Bu bölüm, aşağıda logosu yer alan "Dünya Kardeşlik Birliği" ve bu oluşumun kudsiyet atfettiği "Bilgi Kitabı" konusunda iletilen bir yoruma istinaden, çok detaya inmeyen bir cevap olarak yazılmıştır. (Yorum kısmında yeterli alan olmadığı için ayrı bir bölüm oluşturulmuştur.)
EZOTERİK TESPİTLER
Bu blogda, yaratılışın kaynak kodları olan kelimelerin ve ayetlerin semantik, nümerolojik ve etimolojik açıdan incelenmesi ve bilimsel veriler ile ilişkilendirilmesi sonucunda ortaya çıkan tespitlere yer verilmektedir.
Çeviri
Thursday, May 21, 2026
Bilgi Kitabı?!
Wednesday, May 20, 2026
Sebeb ve İkab döngüsü
"Sebeb" (سَبَبً) (Neden, Gerekçe; Vasıta*, Araç) ve "İkab" (عِقَاب) (Sonuç, Netice; Ceza, Yaptırım, Karşılık) kelimeleri yaratılıştaki "düalite" (ikilik) ilkesini temsil eden temel kelimelerdir. Zira yaratılıştaki her olgu bir diğerinin ya sebebi ya da sonucu konumundadır. Bir başka deyişle her olay kendisinden bir öncekinin sonucu, bir sonrakinin ise sebebi niteliğindedir.
* Vasıta (Araç) kelimesi, "bir sonucun oluşması için gerekli unsur" anlamını yani "Sebep" kelimesinin temsil etmektedir.
Dolayısıyla, "olmak" kökünden türeme olan "olgu / olay" kelimeleri esasen "sebep" veya "sonuç" niteliği arzetmek suretiyle yaratılış döngüsünün bileşenlerini oluşturmaktadırlar.
Kur'an'da "Sebeb" kelimesi 9, "İkab" kelimesi ise 20 kere tekrarlanmaktadır. Bu iki sayının toplamı olan 29 sayısının nümerolojik değerinin düalitenin ve döngünün* sembolü olan 11 sayısı olması dikkat çekmektedir.
* Döngü, "sebebi" düalite ilkesi olan bir "ikab"dır.
Kur'an'da "Sebeb" ve "İkab" kelimelerinin ilk kez yer aldığı ayetler şöyledir.
18/84 İnna mekkenna lehu fil erdi ve ateynahu min kulli şey'in SEBEBA
(اِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَباًۙ)
( Kesinlikle biz O'na yerde imkan verdik. O'na SEBEP / VASITA olarak her şeyden verdik. )
2/196 ..... vettekullahe va'lemu ennellahe şedidul İKAB
(وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْ)
( ....... Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah’ın SONUÇLANDIRMASI / KARŞILIĞI şiddetlidir. )
Yukarıdaki ayetlerde yer alan "Sebeba" (سَبَباًۙ) ve "İkab" (عِقَابِ۟) kelimelerinin ebced değerleri sırasıyla 65 ve 173 olup, bu sayıların nümerolojik değerleri de 11 olmaktadır.
"Sebeba" (سَبَباًۙ) : Sin 60 + Be 2 + Be 2 + Elif 1 = 65 ... 6+5 = 11
"İkab" (عِقَابِ۟) : Ayn 70 + Kaf 100 + Elif 1 + Be 2 = 173 ... 1+7+3 = 11
Monday, May 18, 2026
Görüntüler ortaya çıkmış!?
Ne yapalım? Cinayet mi seyredelim?
Basınla ilgili tespitlerden biri de, yine evvelki bölümlerde "Manşet terörü" başlıklarıyla değinildiği üzere "şiddet" içerikli haberlerin bir pazarlama aracına, bir "tıklanma" aracına dönüştürülmüş olmasıdır.
Birkaç gün öncesine ait aşağıda yer alan görselli haber manşeti adeta okurları, esasen suç içeren hazin bir olayı film gibi izlemeye davet eder niteliktedir.
Olay anını içeren görselin tepesinde de dikkat çekecek şekilde, özellikle kırmızı zemin üzerinde "Görüntüler ortaya çıktı." yazmaktadır. Bu cümle "hadi izlesenize" cümlesiyle eşdeğerdir. Görselin altında ise suçun işleniş şeklinin "detayı" yine kırmızı zemin üzerinde cümleleştirilmiştir.
Bu haber esasen görüntü verilmeden de yayınlanabilecek hatta öyle yayınlanması gereken bir haber niteliğindedir. Dolayısıyla görüntülerin yayınlanmasının tek bir amacı bulunmaktadır. İzletmek ve bu yolla "tıklanma" artırmak ve bu yolla daha fazla reklam geliri elde etmek. Ancak bu yaklaşımın, toplumu ve özellikle gençleri, bilinçaltında şiddete yönlendirdiği gerçeği ihmal edilmektedir.
Bu noktada, zaten yeterince acıya ve hüzne şahit olan toplumun vazifesi ise "izlememek" yani "tıklamamak" olmalıdır. Şayet kalplerde hala temiz bir topluma dönüşüm özlemi mevcut ise .....
Manşetle yanıltmaca ve tıklanmaca!
Evvelki bölümlerde de örneklerle değinildiği üzere basın kuruluşları, bir sosyal medya obsesyonu olan "Tıklanma" hedefi doğrultusunda yalanı ve yanıltmayı bir "pazarlama taktiği" ve bir "kural" haline getirmiş durumdadır.
Bugüne yayınlanan aşağıdaki haber örneği bazılarınca "önemsiz basit bir detay", "üzerinde durmaya değmez" olarak değerlendirilebilecek dahi olsa esasen açık bir yanıltma ve doğruluktan sapma örneği niteliğindedir. Özellikle "doğruları yazmak" iddiasında olan kuruluşlar için ....
Görüleceği üzere haberin görselli manşetinde yani "tıklanmayı" sağlayacak bölümde ve reklam pop-upları içeren haber sayfasının başlık bölümünde şu cümle yer almaktadır.
"Yol inşaatı yaparken 13 BİN TORBA ALTIN buldular."
Haberin, başlığın altında yer alan içerik bölümü ise şöyledir.
"..... 25 hektarlık alanı kapsayan kazılarda ALTIN ve gümüs sikkeler, Baltık kehribarı ve mücevherlerin yanı sıra 13 BİN TORBA ARKEOLOJİK MAYERYAL gün yüzüne çıkarıldı."
Takdir edilecektir ki "Arkeolojik materyal" başka bir kavram, "Altın" başka bir kavramdır.
Elbette ki yukarıdaki örnekten çok daha büyük ve vahim olanlarına medyada her gün rastlanmakta olduğu maalesef bir gerçektir. Bu bölümde yukarıdaki örneğin verilmesindeki amaç, doğruluktan sapmanın "büyüğü veya küçüğü" olamayacağının hatırlanmasına vesile olmaktır.
Nur suresinin 15. ayeti konu bağlamında önemli bir mesaj vermektedir.
24/15 .... Onu basit, önemsiz sanıyorsunuz. O Allah’ın indinde büyüktür.
Monday, May 11, 2026
Adem döngüsü
"Halife" kelimesi, "Halafa" (Ardından gelmek, Arkadan gelmek, Yerine geçmek) fiilinden türeme olup, "Ardıl, Ardından gelen, Arkadan gelen, Yerine geçen" anlamlarını temsil etmektedir.
"İlk" insan olarak anılagelen Adem, esasen, yaklaşık 70000 yıllık bir süreyi kapsayan bir önceki büyük döngüdeki (var oluş - yok oluş döngüsü) insanın yeni büyük döngüdeki "halifesi" konumundadır. Bu gerçeğe Bakara suresinin aşağıdaki ayet grubundaki "Rab - Melek diyaloğu" ile işaret edilmektedir.
2/30 Ve iz kale rabbuke lil melaiketi İNNİ CAİLUN FİL ERDİ HALİFEH kalu e tec'alu fiha men yufsidu fiha ve yesfikud dima ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek kale inni a'lemu ma la ta'lemun
( Ve zamanında Rab’bin meleklere "Kesinlikle BEN YERDE HALİFE OLUŞTURACAĞIM." dedi. "Biz seni övgünle överken ve seni kutsarken orada bozgun yapan ve kanlar döken birini mi oluşturacaksın?" dediler. "Kesinlikle ben sizin bilmediğinizi bilirim." dedi. )
2/31 Ve alleme ADEM el esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin
( Ve ADEM'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere sundu. "O halde, eğer doğrular iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin." dedi. )
2/32 Kalu subhaneke LA İLME LENA İLLA MA ALEMTENA inneke entel alimul hakim
( "Yücesin sen. O BİZE ÖĞRETTİĞİNİN HARİCİNDE BİZE İLİM YOKTUR. Kesinlikle sen bilensin hakimsin." dediler. )
Dikkat edilecek olursa yukarıdaki ayet üçlüsünün ilk ayetindeki Rab'bin ilk cümlesinde "Halk el insan" (İnsan yaratılması) ifadesi değil, "Tecelli el halife" (Halife oluşturulması) ifadesi yer almaktadır. Yani esasen evvelce yaratılmış ve önceki "var oluş - yok oluş" döngülerinde zaten mevcut olan insanın "ardılının / halifesinin oluşturulmasından" bahsedilmektedir. Yani Adem, bir önceki büyük döngüdeki insanın, bir sonraki büyük döngüdeki tekrarıdır, halifesidir.
Zira, "Allah'ın kendilerine öğrettiği bilgiden başka bilgileri olmadığını" ifade eden meleklerin, "Adem'in bozgunculuk yapacağını ve kan dökeceğini" söylemeleri ve "Neden bunu tekrarlıyorsun?" mealinde bir soru yöneltmeleri, döngüleri, evvelki döngülerde insanın varlığını ve gerçekleşen insan kaynaklı olayları biliyor olduklarının göstergesidir. Bu durum yaratılıştaki büyük "var oluş -yok oluş" döngülerinin de teyidi niteliğindedir.
Saturday, May 9, 2026
El Semum ... Röntgenium
Röntgenyum, doğal olmayan yani doğada serbest olarak bulunmayan, laboratuvarda yapay olarak üretilen, tüm izotopları kararsız olan tamamen radyoaktif bir elementtir.
Atom numarası 111 olan Röntgenyum ilk kez GSI Helmholtz Centre for Heavy Ion Research tarafından 08.12.1994 tarihinde sentezlenmiştir.
Röntgeniumun ilk adı "Unununium"* (Uuu) olarak belirlenmiş olup, bu isim, Latince "1" anlamına gelen "Un / Unus" kelimesi bağlamında, IUPAC’ın 111 anlamına gelen sistematik geçici kodlamasıydı. ("un, un, un" yani 111)
Resmi keşif sonrasında bu element, yüksek enerjili ve iyonize edici elektromanyetik ışınım olan radyasyon ışınını (X ışını) keşfeden Alman fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen'in soyadı ile adlandırılmıştır. (X ışınına Röntgen ışını da denmektedir.) (Röntgenium = Röntgen (alm.) + ium (element eki) (lat.) )
Radyasyonun temel özelliği dokuların içinden geçebilmesi yani "içe işleyebilmesi"dir ki bu nedenle tıpta vücudun "içini" görüntüleme amaçlı da kullanılmaktadır. İyonize edici yani "elektron eksiltici" radyasyon DNA zincirini kırarak dokularda ve hücrelerde bozunmaya ve kansere sebep olma özelliği taşımaktadır. Ancak tedavi sürecinde, görüntüleme amacıyla uygulanan röntgen ışınlarının hem miktarı, hem de süresi az olduğu için insan vücudundaki olumsuz etkisi ihmal edilebilir seviyede olmaktadır. Radyasyona maruz kalma sürecinde kritik iki parametre maruz kalma süresi ve miktardır.
Kur'an'da bir "azap unsuru" olarak tanımlanan ve "İçe işleyen / İçe işleyen zehir" anlamını taşıyan "El Semum" kelimesinin ayetlerdeki kodlanması Röntgenium ve radyasyon kavramları ile semantik/nümerik uyum arzetmektedir.
15/27 Ve (1) el (2) canne (3) halakna (4) hu (5) min (6) kablu (7) min (8) nari (9) EL (10) SEMUM (11)
( Ve cin, onu önceden, İÇE İŞLEYEN ateşten yarattık. )
52/27 Fe (1) menne (2) allahu (3) aley (4) na (5) ve (6) veka (7) na (8) azabe (9) EL (10) SEMUM (11)
( Böylece Allah üzerimize nimet verdi ve bizi İÇE İŞLEYEN azaptan korudu. )
- Yukarıdaki ayetlerde "El Semum" ifadesini oluşturan iki kelimenin sıra numaralarındaki sayıların 10 (1+0 = 1) ve 11 olması 111 sayısına işaret gibidir.
11 ve 111 sayılarının "halden hale geçiş" ve "dönüşüm/değişim" kavramlarını simgelemesi, Röntgeniumun atom numarasının 111 olması ve "Semum"un yani radyasyonun, "dokuların içine geçmesi" ve "hücrelerde değişime" sebep olması arasında semantik ve nümerik uyum mevcuttur. "Semum" kelimesi, "Samim" (İç, İç kısım, İçte olan) ve "Samimi" (İçten, İçle ilgili) kelimeleriyle aynı kökten türeme bir kelimedir.
- Semum" (سَمُومٍ) kelimesinin ebced değerinin 11 olması da ayrıca dikkat çekmektedir. (Sin 60 + Mim 40 + Vav 6 + Mim 40 = 146 ... 1+4+6 = 11)
- Röntgenium elementinin ilk kez sentezlendiği yani keşfedildiği tarih olan 08.12.1994 tarihindeki günü ve ayı temsil eden sayılardaki rakamların toplamı da 11 (8+1+2 = 11) olmaktadır.
Not: Evvelki bölümlerde "Semum" kelimesi "Coronavirus" ile ilintili olarak da incelenmiştir.
Wednesday, May 6, 2026
Tek kalp tek ilah...
33/4 33/4 Ma cealellahu li raculin min KALBEYNİ fi cevfih ...
(Allah erkek için çukurun boşluğunda İKİ KALP oluşturmadı. ... )
Ayetlerdeki her bir cümle, ait olduğu ayet içinde, kendisinden sonra gelen cümle veya cümleler ile semantik ilişkide olabildiği gibi, tek başına da ayrı bir anlam evrenini temsil edebilmektedir. Tıpkı her kelime ve hatta her harf gibi...
Ahzab suresinin yukarıdaki ayetinde yer alan "Kalbeyni" (İki kalp) ifadesi vasıtasıyla, şirk kavramına teşbihi (sembolik) olarak işaret edilmektedir. Yani, insanın hem Yaratıcı'ya inancı olduğunu beyan edip, hem de "kibir"in meşhur üçlüsünün (Riyaset, Mülkiyet, Şehvet) peşinden koşmasının şirkten öte bir şey olmayacağı bildirilmektedir. Dolayısıyla bu teşbih, "Munafık" (İki Yüzlü) sıfatına da atıfta bulunmaktadır.
İncil'in aşağıdaki ayeti de konu bağlamında açık ifade içermektedir.
42-Luke-16-13 "Hiçbir hizmetçi iki efendiye hizmet edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. SİZ HEM TANRI'YA, HEM PARAYA KULLUK EDEMEZSİNİZ."
Kur'an'ın aşağıdaki ayetinde, sembolü "Kalp"* olan "Sevgi" kelimesine vurgu yapılmakta ve iyilik düşmanlarına sevgi beslemenin, Allah sevgisinden yoksun olmak anlamına geldiği dolaylı olarak vurgulanmaktadır. (*Kalp, ruhun/bilincin/aklın da sembolüdür.)
60/1 Ey o inananlar, DÜŞMANLARIMI ve düşmanlarınızı dostlar edinmeyin. ONLARA SEVGİ ATIYORSUNUZ. ...
Aşağıdaki ayette ise "yaptıkları kötülüklerin" bilincinde olmalarına rağmen "iyilik yapıyor" algısı yaratmaya çalışan "iki kalpli"lere işaret edilmektedir.
42-Luke-16-15 O da onlara şöyle dedi: "SİZ İNSANLAR ÖNÜNDE KENDİNİZİ TEMİZE ÇIKARIYORSUNUZ, ama TANRI KALPLERİNİZİ BİLİYOR. İNSANLARIN GURURLANDIKLARI NE VARSA, TANRI'YA İĞRENÇ GELİR.
Yukarıdaki ayetin son cümlesi ise aşağıdaki Kur'an ayetiyle aynı mesajı mesajı vermekte yani "nefsin hoşlandığının esasen kötü olduğunu" bildirmektedir.
47/14 O halde, Rab’binden deliller üzerinde olan kimse, ona KÖTÜ İŞLERİ SÜSLÜ GÖSTERİLEN ve onların HEVESLERİNE TABİ OLAN kimse gibi olur mu?
Aşağıdaki ayet ise "Nefsine hakim olmak." ifadesinin anlamına da açıklık getirmektedir.
12/53 ... NEFS* KESİNLİKLE KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ...
*"Nefs" kelimesi, ruhun madde ile teması sonucunda yani ruhun, maddi bir olgu olan bedene tesir iletmesi sonucunda oluşan idrakli varlık insanı temsil eden bir kelimedir. Nefs, ruhun, maddenin düşük frekansına maruz kalmasına sebep olan bir olgudur ki ruhun en büyük sınavı da bu düşük frekanslara kapılmamak, böylelikle tekamül ederek kendisini madde prangasından kurtarabilmektir.
Tuesday, May 5, 2026
Değinilecek bir konu!
Monday, May 4, 2026
Seni “Kerata” seni!
Sunday, May 3, 2026
İstek var mı İstek?
Friday, May 1, 2026
"Her" ... bir yapay zeka filmi
Thursday, April 30, 2026
“Rekor” ve “Konkor” kelimeleri
Latince kökenli olan ve Türkçe’de “Rekor” olarak telaffuz edilen “Recordum”* kelimesi “Kaydetme, Kayıt, Hafızaya alma, Veriyi saklama” anlamlarına gelmekte olup, aşağıda yer alan etimolojik yapısı itibarıyla da dikkat çekmektedir.
recordum : re (yeniden, tekrar, geri) + cordari (hatırlamak, anımsamak, hatıra getirmek) (CORDİS (KALP; zihin (mecazi) ) + are (fiil mastar eki) ) + um (isim yapım eki)
*”Recordum” kelimesi, “kayda geçirilmeye değer önemli veri” anlamı bağlamı ile “bir konudaki veya yarıştaki en iyi derece” anlamında da kullanılmaktadır.
“Kaydetme, Kayıt, Hafızaya alma, Veriyi saklama” anlamını temsil eden bu kelimenin kökünde “Kalp” kelimesinin olması, Kur’an’da “Kalp” kelimesinin “Akletme” ve “Kaydetme” vasıtası olarak zikredilmesi ile uyum arzetmektedir.
22/46 ... tekune lehum KULUBUN YA'KİLUNE biha ...
(... Onu AKIL ETMEYE KALPLERİ veya onu duymaya kulakları olsun. ....)
26/193 NEZELE BİHİ el ruhul emin
( ONU (KUR’AN’I) güvenilir ruh İNDİRDİ. )
26/194 Ala kalbike li tekune minel munzirin
( Uyarıcılardan olman için SENİN KALBİNE, )
Latince kökenli olup, kökünde “Cordis” (Kalp) kelimesi olan bir diğer kelime de “Concordia” kelimesidir ki bu kelime de “Fikir birliği, Uyuşma, Uyum” anlamını temsil etmektedir.
concordia : con (birlikte) + CORDİS (KALP) + ia (isim yapım ve durum eki)
Al’i İmran suresinin aşağıdaki ayetinde “Kalp” kelimesinin aynı semantik yapıyı temsil edecek şekilde yer aldığı görülmektedir.
3/103 ... iz kuntum a'daen fe ELLEFE BEYNE KULUBİKUM ...
( .... zamanında sizler düşmanlarken KALPLERİNİZİN ARASINI BİRLEŞTİRDİ. .... )
Netice itibarıyla “Kalp”’in sadece kan pompalayan maddesel bir organ olmadığı, ruhun / bilincin madde planındaki temsili olduğu ve bir veri tabanı niteliği arzettiği de sezilebilmektedir.
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2023/09/gercegin-kalbi-batln-beyni.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2023/03/kalpteki-kelimeler.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2021/10/duygusal-zeka-eq-ve-akleden-kalp.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/10/kalp-ruh-beyin-nefs.html
https://kuranilmi.blogspot.com/2020/07/akleden-kalp-mana-ve-maneviyat.html
Tuesday, April 28, 2026
Rahimde "şekillenen" insan
İnsanın, doğum öncesinde rahimde geçirdiği evreler şöyledir.
0–8 hafta (embriyo dönemi): Organların temelleri atılır. Kalp, beyin, omurga gibi yapılar şekillenmeye başlar.
9–12 hafta (ilk trimester sonu): Bebek artık “fetüs” olarak adlandırılır. İnsan formu büyük ölçüde belirginleşir (kollar, bacaklar, parmaklar, yüz hatları oluşur). Bu dönem “temel dış görünümün oturduğu” evredir.
13–40 hafta (2. ve 3. trimester): Asıl büyüme ve olgunlaşma dönemi. Organlar çalışmaya başlar, yağ dokusu artar, beyin ve akciğerler olgunlaşır.
Yukarıdaki evrelerden de görüleceği üzere rahimdeki insanın embriyo halinden fetüs haline geçişi yani "İnsan formu büyük ölçüde belirginleştiği" evreye geçişi 9. haftada gerçekleşmektedir.
Al'i İmran suresinin aşağıdaki ayetinde "insanın rahimde şekillenmesinden" bahsedilmektedir.
3/6 HUVE (1) ELLEZİ (2) YUSAVVİRU (3) KUM (4) Fİ (5) EL (6) ERHAMİ (7) KEYFE (8) YEŞA (9) la (10) ilahe (11) illa (12) huve (13) el (14) azizu (15) el (16) hakim (17)
( O SİZİ RAHİMLERİN İÇİNDE NASIL DİLERSE ŞEKİLLENDİRİR. Yüce hakim olan O’nun haricinde ilah yoktur. )
- Ayetin, "İnsanın rahimde şekillenmesinden" bahsedilen ilk cümlesi 9 kelimeden oluşmaktadır.
- Ayetin kodundaki rakamların toplamı da 9 (3+6 = 9) olmaktadır.
- Ayrıca insanın rahimde toplam kalma süresinin 9 ay olması da konu bağlamında ayrıca uyum arzetmektedir.
Doğan Ay, Kaybolan Ay ve Sinodik Döngü
“Sinodik Ay Döngüsü”, Ay’ın Dünya etrafındaki yörüngesel hareketi sırasında, Güneş–Dünya–Ay geometrisinin aynı doğrultuya tekrar gelmesi için geçen ortalama süredir. Bir başka deyişle, Ay’ın Dünya’dan bakıldığında aynı evreye (örneğin Yeniay’dan Yeniay’a) tekrar gelmesi için geçen 29.5 günlük süredir. Bu süre içinde "Ay’ın, Yeniay, Hilal, İlk Dördün, Dolunay, Son Dördün, Hilal (tekrar), Yeniay (tekrar)" olmak üzere 7* evresi mevcuttur. (*7 sayısı, döngünün ve tamamlanmanın sembolü olan sayıdır.)
2- Hilal (İlk görünür evre)
3- İlk Dördün
4- Dolunay
5- Son Dördün
7- Yeniay (New Moon / Görünmez evre)
En’am suresinin aşağıdaki ayetindeki tasvir “Sinodik Ay Döngüsü” fenomenine hem kavramsal ,hem de sayısal olarak işaret etmekte gibidir.
6/77 Fe (1) lemma (2) rae (3) el (4) KAMERA (5) BAZİĞAN (6) kale (7) haza (8) rabb (9) i (10) fe (11) lemma (12) EFELE (13) kale (14) le (15) in (16) lem (17) yehdi (18) ni (19) rabb (20) i (21) le (22) ekun (23) enne (24) min (25) el (26) kavmi (27) el (28) dallin (29)
( AY'I DOĞARKEN gördüğünde "Rab’bim budur." dedi. KAYBOLDUĞUNDA ise "Rab’bim beni yönlendirmeseydi, sapıklar kavminden olurdum." dedi. )
- Ayette “Ay’ın doğması” (Kamere baziğan) ve “Ay’ın kaybolması / Kaybolduğunda” (Lemma efele) ifadeleriyle, Ay’ın Sinodik Döngüsüne işaret edilmektedir. Zira "Hilal" evresi “Ay’ın doğması” (Kamere baziğan), "Yeniay" evresi ise “Ay’ın kaybolması" ( Lemma efele) evresini temsil etmektedir.
- Ayette 29 kelime yer almakta olup, bu sayı, Sinodik Döngü kapsamında Ay’ın ilk göründüğü evre olan “Hilal” evresinden, görünmez olduğu “Yeniay” evresine kadar geçen 29 günlük süreye denk gelmektedir. (Tam Sinodik Döngü (Yeniay’dan Yeniay’a) 29.5 gün olup, “Hilal”den “Yeniay”’a ise yaklaşık 29 gün geçmektedir. (“Hilal”, “Yeniay”’dan yaklaşık 1 gün sonra ortaya çıkmaktadır.)
- Ay, “Hilal” (Ay’ın doğuşu) evresinden, “Yeniay” (Ay’ın kayboluş) evresine kadar 6 evre geçirmektedir. Ayetin ilk cümlesi olan “Fe (1) lemma (2) rae (3) el (4) kamera (5) baziğan (6)” (بَازِغاً الْقَمَرَ رَاَ فَلَمَّا) (Ay’ı doğarken gördüğünde) cümlesinde 6 kelime bulunmaktadır. Ayrıca bu cümlenin ebced değeri olan 1734 sayısının nümerolojik değeri de 6 (1+7+3+4 = 15 ... 1+5 = 6) olmaktadır.
ا 1 غ 1000 ز 7 ا 1 ب 2 ر 200 م 40 ق 100 ل 30 ا 1 ا 1 ر 200 ا 1 م 40 ل 30 ف 80
- Ayette "Ay’ın doğuşunu" temsil eden “Baziğan” (بَازِغاً) (Doğarken) kelimesinin ebced değeri 1011 (Be 2 + Elif 1 + Ze 7 + Ğayn 1000 + Elif 1 = 1011), "Ay’ın kayboluşunu" temsil eden “Efele” (اَفَلَ) (Kaybolur) kelimesinin ebced değeri ise 111 (Elif 1 + Fe 80 + Lam 30 = 111)’dir. Bu ebced değerlerindeki** rakamların toplamı da 6 (1+0+1+1+1+1+1 = 6) sayısını vermektedir.
** Ayrıca söz konusu ebced değerlerinde 111 sayısındaki rakamlar bulunmakta olup, bu durum, 11 ve 111 sayılarının, halden hale geçişin ve döngünün sembolü olması bağlamında ayrıca dikkat çekmektedir. Öte yandan "Hilal - Yeniay" döngüsünündeki gün sayısını ve yukarıdaki ayetteki kelime adedini temsil eden 29 sayısının nümerolojik değeri de 11 (2+9 = 11)'dir.
Kuralsızlık telkini -2-
Türkçe kökenli bir kelime olan "Kural" kelimesi "Kur" (Oluşturmak, Yapılandırmak, Meydana getirmek) ve "al" (isim veya sıfat yapım eki) kelimelerinden oluşmaktadır. Bu bağlamda "Kural", bir oluşumun, yapının, sistemin, düzenin var olabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için gerekli temel kavramı temsil etmektedir.
Zira "Kural" kelimesi; "Bir toplumda, sistemde veya belirli bir düzen içinde davranışları, işlemleri veya süreçleri belirleyen ve uyulması beklenen düzenleyici ilke veya ilkeler bütünü" olarak tanımlanmaktadır.
Yaratılışın maddesel yönünde nasıl matematik, fizik ve kimya kuralları mevcut ise ruhsal yönünde de beşeri ve ahlaki kurallar mevcuttur. Maddesel kurallar, formüller ve teoremler ile temsil edilirken, ruhsal kurallar ise akli / vicdani yaklaşımlar ve sınırlamalar ile temsil edilmektedir.
Bu durum, maddi / manevi her türlü kuralın esasen yaratılış safhasında varlıklara kodlanmış olduğu gerçeğini de ortaya koymaktadır.
Kötü bir kokunun rahatsızlık vermesi ve ondan uzaklaşılmak istenmesi, ateşe temas edildiğinde yanma ve acı hissi oluşması nedeniyle temas eden uzvun ateşten uzaklaştırılmak istenmesi, acıkınca yemek yeme ihtiyacının hissedilmesi vb. gibi örnekler insan odaklı maddesel kurallar olarak sıralanabilir.
İnsan odaklı ruhsal kurallar ise aklın/vicdanın esasen tasvip ettiği/etmediği tutum ve düşünceler olarak "akletme işlevi olan kalbe" kodlanmıştır ki ahlaki ve sosyopsikolojik olarak nitelenen bu kodları içeren diğer bir kaynak da Kur'an'dır. Kur'an'ın "Zikr" (Hatırlama/Hatırlatma) olarak nitelenmesinin sebebi de insanın kalbinde zaten mevcut olan kodları insana hatırlatma işlevine haiz olmasıdır. "Akılsız"*, "Kalpsiz", "Vicdansız" gibi sıfatlar da zaten bu kodları hatırlamayan veya hatırlasa da dikkate almayanlara atfedilmektedir. (* "Akıl" kelimesinin "Akala" (Engellemek, Önlemek, Mani olmak) fiilinden türeme olduğuna ve semantik köken itibarıyla "Yanlıştan men eden tesir" anlamını temsil ettiğine evvelce değinilmişti.)
1999 yılı yapımı olan Matrix filminin sonunda, Neo karakterinin aşağıdaki sözleri küreselcilerin nihai hedefini ifşa eder niteliktedir.
"Biliyorum oradasın. Seni şimdi hissedebiliyorum. Korktuğunu biliyorum….bizden korkuyorsun. Değişimden korkuyorsun. Geleceği bilmiyorum. Sana bunun nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Sana bunun nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Bu telefonu kapatacağım ve bu insanlara, senin onlara göstermek istemediğini göstereceğim. ONLARA SENSİZ* BİR YAŞAM GÖSTERECEĞİM. KURALSIZ VE KONTROLSÜZ , SINIRLARI VE KISITLAMALARI OLMAYAN BİR DÜNYA. Herşeyin mümkün olduğu bir Dünya. Gitmeye başladığımız noktada sana bir seçim bırakıyorum.”
* Cümledeki "Sensiz" kelimesinin Yaratıcı'yı temsil ediyor olması kuvvetle muhtemeldir.
Filmin sonunda yer alan yukarıdaki cümleler satanizmin "kuralı" olan "Do it as you see fit" (Uygun görüyorsan yap.) cümlesinin de temsili niteliğindedir.
"Kurallar" hususu kitapta "Hadd" (Sınır) kelimesinin çoğulu olan "Hudud" (Sınırlar) kelimesiyle temsil edilmekte ve ayetlerde, aşağıdaki örnek cümleler vasıtası ile yer almaktadır.
2/190 ... Ve hududu aşmayın. Kesinlikle Allah hudutları aşanları sevmez.
2/229 ... Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. O halde hudutları aşmayın. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa, artık onlar zalimlerdir.
Thursday, April 23, 2026
Kavramsal sanat
Sunday, April 19, 2026
Platonizm ve ideadaki değişmezlik
Evvelce "Kelimeler ile yaratılış" başlıklı bölümde ve diğer birçok bölümde incelendiği üzere düşüncenin özü olan kelimeler yaratılışın da özü yani kaynak kodu niteliğindedir.
İdealizm, gerçekliğin, var oluşun, varlığın temelinde ruhun, bilincin, düşüncenin yani "kelimelerin" yattığını kabul eden, gerçekliğin özünü "Materyalizm"de yani madde planında, cisimler dünyasında değil, maddesel olmayan varlıkta arayan ve maddeyi, bilincin, düşüncenin, kelimenin bir yansıması, bir tezahürü, bir görünüş biçimi olarak inceleyen felsefi görüştür. Bu felsefi yaklaşımın öncüsü ise "Platonizm" kavramının oluşmasına vasıta olan Yunan filozof Platon'dur.
Platonizm, beş duyu (görme, işitme, dokunma, tatma, koklama) ile algılanan dünyanın değişken, eksik ve aldatıcı olduğu, idealar (düşünceler) dünyasının ise "değişmez", mükemmel ve "gerçek" olduğunu savunan bir felsefi yaklaşımdır ki esasen bu da gerçeği temsil etmektedir.
Zira, gerçek alem olan ruhsal alemde / düşünceler (kelimeler) aleminde yani İdealar Planında (Kur'an diliyle "İndallah" veya "Ledün"), kaba madde planındaki düalite algısına dayalı entropi döngüsü yani bozulma, çürüme, yok olma algısı yaratan haller söz konusu olmayıp, kaba madde algısına göre sadece latif halden hale geçişler söz konusudur.
Temel yaratılış düşüncesinin / kelimesinin değişmezliği ise En'am suresinin aşağidaki ayetinde bildirilmektedir.
10/82 Ve yuhikkallahul hakka bi kelimatihi ....
( ..... Allah gerçeği kelimeleri ile gerçekleştirir. )
6/34 ... la mubeddile li kelimatillah ....
(... Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur. ....)
Ayrıca bkz.
https://kuranilmi.blogspot.com/2025/06/kurandaki-idealizm-kodlamas.html
Kula kulluğu telkin edenler
Bir ülke temsilcisinin, bir başka ülkenin insanlarına hitaben, geçenlerde yaptığı nezaketten yoksun konuşmasında sarfettiği aşağıdaki sözler, şirketler sahibi malum zümrenin küresel tam kontrol için nasıl bir toplumsal yapı arzuladığını ifşa etmektedir ki zaten onlar da artık ifşa etmekten çekinmemektedirler. Konuşmadaki bazı sözler şöyledir.
"Dünyanın bu bölgesi sadece TEK BİR ŞEYE SAYGI DUYAR: GÜÇ."
"... İŞE YARAYAN TEK ŞEYİN, altını çiziyorum 'tek' şeyin, bu GÜÇLÜ LİDERLİK REJİMLERİ olduğunu fark edersiniz."
“Ya MERHAMETLİ MONARŞİler* ya da meşruti monarşi türü yapılar başarılı oldu. DEMOKRASİ pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise BAŞARISIZ OLDU.”
"Ya MERHAMETLİ MONARŞİLER* ya da bir nevi monarşik cumhuriyetler..."
"DEMOKRASİ ya da İNSAN HAKLARI adına müdahale ettiğimiz ülkeler ise HÜSRANA UĞRADI."
* "Merhametli monarşi" .... Bu alaycı, saçma ve oksimoron ifade, halkı, kulları addeden bir kişinin keyfi durumuna bağlı kitle yönetimini tanımlamaktadır.
Kur'an'ın aşağıdaki ayetleri ise tiranizme, zorbalığa, bozgunculuk yapanlara, insanlık ve Allah düşmanlarına, mülkiyet ve riyaset tutkunlarına, kula kulluk edenlere / ettirenlere işaret etmekte ve insanlığı, yukarıdaki gibi sözleri söyleyenlere karşı uyarmaktadır.
2/11-12 Ve onlara "YERDE BOZGUN YAPMAYIN." denildiğinde, "Kesinlikle BİZLER İYİLEŞTİRENLERİZ." derler. - İyi bilin ki kesinlikle ONLAR BOZGUNCULARDIR ve lakin farketmezler.
2/205 Ve BAŞA GEÇTİĞİNDE, YERDE BOZGUN YAPMAK, EKİNİ VE NESLİ HELAK ETMEK İÇİN ÇABALAR. Allah bozgunu sevmez.
3/64 ... ALLAH'IN HARİCİNDEKİNE KULLUK ETMEYELİM ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. BAZILARIMIZ BAZILARINI Allah’tan başka RAB EDİNMESİN. ...
11/59 Ve işte Ad, Rab’lerinin ayetleri ile cihad ettiler. O’nun resullerine isyan ettiler. HER İNATÇI ZORBANIN EMİRLERİNE TABİ OLDULAR.
63/4 Ve onları gördüğünde cisimlerinden hoşlanırsın. Eğer konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Kesinlikle onlar yaslanmış keresteler gibidirler. Her çığlığı onların üzerlerine sanarlar. ONLAR DÜŞMANLARDIR. ONLARDAN ÇEKİN, KORUN. .....
Aşağıdaki ayet ise doğru yoldaki toplumlar için en faydalı idare mekanizmasının meclis sistemi olduğuna işaret etmektedir.
42/38 Ve Rab’lerini kabul edenler ve duaya kalkanlar, onların İŞLERİ ARALARINDA HEYETTİR / MECLİSTİR.
Tuesday, April 14, 2026
Kafirlerin maskeleri
Arapça olan "Kafir" kelimesi KFR kökünden olan "Kefere" (Örtmek, Kapatmak, Gizlemek) fiilinden türeme olup, genel olarak "İnkarcı, Yok sayan" anlamında kullanılmaktadır. Aynı kökten türeyen "Kufr" (Örtme, Kapatma, Gizleme) kelimesi ise "Kötü söz, İnkar" anlamında kullanılmaktadır. "Günahların örtülmesi, silinmesi" anlamında kullanılan ""Keffaret" kelimesi de semantik kök olarak "Örtme" anlamını içermektedir.
"Kafir" kelimesinin "İnkarcı" olarak kullanılmasının sebebi "Gerçeği örtme, Gerçeği gizleme", "Yok sayma", "Var olanı yok, yok olanı var gösterme" anlamlarına dayanmaktadır. Bir başka deyişle "Kafir" kelimesi "gerçeği bilmesine rağmen onu yok sayan, örtbas eden" anlamını temsil etmektedir ki bu noktada "aldatma, sahtekarlık, yalan" kelimeleriyle de dolaylı anlam ilişkisi oluşmaktadır.
"Kefere" fiilinin batı dillerindeki yansıması ise yine "Örtmek, Kapatmak" anlamına gelen "Cooperire" (lat.), "Cover (ing.) ve "Couvrir" (fra.) kelimeleriyle tezahür etmektedir.
"Maske" kelimesi ise kökeni Latincedeki "Masca" (Hayalet, Kötü ruh, Cadı; Kabus, Örterek kaplayan) kelimesine dayanan yani semantik kökeninde yine "Örtmek, Kapatmak" anlamı bulunan bir kelimedir.
Kutsal kitaplarda "Kafir" ve "Maske" kavramları doğrudan ve dolaylı olarak yer almakta ve anlam ilişkisi olan diğer kelimeler vasıtası ile de temsil edilmektedir.
3/70 Ya ehlel kitabi lime TEKFURUNE bi ayatillahi ve entum teşhedun
( Ey kitap sahipleri, şahit olmanıza rağmen, Allah’ın ayetlerini neden ÖRTERSİNİZ / İNKAR EDERSİNİZ? )
2/42 Ve la TELBİSUL hakka bil batili ve TEKTUMUL hakka ve entum ta'lemun
(Ve gerçeği batıl ile ÖRTMEYİN ve bile bile gerçeği GİZLEMEYİN. )
Aşağıdaki ayette yer alan "Gulf" (Kılıf) kelimesi, "Maske" kelimesiyle anlam ilişkisi arzetmekte olup, "Kufr" (Örtme, Kapatma) kelimesiyle birlikte kullanılmıştır.
2/88 Ve kalu kulubuna ĞULF bel leanehumullahu bi KUFRİHİM fe kalilen ma yu'minun
( Ve "Bizim kalplerimiz KILIFLIDIR." dediler. Bilakis Allah onları ÖRTMELERİNDEN / İNKARLARINDAN dolayı lanetledi. Artık çok azı inanır. )
Kalbinde kılıf olan, gerçeği idrak etmez, etse de kabullenmez. Ve o kılıf ile "Kötü kalbini" maskelemeye çalışır.
İncil'in aşağıdaki ayetlerinde de şeytanların kendilerini gizleyebilmek için "maskeleme" taktiğini kullanmalarına işaret edilmektedir.
40-Matthew-7-15 "Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size KUZU POSTUNA BÜRÜNEREK yaklaşırlar, ama ÖZDE YIRTICI KURTLARDIR.
47-2-Corinthians-11-14 Buna şaşmamalı. ŞEYTAN DA KENDİSİNE IŞIK MELEĞİ SÜSÜ VERİR.
"Olmadıkları gibi görünmeyi" ilke edinmiş olan ve tutum, düşünce ve niyetletini dolaylı olarak ifşa eden şeytanlar, "maskeleme" stratejilerini de "Maskarad" adı verilen "Maskeli Balo" organizasyonları ve "maske sembolizmi" vasıtasıyla ritüelleştirmektedirler. Birçok okült ezoterik organizasyonda, sanat ve gösteri faaliyetlerinde (özellikle müzik konserlerinde, kliplerinde) "maske" unsurunun vurgulandığı dikkat çekmektedir. Internette binlercesi yer alan ve şarkıcılar kullanılarak yapılan maske sembolizmi örneklerinden birkaçı;
Dünya, yaratılışından bu yana "kafir" şeytanlar tarafından, "olmadığı gibi görünmek" esasına dayalı ve her konuda aldatmanın, yanıltmanın ve gizlemenin temel kural olduğu bir "maskeli" baloya (maskarad) dönüştürülmüş durumdadır.
Saturday, April 11, 2026
Dönenler ve Döndüren
"Döngü" kavramının temelini düalite kavramı oluşturmaktadır. Varlık ve yokluk kavramlarının temel düalite unsurları olduğu yaratılış sistemindeki ruhi ve maddi her şey belirli bir döngüsel yapı içerisinde varlığını sürdürmektedir.
Döngüsellik belirli ve sistematik bir kalıba dayalı değişim tekrarları bütünü olarak tanımlababilmektedir.
Madde planı olan evrenin yaratılış noktası addedilen "Big Bang" fenomenin de tıpkı "kalp atışı" gibi döngüsel bir formatta tekrarlanıyor olması kuvvetle muhtemeldir. Yaratılıştaki döngüsel unsurlardan bazıları şöyle sıralanabilir.
- Gezegenlerin ve yıldızların yörüngesel hareketleri
- Atomların ve parçacıkların yörüngesel hareketleri
- Canlı varlıkların yaşam döngüsü (Doğum, Büyüme, Üreme, Ölüm)
- Su döngüsü (Buharlaşma, Yoğunlaşma, Yağış)
- Karbon, Azot ve Oksijen döngüsü
- Mevsim döngüsü
- Sirkadiyen Ritim (24 saatlik biyolojik saat)
- Dalga hareketleri
- Ekosistem Besin Döngüleri
- .......
- .......
"Döngü" yani "Dönüş" fenomeni matematiksel bağlamda 360 derecelik dairesel bir hareket olarak tanımlanmaktadır.
Ezoterik nümerolojide ise 11 sayısı düalitenin, döngünün, halden hale geçişin sembolüdür.
Rum suresinin 11. ayetinde "yaratılıştaki döngüsellik" tanımlanmaktadır.
30/11 Allahu (1) YEBDEU (2) el (3) HALKA (4) summe (5) YU'İDU (6) hu (7) summe (8) iley (9) hi (10) TURCEUN (11)
(اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ)
( Allah YARATIŞI BAŞLATIR. Sonra ONU DÖNDÜRÜR. Sonra O'na DÖNDÜRÜLÜRSÜNÜZ. )
- Ayetin numarası 11'dir.
- Ayette 11 kelime bulunmakta olup, 11 . kelime, döngüsel anlam içeren "Turceun" (Döndürülürsünüz) kelimesidir.
- Ayette, döngü ile ilgili ilk kelime, 6. sıradaki "Yu'iydu" (Döndürür) kelimesidir. Bu kelimenin sıra numarası ile ayetin kodundaki rakamların toplamı 11 (3+0+1+1+6 = 11) olmaktadır.
- Döngüselliği sağlayan dairesel hareketin matematiksel ifadesi olan açı değerini temsil eden 360 sayısının nümerolojik değeri 9 (3+6+0 = 9) olup, ayette "dönüş" kavramını temsil eden her iki ifadenin de ("Yu'idu hu" ve "Turceun") ebced değerlerinin nümerolojik değerleri 9 olmktadır.
"Yu'idu hu" (يُع۪يدُه) (Onu döndürür)
Ya 10 + Ayn 70 + Ya 10 + Dal 4 + He 5 = 99 ... 9+9 = 18 ... 1+8 = 9
"Turceun" (تُرْجَعُونَ) (Siz döndürülürsünüz)
Te 400 + Ra 200 + Cim 3 + Ayn 70 + Vav 6 + Nun 50 = 729 ... 7+2+9 = 18 ... 1+8 = 9
Yukarıda zikredilen 9 ve 11 sayılarının, "halden hale geçişi" ve "büyük kitlesel dönüşümleri" simgelemek, kodlamak (9/11) amacıyla kullanılmasının sebebide bu sayıların "döngü" kavramıyla olan ilintisidir.
Monday, April 6, 2026
Manşet terörü devam ...
Büyük bölümü küreselcilerin kontrolünde olan basın kuruluşlarının haber manşetlerinin daima "koku, panik ve endişe" duygularını tetikleyecek şekilde, yani toplumu sürekli negatif frekansta ve huzursuz modda tutacak şekilde kurgulandığına, "Manşet terörü" ve "Korku manşetleri" başlıklı bölümlerde değinilmiş ve örnekler verilmişti. Örneklerin ardı arkası kesilmemekle birlikte, 04.04.2026 tarihinde önde gelen bir basın kuruluşunun haber sitesinde yayınlanan ve zahiren "zararsız, önemsiz" gibi görünen aşağıdaki manşet de konu bağlamında önemli bir örnek teşkil etmektedir.



























