Çeviri

Tuesday, November 3, 2026

Kapıları zorlayanlar

CERN (Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire (Avrupa Nükleer Araştırmalar Konseyi) ) Araştırma ve Bilimsel Hesaplama Direktörü Sergio Bertolucci'nin Kasım 2009'da, LHC'ın (Large Hadron Collider/Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) tekrar devreye alınması öncesinde yaptığı basın brifingindeki şu cümlesi dikkat çekmektedir.

"Out of this door might come something, or we might send something through it"

(Bu kapının dışından bir şey gelebilir veya biz buradan oraya bir şey gönderebiliriz.)

Boyut portallarının (kapılarının) araştırıldığını dolaylı olarak ifade eden Bertolucci'nin bu konuşmayı yaptığı Kasım 2009 tarihindeki yılı ve ayı temsil eden 2009 ve 11 sayıları aşağıda değinilen bağlamda dikkat çekmektedir. (2+0+0+9 = 11 ve 11)

LHC 20.11.2009 tarihinde tekrar devreye alınmıştır. (Tarihteki günü temsil eden 20 sayısının nümerolojik değeri de 2'dir. (2 = 1+1)

Spiritüalizmde ruhsal hal değişimini temsil eden "kapı açılması" ifadesi,  kuantum fiziğinde de maddenin farklı hallerini ve farklı frekansları/boyutları temsil etmektedir. Bu fenomenlerin yani "yeni döngü başlangıcı", "boyut portalı açılışı" ve "halden hale geçiş" kavramlarının numerik sembolleri ise 8 ve 11 sayılarıdır. Her iki sayının şekillerindeki düal (ikili) yapı yaratılıştaki düaliteyi ve düalite kaynaklı döngüleri simgelemektedir.

"Kapı açılması" ifadesinin Kur'an'da 8 ayette toplam 8 kere tekrarlanması ve bu ifadenin yer aldığı  ayetlerin numaralarındaki rakamların toplamı olan 56* sayısının nümerolojik değerinin 11 olması konu bağlamında dikkat çekmektedir.

"Kapı açılması" ifadesinin geçtiği ayet kodları ve ana ifadeler şöyledir.

6/44 her şeyin kapılarını açtık

7/40 göğün kapıları açılmaz

15/14 gökten kapı açsak da

23/77 azabı şiddetli kapı açtığımızda

38/50 İkamet bahçelerinin kapıları onlara açılmıştır

39/71 cehennemin kapıları açılır

39/73 cennetin kapıları açılır

54/11 göğün kapılarını açtık

* "Kapı açılması" ifadesinin son kez geçtiği ayetin kodundaki rakamların toplamı da 11 olmaktadır. (5+4+1+1 = 11)

Ayrıca "Bab/Ebvab" (Kapı/Kapılar) kelimelerinin ayetlerde toplam 27 kere geçmesi ve dev bir dairesel "portal" formunda olan CERN'deki LHC parkurunun uzunluğunun 27 km olması ilginç bir uyum arzetmektedir.

27 km uzunluğundaki LHC parkuru

İki veya daha fazla parçacığın kuantum durumlarının (spin, konum, momentum vb.) birbirine tamamen bağlı hale gelmesi durumunu ifadeceden Kuantum Dolanıklık ilkesi çerçevesinde, atom altı parçacıklarda oluşan hal değişimlerinin, dünyanın frekansını ve dolayısıyla insanlığın psikolojik durumunu (ruhsal frekansını)/algı seviyesini değiştirme potansiyeli mevcuttur. Hatta içinde bulunulan Post Truth Era (Gerçek Ötesi Çağ)'nın yani gerçekliği, somut ve açık gerçekler yerine algıların oluşturduğu aldatıcı dönemin sebeplerinden birinin de CERN deneyleri olması muhtemeldir.

CERN konusunda, "spekülatif" ve "komplo teorisi" addedilen ancak incelenmesi gereken bazı yayınlar da mevcuttur. Bu tip kitaplarda CERN'in farklı boyut varlıkları ile temas kapısı olduğu teması işlenmektedir.

"The Portal of Deception" (Aldatma Kapısı)

CERN Science, Secrecy and Another Reality? (CERN Bilim, Gizem ve Başka Bir Gerçeklik?)

Sicim Teorisi'nin ve özellikle M-Teorisi'nin, matematiğin tutarlı olabilmesi ve kuantum mekaniği ile genel göreliliğin birleştirilebilmesi için 11 boyutlu bir evren öngörmesi de konu bağlamında ayrıca dikkat çekmektedir.

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2026/10/cern-ve-shiva-heykeli.html

Burunlarından damgalananlar

Hayvancılıkta boğa ve domuz gibi fiziki kontrolü zor hayvanların azgınlık yapmalarını önlemek ve onları kontrol edip yönlendirebilmek için bu hayvanların en hassas noktalarından biri olan burunlarına halka takılmaktadır. "Burun Halkası" adı verilen bu uygulama kapsamında bakıcılar, halkaya, ucundaki özel kanca ile takılan metal veya ahşap bir çubuk sayesinde 1-1.5 metre gibi güvenli bir mesafede durarak boğanın kafasını ve hareketlerini doğrudan yönlendirebilmektedirler.

Burunlarıyla toprağı kazarak eşeleyen ve kökleri çıkaran domuzların bu şekilde ekili alanlara zarar vermelerini engellemek amacıyla da en hassas bölgeleri olan burunlarına halka takılmaktadır. Domuz, burnunu toprağa sokup kaldırmak istediğinde halka canını acıttığından eşeleme davranışından vazgeçmektedir. Dolayısıyla "Burun Halkası" metodu, domuzun güçlü içgüdüsel eşeleme davranışını kısıtlamaya yönelik bir kontrol uygulamasıdır.

Ruhsal tekamül sürecindeki sonsuz döngülerin kaba madde planı olan "dünya hayatı" safhasında, nefsani ve maddi ihtiraslarına yenik düşerek "kibir" ve "açgözülük" sergileyenlerin, karşılıklandırma olarak, muteakip reenkarnasyonlarında insan altı varlık kategorisine geri döndürülmelerinin dahi söz konusu olduğu ayetlerde belirtilmektedir.

A'raf suresinin aşağıdaki ayetinde düşük nitelikli maddi frekansların adeta kölesi olmuş insanların "hayvanlar gibi hatta daha alt seviyede" olduklarından bahsedilmektedir.

7/179 Ve cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennem için bıraktık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla duymazlar. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER. BİLAKİ DAHA DA SAPMIŞLARDİR. İşte onlar habersizlerdir.

Maide suresinin aşağıdaki ayetinde hayvan safhasına geri döndürülmüş kibirli azgın müşriklere "domuz" örneğiyle de işaret edilmektedir.

5/60 De ki: "Allah’ın indinde musibet olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah’ın  lanetlediği ve üzerine öfke eylediği ve ONLARDAN maymunlar, DOMUZLAR ve AZGINA KULLUK EDENLER OLUŞTURDUĞU KİMSELER, işte bunlar mekan olarak daha kötüdürler. Düz yoldan daha da sapmışlardır."

Kalem suresinin aşağıdaki ayet grubunda ise kibirli ve inkarcı müşrik tasviri yapılmaktadır. Ayet grubunun sonunda yer alan "Burnundan damgalamak" ifadesi vasıtasıyla "azgın hayvan kontrolünde" kullanılan "Burun Halkası" metoduna müteşabih olarak atıfta bulunulmaktadır.  

68/10 Ve yemin edip duran hakir aşağılıkların hiçbirine itaat etme.

68/11 Arkadan konuşup çekiştiren, sadece akıl ve mantık ile gerçeği bulacağını sanan, laf taşıyan.

68/12 Hayırdan meneden, hudutları aşan günahkar.

68/13 Sert, kaba bundan başka da aşağılık.

68/14 Malı ve oğulları var diye.

68/15 Ona ayetlerimiz okunduğunda "Evvelkilerin masalları." der.

68/16 SE NESİMUHU ALEL HURTUM

(ONU BURNUNUN ÜZERİNDEN DAMGALAYACAĞIZ/İŞARETLEYECEĞİZ.)

Ayetteki "burundan damgalama" uygulamasının, teşbihen "dağlayarak işaretleme/kodlama" işlemini de ifade edebileceği düşünüldüğünde, hayvanların en hassas yerleri olan "burunlarının" konu edilmesinin sebebi de açığa çıkmaktadır.

Ayrıca "Kibir/Kibirlenme" kavramının "Burnu büyük", "Burnu havada", "Burnundan kıl aldırmayan" gibi deyimler ile ifade edildiği dikkate alındığında, yukarıdaki ayette bir karşılıklandırma tasviri olan "burnundan damgalamak" ifadesi daha da anlam kazanmaktadır. 

Monday, November 2, 2026

Pulsarlar ve Üçlü Yıldız Sistemleri

Pulsar (Atarca), büyük bir yıldızın süpernova patlamasından sonra oluşan ve radyo, X ve gama ışınlarını bir kalbin atması gibi düzenli aralıklarla darbeler halinde yayan nötron yıldızlarına verilen isimdir. 

Pulsar

İngilizce "Pulsar" kelimesi, "Pulse" (Çarpmak, Darbelemek, Titreşmek, Atmak) kökünden türeme olup "Çarpan, Darbeleyen, Titreşen, Atan" anlamına gelmektedir. ("Pulse" kelimesi, "Nabız" (Atış, Kalp atışı) kelimesinin de karşılığıdır.)

Pulsarlar ile ilgili söz konusu "darbeler",  pulsarların kendi eksenleri etrafındaki her bir dönüşüyle oluşmaktadır.

Tarik suresinin aşağıdaki ayet grubunda pulsarın tanımı yapılmaktadır. 

86/1 Ves semai vet TARİK

(Ve gök ve TARİK.)

86/2 Ve ma edrake met TARİK

(Ve TARİKİN ne olduğunu sana ne bildirir?)

86/3 En NECMUS SAKİB

(DELİP GEÇEN YILDIZdır.)

"Tarik" kelimesi, "Taraka" (Çarpmak, Vurmak, Darbelemek, Çalmak) fiilinden türeme olan ve "Çarpan, Vuran, Darbeleyen, Çalan" anlamına gelen bir kelimedir. Dolayısıyla "Pulsar" ve "Tarik" kelimelerinin aynı anlama geldiği görülmektedir.

Yukarıdaki ayette yer alan "Necmus sakib" (Delip geçen yıldız) ifadesi, pulsarların kalp atışı gibi yaydıkları X ışınlarını temsil etmekte gibidir. Zira X ışınları maddenin içinden geçme yani "delip geçme" özelliğine sahiptir.

"Tarik" yıldızı halk arasında "geceleyin ortaya çıkan, parlaklığıyla "karanlığı delen yıldız" (sabah yıldızı / Zühre / Çolpan) anlamında da kullanılmaktadır.

"Üçlü Yıldız Sistemi", kütleçekimi nedeniyle birbirine bağlı üç gök cisminin üçgensel ortak bir sistem oluşturması fenomenidir. "Üçlü Yıldız Sistemi" ile pulsarlar arasında doğrudan ve çok önemli bir astronomik ilişki vardır. Zira, pulsarlar "Üçlü Yıldız Sistemleri"'nde de bulunabilmektedir. Bunun en önemli örneği iki beyaz cüce yıldız ve bir pulsardan oluşan PSR J0337+1715 kodlu Üçlü Yıldız Sistemi'dir.


Pulsar içeren ve üçgen oluşturan Üçlü Yıldız Sistemi 

Üçlü Yıldız Sistemi ve Pulsarlar kütleçekim ve genel görelilik çalışmaları açısından büyük öneme sahiptirler.

Mürselat suresinin aşağıdaki ayet grubunda "Üç Çatallı Gölge" ifadesiyle "Üçlü Yıldız Sistemi"ne, "Kıvılcımlar atar" ifadesiyle de "Pulsar"a ("Atar"caya) ve "Pulsarın attığı ışın darbelerine" işaret edilmekte gibidir.

77/30 İntaliku ila ZİLLİN* ZİY SELASİ ŞU'ABİN

(ÜÇ ÇATALLI GÖLGEYE* gidin.)

.....

77/32 İnneha TERMİ Bİ ŞERERİN kel kasri

(Kesinlikle o saray gibi KIVILCIMLAR ATAR.)

"Zill" (Gölge) kelimesi İslam matematikçileri tarafından "Tanjant fonksiyonu"nun tanımında kullanılmıştır. Güneş saatlerinde dikey bir "çubuğun" gölge boyunu hesaplamak için kullanılan "Zill" kelimesi, modern matematikteki Tanjant (tan) fonksiyonuna karşılık gelmektedir. Trigonometrideki ("Üçgen" Ölçümü) Tanjant kelimesinin kökeni Latince "Tangere" (Dokunmak, Değmek) olup, birim çemberde x=1 noktasından çizilen ve çembere o noktada "Teğet" olan (değen) "doğrunun" uzunluğu ile trigonometrik tanjant değeri birebir örtüşmektedir.

Yukarıdaki resimlerde de görüleceği üzere, pulsarlardan çıkan ışınlar, çubuk/doğru formunda olup "Zill" kelimesinin matematikteki "Tanjant" (Teğet, Değen doğru) anlamı ile örtüşmektedir.

Doğuların Rab'bi

Güneş, yalnızca gece ve gündüz sürelerinin eşitlendiği ekinoks tarihlerinde (21 Mart ve 23 Eylül) tam olarak coğrafi doğu noktasından doğmaktadır. Yılın diğer günlerinde ise Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktası sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayar.

Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma ekseni 23 derece 27 dakika eğiktir. Bu eğiklik nedeniyle Güneş'in gökyüzündeki ufuk çizgisi konumu sürekli değişmektedir.

21 Haziran'da (Yaz Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en kuzeyinden doğar.

21 Aralık'ta ise (Kış Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en güneyinden doğar.

Saffat suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "Meşarik" (Doğular) kelimesi, Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktasının sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayması yani çoklu doğu noktaları oluşması fenomenine işaret edilmekte gibidir.

37/5 Rabbus semavati vel erdi ve ma beynehuma ve RABBUL MEŞARİK

(Göklerin, yerin ve o onların aralarındakilerinin Rab’bidir. DOĞULARIN DA RAB'BİDİR.)

Zuhruf suresinin aşağıdaki ayetinde ise Yaz ve Kış Gündönümleri"ndeki iki farklı doğu noktasına işaret edilmekte gibidir.

43/38 Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke BU'DEL MEŞRİKAYNİ fe bi'sel karin

(Nihayet bize geldiğinde "Ey keşke seninle aramda İKİ DOĞU KADAR UZAKLIK olsaydı. Ne kötü arakadaş." der.)

Çift ve Tek simetrisi

Nebe suresinin aşağıdaki ayetinde "her şeyin kitapta/yazılı olarak sayıldığı" bildirilmektedir. 

78/29 Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaben

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً

(Ve kitapta/yazılı olmak üzere her şeyi saydık.)

Fecr suresinin aşağıdaki ayetinde ise "Çift" ve "Tek" kavramlarına işaret edilmektedir.

89/3 Veş şef'i vel vetr

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ

(Ve çift ve tek,)

Bu ayetler, yaratılışın kodlarını içeren kitaptaki her bir harfin, kelimenin, cümlenin, ayetin ve surenin ve zikredilen sayıların belirli bir sayısal yapıya göre düzenlendiğini ve dolayısıyla yaratılıştaki her şeyin de aynı sayısal yapının tezahürleri olduğunu ifade etmektedir.

Bu bağlamda, aşağıda belirtilen ve Kur'an'da yer alan sayısal düzen, özellikle "çift ve tek" ifadesinin yer aldığı ayet itibarıyla dikkat çekmektedir.

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o surenin içerdiği ayet adedi toplamlarından oluşan "sayılar dökümü"nün dip toplamı 12791 olmaktadır.

1 - 7 = 8
2 - 286 = 288
3 - 200 = 203
4 - 176 = 180
.......
.......
.......
114 - 6 = 120

Toplam 12791*

*Bu sayının nümerolojik değeri olan 20 sayısı, "Ve çift ve tek" iadesinden oluşan ayetin kodundaki rakamların toplamına (8+9+3 = 20) eşittir. 

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o suredeki ayet adedi toplamlarından oluşan döküm içinde "Çift" olan sayıların toplamı 6236 sayısını vermektedir ki bu sayı Kur'an'daki ayet adedine eşittir.

1 - 7 = 8
2 - 286 = 288
4 - 176 = 180
9 - 129 = 138
.......
.......
114 - 6 = 120

Toplam 6236

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o suredeki ayet adedi toplamlarından oluşan döküm içinde "Tek" olan sayıların toplamı 6255 sayısını vermektedir ki bu sayı Kur'an'daki sure numaralarının toplamına eşittir.

3 - 200 = 203
5 - 120 = 125
6 - 165 = 171
7 - 206 = 213 
.......
.......
110 - 3 = 113

Toplam 6255 ( 1+2+3+4+ ....... + 114 = 6255)

- Söz konusu "sayılar dökümü"nde çift olan sayı adedi 57, tek olan sayı adedi de 57 olup, çift ve tek sayıların eşit olarak dağıldığı görülmektedir.

- Yukarıdaki iki ayette de 6'şar kelime bulunması ve bu sayıların yanyana gelerek "Allah" kelimesinin ebced değeri olan 66 sayısını oluşturması da dikkat çekmektedir.

Ve (1) + el (2) + şef'i (3) + ve (4) + el (5) + vetr (6)

Ve (1) + kulle (2) + şey'in (3) + ahsayna (4) + hu (5) + kitaben (6) )

Ayrıca bkz.

Sunday, November 1, 2026

Voodoo ... Wood ... Hollywood!?

Popüler kültürde kara büyü ile ilintilendirilen "Woodoo" kelimesi esasen ruhlar, atalar ve doğayla bağ kurmaya dayalı spiritüel bir geleneği temsil eden bir kelimedir. 

Yaygın olarak "Woodoo Büyüsü" kavramı ile bilinen bu kelimenin kökeni, Benin, Togo ve Gana gibi ülkelerin yer aldığı bölgedeki Gbe, Fon ve Ewe dillerindeki "Vodu/Vodou" (Ruh, İlah) kelimesidir.  

Woodoo kapsamında hem şifa (iyileştirme) hem de maraz (hastalık) büyüsü yapanlara "Bokor" denmektedir. En bilinen büyü yöntemleri ise "iğne saplanan bebekler" ve "zombi* yaratma" uygulamalarıdır.

* Zombi = Zihin kontrol altına alınmış uzaktan komuta edilen robotlaşmış insan

ABD film ve eğlence sektörünün merkezi olarak bilinen, Sony Pictures, Walt Disney Studios, Paramount Pictures ve Warner Bros gibi film stüdyolarının bulunduğu, Kaliforniya eyaletine bağlı Los Angeles şehrindeki bir mahallenin ismi olan "Hollywood" kelimesi konu bağlamıda dikkat çekmektedir. Bu kelime "Çobanpüskülü Ormanı" anlamına gelmektedir. (Holly (Çobanpüskülü) + Wood (Orman) )

Kaynaklarda, Los Angeles'taki bu bölgeye ismini, 1887 yılında emlak yatırımcısı Harvey Wilcox'un eşi olan  Daeida Wilcox'un, yolculuk sırasında tanıştığı bir kadının yazlığının ismi olan "Hollywood" kelimesinden esinlenerek kendi arazilerine bu ismi verdiği belirtilmektedir.!?

Ancak kavramlaşmış bir kelime olan "Hollywood"'un, küresel zihin kontrol (büyü) ve tahakküm sistemi kapsamındaki işlevi, Pentagon'da ayrı bir departmanın dahi ismi olması, adeta tarikatleşmiş ve ritüalistik yapısı ve küresel şeytanların kelime ve sembolizm oyunları dikkate alındığında bu kelimenin oluşum kökeninin ve kendisine yüklenen anlamın yukarıdaki açıklamadaki kadar basit olamayacağı kanaati oluşmaktadır.

Zira "Holly" (Çobanpüskülü) kelimesi "Holy" (Kutsal) kelimesiyle "Wood" (Orman) kelimesiyse "Wodou" (Ruh, İlah) kelinesiyle fonetik benzerlik arzetmektedir. Dolayısıyla ortaya "Holywood" (Kutsal Ruh/Kutsal İlah) kelimesi çıkmaktadır ki kutsal kitaplarda da yer alan bu ifadeye okültizmde satanik anlamlar yüklenmektedir. 

Şüpheli şekilde ölen birçok Hollywood oyuncusunun aslında tarikat içi adak ritüellerinde harcandıkları yönünde bilgiler de popüler kültürde yaygındır. Hollywood'un bir "Satanic cult" (Şeytan tarikatı) niteliğinde faaliyet gösterdiğine yönelik yayınlar da mevcuttur.






Harflerin, kelimelerin ve sayıların, yaratılışın kodları olduğunu çok iyi bilen malum küresel zümre, kitlesel kodlama/programlama operasyonlarında Hollywood'u aktif şekilde kullanmaktadır.

Çocuklar ve 17 kodlaması

2025 yapımı olan "Weapons" (Silahlar) filmi, büyü tesirine alınmış 17 çocuğun bir gece tam saat 2:17'de gizemli bir şekilde ortadan kaybolması teması üzerine kurgulanmıştır. Filmde, hasta olmuş büyücü bir kadının sağlığına kavuşabilmesi için tek çaresinin "çocuk enerjisi" olması ve bu nedenle büyü yaparak çocukları toplaması dikkat çekmektedir. 



Büyünün tesirinde olan çocuklar hipnotik bir şekilde çağrıldıkları eve doğru "kolları iki yana açık" olarak koşmaktadırlar.

2015 yapımı olan "Childhood's End" (Çocukluğun Sonu) isimli filmde ise çocukların toplanıp gökyüzüne doğru yükseltilmeleri konu edilmektedir. Senaryoya göre bunun sebebi, Altın Çağı'nı tamamlamış olan insanlığın evrimsel olarak bir sonraki aşama olan yüksek bilinç seviyesine geçecek olması, "Overmind" (Üst Akıl / Ortak Bilinç) adı verilen kozmik bir güçle birleşerek "insan" niteliğinden çıkacak olması ve artık dünyada insan neslinin devam etmeyecek olmasıdır. Bu halden hale geçişin başlangıç noktasında da, farklı bir yaşam formuna evrilecek olan "çocuklar" bulunmaktadır. (Ancak toplayıcıların lideri olan karakterin İblis'i sembolize ediyor olması dikkat çekmektedir.)




Çocuklar "kolları iki yana açık" şekilde göğe yükselmektedirler. (Her iki filmde de "kollarını iki yana açmış çocuk" tasviri yer almaktadır.)

İncil'in aşağıdaki ayetinde, "Çocuk" frekansının yani "saflık, temizlik, iyilik ve masumiyet" frekansının "iyileşmeye" dayalı ruhsal tekamülün ve halden hale geçişin yegane vasıtası olduğu bildirilmektedir.

40-Matthew-18-3 "Size doğrusunu söyleyeyim, dönüştürülüp, küçük ÇOCUKLAR GİBİ OLMADIKÇA, GÖKLERİN EGEMENLİĞİ'NE ASLA GİREMEZSİNİZ.

İsra suresinin aşağıdaki ayetinde de nefsani, dünyevi ve maddi menfaat beklentisiyle, iyiliğin ve saflığın sembolü olan çocukları şeytani frekanslara adak verenlere işaret edilmektedir.

17/31 Ve LA TAKTULU EVLADEKUM haşyete imlak nahnu nerzukuhum ve iyyakum inne katlehum kane hit'en kebira

(Ve fakirlik korkusuyla ÇOCUKLARINIZI ÖLDÜRMEYİN. Onları ve sizleri biz rızıklandırırız. Onların öldürülmesi büyük suçtur, günahtır.)

Vakia suresinin aşağıdaki ayet grubunda ise "Veldan" (Çocuklar) kelimesi cennet tasvirinde yer almaktadır. (Hatırlanacağı üzere "Cennet" (Örtme, Koruma, Kaplama) kelimesi bir mekanı değil pozitif ruhsal hali temsil eden sembolik bir kavramdır.)

56/12 Fi CENNATİN na'im

(Bolluk CENNETLERİNİN içinde.)

....

56/17 Yetufu aleyhim VELDANUN muhalledun

(Onların üzerinde ebedi ÇOCUKLAR dolaşırlar.)

Muzemmil suresinin aşağıdaki ayetinde ise "Yevm" (Gün) kelimesiyle temsil edilen dünyadaki büyük döngü sonu, "Childhood's End" filminin konusuyla uyumlu olacak şekilde, "çocukların" sanki yaşamlarının sonuna gelmiş ve dünyadan ayrılmak/alınmak üzere olan yetişkinler" olarak tanımlanması ile tasvir edilmektedir.

73/17 Fe keyfe tettekune in kefertum YEVMEN YEC'ALUL VİLDANE ŞİBEN

(Eğer inkar ederseniz artık ÇOCUKLARI AK SAÇLI İHTİYAR KILAN O GÜNDEN nasıl sakınacaksınız?)

"Weapons" filmindeki toplanan çocuk adediyle de uyumlu olarak, yukarıdaki ayetlerde 17 sayısı dikkat çekmektedir. 

- Maddi menfaatler için çocukların adak verilmesinden bahsedilen ayetin ait olduğu İsra suresi 17. suredir.

- Cennet tasvirinde "Veldan" (Çocuklar) kelimesine yer verilen Vakia suresinin ilgili ayetinin numarası da 17'dir.

- "Çocukların ihtiyarlaması" teşbihi ve "Gün"  kelimesi sembolizmi vasıtasıyla büyük döngü sonuna işaret edilen Muzemmil suresinin ilgili ayetinin numarası da 17'dir.

Ayrıca 17 sayısının nümerolojik değeri olan 8 sayısı "yeni döngü başlangıcının" ve "sonsuz döngünün" sembolüdür. (7 sayısı ise döngü sonunun ve tamamlanmanın sembolüdür.)

Düğümler

Düğüm, fiziki anlamda iplik, ip, halat veya benzeri bükülebilir nesnelerin kendi üzerlerine dolanarak veya birbirlerine bağlanarak oluşturdukları boğum olarak tanımlanmaktadır.

Düğüm kelimesi mecazi anlamda çözülmesi güç, anlaşılamayan veya karışık durumları da ifade etmektedir.

Bir bilgisayar ağında başka birimlerle (sunucu, bilgisayar, yazıcı vb.) iletişim kurma yeteneğine sahip olan uç birimlerin her birine de düğüm denmektedir.

Miyelinli sinir hücrelerinden (nöronların) çıkan ve bilgi sinyallerini diğer sinir hücrelerine ve kaslara  ileten aksonlar üzerinde, miyelin kılıfının kesintiye uğradığı ve çıplak aksonun dış ortama maruz kaldığı düzenli boşluklara "Ranvier Düğümü" denmektedir. Ranvier Düğümleri, miyelinli sinir liflerinde aksiyon potansiyelinin (sinir sinyalinin) yenilenmesini ve düğümden düğüme sıçrayarak (saltatorik olarak) çok daha hızlı iletilmesini sağlarlar. (Bilgisayar ağlarında "düğüm" olarak anılan ve veri iletisini sağlayan uç birimlerin işlevi Ranvier Düğümleri benzeridir.)

Aksondaki Ranvier Düğümleri (19. yüzyılda yaşamış Fransız histolog (doku bilimci) ve patolog Louis-Antoine Ranvier'nin soyadından)

Tevrat ve Talmud geleneğinde, giysilerin köşelerinden aşağı sarkan ve belirli aralıklarla düğümler içeren ipler şeklindeki saçaklara/püsküllere Tzittzit (Saçak, Püskül) denmektedir. Talmud geleneğinde tzitzit takmak, Tevrat'taki 613 emrin tamamını yerine getirmekle eşdeğer kabul edilmektedir.

Tzitzit

4-Sayılar-15-38 "İsrail halkına de ki, 'Kuşaklar boyunca giysinizin dört yanına PÜSKÜL dikeceksiniz. Her püskülün üzerine lacivert bir kordon koyacaksınız.

4-Sayılar-15-39 Öyle ki, PÜSKÜLLERİ gördükçe RAB'bin buyruklarını anımsayasınız. Böylelikle RAB'bin buyruklarına uyacak, yüreğinizin, gözünüzün istekleri ardınca gitmeyecek, hainlik etmeyeceksiniz.

İp, sicim, kurdele gibi nesneler üzerine 7, veya 70* adet düğüm atılarak ve her bir düğümde, belirli bir amacı temsil eden kod niteliğindeki bir kelime tekrarlanarak, birinin veya bir topluluğun iradesini, duygularını, kısmetini, yaşam akışını bağlamak, zihnini kontrol etmek ve yönlendirmek amacıyla yapılan spiritüel uygulamaya da "Düğüm Büyüsü" adı verilmektedir. (* 7, 40 ve 70 sayıları, evvelki bölümlerde incelendiği üzere "döngü, döngü sonu, tamamlanma, olgunlaşma, olma, oldurma" anlamlarının nümerik kodları ve sembolleridir. Tevbe suresinin 9/80 kodlu ayetinde "Yetmiş kere af istemek" ifadesi yer alır.)

"Düğüm" kelimesi Felak suresinin aşağıdaki ayetinde "büyü" kavramına işaret edecek şekilde yer almaktadır.

113/4 Ve min şerrin NEFFASATİ FİL UKAD

وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ

(Ve DÜĞÜMLERİN İÇİNE ÜFLEYENLERİN kötülüklerinden.)

Buradaki "Neffasat" (Üfleyenler) kelimesi ayetlerdeki "Nefeha fihi min ruhihi"* (Onun içine ruhundan üfledi) ve "İza nufiha fis suri"* (Sura üflendiğinde) ifadelerindeki aynı anlamı yani "bilgi/kod/kelime iletisi" anlamını taşımaktadır.

* "Ruhundan üfledi" ("Madde bedene kelime ileterek ona bilinç verdi" anlamında) 

* "Sura üflendiğinde" ("Sentetik yapıya/madde bedene bilgi/kod iletilerek yapay zeka robot üretildiği zaman" anlamında) ("Sur" (صُور) kelimesi "Suret" (صُورَة) kelimesiyle aynı kökten olup, "Şekil, Biçim, Yapı" anlamına gelir.)

Ayetteki "Neffasati fil ukad" (Düğümlere üfleyenler) ifadesi yukarıda tanımlanan "düğüm büyüsü" uygulamasını yapanlara işaret ettiği gibi, Ranvier Düğümleri'ne dışarıdan majik veya teknolojik sinyal (kelime zikri, enkantasyon, radyo dalgaları) ileterek nöronlardaki veri akışını bloke edenlere, veri akışını değiştirenlere ve bu yolla büyü/zihin kontrolü yapanlara da işaret etmektedir.

Saturday, October 31, 2026

Filmlerde ve romanlarda 217 kodlaması

"Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan ve Tevrat'ın, "göğün ve yerin yaratılışından" bahsedilen ilk ayetinin (1-Genesis 1-1) gematria değeri olan 2701 sayısının, hem nümerolojik değeri hem de içerdiği rakamlar itibarıyla önemli bir sayı olduğuna evvelki bölümlerde değinilmişti. Bu sayının nümerolojik değeri olan 1 sayısı vahdet/birlik/ünite kavramını sembolize etmektedir. 

Sayının ayrıca 2 ve 7 rakamlarını içermesi de “İkili Yedi” kavramı ile uyuş
maktadır. Sayıdaki 2 ve 7 rakamlarının toplamı olan 9 sayısı 0 ve 1 rakamlarının toplamı olan 1 sayısı ile birlikte 19 sayısını oluşturmaktadır ki bu sayı Müddessir suresinde “Aleyha tis’ate aşere” (Onun üzerinde on dokuz) ifadesiyle vurgulanan bir sayıdır.

2701 sayısını oluşturan rakamların, yine nümerolojik olarak 1 sayısını verecek şekilde öne çıkarıldığı bazı sinema filmlerinin ve romanların varlığı dikkat çekmektedir.

Stephen King’in 28.01.1977 yılında yayımladığı “The Shining” isimli kitabında, Overlook Oteli’ndeki 217 numaralı perili ve yasaklı oda öne çıkmaktadır. Bu kitabın filmi ise 23.05.1980 tarihinde çevrilmiştir. Kitabın yayın tarihindeki günü temsil eden sayının (28) ve filmin yapım tarihindeki günü ve ayı (23.05) temsil eden sayılarıın nümerolojik değerlerinin 1 olması da dikkat çekmektedir. (2+8 = 10 ve 2+3+5 = 10 ... 1+0 = 1)

"The Shining" kitabında ilgili bölüm

Thomas Kingsley Troupe tarafından kaleme alınan ve 01.09.2018 tarihinde yayımlanan “Trapped in Room 217” isimli kitapta da 217 sayısı ve gizemli otel odası teması yer almaktadır. Kitabın yayın tarihindeki günü ve ayı (1.9) temsil eden sayılarıın nümerolojik değerleri de 1 olmaktadır. (1+9 = 10 ... 1+0 = 1)


2019 yılı yapımı "Doctor Sleep" (Doktor Uyku) isimli filmde de "217 numaralı oda" teması yer almaktadır.


2010 yılı yapımı olan ve hayatta kalma temalı drama olan “127 Hours” (127 Saat) isimli filmde de 127 sayısı öne çıkarılmaktadır.

"127 Hours" isimli filmin afişindeki "Üçgen" formu da dikkat çekmektedir.

2025 yılı yapımı olan “Weapons” (Silahlar) isimli ve büyü / zihin kontrol temalı filminde “saat 02:17” teması dikkat çekmektedir. Film, büyü ve zihin kontrol tekniklerinin silah olarak kullanılmakta olduğu mesajını da vermektedir.


 
Filmin başında ekrana gelen bu görselde, O harfinin içindeki "Üçgen" dikkat çekmektedir.


Sabah saat 2:17'de büyü aktive olmaktadır.

Evin üzerinde bir silah figürü ve içinde 2:17 sayısı yer almaktadır.

Kozmik navigasyon hızı

Güneş Sistemi'nin de içinde bulunduğu Samanyolu Galaksisi, uzayda kozmik mikrodalga arka plan ışımasına göre saniyede yaklaşık 600 kilometre hızla hareket etmektedir.


Gök cisimlerinin toplu halde "akmakta" oldukları ilk kez Ra'd suresinin aşağıdaki ayetinde  bildirilmektedir.

13/2 Allahu (1) ellezi (2) rafea (3) el (4) semavati (5) bi (6) ğayri (7) amedin (8) teravne (9) ha (10) summe (11) isteva (12) ala (13) el (14) arşi (15) ve (16) sehhara (17) el (18) ŞEMSE (19) ve (20) el (21) KAMER (22) KULLUN (23) YECRİ (24) Lİ (25) ECELİN (26) MUSEMMA (27) yudebbiru (28) el (29) emra (30) yufassilu (31) el (32) ayati (33) lealle (34) kum (35) bi (36) likai (37) rabbi (38) kum (39) tukinun (40) 

( O Allah, gökleri sütunsuz yükseltendir. Onları görürsünüz. Sonra arş, taht üzerine seviyelendi. AY’ı ve GÜNEŞ’i buyruğuna aldı. HEPSİ İSİMLENDİRİLMİŞ/BELİRLİ VADE İÇİN AKARLAR. İşleri yönetir. Ayetleri ayrıntılandırır. Umulur ki Rab’binize kavuşmaya kani olursunuz.  )

Ayetteki "Kullun yecri li ecelin musemma" (Hepsi belirli vadeye akar.) ifafesi gök cisimlerinin kozmik navigasyonuna işaret etmektedir.

Ayetteki nümerik yapı incelendiğinde 6 sayısı öne çıkmaktadır ki bu sayı Samanyolu Galaksisi'nin kozmik navigasyon hızını km/saniye cinsinden ifade eden 600 sayısının nümerolojik değeridir.

- Ayetin kodundaki rakamların toplamı 6'dır. (1+3+2 = 6)

- Ayette, navigasyon kavramına karşılık olan "Yecri" (Akar) kelimesinin sıra numarası 24 olup, bu sayının nümerolojik değeri de 6'dır. (2+4 = 6)

- Ayetin numarası (2) ile ayetteki kelime adedinin (40) toplamının nümerolojik değeri de 6'dır. (4+0 = 6)

"İkililerden Yedi"yi verdik

Kur'an, M.S. 610 - 632 döneminde, yaklaşık 22 yıl 2 ay 22 günlük bir süreç içinde indirilmiştir.

Kur'an'ın indiriliş döneminin başlangıç ve bitiş tarihlerini temsil eden 610 ve 632 sayılarının nümerolojik değerleri 7 ve 2'dir.

6+1+0 = "7" ve 6+3+2 = 11 ... 1+1 = "2"

Hicr suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan ve evvelki bölümlerde defaatle incelenen "İkili Yedi" kavramının Kur'an'ın indiriliş dönemini ifade eden tarihlerde de nümerolojik olarak tezahür etmesi ilahi kozmik kodlama açısından dikkat çekmektedir.

15/87 Ve lekad ateynake SEB'AN MİNEL MESANİ vel KUR'AN el azim

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ

(Ve biz sana İKİLİLERDEN YEDİYİ ve büyük KUR'AN'ı verdik.)

Ayrıca Zümer suresinin aşağıdaki ayetindeki "İkili Kitap" ifadesi de Kur'an'ın indiriliş süresi olan 22 yıl 2 ay 22 gün ile uyum arzetmektedir.

39/23 Allahu nezzele ahsenel hadisi KİTABEN muteşebihen MESANİYE ...

(En güzel sözü, benzetmeli İKİLİ KİTAP olarak Allah indirdi. ...)

Ayrıca bkz.

İslam'ın Altın Çağı

M.S. 8. ve 14. yüzyıllar arası "İslam'ın Altın Çağı" olarak anılmaktadır. Kur'an'ın indirilmesinden (M.S. 610 - 632) sonraki yüzyıl ile başlayan bu dönemde ortak kültür coğrafyasındaki bilim insanları modern biliminin temellerini oluşturan keşiflerde bulunmuşlardır.

Bilimsel alandaki bu gelişmelerin belirli bir coğrafyada, Kur'an'ın indirilmesinden hemen sonraki dönemde tezahür etmiş olması, Kur'an'ın, bilimsel kodları (ayetler) içeren ve ilham verici tesirlere haiz ilahi kozmik bir kaynak olduğunu teyid eder niteliktedir. 

Söz konusu dönemdeki gelişmeler ve öne çıkan isimler şöyle özetlenebilir.

Matematiğin kökenleri Antik Mısır, Mezopotamya, Hint ve Yunan medeniyetlerine dayansa da İslam alemindeki matematikçiler bu bilgileri sentezleyerek tamamen yeni disiplinler kurmuşlardır.

Sıfır kavramı ve onluk sayı sistemi Hindistan'da doğmuş olsa da, islam matematikçileri bu sistemi geliştirmiş, sıfırı işlemsel olarak tanımlamış ve bugün dünyada kullanılan sayı sistemini oluşturmuşlardır. Bu nedenle bu sayı sistemi "Arabic Numerals" (Arap Rakamları) olarak anılmaktadır.

Fars asıllı El Harezmi, bugün "Algebra" olarak bilinen "El Cebir" disiplinini oluşturmuştur. Ayrıca problem çözme ve bilgisayar yazılım/programlama süreçlerinin temeli olan "akış diyagramı" tekniğinin ismi olan "Algoritma" kelimesi de "El Harezmi" kelimesinin bir telaffuz versiyonudur.

Yunanların astronomi için kullandıkları kirişler sistemini (trigonometri) geliştiren El Battani ve diğer bazı islam matematikçileri sinüs, kosinüs, tanjant gibi kavramları bağımsız bir matematik disiplini haline getirerek tarihteki en büyük kırılma noktasını gerçekleştirmişlerdir.

Astronomi, Babilliler, Antik Yunanlar ve Hintliler tarafından başlatılmış bir bilim olsa da islam alimleri bu bilimi gözleme dayalı, hassas ve ölçülebilir modern bir bilime dönüştürmüşlerdir. Bugün gökyüzündeki en parlak yıldızların (Altair, Aldebaran, Betelgeuse vb.) ve birçok astronomi terimi (Azimut, Zenit vb.) kökeni Arapça kökenlidir.

El-Tusi, Tusi çifti teoremini, İbn el-Şatır ise Kopernik'in güneş merkezli evren modeline ilham veren çok hassas matematiksel gezegen modellerini geliştirmişlerdir.

İlk gelişmiş gözlemevleri (Merağa ve Uluğ Bey'in Semerkand Gözlemevi gibi) bu coğrafyada kurulmuştur. Usturlap gibi astronomik ölçüm cihazları mükemmelleştirilmiştir.

Sabit bin Kurre, geometri ve statik biliminin kurucularından olup, integral hesabın ilk adımlarını atmış, sayılar teorisinde önemli teoremler geliştirmiştir.

Şam doğumlu hekim İbn Nefis, küçük kan dolaşımını (kalp ile akciğer arasındaki dolaşım) dünyada ilk kez doğru şekilde keşfeden ve açıklayan kişi olmuştur.

Modern kimyanın kurucusu sayılan Cabir bin Hayyan, damıtma, kristallendirme ve süblimleşme gibi laboratuvar yöntemlerini geliştirmiş, sülfürik asit ve nitrik asit gibi birçok temel kimyasalı keşfetmiştir.

Modern cerrahinin babası kabul edilen Zehravi, yüzlerce cerrahi alet icat etmiş olup, bu aletleri tanıtan kitabı, Avrupa'da yüzyıllarca tıp müfredatında kalmıştır.

Modern optik biliminin kurucusu olan İbn-i Heysem, görmenin gözden çıkan ışınlarla değil, nesnelerden gelen ışıkla gerçekleştiğini kanıtlamış ve "Karanlık oda" (Camera Obscura) fikrini geliştirerek fotoğraf makinesinin temelini atmıştır. 

Diyarbakır bölgesinde yaşamış, sibernetik ve robotik biliminin öncüsü olan Cezeri, krank milini geliştirerek modern mühendisliğin temellerini atmış, su saatleri, otomatlar ve kendi kendine hareket eden mekanik araçlar yapmıştır.

Yukarıdaki bilimsel gelişmelerin batıni kaynağı olan Kur'an'daki ilme işaret edilen aşağıdaki ayet ikilisindeki "İlmi kavrayabilmek" ve "İlim verilenler" ifadeleri konu bağlamında önem arzetmektedir.

10/38 "Onu o uydurdu." mu derler? De ki: "Öyleyse, eğer doğrular iseniz, onun aynısından olan sure getirin. Allah’tan başka kime istidatınız varsa çağırın."

10/39 Bilakis, ONUN (KUR'AN'IN) İLMİNİ KAVRAYAMADIKLARINDAN DOLAYI  YALANLADILAR. ONUN YORUMU ONLARA ASLA GELMEDİ. Onlardan öncekiler de işte böyle yalanlamışlardı. Artık bak zalimlerin sonu nasıl oldu

29/49 Bilakis o, O İLİM VERİLENLERİN GÖĞÜSLERİNDE AÇIKLAYICI AYETLERDİR. Zalimlerin haricindekiler ayetlerimizi inkar etmez.

Not : "İslam" kelimesi "Teslim olma" yani tek olan Yaratıcı'ya (Allah, Rahman) teslim olma ve O'nun öğretisini benimseme, O'nun yönlendirdiği yoldan gitme anlamını temsil etmektedir. Yaratıcı bilincine haiz olan, O'nu birleyen ve ömrünü iyilikler yolunda emek harcayarak geçiren her insan, milliyeti ne olursa olsun, müslimdir.

Ahirete inanmayanlar

Yaşam planlarındaki (maddi veya süptil) kötülüklerin kökeninde, sinsi ve kötücül düşüncelerinin, söylemlerinin ve eylemlerinin herhangi bir karşılığı olmayacağına inanan, yani ayetlerde "Ahiret" (Sonraki hal) olarak ifade edilen ruhsal yaşam süreçlerine inanmayan varlıkların zihniyet yapısı yer almaktadır.

Bu önermenin teyidi, kaba madde yaşam planı dünya özelinde, şu sorunun cevabında gizlidir. 

"Her faaliyetlerinde nefsani ve dünyevi menfaatlerini gözeten, sadece kendi çıkarları için kısa ve uzun vadeli sinsi planlar yapan, tuzaklar kuran müşriklerin bu kötücül faaliyetlerini rahatlıkla, çekinmeden ve güvendikleri bir şey varmış gibi yapabilmelerinin bir sebebi olmalı değil midir?"

İşte bu güvendikleri "şey", esasen "ahiret kavramının olmadığı" yani faaliyetlerinden dolayı karşılıklandırılmayacakları düşüncesidir.

6/29 Ve "Kesinlikle O SADECE DÜNYA HAYATIMIZDIR. BİZLER DİRİLTİLECEK DEĞİLİZ." dediler.

45/24 Ve "O, DÜNYA HAYATIMIZ HARİCİNDEKİ DEĞİLDİR. Ölürüz ve yaşarız. O bizi helak eden ancak zamandır." dediler. Onlara bununla ilgili ilim yoktur. Kesinlikle onlar ancak zannederler.

"Allah'a inanç" kavramı kitapta daima "Ahirete inanç" kavramı ile birlikte yani ayetlerde 19 kere tekrarlanan "Amene billahi vel yevmel ahiri" (Allah'a ve sonraki güne inanırlar) kalıbı içinde zikredilmektedir. 

"Ahirete inanmayanlar" ifadesinin ayetlerde 11 kere tekrarlanması ile müşrik zümrenin kitlesel operasyon kodunun 11 (9/11) olması arasında da ilinti söz konusudur. Zira "ilim üzerine sapmış" bu zümre kelimelerin ve sayıların potansiyel tesir gücünü (enerjisini) kötücül amaçlar doğrultusunda kullanmaktadır. (Bu misalde de 11 sayısının "halden hale geçirici" tesiri söz konusudur.)

"Ahirete inanmayanlar" ifadesinin geçtiği 11 ayet aşağıda olup, ilk kez geçtiği ayetin kodundaki rakamların toplamının 11 (6+1+1+3 = 11) olması da dikkat çekmektedir.

6/113 Ve AHİRETE İNANMAYANLARIN kalplerinin ona kanması ve ona razı olması, hoşnut olması ve kazandıklarını, elde ettiklerini kazanmaya, elde etmeye devam etmeleri içindir.

6/150 ... Ayetlerimi yalanlayanların ve AHİRETE İNANMAYANLARIN heveslerine tabi olma. Onlar Rab’lerine muadil koşarlar.

16/22 İlahınız tek ilahtır. O AHİRETE İNANMAYANLAR, onların kalpleri kötüdür. Onlar kibirlenirler.

16/60 O AHİRETE İNANMAYANLAR için kötü misallerdir. Yüce misaller Allah içindir. O yücedir hakimdir.

17/10 Ve kesinlikle o AHİRETE İNANMAYANLARA, onlara elim azap hazırladık.

17/45 Ve Kur'an’ı okuduğunda senin ve o AHİRETE İNANMAYANLARIN arasına gizlenmiş perde oluştururuz.

23/74 Ve kesinlikle o AHİRETE İNANMAYANLAR, yoldan çıkıp saparlar.

27/4 Kesinlikle o AHİRETE İNANMAYANLARA, onlara işlerini süsledik de onlar bocalarlar.

34/8 Bilakis, o AHİRETE İNANMAYANLAR azabın ve uzak, derin sapıklığın içindedirler.

39/45 Ve Allah, birliği, tekliği ile hatırlandığında, AHİRETE İNANMAYANLARIN kalpleri ürperir. O’ndan başkaları hatırlandığında ise o zaman onlar müjdeleşirler.

53/27 Kesinlikle o AHİRETE İNANMAYANLARI, melekleri kadın isimleriyle isimlendiriyorlar.

Yukarıda belirtilen 19 ve 11 sayıları, tekrar adedini temsil ettikleri kavramlarla numerik sembolizm itibarıyla da uyum arzetmektedirler.

19 ... 1+9 = 10 ... 1+0 = 1 ... Yaratıcı'nın "birliğini/tekliğini" kabul etmek.

11 ... 1+1 = 2 ... Yaratıcı'ya "ortak koşmak" yani sayısal ifadeyle "1'in yanına 1 eklemeye çalışmak"

23/91 Allah çocuk edinmemiştir. O'NUNLA BİRLİKTE İLAH YOKTUR. ...

Ayrıca bkz.


Friday, October 30, 2026

Atom ağırlığı ... Miskale zerrah

Bir elementin atom ağırlığı, o elementin kütlesinin, karbon-12 atomunun kütlesinin 1/12'sine (1.66 x 10^-27) bölünmesiyle hesaplanır. 

Atom numarası (elektron sayısı) 1 olan ve periyodik tablodaki 1. element olan Hidrojen (H) madde aleminin özü niteliğindedir. Zira ayetlerde "Diri olan her şeyin sudan yaratıldığı" bildirilir.

Hidrojenin atom kütlesi 1.66 x 10^-27 olduğundan atom ağırlığı "1.008" olarak hesaplanmaktadır.


Zilzal suresinin aşağıdaki ayet ikilisinde yer alan "Miskale zerrat" (Zerre ağırlığı/Zerre ağırlık ölçüsü) ifadesi "atom ağırlığı" kavramını temsil etmektedir. (Arapça'da "Zerre" kelimesi "Atom, Parçacık, Tanecik" anlamına gelmektedir.)

99/7 Fe (1) men (2) ya'mel (3) MİSKALE (4) ZERRATİN (5) hayran (6) yera (7) h (8) 

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراً يَرَهُۜ

(Artık kim ZERRE AĞIRLIĞI ölçüsünde hayır yapmışsa onu görür.)

99/8 Ve (1) men (2) ya'mel (3) MİSKALE (4) ZERRATİN (5) şerran (6) yera (7) h (8) 

وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَراًّ يَرَهُ

(Ve kim ZERRE AĞIRLIĞI ölçüsünde kötülük yapmışsa onu görür.)

- Ayet ikilisinin ait olduğu surenin kodu 99 olup, bu sayının birinci dereceden numerolojik değeri 18 (9+9) olmaktadır. Bu sayı, Hidrojenin atom ağırlığı olan 1.008 sayısındaki rakamları içermektedir.

- Ayet ikilisindeki "Zerrat" kelimelerinin sıra numaralarının toplamlarının nümerolojik değeri 1 (5+5 = 10 ... 1) olup, her iki ayette de 8'er kelime bulunmaktadır. Bu durumda da 1 ve 8 sayıları tezahür etmektedir. 

- Ayrıca ayet ikilisindeki "Miskale" kelimelerinin sıra numaraları toplamının 8 (4+4), "Zerrat" kelimelerinin sıra numaralarının toplamının ise 10 (5+5) olması, nümerolojik olarak yine 1 (1+0 = 1) ve 8 sayılarını öne çıkarmaktadır.

- "Miskale zerrat" (مِثْقَالَ ذَرَّةٍ) (Zerre ağırlığı) ifadesinin ebced değeri olan 1576* sayısının nümerolojik değeri 1 olup, bu ifade 8 harften oluşmaktadır. Bu iki sayının tezahürü yine 18 sayısına işaret niteliğindedir.

* 1+5+7+6 = 19 ... 1+9 = 10 ... 1+0 = 1

- Bir su molekülündeki hidrojen (H) ve oksijen (O) elementlerinin kütlece (ağırlıkça) birleşme oranı da 1/8'dir. (H 2x1 = 2, O 1x16 = 16 ... 2/16 = 1/8)

Yaratılışın 231 kapısı!?

"Yaratılışın 231 Kapısı" (231 Gates of Creation), Yahudi mistisizmi ve Kabala'nın en eski temel metni olan Sefer Yetzirah (Oluşum Kitabı) içinde yer alan kozmolojik ve linguistik bir kavramdır. 

Mistik bir matematik ve kutsal geometri formülü olarak kabul edilen bu kavram, Tanrı'nın evreni 22 İbranice harfin kombinasyonları (kelimeler) ve enerjileri vasıtasıyla yarattığı inancına dayanmaktadır.

İbrani alfabesindeki 22 harf, bir dairenin kenarlarına dizildiğinde ve her bir harften diğer tüm harflere düz çizgiler çekildiğinde, ikişerli harf eşleşmelerini gösteren toplam 231 benzersiz çizgi (bağlantı) oluşmaktadır. Bu durum, matematiksel olarak 22'nin ikili kombinasyonudur.

Mistikler bu bağlantı çizgilerinin her birine bir "Kapı" (Sha'ar) adını vermişlerdir.


Kur'an'ın, kodu 231 sayısı ile uyumlu olan 2/31 kodlu ayetinde yer alan "Adem'e yaratılıştaki isimlerin (kelimelerin) öğretilmesi" teması konuyla bağlantılıdır.

2/31 VE ALLEME ADEM EL ESMAE KULLE HA summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin

(VE ADEM'E İSİMLERİN HEPSİNİ ÖĞRETTİ. Sonra onları meleklere arzedip sundu. "O halde, eğer doğrular iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin." dedi.)

"Altı günde yaratılış" teması da 231 (2+3+1 = 6) sayısıyla ilintili gibidir.

7/54 İnne (1) rabbe (2) kum (3) allahu (4) ellezi (5) HALEKA (6) el semavati vel erda fi SİTTETİ eyyamin ...

(Kesinlikle Rab’biniz Allah, gökleri ve yeri ALTI günde YARATTI. ...)

- Ayetteki "Haleka" (خَلَقَ) (Yarattı) kelimesi 6. kelimedir. (Ayrıca bu keimenin ebced değeri 73 olup, bu sayı "Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi ve Tevrat'ın yaratılıştan bahsedilen ilk ayetinin gematria değeri olan 2701 (37x73) sayısını veren çarpımdaki sayılardan biridir.)

- Ayetteki "Sitteti" (سِتَّةِ) (Altı) kelimesinin ebced değeri 465 olup, bu sayının nümerolojik değeri 6'dır. (4+6+5 = 15 ... 1+5 = 6)

- İbrani alfabesindeki 22 harf ile ilgili olan yaratılış (6 = 2+3+1) bağlantısı, Kur'an'ın 22. suresinde 78 (7+8 = 15 ... 1+5 = 6) ayet bulunması ile uyum arzetmektedir.

- Kur'an'ın 22. suresinin 6. ayetinde geçen "ennehu yuhyil mevta" (kesinlikle O ölüyü diriltir) ifadesiyle "Yaratıştan" bahsedilmesi de dikkat çekmektedir.

Thursday, October 29, 2026

Ağırlık ve Yerçekimi İvmesi

Bir kuvvet (F) olan "Ağırlık", bir cismin kütlesi (m) ile bulunduğu yerin yerçekimi ivmesinin (g) çarpımıyla (F = m.g) hesaplanmaktadır.

Dünya yüzeyindeki standart yerçekimi ivmesi (g) tam olarak 9,80665 m/s^2 (veya N/kg) olarak kabul edilmektedir.

A'raf suresinin aşağıdaki ayetinde "Sikal" (Ağırlık) kelimesi, müteşabih olarak Allah'ı niteleyen (haşa) bir ifade içinde, "Sekulet" (Ağırdır, Ağır gelir) olarak yer almaktadır. İçinde "Erd" (Yer) kelimesini barındırmasıyla dikkat çeken bu ifade "fiziksel ağırlık" kavramına ilişkin sayısal bir veriye de nümerolojik olarak işaret etmekte gibidir.   

7/187 .... SEKULET (1) fi (2) el (3) semavati (4) ve (5) el (6) ARD (7) ....

(.... göklerde ve YERDE AĞIRDIR .... )

Bir maddi olgunun ağırlığının belirlenmesinde kullanılan Yerçekimi ivmesi (g) değeri olan 9,80665 sayısının nümerolojik değeri 7* olmaktadır. (9+8+0+6+6+5 = 34 ... 3+4 = 7)

*Bilindiği üzere, döngünün, döngü sonunun, tamamlanmanın, olgunlaşmanın sembolü olan 7 sayısı, kitapta "Yedi gökler", "Yedi gün", "Yedi sene" gibi kavramlarda yer alan özel bir sayıdır.

- "Ağırlık" temalı yukarıdaki ayetin sure numarası 7'dir.

- Ayetin numarasının nümerolojik değeri de 7'dir. (1+8+7 = 16 ... 1+6 = 7)

- Ayette ayrı bir cümle olarak bulunan yukarıdaki bölüm 7 kelimeden oluşmaktadır.

Yaratılıştaki estetik ... Altın Oran

Bir galaksinin milyarlarca ışık yılı genişliğindeki dönüş formu ile deniz kenarındaki küçük bir deniz kabuğunun kıvrımı özdeş ve spiral bir yapı arzeder. Bu durum, evrenin ölçekten bağımsız olarak aynı temel fizik ve matematik kurallarıyla yani tek bir sistematik ile ve tek bir bilinçli irade tarafından inşa edildiğinin en somut kanıtıdır.

Spiral yapı (Altın Spiral), Altın Oran (φ ≈ 1.618) veya Fibonacci Dizisi* kullanılarak oluşturulan logaritmik bir spiral (sarmal) formdur.


Yaşamın temelini oluşturan DNA molekülü çift spiral (sarmal) bir yapıya sahiptir.

Samanyolu veya Andromeda gibi galaksiler milyarlarca yıldızı barındıran devasa spiral yapıya sahiptir.

Maddenin bir kara deliğe doğru çekilirken oluşturduğu akış çizgileri spiral bir rota izler.

Ayçiçeğinin merkezindeki çekirdek dizilimleri, çam kozalakları ve eğrelti otlarının yaprakları spiral formda açılır.

Nautilus gibi deniz canlılarının kabukları, büyüme sürecinde hacmini artırırken şeklini korumak için logaritmik spirali kullanır.



* Dizi, adını 13. yüzyılda yaşamış İtalyalı matematikçi Leonardo Fibonacci'den (Leonardo Pisano) almıştır. Dizinin başındaki 0 ve 1 sayıları haricindeki her sayı, kendisinden önceki iki sayının toplamıdır.

0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144 .... 

Altın Oran (1.618) ise dizideki her bir sayının, kendinden önceki sayıya bölünmesi yoluyla aranan orandır ki bu oran dizideki 13. sayıdan itibaren 1.618'e sabitlenir. (144/89 = 1.6179)

Nahl suresinin, "saymak" temalı aşağıdaki ayetindeki semantik ve nümerik yapı konu bağlamında uyum arzetmektedir. (Matematiksel diziler belirli bir örüntüye göre "sayma" sonucunda oluşurlar.)

16/18 Ve (1) in (2) TEUDDU (3) ni'mete (4) allahi (5) la (6) TUHSU (7) ha (8) inne (9) allahe (10) le (11) ğafurun (12) rahim (13) 

( Ve eğer Allah’ın nimetini SAYARSANIZ, onları SAYAMAZSINIZ. Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )

- Ayetin kodunda (16/18) Altın Oran tezahür etmektedir.

- Ayette 13 kelime bulunmakta olup, yukarıda da belirtildiği üzere Altın Oran (1.618) Fibonacci Dizisi'ndeki 13. sayıdan itibaren 1.618'e sabitlenmektedir.

- Ayrıca ayette "Saymak" anlamını içeren ikinci ve son kelime olan "Tuhsu" (Sayarsınız) kelimesinin sıra numarası 7 olup, bu sayı Altın Oran olan 1.618 sayısının nümerolojik değeridir. (1+6+1+8 = 16 ... 1+6 = 7)

Belphegor sayısı (Kıyamet Günü Asalı)

1 rakamı ile başlayan, tam ortasında  666 sayısı, her iki yanında da 13 adet sıfır bulunan ve palindromik bir asal sayı olan 1000000000000066600000000000001 sayısı Belphegor Sayısı olarak isimlendirilmiştir.

Amerikalı matematikçi Harvey Dubner'ın, büyük asal sayılar üzerine yaptığı bilgisayar destekli çalışmalar sırasında keşfettiği bu özel palindromik (tersten okunuşu da aynı olan) asal sayı, ismini, demonolojide yedi ölümcül günahtan biri olan tembelliği temsil edem cehennem prensinin ismi olan İbranice "Belphegor" * kelimesinden almaktadır.

* belphegor : ibr. * baal (efendi, sahip, hükümdar, tanrı) + peor (açıklık, yarık, geniş açmak; Moav bölgesinde bulunan Peor Dağı)

Belphegor sayısının sembolü, ters çevrilmiş Pi (π) harfi olup, bu sembol, sayıyı popülerleştiren ve ona ismini bulan bilim yazarı Clifford Pickover tarafından seçilmiştir.


Pickover, sembolü, dünyanın en gizemli ve hala çözülememiş metinlerinden biri olan Voynich El Yazması'ndaki bir kuş glifinden (işaretinden) esinlenerek türetmiştir.

Belfegor sayısının içerdiği 666 sayısı, İncil'de "canavarı simgeleyen insanın sayısı" olarak yer alır. 13 sayısı ise okültizmde uğursuzluk sembolü addedilir. (Belfegor sayısı 31 basamaklı bir sayı olup, bu sayı 13 sayısının tersidir.)

İncil'in, 666 sayısından bahsedilen aşağıdaki ayetinin kodunda Belfegor Sayısı ile uyumlu nümerik bir durum bulunması dikkat çekmektedir.

66-Vahiyler-13-18  Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı insanı simgeler. Sayısı ALTIYÜZALTMIŞALTIDIR.

- Ayetin numarası 13 olup, bu sayı Belfegor sayısındaki 666 sayısının her bir yanındaki 0 adedidir.

- Ayetin alt bölüm numarası 18 olup, bu sayı 6+6+6 işleminin sonucudur.