Tarihsel bağlamda tespit edilen ilk "Tattoo" (Dövme) uygulamasının, Alpler’de bulunan Ötzi (Buz Adamı)’nin vücudundaki 61 adet dövme olduğu kayıtlarda yer almaktadır. Ötzi’nin vücudundaki dövmelerin eklem bölgelerinde yoğunlaşması, uygulamanın tedavi veya ağrı azaltma amaçlı olduğu düşüncesini oluşturmuştur.
Antik Mısır’da dövmeler özellikle kadınlarda (rahibeler, soylu kadınlar) görülmüş olup, uygulamanın doğurganlık ve korunma dileğine dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Antik Yunan ve Roma’da ise “Stigma” (İğneleme, Batırma; Damgalama, Dövme) kelimesi ile tanımlanan dövmeler, genellikle suçluların ve savaş esirlerinin cezalandırması yani damgalanarak toplumdan ayrıştırılması amacıyla kullanılmıştır.
Japon kültüründe dövme hususu önce ruhani ve koruyucu bağlamda, sonra sanatsal bağlamda, daha sonra ise suçluların işaretlenmesi bağlamında kullanılmıştır.
Polinezya kültüründe ise dövme, kimliğin kendisini temsil etmiş, kabilenin, soyun, cesaretin ve erişkinliğe geçişin göstergesi kabul edilmiştir. Güncel durumda dövme için kullanılan İngilizce’deki “Tattoo” kelimesinin kökeni, Polinezce’deki “Tatau” (Vurmak, Çarpmak; İşaretlemek, Damgalamak, Mühürlemek) kelimesine dayanmaktadır.
Dövme uygulaması, son dönemde özellikle gençler arasında, “kendini ifade etme”, “kimliğin ve karakterin temsili”, “farklılaşma”, "ilgi çekme", "sosyal temas vasıtası" gibi anlamlar ve gerekçeler yüklenmek suretiyle oldukça yaygınlaşmış durumdadır. Uygulamaların tüm vücudu kaplayacak boyutta olan örnekleriyle de karşılaşılmaktadır.
Güzelleştirme, estetikleştirme, fiziksel görünüme anlam kazandırma, sosyopsikolojik mesaj verme, kimliği ortaya koyma, farklılık yaratma gibi batıl sebeplere dayandırılarak pazarlanan ve bir ticaret sahasına dönüşmüş olan dövme uygulaması esasen, vücudun bütünlüğünün bozulması, cildin tahrip edilmesi, yaralanması ve kirletilmesinden başka bir şeye vasıta olmamaktadır. Ayrıca, dövme mürekkebi olarak kullanılan sıvı bileşiğin içindeki metal bazlı, toksik ve kanserojen maddeler ve uygulama koşulları da insan sağlığı için risk oluşturmaktadır.
Yaratıcı tarafından kendisine güzel bir beden bahşedilmiş olan insanın, kendisini ifade edebilmesinin yolunun, bir kutsal emanet olan bedenini bozmak olamayacağı aşikardır. Zira, bir düşünceyi veya mesajı iletmek isteyen bir insanın, herhangi bir figürü, "Bakın bana, bende ne var." dercesine bedeninde taşımasının, mesajın verilmesinden ziyade ilgiyi kendine çekme ve kendini ön plana çıkarma arzusuna hizmet edecek olması muhtemeldir.
Dövme uygulaması, şeytani bir hedef olan “Allah’ın yaratışının değiştirilmesi” bağlamında küresel çapta planlı olarak yaygınlaştırılmıştır. Bu hususa ilişkin kutsal kitaplarda yer alan ayetler de ortak bir mesaj vermekte gibidirler.
3-Leviticus-19-28 Ölüler için bedeninizi yaralamayacak, DÖVME YAPTIRMAYACAKSINIZ. Rab benim.
46-1-Corinthians-6-19 BEDENİNİZin, Tanrı'dan aldığınız ve içinizdeki KUTSAL RUH'UN TAPINAĞI olduğunu bilmiyor musunuz? KENDİNİZE AİT DEĞİLSİNİZ.
4/119 ..... Kesinlikle onlara emredeceğim de ALLAH’IN YARATIŞINI DEĞİŞTİRECEKLER. Kim Allah’ın haricinde ŞEYTANI dost edinirse, apaçık hüsran ile hasarlanmış olur.














