Okumak, beyindeki nöronlar arası iletişimi artırarak nöroplastisiteyi destekleyen, yeni sinir ağları oluşumunu sağlayan, beynin fiziksel yapısını güçlendiren, hafızayı ve idrak mekanizmasını kuvvetlendiren, odaklanma süresini uzatan, empati ve analitik düşünme yeteneklerini geliştiren ve zihinsel/bilişsel fonksiyonları aktif tutarak yaşa bağlı bilisel gerilemeyi yavaşlatan bir fenomendir.
Okumak, dopamin, endorfin ve serotonin gibi nörotransmiterlerin salgılanmasını destekleyerek öğrenme motivasyonunu da artırmakta, stresi, kaygıyı hafifleterek rahatlama sağlamaktadır.
"Karaa" (Okumak) fiilinden türeme olan "Kur'an" kelimesinin "Okuma" anlamına gelmesi ve ayetlerde "Okumak" eyleminin "Sükunet" ile ilintilendirilmesi yukarıdaki bilimsel verilerle tam uyum arzetmektedir.
96/1 96/1 İKRE bismi rabbikellezi halak
(OKU! O yaratan Rab’binin ismi ile.)
26/192-193 ONU (Kur'an'ı) güvenilir ruh İNDİRDİ. - Uyarıcılardan olman için SENİN KALBİNE,
48/4 İnananların İNANÇLARINI inançlarıyla ARTIRMAK için KALPLERİNİN İÇİNE SÜKUNETİ İNDİREN O'dur. ...
48/18 ... O kalplerindekini bildi de onların üzerine SÜKUNET İNDİRDİ. Onlara YAKIN AÇILIŞ isabet ettirdi.
Kur'an'ın ("Okuma"nın), sükunet (dinginlik) olduğuna ve sükunetin zihinsel/ bilişsel ve duygusal performansı "artırdığı"na yukarıdaki ayetlerde işaret edilmektedir.
"Sükunet" (Dinginlik), insanın düşük frekansın negatif tesirlerinden arınmış olmasını ve dolayısıyla frekansının yükselmesini, zihinsel/bilişsel "açılımlara", öğrenmeye ve gelişmeye hazır hale gelmesini sağlayan psikolojik bir fenomendir.
Yukarıdaki 48/18 kodlu ayette "Sükunet" kelimesi ile birlikte "Feth" (Açılış) kelimesinin de yer alması bu hususa işaret niteliğindedir.
Bakara suresinin 248. ayetinde zikredilen ve sembolik bir ifade olan "Tabut-i Sekine" (Sükunet sandığı) kavramı, insana sükunet veren ve dolayısıyla idraki yükselme vasıtası olan ilahi kozmik bilgileri temsil etmektedir ki Kur'an bu bilgileri içeren bir kaynaktır.
No comments:
Post a Comment