgilidir.

Kuantum mekaniğinde atom altı parçacıklar (elektronlar, fotonlar vb.) bir gözlemci tarafından onlara bakılmadığı (ölçüm yapılmadığı) müddetçe birer katı nesne gibi değil, "olasılık dalgaları" olarak davranırlar. Yani aynı anda birden fazla yerde bulunma potansiyeline (süperpozisyon) sahiptirler. 

Ancak bir parçacığın tam olarak nerede olduğunu anlamak için bir ölçüm cihazı yerleştirilerek "bakıldığında", anılan "olasılık dalgası" çökmekte ve parçacık "tek bir somut konumda", yani "madde (parçacık) biçiminde" kendini göstermekte, bir başka deyişle "var" olmaktadır.

Bu noktada, "bakmak/gözlemlemek" kavramının, "görmek/gözle algılamak" kavramından farkı da açığa çıkmaktadır. Zira konu bağlamında "bakmak" eylemi "gözlemlemek suretiyle etkileşime girmek" anlamını temsil etmektedir.

Bakara suresinin aşağıdaki ayetinde "Nazar" (Bakma) kelimesiyle "Ra" (Görmek) kelimesi arasındaki farka vurgu yapılmakta olup, bir varlıkta herhangi bir değişimin/dönüşümün/tekamülün gerçekleşebilmesi için o varlığın "ilahi bakışa/gözlemlenmeye" muhtaç olduğu bildirilmektedir. 

2/104 Ya eyyuhellezine amenu LA TEKULU RAİNA VE KUL UNZURNA vesmeu ve lil kafirine azabun elim

(Ey o inananlar, "BİZİ GÖR." DEMEYİN ve "BİZE BAK." deyin ve dinleyin. Elim azap inkarcılar içindir.)

Aşağıdaki ayetlerde ise "hallerinde herhangi bir değişim vuku bulmayan" varlıkların "Bakılmayanlar" olarak nitelendikleri görülmektedir.

15/8 Ma nunezzilul melaikete illa bil hakki ve ma kanu izen MUNZARİN

(Melekleri gerçek dışında indirmeyiz. O zaman gözlenip BAKILANLAR olamazlar.)

44/29 Fe ma beket aleyhimus semau vel erdu ve ma kanu MUNZARİN

(Gök ve yer onlar üzerine ağlamadı. Gözlenip BAKILANLAR da olmadılar.)

Konuşma dilinde yer alan "Göze gelmek", "Göz değmek", "Nazar değmek", "Kem göz" ifadelerinin, "Kuantum Gözlemci Etkisi"ni yani gözlemleme/bakma sonucunda bir süjede oluşan olumsuz yöndeki hal değişimini/dönüşümü tanımlıyor olması da dikkat çekmektedir.

Kehf suresinin, bozguncu Ye'cuc ve Me'cuc meseliyle ilintili olan aşağıdaki ayetinde "terkedilen" yani bakılmayan/gözetilmeyen/gözlemlenmeyen varlıkların "dalgalandıkları" ifade edilmektedir ki bu ifade, kuantum fiziğindeki "bakılmayan/gözlenlenmeyen" parçacıkların "olasılık dalgaları" olarak davranmaları fenomenine net atıf niteliğindedir.

18/99 Ve o gün, onları birbirlerinin içinde DALGALANMAYA TERKETTİK. Borunun içine üflenir de onların hepsini toplarız.

Kuantum spin ve İki kere dönüş

Fermiyonlar (elektron, proton ve nötron) 1/2 spine sahip olan ve maddeyi oluşturan temel parçacıklardır. Klasik bir nesneyi başlangıçtaki pozisyonuna getirmek için 360 derece döndürmek gerekirken, 1/2 spinli bir kuantum parçacığının aynı duruma (başlangıç pozisyonuna) gelebilmesi için teorik olarak 720 derece dönmesi yani iki kere dönmesi / iki tam tur dönmesi gerekmektedir.


Bir atomun çekirdeğinin etrafında, temel enerji durumunda (kararlı halde) elektronların bulunabileceği en fazla 7 ana enerji seviyesi (yörünge/katman) bulunur.

Yukarıdaki bilimsel veriler Mülk suresinin aşağıdaki ayet ikilisinde bildirilmekte gibidir.

67/3 Ellezi HALEKA SEB'A SEMAVATİN TİBAKAN ma tera fi halkir rahmani min tefavutin fe ERCİ'İL BASARE hel tera min futur

(YEDİ GÖKLERİ TABAKALAR OLARAK O YARATTI. Rahman’ın yaratışında farklılık, uygunsuzluk görmezsin. Haydi GÖZÜ DÖNDÜR. Kusur, çatlak görüyor musun?)

67/4 Summe ERCİ'İL BASARE KERRETEYNİ yenkalib ileykel besaru hasien ve huve hasir

(Sonra GÖZÜ İKİ KERE DÖNDÜR. Göz aciz ve hasarlanmış olarak sana döner.)

- Ayet ikilisinin ilk ayetinde "yedi gök katmanından" bahsedilmesi, bir atom çekirdeğinin etrafında, elektronların yorüngesel hareket yapabileceği "en fazla 7 katman/tabaka" bulunması fenomeniyle tam uyum arzetmektedir.

- Ayet ikilisindeki ayetlerin numaralarının toplamı da 7 (3+4 = 7) olmaktadır.

- Ayet ikilisinde "Erci'il basare" (Gözü döndür) ifadesi "iki kere" tekrarlanmakta ve hatta ikinci ayette "Erci'il basare kerreteyni" (Gözü iki kere döndür) vurgusu yer almaktadır. Bu durum, bir elektronun başlangıç pozisyonuna gelebilmesi için teorik olarak 720 derece dönmesi yani "iki kere dönmesi / iki tam tur dönmesi gerektiği" fenomenine işaret niteliğindedir. (Göz, küresel formu itibarıyla temel parçacık olan elektronu simgelemekte gibidir.)

- Ayetlerde iki kere tekrarlanan "Erci'il basare" (ارْجِعِ الْبَصَرَ) (Gözü döndür) cümlesi 9 harften 
(ا رْ جِ عِ ا لْ بَ صَ رَ) oluşmakta olup, 9 sayısının, dönüş derecelerini temsil eden 360 ve 720 sayılarının nümerolojik değeri olması da ayrıca uyum arzetmektedir. (3+6+0 = 9; 7+2+0 = 9)

Maddenin sınır kapısı

Periyodik tabloda henüz keşfedilmemiş veya laboratuvarda sentezlenmemiş olan teorik 137. element (Untriseptiyum (Feynmanium) ) ve 173. element (Unsepttriyum (Ultimium) ), "Periyodik tablonun sınırları neresidir?", "En son hangi element var olabilir?" sorularına yanıt aranırken karşılaşılan iki kritik eşiği temsil etmektedir. (137 ve 173 sayıları elementlerdeki proton adetleridir.)

Fizikçi Richard Feynman, rölativistik Dirac denklemine dayanarak periyodik tablonun 137. elementte son bulması gerektiğini öne sürmüştür. Zira Bohr atom modeline göre, bir atomun çekirdeğindeki proton sayısı (Z) 137'ye ulaştığında, en içteki yörüngede (1s) dönen elektronun hızının ışık hızına (\(c\)) ulaşması veya onu geçmesi gerekir. Işık hızı aşılamayacağı için teorik olarak nötr bir 137. elementin var olamayacağı düşünülmüş ve bu yüzden elemente gayriresmi olarak Feynmanium adı verilmiştir.

Modern kuantum mekaniği hesaplamaları, Feynman'ın, atomu "noktasal bir yük" olarak alan modelini geliştirip çekirdeğin bir hacmi olduğunu hesaba kattığında, sınırın aslında 137 değil, 173 olduğunu göstermiştir.

Netice itibarıyla, yukarıdaki teorilere göre 137. veya 173. elementler maddenin farklı haline/hallerine açılan "sınır kapısı" niteliğindedirler.

Söz konusu teorik elementlerin atom numaraları, atomlardaki farklı enerji düzeylerinin varlığı ile ilgili olan "İnce Yapı" (Fine Structure) kavramı ile de bağlantılıdır. Zira İnce Yapı Sabiti olarak baz alınan değer 1/137'dir.

Yukarıdaki sayısal değerler nümerolojik açıdan incelendiğinde 11 (1+3+7 = 11; 1+7+3 = 11) sayısı ile karşılaşılmaktadır. Bu sayının, "boyut portalı (kapısı)", "boyut geçidi" ve "halden hale geçiş" kavramlarının sembolü olduğu dikkate alındığında, 137. veya 173. elementlerin "maddenin sınır kapısını" yani "farklı bir madde haline açılan kapıyı" temsil ettiklerini öne süren teoriyle bir uyum göze çarpmaktadır.

Ayetlerde de 11 nümerolojisi "kapı açılması" kavramıyla ilintili olarak tezahür etmektedir.

7/40 O ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara kibirlenenlere, onlara göğün kapıları kesinlikle açılmaz. ...

54/11 Böylece akıp dökülen su ile göğün kapılarını açtık.

Her iki ayetin kodlarındaki rakamların toplamı 11 olmaktadır. (7+4+0 = 11; 5+4+1+1 = 11)

Altıncı duyu

İnsanların madde planı olan dünyayı algılamasını sağlayan ve maddi nitelikte olan beş duyu, görme (göz), işitme (kulak), koklama (burun), tat alma (dil) ve dokunma (deri) duyularıdır.

Altıncı duyu ise madde ile ilgili olmayan, ruh (kelime, bilinç) ile ilgili olan duyudur. Bir başka deyişle altıncı duyu, zahiri maddenin ardında olanı, onun mevcudiyetinin özünü yani yaratılış frekansını hissettiren batıni duyudur.

Yaratılışın ardındaki idraklere sığmaz kudret olan Yaratıcı'nın ismi olan "Allah" kelimesinin ebced değerinin 66 olması konu bağlamında önem arzetmektedir.

Mücadele suresinin aşağıdaki ayetinde, "maddi duyularla algılanamama" fenomeni "Allah" kelimesi misali ile vurgulanmaktadır. Ayette Allah'ın, maddi olmayan yani beş duyu ile algılanamayan ancak altıncı duyu ile algılanabilen daimi varlığına işaret edilmektedir.

58/7 E lem tere ennALLAHE ya'lemu ma fis semavati ve ma fil ardi ma yekunu min necva selasetin illa huve rabiuhum ve la hamsetin illa huve SADİSUHUM ve la edna min zalike ve la eksere illa huve meahum  eyne ma kanu summe yunebbiuhum bima amilu yevmel kiyameti innallahe bi kulli şey'in alim

(Kesinlikle ALLAH'ın, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişi arasındaki gizli fısıltı, O onlardan dördüncüsü olmadan olmaz. Beş kişi arasındaki, O onlardan ALTINCISI olmadan olmaz. Ne bundan daha azı, ne de çoğu, O'nun onlarla birlikte olduğu zaman haricinde olmaz. Sonra, ayağa kalkış gününde, onlara o yaptıklarını haber verir. Kesinlikle Allah her şeyi bilendir.)

Ayette bildirilen sayı misallerinin "Sadisuhum" (Altıncıları) kelimesiyle sonlandırılmış olması "6. duyu" kavramı açısından dikkat çekmektedir.

Ayetteki "Sadisuhum" (سَادِسُهُمْ) (Altıncıları) kelimesinin 6 harften oluşması da ayrıca uyum arzetmektedir. (سَ ا دِ سُ هُ مْ )

Ayetlerde geçen "6 günde yaratılış" kavramı da maddenin ardındaki yaratıcı frekans/kudret olan bilinçli iradeye işaret niteliğindedir. Ayetlerde geçen "Sitteti" (سِتَّةِ) (Altı) kelimesinin ebced değerinin (465) nümerolojik değeri de 6'dır. (Sin 60 + Te 400 + He 5 = 465 ... 4+6+5 = 15 ... 1+5 = 6)

Ters yöne bakan, içiçe geçmiş iki üçgenden oluşan ve ruh-madde, gök-yer, eril-dişil, ışık-karanlık, iyi-kötü gibi evrendeki ikiliklerin (düalite) birleşmesini ve dengelenmesini yani yaratılışı temsil eden Davud Yıldızı (Heksagram / Süleyman'ın Mühürü) isimli sembol de 6 sayısı ile ilintilidir. Sembolde bir "altıgen" ve "altı küçük üçgen" bulunmaktadır.



Thursday, October 22, 2026

İnsandaki atom sayısı

Ortalama 70 kg ağırlığındaki yetişkin bir insan vücudu yaklaşık olarak şunları 7 oktilyon (7 × 10^27) atom içermektedir.

https://en.wikipedia.org/wiki/Composition_of_the_human_body

Yukarıdaki sayısal değeri oluşturan rakamların (7 × 10^27), "Allah" kelimesinin kitaptaki tekrar adedi olan ve yaratılışın temel kodlarından (rakamlarından) oluşan 2701 sayısındaki rakamlar olması dikkat çekmektedir. Bu durum yaratılışın kodlarının insanda tezahürüne işaret niteliğindedir.

Ayrıca aşağıdaki ayette geçen ve Kur'an'ı niteleyen "Seb'an minel mesani" (İkililerden yedi/İkili yedi) kavramı da konu bağlamında uyum arzetmektedir.

15/87 Ve lekad ateynake SEB'AN MİNEL MESANİ vel kur'anel azim

(Ve biz sana İKİLİLERDEN YEDİYİ ve büyük Kur'an’ı verdik.)

"101 Dalmaçyalı"'daki okült sembolizm

İngiliz yazar Dodie Smith'in 1956 yılında, "çocuk romanı" olarak yazdığı, daha sonra 1961 yılında sinema çizgi filmi de yapılan "101 Dalmatians" (101 Dalmaçyalı) kitabı içerdiği okült satanik mesajlar ve sembolizm açısından dikkat çekmektedir.

Filmin kısaca konusu, Dalmaçyalı köpeklerin postlarından kendisine kürk yapmak isteyen şeytani bir karakterin köpekleri kaçırmasına dayanmaktadır.

- Kitabın yazıldığı tarihin son iki rakamının toplamı olan sayı, düalitenin (ikilik), döngünün, boyut portalının ve halden hale geçişin sembolü olan ve küresel şeytani zümre tarafından kitlesel operasyon kodu olarak kullanılan 11 (5+6 = 11) sayısıdır.

- Filmin ismindeki 101 sayısı da 11 sayısının bir tezahürü niteliğindedir.

- Kitapta, Pongo ve Perdita isimli iki köpeğe ilave olarak, kaçırılmış olan 99 köpek de ilave edilince ortaya 101 sayısı çıkmaktadır. 99 sayısı ise numerolojik olarak, 666 sayısının yani 18 üzerinden 9 sayısının tezahürüdür. (9+9 = 6+6+6 = 18 ... 1+8 = 9)

- Dalmaçyalıların siyah ve beyaz renkleri de düalite sembolizmi teşkil etmektedir. (Yin Yang figüründeki gibi)

- Filmde sıkça kullanılan damalı yüzey görselleri de yine 11 sayısının temsili olan okült sembolizmi yansıtmaktadır.

- Köpekleri kaçıran ve postlarından kendisine kürk yapmak! isteyen kötü karakterin ismi "Cruella de Vil" olup, bu isim esasen "Cruella" (Zalim) ve "Devil" (Şeytan) kelimelerini temsil etmektedir.  


Cruella de Vil ( Cruel Devil = Zalim Şeytan)

- Kötü karakterin yaşadığı yerin ismi ise "Hell Hall" (Cehennem Konağı)'dur.

- 2021 yılında çekilen "Cruella" filmi, söz konusu Cruella de Vil’in gençlik yıllarını ve dönüşüm hikayesini anlatmaktadır.



İkili kodlanmış yazılım (Kitaben muteşebihen mesaniye)

Yaratılışın kodlarını içeren ilahi bir yazılım olan Kur'an'ın, özünde ikili kodlardan (binary codes) oluşan bir sistem olan bilgisayar yazılım teknolojisinin de temel ilham kaynağı olduğunu ortaya koyan ayetler şöyledir.

Kur'an'da sadece Mutaffifin suresinin aşağıdaki "iki" ayetinde "Kitabun merkum" (Rakamlandırılmış kitap/Rakamlandırılmış yazı/Kodlanmış yazılım) ifadesi yer almaktadır. Bu ayetlerdeki "2" nümerolojisi dikkat çekmektedir.

83/9 Kitabun merkum

كِتَابٌ مَرْقُومٌۜ

(Rakamlandırılmış kitap.)

83/20 Kitabun merkum

كِتَابٌ مَرْقُومٌۙ

(Rakamlandırılmış kitap.)

- Ayetlerin ait olduğu surenin numarası olan 83 sayısının nümerolojik değeri 11'dir. (8+3 = 11 ... 1+1 = 2)

- Ayetlerin numaralarının toplamının nümerolojik değeri de 11'dir. (9+20 = 29 ... 2+9 = 11 ... 1+1 = 2)

- "Kitabun merkum" ifadesinin ilk kez geçtiği ayetin kodunda (83/9) 2 nümerolojisi bulunmaktadır. (8+3+9 = 20 ... 2+0 = 2)

- "Kitabun merkum" ifadesinin ikinci kez geçtiği ayetin numarasında da (20) 2 nümerolojisi bulunmaktadır. (2+0 = 2)

- Ayrıca yukarıdaki iki ayeti oluşturan cümlenin ebced değeri 809 olup, bu sayının nümerolojik değeri 8 (8+0+9 = 17 ... 1+7 = 8) olmaktadır. Bilgisayar yazılım teknolojisinde her bir karakter, 8 bitlik (1 byte) birimlerden oluşmaktadır. (En küçük veri depolama birimi olan "bit" ise ikili kodlardan (0 veya 1) oluşur.)

- Ayetteki "Merkum" (Rakamlandırılmış) kelimesinin ebced değeri 386 olup, bu sayının nümerolojik değeri de 8 (3+8+6 = 17 ... 1+7 = 8) olmaktadır.

Zümer suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "Kitaben muteşebihen mesaniye" ifadesi ise net olarak "İkili kodlanmış yazı/yazılım" anlamına gelmektedir.

39/23 Allahu nezzele ahsenel hadisi KİTABEN MUTEŞEBİHEN MESANİYE ....

اَللّٰهُ نَزَّلَ اَحْسَنَ الْحَد۪يثِ كِتَاباً مُتَشَابِهاً مَثَانِيَۗ   

(En güzel sözü, BENZETMELİ İKİLİ KİTAP/İKİLİ KODLANMIŞ YAZI olarak Allah indirdi. .... )

Kitab = Yazı, Yazılım

Muteşebih = Benzetmeli, Kodlanmış* 

Mesaniye = İkili

*Kodlama, bir şeyin başka bir şey ile temsil edilmesi/ifade edilmesi yani bir şeyin başka bir şeye "benzetilmesi" esasına dayanan bir sistemdir.

Hicr suresinin aşağıdaki ayetinde ise Kur'an, "Seb'an minel mesani" (İkililerden yedi/İkili yedi) olarak tanımlanmaktadır.

15/87 Ve lekad ateynake SEB'AN MİNEL MESANİ vel kur'anel azim

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ

(Ve biz sana İKİLİLERDEN YEDİYİ ve büyük Kur'an’ı verdik.)

Bilgisayar yazılım sisteminin temeli ASCII kodları olarak isimlendirilen 128 (1+2+8 = 11) temel karakterden, 1 byte ise, her biri "ikili" kodlar içeren "7" bitten oluşmaktadır. Dolayısıyla bu durum bir "İkili Yedi" tezahürü niteliğindedir.  Daha sonra karakter adedi 256'ya, 1 byte'taki bit adedi ise 8'e çıkarılmıştır. 8 bitlik kodlamadaki fark, 7 bitlik kodun en başına, içinde 0 bulunan bir bit daha eklenmesidir.

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2026/02/yonlendirme-olan-yazlm.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2026/02/2701-ve-ikili-yediler.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2025/08/indirme-kodu-8.html?m=1

https://kuranilmi.blogspot.com/2025/01/hakknda-suphe-olmayan-yazilim.html?m=1

Sunday, October 18, 2026

Adem - İsa Döngüsü

"Adem" ve "İsa"'nın yaratılışlarının benzerliğinin bildirildiği aşağıdaki ayette, aynı zamanda bu iki habercinin tezahürlerinin insanlık için bir "döngü başlangıcı" ve "döngü sonu" olduğuna da dolaylı olarak işaret edilmekte gibidir.

3/59 Kesinlikle İsa’nın misali Allah’ın indinde Adem’in misali gibidir. O'nu topraktan yarattı ve sonra O'na "Ol." dedi de O oldu.

Zira "Adem" ve "İsa" ile ilgili olan aşağıdaki İncil ayeti yukarıda anılan döngüselliği "İlk" ve "Son" kelimeleri vasıtasıyla ortaya koymaktadır. Ayette Mesih İsa, "son Adem" olarak nitelenmektedir.

46-1-Korintliler-15-45 Nitekim şöyle yazılmıştır: "İlk insan Adem yaşayan ruh oldu." Son Adem ise (Mesih İsa) yaşam veren ruh oldu.

"Adem" ve "İsa" kelimelerinin Kur'an'da 25'er kere tekrarlanmaları yaratılışsal özdeşliklerine işaret niteliğindedir.

Ayrıca 25 sayısının nümerolojik değerinin, tamamlanmanın, olgunlaşmanın, döngünün ve döngü sonunun sembolü olan 7 (2+5 = 7) sayısı olması ve bu sayının, isimlerin tekrarı açısından iki kere tezahür etmesi de döngüselliğin ve Kur'an'ın sembolü olan "Seb'an minel mesani" (İkililerden Yedi) kavramına işaret etmektedir.

15/87 Ve biz sana ikililerden yediyi ve büyük Kur'an’ı verdik.

Yaşamı Adem olarak başlayan insanın, ölümü (döngüsünün sonu / halden hale geçişi / yeni döngüsünün başlangıcı) öncesinde Mesih İsa'ya inanacağının bildirilmesi Adem - İsa döngüsüne işaret olmakla birlikte, yukarıdaki İncil ayetinde Mesih İsa'nın "yaşam veren ruh" olarak tanımlanması ile de ilintilidir.

4/159 Ve kesinlikle kitap sahiplerinden olanlar ölümlerinden önce mutlaka O'na (Mesih İsa) inanacaklardır. Ayağa kalkış gününde O, onlara şahit olur.

Friday, October 16, 2026

Hareketli dağlar

Dünya'nın dış kabuğu, tektonik levha adı verilen devasa yapboz parçalarından oluşur. Bu levhalar, altlarındaki magma tabakasının üzerinde yılda birkaç santimetre hızla sürekli hareket eder. Dağlar da bu levhaların üzerinde yer aldığı için, kıtalarla birlikte çok yavaş bir şekilde coğrafi olarak yer değiştirirler.

Dağların tektonik hareketler nedeniyle bir yılda ortalama yatay yer değiştirme hızı yaklaşık 1–10 cm/yıl aralığındadır. Ancak bu hız, dağın bulunduğu bölgeye göre değişir.

27/88 Ve (1) TERA (2) EL (3) CİBALE (4) TAHSEBU (5) HA (6) CAMİDETEN (7) VE (8) HİYE (9) TEMURRU (10) MERRAS SEHAB sun'allahillezi etkane kulle şey’innehu habirun bima tefalun

وَتَرَى الْجِبَالَ تَحْسَبُهَا جَامِدَةً وَهِيَ تَمُرُّ مَرَّ السَّحَابِۜ صُنْعَ اللّٰهِ الَّـذ۪ٓي اَتْقَنَ كُلَّ شَيْءٍۜ اِنَّهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَفْعَلُونَ

(Ve DAĞLARI GÖRÜRSÜN DE ONLARI SABİT SANARSIN. ONLAR BULUTUN GEÇMESİ GİBİ GEÇERLER. O, her şeyi yapan Allah’ın sanatıdır. Kesinlikle O ne yaptığınızdan haberdardır.)

Ayetteki kritik kelime olan "Temurru" (تَمُرُّ) (Geçerler) kelimesinin sıra numarasının ve ebced değerinin 10* olması, yukarıda belirtilen "yıllık ortalama dağ hareket hızı" değeri ile hem doğrudan (üst sınır 10 cm) hem nümerolojik (alt sınır 1 cm) uyum arzetmektedir.

* "Temurru" (تَمُرُّ) ... Te 400 + Mim 40 + Ra 200 = 640 ... 6+4+0 = 10

Rüzgar döngüsü ve Madden-Julian Osilasyonu

Atmosferde ortalama 30 gün süren en belirgin rüzgar ve yağış döngüsü Madden-Julian Salınımı'dır. 

Orta enlemlerde mevsim altı (haftalık ve aylık) hava tahminlerinin yapılabilmesi için kritik bir öneme sahip olan Madden-Julian Salınımı, Hint Okyanusu üzerinde başlayan rüzgar kütlesi bir dalga halinde ekvator boyunca doğuya doğru hareket eder. Bu dalga tüm dünyayı dolaşırken, geçiş yaptığı bölgelerdeki alçak ve yüksek seviye rüzgarlarının (zonal rüzgarlar) yönünü ve şiddetini periyodik olarak değiştirir. 

Bu rüzgar salınımı yaklaşık 1 AYLIK DÖNGÜLERLE bir bölgeye önce batılı rüzgarlar ve yoğun yağışlar (aktif faz) getirirken, ardından doğulu rüzgarlar ve kuraklık (aktif olmayan faz) bırakır.


Sebe suresinin aşağıdaki ayetinde Madden-Julian Salınımı'na (rüzgar döngüsı) işaret edilmekte gibidir.

34/12 Ve li suleymaner RİHA ĞUDUVVUHA ŞEHRUN VE RAVAHUHA ŞEHR ...

(Ve Süleyman için RÜZGAR. ONUN GİDİŞİ BİR AYDI VE ONUN DÖNÜŞÜ BİR AYDI. ...)

Ayette yer alan "rüzgarın 1'er ay süren gidişi ve gelişi" ifadesi döngüselliği temsil etmektedir.

Uzaydaki çatlaklar?! ... Kozmik Sicimler Teorisi

"Uzay-Zaman Çatlakları" olarak tanımlanan Kozmik Sicimler (Cosmic Strings), kozmolojide Büyük Patlama (Big Bang) sonrasında evrenin çok hızlı bir şekilde genişleyip soğuduğu (faz geçişi) sırada, evrenin farklı bölgelerinin düzgün bir şekilde birleşmemesi sonucu uzay-zaman dokusunda oluştuğu öne sürülen ve tek boyutlu "uzay-zaman kusurları/çatlakları" olarak tanımlanan enerji hatları ve topolojik durumlardır.

Kozmik Sicimler

Bu teorik yapılar, suyun çok hızlı bir şekilde donup buza dönüşürken düzgün tek bir kristal formunu alması yerine bünyesinde çatlaklar oluşturmasına benzetilmektedir.  Fizikçilere göre erken evren de çok hızlı bir şekilde genişleyip soğurken (faz geçişi yaşarken), farklı bölgeler birbirine tam olarak "kusursuzca eklemlenememiş" ve aralarında uzay-zaman çatlakları kalmıştır.

Meryem suresinin aşağıdaki ayet ikilisinin ilk ayetindeki teşbih (sembolik benzetme) söz konusu teorinin geçerli olup olmadığına ışık tutmakta gibidir.

19/90 Tekadus SEMAVATU YETEFETTARNE MİNHU ve tenşekkul erdu ve tehirrul cibalu hedda

(Ondan dolayı neredeyse GÖKLER ÇATLAYACAK, yer yarılacak ve dağlar gürültüyle göçerek parçalanıp dağılacaktı.)

19/91 En deav lir rahmani veleda

(Rahman için çocuk edindi denmesi nedeniyle.)

Ayet grubunun ilk ayetinde "gökler çatladı" ifadesi değil "gökler neredeyse çatlayacaktı" ifadesinin kullanılması, teoride öne sürüldüğü gibi evrende çatlak olmadığı anlamını da içermekte gibidir. 

Bu ayetler aynı zamanda, insanın düşüncesinin yani sarfettiği kelimelerin, hem evrenin hem de kendi kaderi üzerindeki tesir gücüne de işaret etmektedir. Yukarıdaki ayet ikilisinde batıl bir söylemin potansiyel tesiri misallendirilmiştir.

Aşağıdaki ayetlerde ise, söz konusu teorinin tanımında yer alan "kusur" ve "çatlak" kelimeleri kullanılmak suretiyle teorinin aksine mesaj verilmekte gibidir.

50/6 E fe lem yenzuru iles SEMAİ fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve MA LEHA MİN FURUC

(Üstlerindeki GÖĞE bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik ve onu süsledik. ONDA KUSUR/ÇATLAK/YARIK YOKTUR.)

67/3 Ellezi haleka seb'a SEMAVATİN tibakan ma tera fi halkir rahmani min tefavutin ferci'il basare HEL TERA MİN FUTUR

(Yedi GÖKKERİ tabakalar olarak O yarattı. Rahman’ın yaratışında farklılık, uygunsuzluk görmezsin. Haydi gözü döndür. KUSUR/ÇATLAK/YARIK GÖRÜYOR MUSUN?)

Yukarıdaki ayetlerde yer alan "Yetefettarne" (Çatlayacaktı) ve "Futur" (Çatlak, Yarık, Kusur, Düzensizlik, Bozukluk) kelimelerinin kökü "Fatara" (Çatlatmak, Yarmak, İkiye ayırmak, Yaratmak*) fiili olup, Allah'ın esmasından olan "Fatir" (Yaratıcı, Yarıcı, Çatlatıcı) ve bir sure ismi olan "İnfitar" (Yarılma, Çatlama) kelimeleri de aynı köktendir. 

* "Yaratmak" fiilinin kökündeki "Yar" kelimesi "Yarmak" kelimesinin de köküdür ki zaten "Yaratmak" eylemi "bir durumdan farklı bir durum tezahür ettirmek" yani "Yarmak, Çatlatmak, Ayırmak" anlamını ifade etmektedir. 

İnfitar suresinin ilk üç ayeti de konu bağlamında önem arzetmektedir. Zira bu ayetler döngü sonu vakaları olarak nitelenegelse de aynı zamanda yeni "oluşumu" da temsil etmektedir.

82/1 İzes SEMU ENFETARET

(GÖK YARILDIĞINDA,)

82/2 Ve izel kevakibun teseret

(Ve yıldızlar serilip saçıldığında, )

82/3 Ve izel biharu fucciret

(Ve deniz fışkırtılıp akıtıldığında, )