Çeviri

Friday, November 6, 2026

Yok olan ve yok eden sayı 9

Bir atomun hacminin %99'dan fazlasının (yaklaşık %99,99999999999'u) "boşluk/yokluk" olduğu bilinmektedir. (Buna rağmen maddelerin birbirlerinin içinden geçememelerinin sebebi ise pozitif veya negatif yüklü elektronların birbirlerini itmesi yani elektromanyetik kuvvettir.)

Nümerolojik değeri 9 olmayan, 9 haricindeki herhangi bir tek haneli X sayısının 9 ile toplanması sonucunda elde edilen sayının nümerolojik değeri, 9 sayısı "yok olmuş" gibi, yine X sayısını vermektedir.

Aynı şekilde, nümerolojik değeri 9 olmayan herhangi bir çok haneli Y sayısının 9 ile toplanması sonucunda elde edilen sayının nümerolojik değeri, 9 sayısı "yok olmuş" gibi, Y sayısının nümerolojik değerini vermektedir. Örneğin;

X = 4 ise X+9 = 13 ... 1+3 = 4

Y = 152 (1+5+2 = 8) ise Y + 9 = 161 ... 1+6+1 = 8

Herhangi bir sayının 9 ile çarpılması sonucunda daima, nümerolojik değeri 9 olan bir sayı elde edilmektedir. Bu durum, 9 sayısının diğer sayıları "yok etmesi" gibi tasvir edilebilmektedir. (4x9=36, 15x9=135, 234x9=2106 vb.)

Yukarıdaki bilgiler, 9 sayısının "Yokluk, Hiçlik" kavramıyla batıni bir ilişkisi olduğu düşüncesine vasıta olmaktadır.

Meryem suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "hiçbir şey değilken/yok iken" ifadesi ve ayetteki 9 sayısı tezahürü ile yukarıdaki bilimsel hususlara dikkat çekilmiş olması muhtemeldir. Bu ihtimalin sebebi, sure numarası, ayet numarası, kelime veya harf adedi gibi kodlamalarla, "yokluğun" gerçek sayısal değeri olan "0" sayısının ifade edilemeyecek olması olabilir.

19/9 Kale (1) ke (2) zalik (3) kale (4) rabbu (5) ke (6) huve (7) aley (8) iye (9) heyyinun (10) ve (11) kad (12) halaktu (13) ke (14) min (15) kablu (16) ve (17) LEM (18) TEKU (19) ŞEY'A (20)

قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـٔاً

("İşte böyle." dedi. Rab’bin "O bana kolaydır. SEN HİÇBİR ŞEY DEĞİLKEN seni önceden yarattım." dedi.)

- "Lem teku şey'a" (لَمْ تَكُ شَيْـٔاً) ifadesinin ebced değeri olan 801 sayısının numerolojik değeri 9 (8+0+1 = 9) olmaktadır.

- Ayrıca bu ifade ayetin 18. (1+8 = 9) kelimesinden itibaren başlamaktadır.

- Ayetin numarası 9'dur.

- "Tevbe" kelimesi, "Taba" (Dönmek, Pişman olup vazgeçmek) kökünden türeme bir kelime olup, dolaylı olarak "yanlış tutum, düşünce ve davranışları yok etme/ortadan kaldırma" anlamını temsil etmektedir. Tevbe suresinin numarasının 9 olması konu bağlamında önem arzetmektedir.

- Ayrıca okültizmde 9 sayısının, "imha, yok etme" kavramlarının sembolü olması ve "inşa, yaratma" kavramlarının sembolü olan 6 sayısının tersi olması da konuyla uyumludur.

- 9 sayısı sihirin/büyünün de sembolüdür ki büyü kişinin öz bilincini ortadan kaldırıp "yok eden" ve dışarıdan kontrol edilebilir hale getiren spiritüel bir uygulamadır.

Ayrıca Bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2019/09/sihirli-9-says.html?m=1

Thursday, November 5, 2026

Asteroid çarpma hızı

Bir cismin Dünya'nın yerçekimi alanından tamamen kurtulabilmesi için ulaşması gereken minimum hız (earth escape velocity / kurtulma hızı) ile dışarıdan serbest düşüşle gelen bir cismin (asteroid vb.) Dünya'ya çarpabileceği minimum hız matematiksel olarak eşit olup 11,2 km/s’dir. Zira, eğer bir cismin Dünya'ya çarpma hızı bu hızdan daha düşük olsaydı, bu cismin zaten uzun süredir Dünya'nın kütçekimsel yörüngesinde yapay veya doğal bir uydu gibi dönüyor olması gerekirdi.


Her ayet gibi çoklu anlamları olan Hakka suresinin aşağıdaki ayetinde “asteroid çarpması” fenomenine de işaret edilmekte gibidir.

69/14 Ve (1) humilet (2) el (3) ARDU (4) ve (5) el (6) cibalu (7) fe (8) DUKKETA (9) DEKKETEN (10) vahidet (11)

وَحُمِلَتِ الْاَرْضُ وَالْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَاحِدَةً

 (Ve YER ve dağlar yükletilip de tek ÇARPMA ile ÇARPILDIĞINDA,)

Ayetin nümerolojik yapısında öne çıkan 11 sayısı, asteroidin yaklaşık minimum çarpma hızını km/sn cinsinden ifade eden 11.2 sayısına olan yakınlığı açısından dikkat çekmektedir. 

- Ayetin sure numarasının nümerolojik değeri olan 6 (6+9 = 15 ... 1+5 = 6) ile ayet numarasının nümerolojik değeri olan 5 (1+4 = 5) sayısının toplamı 11 (6+5 = 11) olmaktadır. 

- Ayette 11 kelime bulunmaktadır.

- Ayette “Çarpma” kavramını temsil eden “Dukketa” (دُكَّتَا) (Çarpıldı) ve “Dekketen” (دَكَّةً) (Çarpma) kelimelerinin ebced değerlerinin (425 ve 29) nümerolojik değerleri de 11 olmaktadır.

Dukketa  (Dal 4 + Kef 20 + Te 400 + Elif 1 = 425 ... 4+2+5 = 11)

Dekketen (Dal 4 + Kef 20 + He 5 = 29 ... 2+9 = 11)

Ashab-ı Kehf kodlaması

Evvelki bölümlerde defaatle incelenen 3, 6 ve 9 sayıları fenomenine, Kehf suresinin aşağıdaki ayetinde de dikkat çekildiği görülmektedir.

Ayette, mağarada bulunanların (ashab-ı kehf) sayısına ilişkin bilgiler, belirli bir sistematiğe göre ifade edilmekte ve 3, 6, 9 fenomenine işaret edilmekte gibidir.

18/22 Se (1) yekulune (2) SELASETUN (3) RABİU (4) hum (5) kelbu (6) hum (7) ve (8) yekulune (9) HAMSETUN (10) SADİSU (11) hum (12) kelbu (13) hum (14) racmen (15) bi (16) el (17) ğayb (18) ve (19) yekulune (20) SEB'ATUN (21) ve (22) SAMİNU (23) hum (24) kelbu (25) hum (26) kul (27) rabb (28) i (29) a'lemu (30) bi (31) iddeti (32) him (33) ma (34) ya'lemu (35) hum (36) illa (37) kalilun (38) fe (39) la (40) tumari (41) fi (42) him (43) illa (44) miraen (45) zahiran (46) ve (47) la (48) testefti (49) fi (50) him (51) min (52) hum (53) ehada (54) 

( "ÜÇTÜRLER DÖRDÜNCÜLERİ köpekleridir." diyecekler. "BEŞTİRLER ALTINCILARI köpekleridir." diyecekler. Gayba tahmin yürüterek. "YEDİDİRLER ve SEKİZİNCİLERİ köpekleridir." derler. De ki: "Onların adetlerini Rab’bim bilir." Onları azın haricindekiler bilmezler. O halde açıkça görünenlerin haricinde onlar hakkında tartışma. Onlardan hiçbirine de onlar hakkında soru sorma. )

Ayette zikredilen sayıların toplamı 33 (3 sayısı tezahürü) olup, bu sayının nümerolojik değeri ise 6 (3+3 = 6) olmaktadır.

Söz konusu sayılar, ayetteki geçiş formatındaki gibi ikili gruplar halinde derlenip toplandığında aşağıdaki durum oluşmaktadır.

3 + 4 =   7
5 + 6 = 11
7 + 8 = 15

15 + 18 = 33*

* Bu işlemdeki sayıların nümerolojik değerleri 15 ... 1+5 =6, 18 ... 1+8 = 9 ve 33 ... 3+3 = 6'dır.)

Ayette yer alan sayıların sıra numaralarının toplamı olan 72 sayısının nümerolojik değeri de 9 olmaktadır.

Selasetun 3
Rabiu 4
Hamsetun 10
Sadisu 11
Seb'atun 21
Saminu 23
Toplam 72 ... 7+2 = 9

Ayetin sure numarası olan 18 sayısının nümerolojik değeri de 9 (1+8 = 9)'dur.

Ayetteki kelime adedi olan 54 sayısının nümerolojik değeri de 9 (5+4 = 9)'dur.

Ayrıca bkz.








Nümeroloji metodu ve 3, 6, 9 gizemi

Matematiksel bir metod olan nümeroloji (rakam toplamı) ayetlerde özellikle bildirilmekte ve bu vesileyle 3,6 ve 9 sayılarına da işaret edilmektedir.

Aşağıdaki dört ayette, ayete konu olan esas sayıların doğrudan değil, matematiksel toplamlar vasıtasıyla ifade edildiği görülmektedir.

2/196 .... fe men lem yecid fe siyamu SELASET eyyamin fil hacci ve SEB'ATİN iza raca'tum tilke AŞERATUN kamileh ...

فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ اِذَا رَجَعْتُمْۜ تِلْكَ عَشَرَةٌ كَامِلَةٌۜ

(... Kim bulamazsa, hac içinde ÜÇ ve döndüklerinde de YEDİ gün oruç tutsun. Bunlar ONa tamamlanırlar. ....)

28/27 Kale inni uridu en unkihake ihdebneteyye hatEYNİ ala en te'curani SEMANİYE hicec fe in etmente AŞRAN fe min indik ve ma uridu en eşukka aleyk seteciduni in şaellahu mines salihin

قَالَ اِنّ۪ٓي اُر۪يدُ اَنْ اُنْكِحَكَ اِحْدَى ابْنَتَيَّ هَاتَيْنِ عَلٰٓى اَنْ تَأْجُرَن۪ي ثَمَانِيَ حِجَجٍۚ فَاِنْ اَتْمَمْتَ عَشْراً فَمِنْ عِنْدِكَۚ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ اَشُقَّ عَلَيْكَۜ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ

("Kesinlikle ben, bana SEKİZ yıl ücretlenmen karşılığında şu İKİ* kızımdan birini sana nikahlamayı isterim. Eğer ONa tamamlarsan senin indindendir. Sana meşakkat vermeyi istemem. Eğer Allah dilerse beni iyilerden bulacaksın." dedi.)

*Ayette "Eyni" (İki) kelimesi kız adedinin bildirilmesi vasıtasıyla zikredilmiş olmaktadır.

7/142 Ve vaadna musa SELASİNE leyleten ve etmemnaha bi AŞRİN fe temme mikatu rabbihi ERBEİNE leyleh ve kale musa li ehiyhi harunahlufni fi kavmi ve aslih ve la tettebi’sebilel mufsidin
وَوٰعَدْنَا مُوسٰى ثَلٰث۪ينَ لَيْلَةً وَاَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ فَتَمَّ م۪يقَاتُ رَبِّه۪ٓ اَرْبَع۪ينَ لَيْلَةًۚ    .....

(Ve Musa'ya OTUZ gece vaad ettik ve onu ON ile tamamladık. Böylece Rab’binin zamanı KIRK geceye tamamlandı. ...)

18/25 Ve lebisu fi kehfihim SELASE MİETİN sinine vazdadu TİS'A

وَلَبِثُوا ف۪ي كَـهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِن۪ينَ وَازْدَادُوا تِسْعاً

(Ve mağaralarının içinde ÜÇ YÜZ sene kaldılar ve DOKUZ artırdılar.)

Yukarıdaki toplama işlemleri aşağıdaki gibi derlendiğinde, nümerolojik olarak 3,6 ve 9 sayılarının sırayla tezahür ettiği ve işlemlerin genel toplamının 369 sayısını verdiği görülmektedir.

7+3       =   10
8+2       =   10
30+10   =   40
300+9   = 309
345+24 = 369

Genel toplama işlemindeki her bir sayının nümerolojik değerleri ise şöyle olmaktadır.

345 ... 3+4+5 = 12 ... 1+2 = "3"
24 ... 2+4 = "6"
369 ... 3+6+9 = 18 ... 1+8 = "9"

Nikola Tesla'ya ait olduğu belirtilen aşağıdaki söylem konu bağlamında önem arzetmektedir.

"Eğer 3, 6 ve 9 sayılarının ihtişamını anlayabilseydiniz, evrenin anahtarına sahip olurdunuz."




Wednesday, November 4, 2026

300 + 9 = 309

Matematikte, bir sayının rakamlarının toplamı (rakam toplamı) yani nümerolojik değeri, bölünebilme kuralları, sayı teorisi, kriptografi (şifreleme) ve bilgisayar bilimleri olmak üzere birçok alanda temel bir araç olarak kullanılmaktadır.

Nümerolojinin (Rakam toplamının) matematikteki en yaygın ve pratik kullanım alanları şunlardır.

1- Bölünebilme Kuralları

- 3 ile Bölünebilme : Bir sayının rakamlarının toplamı 3 veya 3'ün katı ise o sayı 3'e tam bölünür.

- 9 ile Bölünebilme : Bir sayının rakamlarının toplamı 9 veya 9'un katı ise o sayı 9'a tam bölünür.

- Kalanı Bulma : Bir sayının 3 veya 9 ile bölümünden kalan, o sayının rakamları toplamının 3 veya 9 ile bölümünden kalana eşittir.

2- Modüler Aritmetik ve "Dokuz Atma" :

Bir sayının rakamları toplanıp tek haneli bir sayıya indirgendiğinde yani nümerolojik değeri bulunduğunda, aslında o sayının (mod 9) (9'a bölümünden kalan) değeri bulunur. (Örnek: 583 = (9x64) + "7" ; 5+8+3 = 16 ... 1+6 = 7)

Kehf suresinin aşağıdaki ayetinde hem nümeroloji (rakam toplamı) metoduna, hem de 300* ve 9 sayıları vasıtasıyla yukarıdaki matematiksel fenomenlere işaret edilmektedir. (*300 ... 3+0+0 = 3)

18/25 Ve lebisu fi kehfihim SELASE mietin sinine vazdadu TİS'A

وَلَبِثُوا ف۪ي كَـهْفِهِمْ ثَلٰثَ مِائَةٍ سِن۪ينَ وَازْدَادُوا تِسْعاً

(Ve mağaralarının içinde ÜÇ yüz sene kaldılar ve DOKUZ artırdılar.)

Ayetin sure numarası olan 18 sayısının nümerolojik değeri (rakam toplamı) 9'dur. (1+8 = 9)

Rakamları toplamı 9 olduğu için 18 sayısı hem 3'e hem de 9'a tam bölünmektedir. (18/3 = 6, 18/9 = 2)

Rakamları toplamı 3'ün katı olduğu için 18 sayısı 6'ya da tam bölünmektedir.

Matematikte bir sayı, kendi rakamlarının toplamına tam bölünebiliyorsa buna "Harshad (Niven) Sayısı" denmektedir. 18 sayısı, rakamları toplamı olan 9'a tam bölündüğü için bir Harshad Sayısı'dır.

"Tis'a" (تِسْعاً) (Dokuz) kelimesinin ebced değeri olan 531** sayısının nümerolojik değeri de 9'dur. (5+3+1 = 9)

** Te 400 + Sin 60 + Ayn 70 + Elif 1 = 531

Yukarıdaki ayetteki harf adedi olan 36 sayısının nümerolojik değeri 9'dur. (3+6 = 9)

وَ لَ بِ ثُ و ا ف۪ ي كَ ـهْ فِ هِ مْ ثَ لٰ ثَ مِ ا ئَ ةٍ سِ ن۪ ي نَ وَ ا زْ دَ ا دُ و ا تِ سْ ع اً

9'a bölümünden kalan 7 olan en küçük doğal sayı 7 olup, ayetin kodu, ayetin sure numarası ve ayet numarası bu işleme işaret etmekte gibidir. ( (0.7 x 9) + 7 = 7 )

Ayet kodu 18/25 ... 1+8+2+5 = 16 ... 1+6 = "7";

Sure no. 18 ... 1+8 = "9"

Ayet no. 25 ... 2+5 = "7")

Güneş esaslı Miladi takvimdeki 300 yıl ile Ay esaslı Hicri takvimdeki 309 yıl tam olarak aynı zaman dilimine (aynı gün sayısına) denk gelmekte olup, ayetteki "300 yıl kaldılar ve 9 arttırdılar" cümlesi bu fenomene de işaret etmektedir.

Gelgit Kilitlenmesi ve Sabit gölgeler

Dünya üzerindeki bir gölgenin boyunun, yönünün ve şeklinin tamamen sabit kalması için Dünya ile Güneş arasındaki göreceli konumun ve açının hiç değişmemesi gerekir. 

Dünya kendi ekseni etrafında döndüğü ve Güneş etrafında dolandığı için gölgeler sürekli hareket eder ve boyları değişir.

Bir gölgenin sabit kalması için iki kozmik koşul gerekir.

1- Gelgit Kilitlenmesi : 

Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi (24 saat) ile Güneş etrafındaki dolanma süresinin (365 gün/8760 saat) eşitlenmesi anlamına gelen bu durumda Ay'ın Dünya'ya hep aynı yüzünü göstermesi gibi, Dünya da Güneş'e hep aynı yüzünü gösterecek olmasından (Gelgit Kilitlenmesi), Güneş gökyüzünde hep aynı noktada asılı kalır ve gölgeler sonsuza kadar aynı boyda ve yönde sabitlenir.

Gelgit Kilitlenmesi ve sabit gölge durumu

2- Dönüş Hızı Senkronizasyonu :

Dünya'nın, Güneş etrafındaki yörüngesindeki dönüş hızı (29,78 km/s yani saatte yaklaşık 107.208 km) ile kendi eksenindeki dönüş hızının (1.670 km) senkronize olması durumu Gelgit Kilitlenmesiyle aynı sonucu doğurur yani gölgeler sonsuza kadar aynı boyda ve yönde sabitlenir.

Furkan suresinin aşağıdaki ayetinde "gölgenin uzaması" fenomenine ve "gölgenin sabit kalması" durumuna değinilmektedir. 

25/45 E (1) lem (2) tera (3) ila (4) rabbi (5) ke (6) keyfe (7) MEDDE (8) EL (9) ZİLL (10) ve (11) lev (12) şae (13) le (14) ceale (15) hu (16) sakina (17) summe (18) cealna (19) el (20) ŞEMSE (21) aley (22) hi (23) delila (24)

(Rab’binin GÖLGEYİ NASIL UZATTIĞINI görmüyor musun? Ve şayet dileseydi, ONU HAREKETSİZ KILARDI. Sonra, Güneş’i onun üzerine delil kıldık.)

Ayetteki sayısal yapı yukarıda belirtilen koşullardan ilki olan  "Gelgit Kilitlenmesi" fenomenindeki verilerle uyum arzetmektedir.

Gelgit Kilitlenmesi için gerekli koşul, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi ve Güneş etrafındaki dolanma süresinin ya 24 saate ya da 8760 saate eşitlenmesidir. 

- Ayetin kodundaki rakamlar ile ayetteki kritik ifade olan "Meddez zill" (Gölgeyi uzatır) kalıbının sıra numarasının toplamı 24 sayısını vermektedir.

- Ayette de 24 kelime bulunmaktadır ki bu sayı Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüş süresini saat cinsinden ifade eden sayıdır.

- Ayetteki diğer kritik kelime olan "Şems" kelimesinin sıra numarası olan 21 sayısı da Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma süresini saat cinsinden ifade eden 8760 sayısının nümerolojik değeridir. (8+7+6+0 = 21)

CHNOPS

Organik yapılar temel olarak 6 elementten oluşmaktadır. Bu elementler, dünyadaki tüm yaşamın ve biyolojik moleküllerin temel yapı taşlarıdır.

Canlı organizmaların toplam kütlesinin yaklaşık %98'ini oluşturan bu altı element, baş harflerinden dolayı bilimsel platformda CHNOPS kısaltması ile anılmaktadır.

C = Karbon %18.5
H = Hidrojen %9.5
N = Nitrojen (Azot) %3.2
O = Oksijen %65
P = Fosfor %1.2
S = Kükürt %0.3

Toplam       %97.7

İnsan vücudunda yaklaşık 60 farklı kimyasal element tespit edilmiştir.

CHNOPS ve insan vücudundaki element sayısı, "Altı günde yaratılış" temasıyla ve "Allah" kelimesinin ebced değeri olan 66 sayısıyla uyum arzetmektedir.

7/54 İnne rabbekumullahullezi halekas semavati vel erda fi SİTTETİ eyyamin ...

(Kesinlikle Rab’biniz Allah, gökleri ve yeri ALTI günde yarattı. ...)

Okusalar da anlamazlar, anlasalar da dönmezler!

Bu bölümde, takke, cüppe ve türban maskesine bürünmüş münafık ve hain hırsızların, müşrik sahtekarların ve bunların tezahürüne imkan verenlerin tekrar tekrar okumasında fayda bulunan ayetlere yer verilmiştir. Bölüm sonunda zikredilen ayetler ise bu bölüme yapılabilecek bir yorum niteliğindedir.

4/2 Ve YETİMLERE MALLARINI VERİN. Pisi, kötüyü, temizle, iyiyle değiştirmeyin. ONLARIN MALLARINI MALLARINIZA KATARAK YEMEYİN. Kesinlikle o büyük günahtır.

6/70 Ve DİNLERİNİ OYUN VE EĞLENCE EDİNEN VE KENDİLERİNİ DÜNYA HAYATININ ALDATTIĞI KİMSELERİ bırak. Nefsin o kazandığından dolayı helak olmaması için onunla hatırlat. Ona Allah’tan başka dost ve af vesilecisi yoktur. Eğer BÜTÜN FİDYELERİ VERSE BİLE ONDAN ALINMAZ. İŞTE ONLAR O KAZANDIKLARINDAN DOLAYI HELAK EDİLMİŞLERDİR. Onlara, inkar ettiklerinden dolayı kaynar sudan içecek ve elim azap vardır.

7/51 O DİNLERİNİ EĞLENCE VE OYUN EDİNENLER VE DÜNYA HAYATININ KENDİLERİNİ ALDATTIKLARI. Artık bugün onları, bu günlerine kavuşacaklarını unuttukları gibi ve o ayetlerimizi inkar ettikleri gibi unuturuz.

9/34 Ey o inananlar, kesinlikle BİLGİNLERİN VE RAHİPLERİN BİR ÇOĞU İNSANLARIN MALLARINI BATIL İÇİN YERLER ve Allah yolundan döndürürler. O, ALTIN VE GÜMÜŞÜ HAZNEDİP, ONLARI ALLAH YOLUNDA HARCAMAYANLAR, onları elim azap ile müjdele.

9/35 O gün onların üzerlerinde cehennem ateşi kızdırılır da onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanır. İŞTE BUNLAR O NEFİSLERİNİZ İÇİN BİRİKTİRİP HAZNETTİKLERİNİZ. HAYDİ, O HAZNETMİŞ OLDUKLARINIZI TADIN.

10/58 De ki: "Allah’ın üstünlüğü ve O’nun rahmetiyle, bunlarla ferahlayıp sevinsinler. O, O BİRİKTİRDİKLERİNDEN, TOPLADIKLARINDAN daha hayırlıdır."

18/28 Ve sabah ve akşam O’nun yüzünü isteyerek Rab’lerini çağıranlarla birlikte nefsine sabret. DÜNYA HAYATININ SÜSÜNÜ İSTEYEREK gözünü onlardan ayırma. KALBİNİ BİZİ HATIRLAMAKTAN HABERSİZ KILDIĞIMIZA, HEVESİNE TABİ OLANA VE İŞİ AŞIRILIK OLANA itaat etme.

28/60 Ve O SİZE VERİLEN ŞEYLER DÜNYA HAYATININ FAYDASI VE SÜSÜDÜR. O Allah’ın indindeki daha hayırlıdır ve daha bakidir. Artık akıl etmez misiniz?

30/39 Ve İNSANLARIN MALLARI İÇİNDE ARTMASI İÇİN O PRİMDEN VERDİĞİNİZ ALLAH’IN İNDİNDE ARTMAZ. Allah’ın yüzünü isteyerek, o zekattan verdiğiniz, işte onlar, onlar kat kat artmış olanlardır.

43/35 Ve ALTIN, SÜS ZİNET. KESİNLİKLE BUNLARIN HEPSİ DÜNYA HAYATININ FAYDASIDIR. Rab’binin indindeki ahiret sakınanlar içindir.

47/36 Kesinlikle o DÜNYA HAYATI OYUNDUR VE EĞLENCEDİR. Eğer inanırsanız ve sakınırsanız size ödülünüzü verir. SİZE MALLARINIZI SUAL ETMEZ.

57/20 Bilin ki o DÜNYA HAYATI KESİNLİKLE OYUNDUR, EĞLENCEDİR, SÜSTÜR, ARANIZDA ÖVÜNMEDİR, MALLARDAN VE ÇOCUKLARDAN ÇOĞALTMADIR. Bitirip yetiştirdiği, ekincilerin hoşuna giden yağmur misali gibidir. Sonra kırpılmış parça olur. Ahirette şiddetli azap, Allah’tan af ve rıza vardır. Dünya hayatı aldatıcı maddi fayda haricindeki değildir.

58/17 ONLARA NE MALLARI, NE DE ÇOCUKLARI ALLAH’A  KARŞI HİÇBİR ŞEYE FAYDA SAĞLAMADI. İşte onlar ateşin sahipleridirler. Onlar orada ebedidirler.

63/7 ... GÖKLERİN VE YERİN HAZİNELERİ ALLAH İÇİNDİR. LAKİN İKİYÜZLÜLER ANLAMAZLAR.

83/1 VAY ÖLÇÜDE TARTIDA HİLE YAPANLARA,
83/2 ONLAR İNSANLARDAN ALDIKLARINDA TAM ÖLÇERLER.
83/3 VE ONLARA ÖLÇTÜKLERİNDE VEYA ONLARA TARTTIKLARINDA İSE EKSİLTİRLER.

102/1 ÇOKLAMA SİZİ ALIKOYDU, OYALADI.
102/2 SİZ KABİRLERE VARINCAYA KADAR.

104/2 O MALI TOPLAYAN VE ONU ADET ADET SAYAN,
104/3 MALININ ONU EBEDİ KILACAĞINI SANAR.
104/4 Asla, o hutameye atılacaktır.

-----------------------------------------------

2/18 SAĞIRDIRLAR, DİLSİZDİRLER, KÖRDÜRLER. ARTIK ONLAR DÖNMEZLER.

7/179 ONLARIN KALPLERİ VARDIR, ONLARLA ANLAMAZLAR. ONLARIN GÖZLERİ VARDIR, ONLARLA GÖRMEZLER. ONLARIN KULAKLARI VARDIR, ONLARLA DUYMAZLAR. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER. BİLAKİS DAHA DA SAPMIŞLARDIR. İŞTE ONLAR GAFİLLERDİR.

9/87 KALPLERİNE MÜHÜR BASILDI. ARTIK ONLAR ANLAMAZLAR.

ZulKARNeyn ve CERN

Arapça "Karn" (قرن) kelimesi, "Karana" (İki şeyi birbirine bağlamak, Bir araya getirmek, Birleştirmek, Eşleştirmek, Çift kılmak) kelimesinden türeme olan ve "Çağ, Devir, Dönem; Soy, Nesil, Döl, Tohum; Boynuz" anlamlarında kullanılan bir kelimedir.

"Akran" (Yaşıtlar, Eş yaşlılar) ve "Karin" (Eş, Arkadaş) kelimeleri de "Karana" (Birleştirmek, Eşleştirmek) fiil kökünden türemedir.

"Karn" kelimesi ayetlerde "Soy, Nesil, Döl*, Tohum*/Boynuz**" ve "Eş, Arkadaş" anlamlarında yer almaktadır. 

* Döl/Tohum, özü itibarıyla "iki şeyin (erkek ve dişi üreme hücrelerinin) bir araya gelmesiyle, birleşmesiyle" tezahür eden bir olgu olup, "Karana" fiilinin anlamının tam temsilidir.

** Boynuz ise, "soyu, nesli, dölü ve soyun/dölün devamlılığı"nı simgeleyen bir sembol olup, "Boynuzunun yükselmesi" veya "Boynuzunun parlaması" gibi metaforlar bu bağlamda kullanılagelmiştir.

Latince "Cornu" (Boynuz) kelimesi de "Karn" kelimesi ile ortak kökenden olup, semantik köken itibarıyla "Soy, Nesil, Döl, Tohum" anlamlarını içermektedir. Tarihte bazı toplulukların (İskandinavlar, Keltler) savaşçılarının kullandıkları "iki boynuzlu miğferler", "seçilmişlik" ve "asil soy" anlamlarını sembolize etmiştir.

"Soyu, Soyluluğu" simgeleyen sembolik ve dairesel nesnenin ismi olan "Taç" kelimesinin Latince karşılığı "Corona" kelimesidir.

Fransızca "Carne" (Et), Almanca'daki "Kern" (Tohum, Çekirdek) ve İngilizce'deki "Corn" (Tahıl tanesi, Tohum) kelimeleri de, "Karn" (Soy, Nesil, Döl, Tohum) kelimesiyle ortak kökendendir.

Kehf suresinde, bir kavmin, "açılmış bir portaldan" geçip gelerek yerde bozgunculuk yapan farklı bir kavim (farklı boyut varlıkları) olan Ye'cuc ve Me'cuc'dan korunabilmek üzere "Zülkarneyn"* isimli karakterden, portalı kapatacak bir "set" inşa etmesini istemelerinden  bahsedilir.

*"Zülkarneyn" kelimesi "İki boynuzlu/İki soylu/İki nesilli" anlamına gelmektedir. (Zi (Sahibi) + el (ön ek) + karn (boynuz, soy, nesil) + eyn (iki) )

Zülkarneyn ile ilgili ayet grubu ve kısa açıklamalar şöyledir.

18/83 Ve sana ZÜLKARNEYN'den sual ediyorlar. De ki: "Size ondan hatırlatma okuyacağım."

"Zülkarneyn" kelimesinin ilk kez geçtiği ayetin sure numarasının ve ayet numarasının, malum küresel zümrenin "kitlesel dönüşüm/halden hale geçiş" amaçlı operasyonlarının kodu olan ve esasen "portal açılışı" ve "halden hale geçişi" simgeleyen "9/11" kodunu oluşturması, aşağıda yer alan ayetler ve açıklamalar itibarıyla dikkat çekmektedir. (18 ... 1+8 = "9" ve 83 ... 8+3 = "11")

18/90 Nihayet Güneş’in doğduğu yere ulaştığında, onu, kendilerine ondan başka örtü oluşturmadığımız KAVMİN üzerine doğarken buldu.

Zülkarneyn bir kavim ile karşılaşıyor.

18/93 Nihayet İKİ SETİN ARASINA ULAŞTIĞINDA, sözü anlamaya yanaşmayan, ONLARDAN BAŞKA BİR KAVİM BULDU.

Ayetteki "İki setin arası" ifadesi "açılmış bir portalı" temsil etmektedir. Zira Zülkarneyn portala yaklaştığında, karşılaştığı o ilk kavimden farklı olan başka bir kavmin "açılmış olan portaldan geçmekte" olduğunu görüyor. Söz dinlemeyen, isyankar olarak nitelenen bu kavmin portaldan geçişi Enbiya suresinde şöyle bildirilmektedir.

21/96 Nihayet YECUC VE MECUC AÇILDIĞINDA, onlar her tepeden neslolurlar/inip akın ederler. 

Kehf suresinin ilgili ayet grubuna devam edilecek olursa;

18/94 “Ey ZÜLKARNEYN, YECUC VE MECUC kesinlikle yerde BOZGUNCULARDIR. O halde, BİZİMLE ONLAR ARASINA SED KOYMAN üzere sana haraç versek olur mu?” dediler.

Zülkarneyn'in karşılaştığı ilk kavim, açılmış portaldan geçerek gelen diğer bozguncu kavimden korunmak için kendisinden, "portalı kapatması" talebinde bulunuyor.

Aşağıdaki ayet ikilisinde ise Zülkarneyn'in, "açılmış portalı" kapatması tasvir edilmektedir. 

18/96 Bana demir kütleleri getirin. Nihayet, İKİ UCUN ARASINI EŞLEŞTİRDİ/BİRLEŞTİRDİ. "Üfleyin." dedi. Nihayet ateşi oluşturduğunda "Getirin bana, onun üzerine erimiş bakır dökeyim." dedi.

Zülkarneyn'in, açılmış olan portalı kapattığından bahsedilen yukarıdaki ayette yer alan "İki ucu birleştirdi" cümlesi Zülkarneyn kelimesinin anlamıyla da ilintilidir.


18/97 Böylece onu ele geçirmeye istidatları olmadı. ONA DELİK AÇMAYA DA İSTİDATLARI OLMADI.

Yukarıdaki ayette ise, evvelce "iki setin arası" olarak tasvir edilen "açılmış portalın" "iki ucunun birleştirilerek" kapatılmış olduğu ve farklı boyut varlıkları olan Ye'cuc ve Me'cuc tarafından delinip geçilemediği bildirilmektedir. 

CERN'deki operasyonun özünde de "iki şeyin birleştirilmesi, bir araya getirilmesi, bir noktada birleştirilip çarpıştırılması" eylemi bulunmaktadır. Zira CERN'de zıt yönlerde hareket eden milyarlarca parçacıktan oluşan "iki büyük parçacık demeti" çarpıştırılmaktadır. Bu çarpıştırmaların boyut portalı açacağı yönünde yetkili kişi beyanları da mevcuttur.

CERN kelimesi, "Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire" (Avrupa Nükleer Araştırma Konseyi) kelime grubunun baş harflerinden oluşan bir akronimdir. Bu akronim hem fonetik yapısı, hem de içerdiği anlam itibarıyla konu bağlamında dikkat çekmektedir. 

"CERN" ve "Karn" kelimeleri fonetik benzerlik arzetmektedir. 

Öte yandan CERN akronimini oluşturan kelimelerden biri olan "Nucléaire" (Nükleer) kelimesi "Tohumsal, Çekirdeksel" anlamına gelmekte ve "Karn" (Soy, Nesil, Tohum, Döl) kelimesinin içerdiği anlamlar ile uyum arzetmektedir.

CERN = Avrupa TOHUMSAL/ÇEKİRDEKSEL Araştırma Merkezi

Yani batıni bağlamda, CERN'de farklı boyutlardaki farklı yaşam formlarının "tohumları, soyları" da mı araştırılmaktadır?

CERN, 29.09.1954 tarihinde kurulmuştur. Bu tarihteki günü ve ayı temsil eden sayıların, nümerolojik olarak, malum küresel zümrenin kitlesel dönüşüm/kitlesel halden hale geçiş amaçlı operasyon kodu olan "9/11"'i oluşturması da dikkat çekmektedir. (2+9 = 11 ve 9)

CERN'deki LHC (Large Hadron Collider/Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) 29.06.2026 tarihinde tekrar planlı bakım, onarım ve modernizasyon çalışmaları (Long Shutdown 3 - LS3) kapsamında geçici olarak kapatılmıştır. Bu tarihteki günü temsil eden sayı da 29'dur. (2+9 = 11)

Ayrıca bkz.


Tuesday, November 3, 2026

Kapıları zorlayanlar

CERN (Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire (Avrupa Nükleer Araştırmalar Konseyi) ) Araştırma ve Bilimsel Hesaplama Direktörü Sergio Bertolucci'nin Kasım 2009'da, LHC'ın (Large Hadron Collider/Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) tekrar devreye alınması öncesinde yaptığı basın brifingindeki şu cümlesi dikkat çekmektedir.

"Out of this door might come something, or we might send something through it"

(Bu kapının dışından bir şey gelebilir veya biz buradan oraya bir şey gönderebiliriz.)

Boyut portallarının (kapılarının) araştırıldığını dolaylı olarak ifade eden Bertolucci'nin bu konuşmayı yaptığı Kasım 2009 tarihindeki yılı ve ayı temsil eden 2009 ve 11 sayıları aşağıda değinilen bağlamda dikkat çekmektedir. (2+0+0+9 = 11 ve 11)

LHC 20.11.2009 tarihinde tekrar devreye alınmıştır. (Tarihteki günü temsil eden 20 sayısının nümerolojik değeri de 2'dir. (2 = 1+1)

Spiritüalizmde ruhsal hal değişimini temsil eden "kapı açılması" ifadesi,  kuantum fiziğinde de maddenin farklı hallerini ve farklı frekansları/boyutları temsil etmektedir. Bu fenomenlerin yani "yeni döngü başlangıcı", "boyut portalı açılışı" ve "halden hale geçiş" kavramlarının numerik sembolleri ise 8 ve 11 sayılarıdır. Her iki sayının şekillerindeki düal (ikili) yapı yaratılıştaki düaliteyi ve düalite kaynaklı döngüleri simgelemektedir.

"Kapı açılması" ifadesinin Kur'an'da 8 ayette toplam 8 kere tekrarlanması ve bu ifadenin yer aldığı  ayetlerin numaralarındaki rakamların toplamı olan 56* sayısının nümerolojik değerinin 11 olması konu bağlamında dikkat çekmektedir.

"Kapı açılması" ifadesinin geçtiği ayet kodları ve ana ifadeler şöyledir.

6/44 her şeyin kapılarını açtık

7/40 göğün kapıları açılmaz

15/14 gökten kapı açsak da

23/77 azabı şiddetli kapı açtığımızda

38/50 İkamet bahçelerinin kapıları onlara açılmıştır

39/71 cehennemin kapıları açılır

39/73 cennetin kapıları açılır

54/11 göğün kapılarını açtık

* "Kapı açılması" ifadesinin son kez geçtiği ayetin kodundaki rakamların toplamı da 11 olmaktadır. (5+4+1+1 = 11)

Ayrıca "Bab/Ebvab" (Kapı/Kapılar) kelimelerinin ayetlerde toplam 27 kere geçmesi ve dev bir dairesel "portal" formunda olan CERN'deki LHC parkurunun uzunluğunun 27 km olması ilginç bir uyum arzetmektedir.

27 km uzunluğundaki LHC parkuru

İki veya daha fazla parçacığın kuantum durumlarının (spin, konum, momentum vb.) birbirine tamamen bağlı hale gelmesi durumunu ifadeceden Kuantum Dolanıklık ilkesi çerçevesinde, atom altı parçacıklarda oluşan hal değişimlerinin, dünyanın frekansını ve dolayısıyla insanlığın psikolojik durumunu (ruhsal frekansını)/algı seviyesini değiştirme potansiyeli mevcuttur. Hatta içinde bulunulan Post Truth Era (Gerçek Ötesi Çağ)'nın yani gerçekliği, somut ve açık gerçekler yerine algıların oluşturduğu aldatıcı dönemin sebeplerinden birinin de CERN deneyleri olması muhtemeldir.

CERN konusunda, "spekülatif" ve "komplo teorisi" addedilen ancak incelenmesi gereken bazı yayınlar da mevcuttur. Bu tip kitaplarda CERN'in farklı boyut varlıkları ile temas kapısı olduğu teması işlenmektedir.

"The Portal of Deception" (Aldatma Kapısı)

CERN Science, Secrecy and Another Reality? (CERN Bilim, Gizem ve Başka Bir Gerçeklik?)

Sicim Teorisi'nin ve özellikle M-Teorisi'nin, matematiğin tutarlı olabilmesi ve kuantum mekaniği ile genel göreliliğin birleştirilebilmesi için 11 boyutlu bir evren öngörmesi de konu bağlamında ayrıca dikkat çekmektedir.

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2026/10/cern-ve-shiva-heykeli.html

Burunlarından damgalananlar

Hayvancılıkta boğa ve domuz gibi fiziki kontrolü zor hayvanların azgınlık yapmalarını önlemek ve onları kontrol edip yönlendirebilmek için bu hayvanların en hassas noktalarından biri olan burunlarına halka takılmaktadır. "Burun Halkası" adı verilen bu uygulama kapsamında bakıcılar, halkaya, ucundaki özel kanca ile takılan metal veya ahşap bir çubuk sayesinde 1-1.5 metre gibi güvenli bir mesafede durarak boğanın kafasını ve hareketlerini doğrudan yönlendirebilmektedirler.

Burunlarıyla toprağı kazarak eşeleyen ve kökleri çıkaran domuzların bu şekilde ekili alanlara zarar vermelerini engellemek amacıyla da en hassas bölgeleri olan burunlarına halka takılmaktadır. Domuz, burnunu toprağa sokup kaldırmak istediğinde halka canını acıttığından eşeleme davranışından vazgeçmektedir. Dolayısıyla "Burun Halkası" metodu, domuzun güçlü içgüdüsel eşeleme davranışını kısıtlamaya yönelik bir kontrol uygulamasıdır.

Ruhsal tekamül sürecindeki sonsuz döngülerin kaba madde planı olan "dünya hayatı" safhasında, nefsani ve maddi ihtiraslarına yenik düşerek "kibir" ve "açgözülük" sergileyenlerin, karşılıklandırma olarak, muteakip reenkarnasyonlarında insan altı varlık kategorisine geri döndürülmelerinin dahi söz konusu olduğu ayetlerde belirtilmektedir.

A'raf suresinin aşağıdaki ayetinde düşük nitelikli maddi frekansların adeta kölesi olmuş insanların "hayvanlar gibi hatta daha alt seviyede" olduklarından bahsedilmektedir.

7/179 Ve cinlerden ve insanlardan çoğunu cehennem için bıraktık. Onların kalpleri vardır, onlarla anlamazlar. Onların gözleri vardır, onlarla görmezler. Onların kulakları vardır, onlarla duymazlar. BUNLAR HAYVANLAR GİBİDİRLER. BİLAKİ DAHA DA SAPMIŞLARDİR. İşte onlar habersizlerdir.

Maide suresinin aşağıdaki ayetinde hayvan safhasına geri döndürülmüş kibirli azgın müşriklere "domuz" örneğiyle de işaret edilmektedir.

5/60 De ki: "Allah’ın indinde musibet olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah’ın  lanetlediği ve üzerine öfke eylediği ve ONLARDAN maymunlar, DOMUZLAR ve AZGINA KULLUK EDENLER OLUŞTURDUĞU KİMSELER, işte bunlar mekan olarak daha kötüdürler. Düz yoldan daha da sapmışlardır."

Kalem suresinin aşağıdaki ayet grubunda ise kibirli ve inkarcı müşrik tasviri yapılmaktadır. Ayet grubunun sonunda yer alan "Burnundan damgalamak" ifadesi vasıtasıyla "azgın hayvan kontrolünde" kullanılan "Burun Halkası" metoduna müteşabih olarak atıfta bulunulmaktadır.  

68/10 Ve yemin edip duran hakir aşağılıkların hiçbirine itaat etme.

68/11 Arkadan konuşup çekiştiren, sadece akıl ve mantık ile gerçeği bulacağını sanan, laf taşıyan.

68/12 Hayırdan meneden, hudutları aşan günahkar.

68/13 Sert, kaba bundan başka da aşağılık.

68/14 Malı ve oğulları var diye.

68/15 Ona ayetlerimiz okunduğunda "Evvelkilerin masalları." der.

68/16 SE NESİMUHU ALEL HURTUM

(ONU BURNUNUN ÜZERİNDEN DAMGALAYACAĞIZ/İŞARETLEYECEĞİZ.)

Ayetteki "burundan damgalama" uygulamasının, teşbihen "dağlayarak işaretleme/kodlama" işlemini de ifade edebileceği düşünüldüğünde, hayvanların en hassas yerleri olan "burunlarının" konu edilmesinin sebebi de açığa çıkmaktadır.

Ayrıca "Kibir/Kibirlenme" kavramının "Burnu büyük", "Burnu havada", "Burnundan kıl aldırmayan" gibi deyimler ile ifade edildiği dikkate alındığında, yukarıdaki ayette bir karşılıklandırma tasviri olan "burnundan damgalamak" ifadesi daha da anlam kazanmaktadır. 

Monday, November 2, 2026

Pulsarlar ve Üçlü Yıldız Sistemleri

Pulsar (Atarca), büyük bir yıldızın süpernova patlamasından sonra oluşan ve radyo, X ve gama ışınlarını bir kalbin atması gibi düzenli aralıklarla darbeler halinde yayan nötron yıldızlarına verilen isimdir. 

Pulsar

İngilizce "Pulsar" kelimesi, "Pulse" (Çarpmak, Darbelemek, Titreşmek, Atmak) kökünden türeme olup "Çarpan, Darbeleyen, Titreşen, Atan" anlamına gelmektedir. ("Pulse" kelimesi, "Nabız" (Atış, Kalp atışı) kelimesinin de karşılığıdır.)

Pulsarlar ile ilgili söz konusu "darbeler",  pulsarların kendi eksenleri etrafındaki her bir dönüşüyle oluşmaktadır.

Tarik suresinin aşağıdaki ayet grubunda pulsarın tanımı yapılmaktadır. 

86/1 Ves semai vet TARİK

(Ve gök ve TARİK.)

86/2 Ve ma edrake met TARİK

(Ve TARİKİN ne olduğunu sana ne bildirir?)

86/3 En NECMUS SAKİB

(DELİP GEÇEN YILDIZdır.)

"Tarik" kelimesi, "Taraka" (Çarpmak, Vurmak, Darbelemek, Çalmak) fiilinden türeme olan ve "Çarpan, Vuran, Darbeleyen, Çalan" anlamına gelen bir kelimedir. Dolayısıyla "Pulsar" ve "Tarik" kelimelerinin aynı anlama geldiği görülmektedir.

Yukarıdaki ayette yer alan "Necmus sakib" (Delip geçen yıldız) ifadesi, pulsarların kalp atışı gibi yaydıkları X ışınlarını temsil etmekte gibidir. Zira X ışınları maddenin içinden geçme yani "delip geçme" özelliğine sahiptir.

"Tarik" yıldızı halk arasında "geceleyin ortaya çıkan, parlaklığıyla "karanlığı delen yıldız" (sabah yıldızı / Zühre / Çolpan) anlamında da kullanılmaktadır.

"Üçlü Yıldız Sistemi", kütleçekimi nedeniyle birbirine bağlı üç gök cisminin üçgensel ortak bir sistem oluşturması fenomenidir. "Üçlü Yıldız Sistemi" ile pulsarlar arasında doğrudan ve çok önemli bir astronomik ilişki vardır. Zira, pulsarlar "Üçlü Yıldız Sistemleri"'nde de bulunabilmektedir. Bunun en önemli örneği iki beyaz cüce yıldız ve bir pulsardan oluşan PSR J0337+1715 kodlu Üçlü Yıldız Sistemi'dir.


Pulsar içeren ve üçgen oluşturan Üçlü Yıldız Sistemi 

Üçlü Yıldız Sistemi ve Pulsarlar kütleçekim ve genel görelilik çalışmaları açısından büyük öneme sahiptirler.

Mürselat suresinin aşağıdaki ayet grubunda "Üç Çatallı Gölge" ifadesiyle "Üçlü Yıldız Sistemi"ne, "Kıvılcımlar atar" ifadesiyle de "Pulsar"a ("Atar"caya) ve "Pulsarın attığı ışın darbelerine" işaret edilmekte gibidir.

77/30 İntaliku ila ZİLLİN* ZİY SELASİ ŞU'ABİN

(ÜÇ ÇATALLI GÖLGEYE* gidin.)

.....

77/32 İnneha TERMİ Bİ ŞERERİN kel kasri

(Kesinlikle o saray gibi KIVILCIMLAR ATAR.)

"Zill" (Gölge) kelimesi İslam matematikçileri tarafından "Tanjant fonksiyonu"nun tanımında kullanılmıştır. Güneş saatlerinde dikey bir "çubuğun" gölge boyunu hesaplamak için kullanılan "Zill" kelimesi, modern matematikteki Tanjant (tan) fonksiyonuna karşılık gelmektedir. Trigonometrideki ("Üçgen" Ölçümü) Tanjant kelimesinin kökeni Latince "Tangere" (Dokunmak, Değmek) olup, birim çemberde x=1 noktasından çizilen ve çembere o noktada "Teğet" olan (değen) "doğrunun" uzunluğu ile trigonometrik tanjant değeri birebir örtüşmektedir.

Yukarıdaki resimlerde de görüleceği üzere, pulsarlardan çıkan ışınlar, çubuk/doğru formunda olup "Zill" kelimesinin matematikteki "Tanjant" (Teğet, Değen doğru) anlamı ile örtüşmektedir.

Doğuların Rab'bi

Güneş, yalnızca gece ve gündüz sürelerinin eşitlendiği ekinoks tarihlerinde (21 Mart ve 23 Eylül) tam olarak coğrafi doğu noktasından doğmaktadır. Yılın diğer günlerinde ise Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktası sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayar.

Dünya'nın Güneş etrafındaki dolanma ekseni 23 derece 27 dakika eğiktir. Bu eğiklik nedeniyle Güneş'in gökyüzündeki ufuk çizgisi konumu sürekli değişmektedir.

21 Haziran'da (Yaz Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en kuzeyinden doğar.

21 Aralık'ta ise (Kış Gündönümü) Güneş, tam doğu noktasının en güneyinden doğar.

Saffat suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan "Meşarik" (Doğular) kelimesi, Dünya'nın eksen eğikliği ve yörünge hareketi nedeniyle doğuş noktasının sürekli olarak kuzeye veya güneye doğru kayması yani çoklu doğu noktaları oluşması fenomenine işaret edilmekte gibidir.

37/5 Rabbus semavati vel erdi ve ma beynehuma ve RABBUL MEŞARİK

(Göklerin, yerin ve o onların aralarındakilerinin Rab’bidir. DOĞULARIN DA RAB'BİDİR.)

Zuhruf suresinin aşağıdaki ayetinde ise Yaz ve Kış Gündönümleri"ndeki iki farklı doğu noktasına işaret edilmekte gibidir.

43/38 Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke BU'DEL MEŞRİKAYNİ fe bi'sel karin

(Nihayet bize geldiğinde "Ey keşke seninle aramda İKİ DOĞU KADAR UZAKLIK olsaydı. Ne kötü arakadaş." der.)

Çift ve Tek simetrisi

Nebe suresinin aşağıdaki ayetinde "her şeyin kitapta/yazılı olarak sayıldığı" bildirilmektedir. 

78/29 Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaben

وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ كِتَاباً

(Ve kitapta/yazılı olmak üzere her şeyi saydık.)

Fecr suresinin aşağıdaki ayetinde ise "Çift" ve "Tek" kavramlarına işaret edilmektedir.

89/3 Veş şef'i vel vetr

وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ

(Ve çift ve tek,)

Bu ayetler, yaratılışın kodlarını içeren kitaptaki her bir harfin, kelimenin, cümlenin, ayetin ve surenin ve zikredilen sayıların belirli bir sayısal yapıya göre düzenlendiğini ve dolayısıyla yaratılıştaki her şeyin de aynı sayısal yapının tezahürleri olduğunu ifade etmektedir.

Bu bağlamda, aşağıda belirtilen ve Kur'an'da yer alan sayısal düzen, özellikle "çift ve tek" ifadesinin yer aldığı ayet itibarıyla dikkat çekmektedir.

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o surenin içerdiği ayet adedi toplamlarından oluşan "sayılar dökümü"nün dip toplamı 12791 olmaktadır.

1 - 7 = 8
2 - 286 = 288
3 - 200 = 203
4 - 176 = 180
.......
.......
.......
114 - 6 = 120

Toplam 12791*

*Bu sayının nümerolojik değeri olan 20 sayısı, "Ve çift ve tek" iadesinden oluşan ayetin kodundaki rakamların toplamına (8+9+3 = 20) eşittir. 

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o suredeki ayet adedi toplamlarından oluşan döküm içinde "Çift" olan sayıların toplamı 6236 sayısını vermektedir ki bu sayı Kur'an'daki ayet adedine eşittir.

1 - 7 = 8
2 - 286 = 288
4 - 176 = 180
9 - 129 = 138
.......
.......
114 - 6 = 120

Toplam 6236

- Kur'an'daki her bir surenin numarası ile o suredeki ayet adedi toplamlarından oluşan döküm içinde "Tek" olan sayıların toplamı 6255 sayısını vermektedir ki bu sayı Kur'an'daki sure numaralarının toplamına eşittir.

3 - 200 = 203
5 - 120 = 125
6 - 165 = 171
7 - 206 = 213 
.......
.......
110 - 3 = 113

Toplam 6255 ( 1+2+3+4+ ....... + 114 = 6255)

- Söz konusu "sayılar dökümü"nde çift olan sayı adedi 57, tek olan sayı adedi de 57 olup, çift ve tek sayıların eşit olarak dağıldığı görülmektedir.

- Yukarıdaki iki ayette de 6'şar kelime bulunması ve bu sayıların yanyana gelerek "Allah" kelimesinin ebced değeri olan 66 sayısını oluşturması da dikkat çekmektedir.

Ve (1) + el (2) + şef'i (3) + ve (4) + el (5) + vetr (6)

Ve (1) + kulle (2) + şey'in (3) + ahsayna (4) + hu (5) + kitaben (6) )

Ayrıca bkz.

Sunday, November 1, 2026

Voodoo ... Wood ... Hollywood!?

Popüler kültürde kara büyü ile ilintilendirilen "Woodoo" kelimesi esasen ruhlar, atalar ve doğayla bağ kurmaya dayalı spiritüel bir geleneği temsil eden bir kelimedir. 

Yaygın olarak "Woodoo Büyüsü" kavramı ile bilinen bu kelimenin kökeni, Benin, Togo ve Gana gibi ülkelerin yer aldığı bölgedeki Gbe, Fon ve Ewe dillerindeki "Vodu/Vodou" (Ruh, İlah) kelimesidir.  

Woodoo kapsamında hem şifa (iyileştirme) hem de maraz (hastalık) büyüsü yapanlara "Bokor" denmektedir. En bilinen büyü yöntemleri ise "iğne saplanan bebekler" ve "zombi* yaratma" uygulamalarıdır.

* Zombi = Zihin kontrol altına alınmış uzaktan komuta edilen robotlaşmış insan

ABD film ve eğlence sektörünün merkezi olarak bilinen, Sony Pictures, Walt Disney Studios, Paramount Pictures ve Warner Bros gibi film stüdyolarının bulunduğu, Kaliforniya eyaletine bağlı Los Angeles şehrindeki bir mahallenin ismi olan "Hollywood" kelimesi konu bağlamıda dikkat çekmektedir. Bu kelime "Çobanpüskülü Ormanı" anlamına gelmektedir. (Holly (Çobanpüskülü) + Wood (Orman) )

Kaynaklarda, Los Angeles'taki bu bölgeye ismini, 1887 yılında emlak yatırımcısı Harvey Wilcox'un eşi olan  Daeida Wilcox'un, yolculuk sırasında tanıştığı bir kadının yazlığının ismi olan "Hollywood" kelimesinden esinlenerek kendi arazilerine bu ismi verdiği belirtilmektedir.!?

Ancak kavramlaşmış bir kelime olan "Hollywood"'un, küresel zihin kontrol (büyü) ve tahakküm sistemi kapsamındaki işlevi, Pentagon'da ayrı bir departmanın dahi ismi olması, adeta tarikatleşmiş ve ritüalistik yapısı ve küresel şeytanların kelime ve sembolizm oyunları dikkate alındığında bu kelimenin oluşum kökeninin ve kendisine yüklenen anlamın yukarıdaki açıklamadaki kadar basit olamayacağı kanaati oluşmaktadır.

Zira "Holly" (Çobanpüskülü) kelimesi "Holy" (Kutsal) kelimesiyle "Wood" (Orman) kelimesiyse "Wodou" (Ruh, İlah) kelinesiyle fonetik benzerlik arzetmektedir. Dolayısıyla ortaya "Holywood" (Kutsal Ruh/Kutsal İlah) kelimesi çıkmaktadır ki kutsal kitaplarda da yer alan bu ifadeye okültizmde satanik anlamlar yüklenmektedir. 

Şüpheli şekilde ölen birçok Hollywood oyuncusunun aslında tarikat içi adak ritüellerinde harcandıkları yönünde bilgiler de popüler kültürde yaygındır. Hollywood'un bir "Satanic cult" (Şeytan tarikatı) niteliğinde faaliyet gösterdiğine yönelik yayınlar da mevcuttur.






Harflerin, kelimelerin ve sayıların, yaratılışın kodları olduğunu çok iyi bilen malum küresel zümre, kitlesel kodlama/programlama operasyonlarında Hollywood'u aktif şekilde kullanmaktadır.

Çocuklar ve 17 kodlaması

2025 yapımı olan "Weapons" (Silahlar) filmi, büyü tesirine alınmış 17 çocuğun bir gece tam saat 2:17'de gizemli bir şekilde ortadan kaybolması teması üzerine kurgulanmıştır. Filmde, hasta olmuş büyücü bir kadının sağlığına kavuşabilmesi için tek çaresinin "çocuk enerjisi" olması ve bu nedenle büyü yaparak çocukları toplaması dikkat çekmektedir. 



Büyünün tesirinde olan çocuklar hipnotik bir şekilde çağrıldıkları eve doğru "kolları iki yana açık" olarak koşmaktadırlar.

2015 yapımı olan "Childhood's End" (Çocukluğun Sonu) isimli filmde ise çocukların toplanıp gökyüzüne doğru yükseltilmeleri konu edilmektedir. Senaryoya göre bunun sebebi, Altın Çağı'nı tamamlamış olan insanlığın evrimsel olarak bir sonraki aşama olan yüksek bilinç seviyesine geçecek olması, "Overmind" (Üst Akıl / Ortak Bilinç) adı verilen kozmik bir güçle birleşerek "insan" niteliğinden çıkacak olması ve artık dünyada insan neslinin devam etmeyecek olmasıdır. Bu halden hale geçişin başlangıç noktasında da, farklı bir yaşam formuna evrilecek olan "çocuklar" bulunmaktadır. (Ancak toplayıcıların lideri olan karakterin İblis'i sembolize ediyor olması dikkat çekmektedir.)




Çocuklar "kolları iki yana açık" şekilde göğe yükselmektedirler. (Her iki filmde de "kollarını iki yana açmış çocuk" tasviri yer almaktadır.)

İncil'in aşağıdaki ayetinde, "Çocuk" frekansının yani "saflık, temizlik, iyilik ve masumiyet" frekansının "iyileşmeye" dayalı ruhsal tekamülün ve halden hale geçişin yegane vasıtası olduğu bildirilmektedir.

40-Matthew-18-3 "Size doğrusunu söyleyeyim, dönüştürülüp, küçük ÇOCUKLAR GİBİ OLMADIKÇA, GÖKLERİN EGEMENLİĞİ'NE ASLA GİREMEZSİNİZ.

İsra suresinin aşağıdaki ayetinde de nefsani, dünyevi ve maddi menfaat beklentisiyle, iyiliğin ve saflığın sembolü olan çocukları şeytani frekanslara adak verenlere işaret edilmektedir.

17/31 Ve LA TAKTULU EVLADEKUM haşyete imlak nahnu nerzukuhum ve iyyakum inne katlehum kane hit'en kebira

(Ve fakirlik korkusuyla ÇOCUKLARINIZI ÖLDÜRMEYİN. Onları ve sizleri biz rızıklandırırız. Onların öldürülmesi büyük suçtur, günahtır.)

Vakia suresinin aşağıdaki ayet grubunda ise "Veldan" (Çocuklar) kelimesi cennet tasvirinde yer almaktadır. (Hatırlanacağı üzere "Cennet" (Örtme, Koruma, Kaplama) kelimesi bir mekanı değil pozitif ruhsal hali temsil eden sembolik bir kavramdır.)

56/12 Fi CENNATİN na'im

(Bolluk CENNETLERİNİN içinde.)

....

56/17 Yetufu aleyhim VELDANUN muhalledun

(Onların üzerinde ebedi ÇOCUKLAR dolaşırlar.)

Muzemmil suresinin aşağıdaki ayetinde ise "Yevm" (Gün) kelimesiyle temsil edilen dünyadaki büyük döngü sonu, "Childhood's End" filminin konusuyla uyumlu olacak şekilde, "çocukların" sanki yaşamlarının sonuna gelmiş ve dünyadan ayrılmak/alınmak üzere olan yetişkinler" olarak tanımlanması ile tasvir edilmektedir.

73/17 Fe keyfe tettekune in kefertum YEVMEN YEC'ALUL VİLDANE ŞİBEN

(Eğer inkar ederseniz artık ÇOCUKLARI AK SAÇLI İHTİYAR KILAN O GÜNDEN nasıl sakınacaksınız?)

"Weapons" filmindeki toplanan çocuk adediyle de uyumlu olarak, yukarıdaki ayetlerde 17 sayısı dikkat çekmektedir. 

- Maddi menfaatler için çocukların adak verilmesinden bahsedilen ayetin ait olduğu İsra suresi 17. suredir.

- Cennet tasvirinde "Veldan" (Çocuklar) kelimesine yer verilen Vakia suresinin ilgili ayetinin numarası da 17'dir.

- "Çocukların ihtiyarlaması" teşbihi ve "Gün"  kelimesi sembolizmi vasıtasıyla büyük döngü sonuna işaret edilen Muzemmil suresinin ilgili ayetinin numarası da 17'dir.

Ayrıca 17 sayısının nümerolojik değeri olan 8 sayısı "yeni döngü başlangıcının" ve "sonsuz döngünün" sembolüdür. (7 sayısı ise döngü sonunun ve tamamlanmanın sembolüdür.)

Düğümler

Düğüm, fiziki anlamda iplik, ip, halat veya benzeri bükülebilir nesnelerin kendi üzerlerine dolanarak veya birbirlerine bağlanarak oluşturdukları boğum olarak tanımlanmaktadır.

Düğüm kelimesi mecazi anlamda çözülmesi güç, anlaşılamayan veya karışık durumları da ifade etmektedir.

Bir bilgisayar ağında başka birimlerle (sunucu, bilgisayar, yazıcı vb.) iletişim kurma yeteneğine sahip olan uç birimlerin her birine de düğüm denmektedir.

Miyelinli sinir hücrelerinden (nöronların) çıkan ve bilgi sinyallerini diğer sinir hücrelerine ve kaslara  ileten aksonlar üzerinde, miyelin kılıfının kesintiye uğradığı ve çıplak aksonun dış ortama maruz kaldığı düzenli boşluklara "Ranvier Düğümü" denmektedir. Ranvier Düğümleri, miyelinli sinir liflerinde aksiyon potansiyelinin (sinir sinyalinin) yenilenmesini ve düğümden düğüme sıçrayarak (saltatorik olarak) çok daha hızlı iletilmesini sağlarlar. (Bilgisayar ağlarında "düğüm" olarak anılan ve veri iletisini sağlayan uç birimlerin işlevi Ranvier Düğümleri benzeridir.)

Aksondaki Ranvier Düğümleri (19. yüzyılda yaşamış Fransız histolog (doku bilimci) ve patolog Louis-Antoine Ranvier'nin soyadından)

Tevrat ve Talmud geleneğinde, giysilerin köşelerinden aşağı sarkan ve belirli aralıklarla düğümler içeren ipler şeklindeki saçaklara/püsküllere Tzittzit (Saçak, Püskül) denmektedir. Talmud geleneğinde tzitzit takmak, Tevrat'taki 613 emrin tamamını yerine getirmekle eşdeğer kabul edilmektedir.

Tzitzit

4-Sayılar-15-38 "İsrail halkına de ki, 'Kuşaklar boyunca giysinizin dört yanına PÜSKÜL dikeceksiniz. Her püskülün üzerine lacivert bir kordon koyacaksınız.

4-Sayılar-15-39 Öyle ki, PÜSKÜLLERİ gördükçe RAB'bin buyruklarını anımsayasınız. Böylelikle RAB'bin buyruklarına uyacak, yüreğinizin, gözünüzün istekleri ardınca gitmeyecek, hainlik etmeyeceksiniz.

İp, sicim, kurdele gibi nesneler üzerine 7, veya 70* adet düğüm atılarak ve her bir düğümde, belirli bir amacı temsil eden kod niteliğindeki bir kelime tekrarlanarak, birinin veya bir topluluğun iradesini, duygularını, kısmetini, yaşam akışını bağlamak, zihnini kontrol etmek ve yönlendirmek amacıyla yapılan spiritüel uygulamaya da "Düğüm Büyüsü" adı verilmektedir. (* 7, 40 ve 70 sayıları, evvelki bölümlerde incelendiği üzere "döngü, döngü sonu, tamamlanma, olgunlaşma, olma, oldurma" anlamlarının nümerik kodları ve sembolleridir. Tevbe suresinin 9/80 kodlu ayetinde "Yetmiş kere af istemek" ifadesi yer alır.)

"Düğüm" kelimesi Felak suresinin aşağıdaki ayetinde "büyü" kavramına işaret edecek şekilde yer almaktadır.

113/4 Ve min şerrin NEFFASATİ FİL UKAD

وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِۙ

(Ve DÜĞÜMLERİN İÇİNE ÜFLEYENLERİN kötülüklerinden.)

Buradaki "Neffasat" (Üfleyenler) kelimesi ayetlerdeki "Nefeha fihi min ruhihi"* (Onun içine ruhundan üfledi) ve "İza nufiha fis suri"* (Sura üflendiğinde) ifadelerindeki aynı anlamı yani "bilgi/kod/kelime iletisi" anlamını taşımaktadır.

* "Ruhundan üfledi" ("Madde bedene kelime ileterek ona bilinç verdi" anlamında) 

* "Sura üflendiğinde" ("Sentetik yapıya/madde bedene bilgi/kod iletilerek yapay zeka robot üretildiği zaman" anlamında) ("Sur" (صُور) kelimesi "Suret" (صُورَة) kelimesiyle aynı kökten olup, "Şekil, Biçim, Yapı" anlamına gelir.)

Ayetteki "Neffasati fil ukad" (Düğümlere üfleyenler) ifadesi yukarıda tanımlanan "düğüm büyüsü" uygulamasını yapanlara işaret ettiği gibi, Ranvier Düğümleri'ne dışarıdan majik veya teknolojik sinyal (kelime zikri, enkantasyon, radyo dalgaları) ileterek nöronlardaki veri akışını bloke edenlere, veri akışını değiştirenlere ve bu yolla büyü/zihin kontrolü yapanlara da işaret etmektedir.

Saturday, October 31, 2026

Filmlerde ve romanlarda 217 kodlaması

"Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan ve Tevrat'ın, "göğün ve yerin yaratılışından" bahsedilen ilk ayetinin (1-Genesis 1-1) gematria değeri olan 2701 sayısının, hem nümerolojik değeri hem de içerdiği rakamlar itibarıyla önemli bir sayı olduğuna evvelki bölümlerde değinilmişti. Bu sayının nümerolojik değeri olan 1 sayısı vahdet/birlik/ünite kavramını sembolize etmektedir. 

Sayının ayrıca 2 ve 7 rakamlarını içermesi de “İkili Yedi” kavramı ile uyuş
maktadır. Sayıdaki 2 ve 7 rakamlarının toplamı olan 9 sayısı 0 ve 1 rakamlarının toplamı olan 1 sayısı ile birlikte 19 sayısını oluşturmaktadır ki bu sayı Müddessir suresinde “Aleyha tis’ate aşere” (Onun üzerinde on dokuz) ifadesiyle vurgulanan bir sayıdır.

2701 sayısını oluşturan rakamların, yine nümerolojik olarak 1 sayısını verecek şekilde öne çıkarıldığı bazı sinema filmlerinin ve romanların varlığı dikkat çekmektedir.

Stephen King’in 28.01.1977 yılında yayımladığı “The Shining” isimli kitabında, Overlook Oteli’ndeki 217 numaralı perili ve yasaklı oda öne çıkmaktadır. Bu kitabın filmi ise 23.05.1980 tarihinde çevrilmiştir. Kitabın yayın tarihindeki günü temsil eden sayının (28) ve filmin yapım tarihindeki günü ve ayı (23.05) temsil eden sayılarıın nümerolojik değerlerinin 1 olması da dikkat çekmektedir. (2+8 = 10 ve 2+3+5 = 10 ... 1+0 = 1)

"The Shining" kitabında ilgili bölüm

Thomas Kingsley Troupe tarafından kaleme alınan ve 01.09.2018 tarihinde yayımlanan “Trapped in Room 217” isimli kitapta da 217 sayısı ve gizemli otel odası teması yer almaktadır. Kitabın yayın tarihindeki günü ve ayı (1.9) temsil eden sayılarıın nümerolojik değerleri de 1 olmaktadır. (1+9 = 10 ... 1+0 = 1)


2019 yılı yapımı "Doctor Sleep" (Doktor Uyku) isimli filmde de "217 numaralı oda" teması yer almaktadır.


2010 yılı yapımı olan ve hayatta kalma temalı drama olan “127 Hours” (127 Saat) isimli filmde de 127 sayısı öne çıkarılmaktadır.

"127 Hours" isimli filmin afişindeki "Üçgen" formu da dikkat çekmektedir.

2025 yılı yapımı olan “Weapons” (Silahlar) isimli ve büyü / zihin kontrol temalı filminde “saat 02:17” teması dikkat çekmektedir. Film, büyü ve zihin kontrol tekniklerinin silah olarak kullanılmakta olduğu mesajını da vermektedir.


 
Filmin başında ekrana gelen bu görselde, O harfinin içindeki "Üçgen" dikkat çekmektedir.


Sabah saat 2:17'de büyü aktive olmaktadır.

Evin üzerinde bir silah figürü ve içinde 2:17 sayısı yer almaktadır.