Çeviri

Thursday, April 3, 2025

İlahun vahid

"Allah'ın birliği" yani "Vahdet" (Birlik, Ünite ) kavramının zikredildiği ayetlerdeki kritik ifadelerde 1 nümerolojisi olduğu görülmektedir.

Kur'an'da sadece Taha suresinin 14. ayetinde geçen "Enallah (  اَنَا اللّٰهُ ) ( Ben Allah'ım ) cümlesinin ebced değeri 118 olup, bu sayının nümerolojik değeri 1 olmaktadır. ( 1+1+8 = 10 ... 1 )

20/14 İnne (1) ni (2) ENE (3) ALLAHU (4) la ilahe illa ene fa'budni ve ekimis salate li zikri

( Kesinlikle ben, BEN ALLAH'IM. Benim haricimde ilah yoktur. O halde bana kulluk et ve beni hatırlama için duaya kalk. )

Elif 1 + Nun 50 + Elif 1 + Elif 1 + Lam 30 + Lam 30 + He 5 = 118

Ayetteki ilk cümle olan "İnneni enallah" cümlesindeki kelimelerin sıra numaralarının toplamı olan 10 ( 1+2+3+4 = 10 ) sayısının nümerolojik değeri 1'dir.

Kur'an'da ilk kez Bakara suresinin 163. ( 1+6+3 = 10 ... 1 ) ayetinde geçen "İlahun vahid" (  اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ ) cümlesinin ebced değeri 55 olup, bu sayının nümerolojik değeri de 1 olmaktadır. ( 5+5 = 10 ... 1 )

Elif 1 + Lam 30 + He 5 + Vav 6 + Elif 1 + Ha 8 + Dal 4 = 55 

"Allahe vahdehu" ( Allah'ın birliği ) ifadesinin ilk kez geçtiği A'raf suresinin 70. ayetinin ebced değeri 4060 olup, bu sayının nümerolojik değeri de 1 olmaktadır. ( 4+0+6+0 = 10 ... 1 )

7/70 Kalu e ci'tena li na'budELLAHE VAHDEHU ve nezera ma kane ya'budu abauna fe'tina bima teiduna in kunte mines sadikin

( قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ اللّٰهَ وَحْدَهُ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَاۚ فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَٓا اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ )

( "Sen ALLAH'A, O'NUN BİRLİĞİNE birliğine  kulluk etmemiz ve babalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamız için mi geldin? O halde, doğrulardan isen o bizi tehdit ettiğini, bize vaad ettiğini bize getir." dediler. )

"Vahid" ( وَاحِدٌ ) ( Bir ) kelimesinin ebced değeri 19 olup, bu sayının nümerolojik değeri de 1 olmaktadır. ( 1+9 = 10 ... 1 )

"Vahid" kelimesinin, ilk kez geçtiği 2/61 kodlu ayetteki sıra numarası 10'dur. ( 1+0 = 1 )

2/61 Ve (1) iz (2) kultum (3) ya (4) musa (5) len (6) nasbira (7) ala (8) taamin (9) VAHİDİN (10) ....

( Ve zamanında dediniz ki "Ey Musa TEK yiyeceğe asla sabretmeyeceğiz. .... )

Hatırlanacağı üzere "Allah" kelimesinin Kur'an'daki tekrar adedi olan 2701 sayısının nümerolojik değeri de 1'dir. ( 2+7+0+1 = 10 ... 1 )

Tuesday, April 1, 2025

Tekamülde geriye dönüş?!

Yerin 2900 km'lik derinliğinde olan Dış Çekirdeğin altında yer alan Magma, erimiş ve yarı erimiş "Taşların", kayaların bir karışımı olup, içeriğinin büyük bölümünü ise, oksijenden sonra, bir "Metaloid" olan Silikon ve "Demir" oluşturmaktadır. Bu en alt katmanda kaba madde planı deneyiminin en düşük derecesine tabi tutulan ruhlar yer almaktadır. Ancak, "ruhlar yer almaktadır" ifadesi açıklayıcı olması amacıyla kullanılmış olup, esasen ruh ve madde planı birbirlerinden tamamen ayrı realiteler olup, "ruhun maddenin içinde olması" gibi bir durum söz konusu değildir. Ruh, önce maddeyi algılayarak, daha sonra da kendi planından madde planına tesir göndererek madde ile etkileşime girmektedir. Dolayısıyla, bu noktada ifade edilmek istenen, esasen idrake haiz olan ancak maddenin en düşük derecesini deneyimleyen bir ruhun henüz maddeye "tali tesir" ileterek onu yönlendirme becerisinden uzak olduğu, sadece maddeyi algılayarak onun ne olduğunu öğrenme aşamasında olduğu ve doğrudan ilahi kaynaktan iletilen "asli tesirlerle" ( ruhu da, maddeyi de yönlendiren ilahi tesirler ) yönlendirilen maddeye bağlanarak pasif şekilde bu öğrenme sürecinden geçtiğidir. Her ruh, ileride aktif hale geçebildiğinde, yani maddeye / bedene tesir ileterek onu yönlendirebilme becerisini kazandığında ve böylelikle "nefsi" oluşturduğunda, reenkarnasyon döngüleri vasıtasıyla derece derece ( taş, demir, virüs, bakteri, böcek, sürüngen, balık, memeli hayvan vb. ve nihayetinde insan ) yükselme sürecine de başlamış olacaktır.

İşte bu "en düşük tekamül derecesi", ruhlar için sadece madde deneyiminin başlangıcı olmayıp, reenkarnasyon süreçlerinde başarısız olan yani maddenin nefsani ve şeytani tesirlerini kontrol etmeyi başaramamış olan ruhlar için de  bir "geriye dönüşü" temsil etmektedir. Bu hususa, çoklu anlamları olan ayetlerde işaret edilmekte gibidir.

İsra suresinin aşağıdaki ayetinde, inkarcılara hitaben yer alan cümle, "tekamül sürecinin en başına dönüş" ( idraksiz varlık derecesi ) kavramı bağlamında dikkat çekmektedir.

17/50 Kul kunu HİCARATEN ev HADİDA

( De ki: "TAŞ veya DEMİR olun." )

Yukarıdaki ayet, yeraltı katmanlarındaki magmaya da işaret etmekte gibidir. 

Zira ayetlerde yer alan "Hutame" ( حُطَمَةِ ) ( Ateş; Derin ateş kuyusu ) kelimesi vasıtasıyla, kaba madde planı dünyanın kendisi yani cehennem ifade edilmekte olduğu gibi, yeraltındaki magma katmanına da işaret ediliyor olması muhtemeldir.

104/4 Kella (1) le (2) YUNBEZE (3) enne (4) fi (5) el (6) HUTAMEH (7) 

( Asla, HUTAMEYE ATILACAKTIR. )

104/5 Ve (1) ma (2) edra (3) ke (4) ma (5) el (6) HUTAMEH (7)

( Ve HUTAMEnin ne olduğunu sana ne bildirir? )

104/6 NARU (1) allahi (2) el (3) mukadeh (4) 

( Allah’ın yakılmış ATEŞidir. )

Yukarıda "Hutame"nin "ne olduğunun" bildirildiği ayetin kodunun nümerolojik değeri olan ve "halden hale geçişi" simgeleyen 11 ( 1+0+4+6 = 11 ) sayısı, 

"Hutame"nin tanımını konu alan ayet ikilisi olan 104/5 ve 104/6 kodlu ayetlerdeki toplam kelime adedine de eşittir. "Hutameye atılmanın" bir "hal değişimi olması", 11 nümerolojisini de anlamlı kılmaktadır.

Aşağıdaki ayetlerde ise "daha üst dereceli geriye dönüş" fenomenine yani "düşük idrak seviyeli varlık" derecesine geri dönüşe işaret edilmekte gibidir.

2/65 ... Böylece ONLARA, "Kovulup reddedilmiş MAYMUNLAR OLUN." DEDİK.  

5/60 ... ALLAH'IN  lanetlediği ve üzerine öfke eylediği ve ONLARDAN MAYMUNLAR, DOMUZLAR ve azgına kulluk edenler OLUŞTURDUĞU KİMSELER, işte bunlar mekan olarak daha kötüdürler.

7/166 Böylece onlardan onlara yasaklayıp menettiklerimizde inat ettiklerinde, onlara "HOR VE HAKİR MAYMUNLAR OLUN." dedik.

Aşağıdaki ayetlerde de yine kaba madde planı dünyadaki reenkarnasyon döngüleri sonucunda başarı elde edilememesi durumundaki "geriye dönüşten", "başa dönüşten" ( reenkarnasyon döngüleri tekrarı ) bahsedilmekte gibidir.

2/24 ..... o halde YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN ve inkarcılar için hazırlanmış olan ATEŞTEN SAKININ.

66/6* Ey o inananlar, nefislerinizi ve ailenizi YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN olan ATEŞTEN koruyun. ...

* Ayetin kodu da 666 sayısı itibarıyla dikkat çekmektedir.

A'raf suresinin 182. ayetinde, konuya ilişkin olarak insanlar farkındalığa çağırılmaktadır.

7/182 Ve ayetlerimizi yalanlayanlar, ONLARI BİLMEDİKLERİ YERDEN YAVAŞ YAVAŞ DERECELENDİRECEĞİZ.

Sunday, March 30, 2025

Gökten parçalar .... Meteor Yağmuru

"Meteor Yağmuru", meteorların ( yıldızlardan kopan göktaşları ) atmosfere girerek parçalanması olayını tanımlayan bir terimdir.

Grek kökenli bir kelime olan "Perseus" kelimesi, "Perthein" ( Mahvetmek, Yok etmek, Yıkmak, Helak etmek ) fiilinden türeme bir isim olup, Grek mitolojisindeki bir karakterin ve Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından tanımlanan 88 modern takımyıldızdan birinin de ismidir.

"Perseidai" ( Perseid ) kelimesi ise "Perseus'a ait" anlamına gelen bir kelime olup, gökyüzünde, Perseus takımyıldızı yönünden geliyormuş gibi görünen en etkili "meteor yağmuru"na verilen isimdir.

Perseid Meteor Yağmuru her yıl 17 Temmuz - 24 Ağustos döneminde gerçekleşmekte olup, zirve noktası ise 12 Ağustos'dur. Meteorlar genellikle 80 kilometre yükseklikte, atmosferde yanarak parçalanmaktadırlar.

Kur'an'da yer alan "Sekete min el semai kisefen" ( Gökten parçalar düşmesi ) ifadesinin muhkem ve  müteşabih çoklu anlamlarından birinin de "Meteor Yağmuru" olması muhtemeldir. Ayetlerde bu ifade, Perseus ( Mahvedici, Yokedici, Helak edici ) kelimesiyle uyumlu olarak, "helak edici" bir fenomen olarak zikredilmektedir. Ayetlerdeki 8 nümerolojisi ise dikkat çekmektedir.

17/92 Ev (1) TUSKİTA (2) EL (3) SEMAE (4) kema (5) zeamte (6) ALEY (7) NA (8) KİSEFEN (9) ev (10) te'tiye (11) bi (12) allahi (13) ve (14) el (15) melaiketi (16) kabila (17) 

( Veya o zannettiğin gibi GÖĞÜ ÜZERİMİZE PARÇA PARÇA DÜŞÜRESİN veya Allah'ı ve melekleri öne, meydana getiresin. )

- "Kisefen min el semai" ( Gökten parçalar ) ifadesinin ilk kez geçtiği İsra suresinin numarası olan 17 sayısının nümerolojik değeri 8'dir. Ayrıca 17 sayısı Perseid Meteor Yağmuru'nun başlangıcı olan Temmuz ayının 17. günü ile uyum arzetmektedir.

- Bu ayet 17 kelimeden oluşmaktadır. ( 1+7 = 8 )

"Kisefen min el semai" ifadesinin ikinci kez geçtiği ayet ise 26. sure olan Şura suresine aittir. ( 2+6 = 8 )

26/187 Fe (1) ESKİT (2) ALEY (3) NA (4) KİSEFEN (5) MİN (6) EL (7) SEMAİ (8) in (9) kunte (10) min (11) el (12) sadikin (13) 

( O halde, eğer doğrulardan isen, GÖKTEN ÜZERİMİZE PARÇALAR DÜŞÜR. )

( فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَۜ )

- Ayetin ebced değeri yani ayeti oluşturan harflerin ebced değerleri toplamı 1691 olup, bu sayının nümerolojik değeri "8"'dir. 

- Ayetteki "Kisefen" ( كِسَفًا ) kelimesinin ebced değeri olan 161 sayısının nümerolojik değeri de "8" olmaktadır.

- Ayetteki ilk cümlede 8 kelime bulunmaktadır.

Fe ( O halde ) (1) eskit ( düşür ) (2) aley ( üzerine ) (3) na ( bizim ) (4) kisefen ( parçalar ) (5) min ( -den ) (6) el ( önek ) (7) semai ( gök ) (8)

Meteorlar üç gruba ayrılmaktadır.

1- Taşlı meteorlar

2- Demirli meteorlar

3- Taşlı ve Demirli meteorlar

Aşağıdaki ayet de, "Kisefen min el semai" ( Gökten parçalar ) ifadesinin ilk kez geçtiği 17. ( 1+7 = 8 ) surede ( İsra suresi ) yer almakta olup, bu ayetteki çoklu anlamlardan biriyle de meteora işaret edilmekte gibidir. 

17/50 Kul kunu HİCARATEN EV HADİDA

( De ki: "TAŞ VEYA DEMİR olun." )

Ayetteki "Hicaraten ev hadida" ( حِجَارَةً اَوْ حَد۪يداًۙ ) ( Taş veya demir ) ifadesinin ebced değeri 251 olup, bu sayının nümerolojik değeri de 8 olmaktadır.

Bir musibeti tasvir eden bu ayette, yine bir musibet olarak gökten düşecek olan, demir veya taş nitelikli parçaların ( meteorlar ) yeryüzüne çarpmasıyla insanların da taşa ve demire dönüşecekleri mi bildirilmektedir?

Günah ve Af döngüsü

Kur'an'da Cunah ( جُنَاحَ ), İsm ( إِثْمٌ ), Zenb ( ذَّنبِ ), ve Fisk ( فِسْقٌ ) kelimeleri ile temsil edilen "Günah" kelimesi, "Yapılmaması gereken, Kötü olan, Zarar veren" anlamlarını içermektedir.

Aklını kullanarak nefsin negatif tesirlerinden arınmaya çalışmak yerine nefsinin altında kalan insan, düşünce, söylem ve eylemlerinin çoğunda, sürekli olarak "günah" işleyen ve kendisine "af eylenerek müsamaha gösterilen" ( mağfiret eylenen ) bir varlıktır. Dünyanın cehennem olmasının kök sebebi de insanın bu günahkar niteliğidir.

2/187 .... Allah SİZİN NEFİSLERİNİZİN ALTINDA KALANLAR OLDUĞUNUZU bilir de üzerinize tevbe eyler ve SİZİ AFFEDER. 

16/61 Ve şayet Allah insanları ZULÜMLERİNDEN DOLAYI SORGULASAYDI, YERİN ÜZERİNDE DEBELENEN BIRAKMAZDI. Lakin onları isimlendirilmiş belirli vadeye kadar erteler. .... 

12/53 Ve NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARMIYORUM. Kesinlikle NEFS, Rab’bimin merhamet gösterdiğinin haricinde, KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. Kesinlikle RAB'BİM AFFEDENDİR, merhametlidir. 

"Hayatın doğal akışı", "Olması gereken", "Normal" addedilen birçok eylem esasen günah niteliği taşımaktadır. Bunların başında "Yemek için bir başka canlıyı öldürmek"*, "Bilgiyi gizlemek ve/veya onu metalaştırarak para kazanma aracı kılmak", "Başkasının kaybı üzerinden kazanç sağlamak", "Ticaret adı altında, Allah'ın herkes için eşit olmak üzere bahşettiği nimetleri elde tutup ( gasp edip ), para karşılığı insanlara satmak" gibi eylemler gelmektedir. 

* Dünyanın cehennem olduğunun delillerindendir. Cennet tasvirlerinde yer alan "Lahmi tayrin" ( Kuş eti ) ifadesi müteşabih niteliktedir.

41/10 ... Orada, GIDALARI AZIKLARI, araştıranlar için dört günde EŞİT OLARAK DÜZENLEYİP ÖLÇÜLENDİRDİ."

16/71 Ve Allah, rızıklarda bazınızı bazınıza üstün kıldı. Ancak o üstün kılınanlar RIZIKLARINI o ellerinin malik olduklarına VETMEZLER Kİ ONDA EŞİT OLSUNLAR. Yani ALLAG'IN NİMETİ İLE CİHAD MI EDİYORLAR? 

"Car" ( Akmak ), "Cari" ( Akan ) kelimelerinden türeme bir isim olan "Ticaret" kelimesi, semantik köken itibarıyla "Akış, Akma" anlamını yani "Taraflar arası karşılıklı fayda akışı"nı temsil etmektedir. Misalen, peynir üreten ve elbise üreten iki kişi esasen birbirlerine karşılıklı faydayı sağlar durumdadırlar. Zira, elbise dikenin peynire, peynir üretenin de elbiseye ihtiyacı olduğu aşikardır. İşte bu mekanizma esas ticareti oluşturmaktadır. Ticaret bu noktada gerçekleşmiştir. Bunun ötesine geçip, ayrıca "para" denen aldatma aracını devreye sokmak, paraya ve para karşılığı mübadeleye dayalı sistemi "ticaret" olarak adlandırmak kadim bir şeytani operasyon ve bir günahtır. Küreselcilerin, insanların haklarını gasp etmek suretiyle kurmuş oldukları ve kitlesel gasp ve tahakküm aracı olarak kullanageldikleri para esaslı şirketleşme sistemi, sadece geçimini sağlamak üzere bu faaliyette bulunmak zorunda kalan veya bu sistemde köleliğe mecbur bırakılan iyi niyetli insanları da maalesef dolaylı olarak günahın bir parçası kılmaktadır. Ancak herşeyi gören ve bilen Allah, kime mağfiret eyleyeceğini de elbette bilmektedir.

Gerçek ticaretin "Ticareten la tebur" ( Batmayan ticaret ) ve "Ticaretin yunci min azabin elim" ( Elim azaptan kurtaracak ticaret ) olduğunun bildirildiği ve resul söylemi vasıtasıyla tanımının verildiği ayetler önem arzetmektedir.

35/29 Kesinlikle o Allah’ın kitabını okuyanlar, duaya kalkanlar ve o onları rızıklandırdıklarımızdan gizlice ve açıkça harcayanlar kesinlikle BATMAYAN TİCARETİ umarlar.

61/10 Ey o inananlar, sizi, sizi elim AZAPTAN KURTARACAK TİCARETE yönelteyim mi? 

61/11 Allah’a  ve O’nun resulüne inanırsınız, ALLAH YOLUNDA MALLARINIZ VE NEFİSLERİNİZLE CİHAD EDERSİNİZ. Eğer bilenlerseniz, bu size daha hayırlıdır.

Resul Hz. Muhammed'in "Tüccar" olduğu yönünde kadim bir dezenformasyon da mevcut gibidir. Zira, hidayete kadar "Ummi" ( Okur Yazar olmayan ) olan bir insanın ticaret ile uğraşması! hatta bazı kaynaklara göre "uluslararası ticaret yapması"! oldukça düşündürücüdür. Ayrıca Furkan suresinin aşağıdaki ayetinde resulün "mal satan", "ticaret yapan" değil de "çarşılarda gezen" birisi olarak tasvir edilmiş olması da bu bağlamda dikkat çekmektedir

25/7 Ve "BU NE RESULDÜR Kİ yemek yer ve ÇARŞILARDA GEZER. Üzerine melek indirilmeliydi de onunla birlikte uyarıcı olmalı değil miydi?" dediler.

İnsanın sürekli günah işlemekte olduğuna işaret eden bazı ayetler ise şöyledir.

7/102 Ve onların çoğunluğunda AHD BULAMADIK*. Kesinlikle onların çoğunluğunu GÜNAHKARLAR olarak bulduk. 

*20/115 Ve önceden ADEM'E AHDETTİK DE UNUTTU. O'nda AZİM BULAMADIK.

Yukarıdaki iki ayet birbirleriyle doğrudan ilintilidir. Zira, Adem'in "ahdini unutması", "O'nda ahd ve azim bulunamaması", O'nun ve O'ndan sonrakilerin "günahkar" niteliğini teyid etmektedir.

3/31 De ki: "Eğer Allah’ı sevenler iseniz, bana tabi olun ki Allah sizleri sevsin ve size günahlarınızı af eylesin. Allah affedendir merhametlidir."

3/135 Ve onlar ahlaksızlık yaptıklarında veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar da günahları için af isterler. Allah’ın haricinde günahları kim affeder? Ve onlar o yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.

4/2 Ve yetimlere mallarını verin. Pisi, kötüyü, temizle, iyiyle değiştirmeyin. Onların mallarını mallarınıza katarak yemeyin. Kesinlikle o büyük günahtır. 

4/111 Ve kim günah kazanırsa, kesinlikle onu nefsi üzerine kazanır. Allah bilendir hakimdir.

5/2 .... İyilik ve sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. ....

5/49 .... Kesinlikle insanlardan çoğu günahkarlardır. 

5/59 ... Ve kesinlikle çoğunluğunuz günahkarlarsınız.

5/62 Ve onlardan çoğunu, günahta, düşmanlıkta ve haram yemede koşarak ilerlerken görürsün. O yapmış oldukları ne kötüdür.

5/81 .... Lakin onlardan çoğu günahkarlardır. 

6/6 ... Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Onlardan sonra diğer nesili inşa ettik.

7/100 ... Şayet dilersek onlara da günahlarından dolayı musibetler veririz.

42/30 Ve size musibetten ne isabet ederse o ellerinizin kazandıklarındandır. Çoğunu affeder. 

48/2 Allah’ın sana o geçmişte sunduğun günahlarından ve o gelecektekilerinden af eylemesi, senin üzerine nimetini tamamlaması ve seni doğru yola yönlendirmesi için.  

Friday, March 28, 2025

İstidrac mekanizması

"Derece" ( Yukarı çıkma basamağı, Aşama, Kademe, Mertebe, Yükseliş ) kelimesinden türeme olan "İstidrac" ( derece derece yükselmeyi isteyiş ) kelimesi "Bir kişinin, haksızlığına, değersizliğine ve kabiliyetsizliğine rağmen nimet bolluğuna erişmesi ve buna bağlı olarak küfür, isyan ve zulm ederek helake yakınlaşması" anlamını da temsil etmektedir.

Aldatıcı nitelikli dünyevi, nefsani ve maddi unsurların esiri olmuş zalimlerin, suçluların, yalancıların, sahtekarların hep kazanıyorlarmış gibi, hep işleri rast gidiyormuş gibi, hep başarılı!* oluyorlarmış gibi görünmelerinin sebebi "İstidrac" mekanizmasının kusursuz işlemesindendir. Ancak onlar özde inkarcı olduklarından bu durumun farkında değildirler veya farkında olsalar dahi umursamamaktadırlar.

* Dünya hayatı, kötülüğe dayalı imkan genişletmenin, maddi zenginleşmenin "Başarı" addedildiği bir aldanma planıdır. Bu gerçek ayetlerde bildirilmektedir.

57/20 Bilin ki o DÜNYA HAYATI kesinlikle oyundur, eğlencedir, süstür, ARANIZDA ÖVÜNMEDİR, MALLARDAN VE ÇOCUKLARDAN ÇOĞALTMADIR. Bitirip yetiştirdiği, ekincilerin hoşuna giden yağmur misali gibidir. Sonra kırpılmış parça olur. Ahirette şiddetli azap, Allah’tan af ve rıza vardır. DÜNYA HAYATI ALDATICI META HARİCİNDEKİ değildir. 

45/35 ... SİZİ DÜNYA HAYATI ALDATTI. ...

"İstidrac ile helake yolculuk" temasını işleyen ve inananlara önemli mesajlar veren ayetler şöyledir.

2/200 İnsanlardan kim "Rab’bimiz BİZE DÜNYADA VER." derse, ona ahirette nasip yoktur.

3/178 Ve kesinlikle o inkar edenler nefisleri için onlara hayırlısından süre verdiğimizi sanmasınlar. Kesinlikle, ONLARA GÜNAHLARI ARTIRMALARI İÇİN SÜRE VERİYORUZ. Alçaltıcı hakir eden azap onlaradır.

20/131 Ve onlardan eşleri, o faydalandırdıklarımıza GÖZÜNÜ DİKME. ONLAR, ONLARI SINAMAMIZ İÇİN DÜNYA HAYATININ PARLAKLIKLARIDIR, SÜSLERİDİR. Rab’binin rızıkı daha hayırlıdır ve bakidir.

23/55 SANIYORLAR MI Kİ ONLARA O MALDAN VE OĞULDAN YAYDIKLARIMIZLA,

23/56 ONLARA HAYIRLARDA KOŞUYORUZ. BİLAKİS FARKETMEZLER.

A'raf suresinin aşağıdaki ayetinde "İstidrac mekanizmasına" işaret edilmektedir.

7/182 Vellezine kezzebu bi ayatina SENESTEDRİCUHUM MİN HAYSU LA YA'LEMUN

( Ve ayetlerimizi yalanlayanlar, ONLARI BİLMEDİKLERİ YERDEN YAVAŞ YAVAŞ DERECELENDİRECEĞİZ. )

Dolayısıyla bir insanın, haset duygusuyla bir başkası için "Allah yürü ya kulum" demiş.", "Allah verdikçe veriyor." veya "O üst derecede" ( üst seviyede ) gibi ifadeler kullanmadan önce yukarıdaki ayetleri hatırlaması ve "Allah'ın ne verdiğinin", "Nereye doğru yürüttüğünün", "Nasıl bir derecelendirme sistemi uyguladığının" farkına varması kendi tekamülü açısından çok faydalı olacaktır.

Chat GPT Meselesi

Özünde, Allah'ın bahşettiği ilim vasıtasıyla insanın ürettiği bir teknoloji ürünü olan, etkinliği ve performansı kullandığı veri tabanına ve programcısı olan insana bağlı olan ancak "Yapay Zeka" terimi vasıtasıyla adeta farklı bir varlık, farklı bir karaktermiş algısı oluşturulmaya çalışılan yazılım teknolojisi her geçen gün insanın sosyal yaşamına biraz daha fazla entegre olmaktadır.

Son dönemde "Chat GPT" markası ile genel kullanıma açılan yazılımı insanlar, esasen kendilerinin yapmaları gereken birçok işte ( tez yazma, şiir yazma, resim yapma, metin özetleri hazırlama, sunum hazırlama, hukuki süreç değerlendirme vb. ) kullanmaya başlamışlardır. 

Esasen tıp, mühendislik, astronomi gibi spesifik bilim alanlarında standardize olmuş rutin bazı süreçlerin ifasında kullanılması gereken YZ'yı "yardımcı" kisvesiyle sosyal alanda kullanıma açan teknokrat zümrenin en büyük hedefi bu yazılımın, insanın yapabileceklerinden daha fazlasını yapabileceği, insanın yerine geçebileceği ve ondan daha "değerli" olduğu algısını yaratabilmek ve zaman içinde YZ'yı "yardımcı" niteliğinden çıkarıp "yönetici" niteliğine büründürmektir. Nihayetinde ise YZ'yı ilahlaştırmaktır ki bu durum ileriki nesillerin en büyük mücadelesi olma potansiyelini taşımaktadır.

Bugün birçok insanın hayranlık duyduğu, vazgeçilemez bulduğu, "Vay be neler yapıyor?" diye aklından geçirdiği Chat GPT'nin, insanı asla ikame edemeyeceğini basit birkaç "zeka" sorusu ile teyid etmek mümkündür.

Soru 1- "0 1 2 6 16 44 X" dizisinde X kaç olmalıdır?

Bu dizideki örüntü kriteri, dizideki ilk iki sayıdan sonra gelen her sayının, kendisinden önceki iki sayının toplamının iki katı olmasıdır. Yani bu mantıkla X'in yerine gelecek sayı 120 ( 16+44 = 60 ... 60x2 = 120 ) olmalıdır. Chat GPT'nin yanıtı ise 98 olup, ekran görüntüsü aşağıdadır.



Soru 2- "Bıçak Pasta Balta Ağaç Makas X" dizisinde X'in yerine hangi kelime gelebilir?

Bu dizideki örüntü kriteri, dizideki her kesici alet isminden sonra o aletin kesebileceği nesnenin isminin gelmesidir. Bu mantıkla X'in yerine gelmesi gereken kelime "Kağıt, Kumaş vb." gibi kelimeler olmalıdır. Chat GPT'nin yanıtı ise "Çekiç" olup, ekran görüntüsü aşağıdadır.


Soru 3- "Ev Ütü Para Martı X" dizisinde X'in yerine yazılabilecek bir kelime bulabilir misin?

Bu dizideki örüntü kriteri, dizideki ilk kelimeden sonra gelen her kelimenin, kendisinden önceki kelimedeki harf adedinden bir fazlasını içermesidir. Bu mantıkla X'in yerine gelebilecek kelimeler 6 harfli kelimelerdir. Chat GPT'nin yanıtı ise 5 harfli "Kitap" kelimesi olup, ekran görüntüsü aşağıdadır.



"Akıl" ( Bilinç, Ruh ) gibi, akıl yürütme hızını ifade eden "Zeka" da insana özgü bir kavramdır. Bu kavramı bir teknolojik ürün ile özdeşleştirmek yanıltıcı bir algı operasyonudur. Zira, Yapay Zeka denilen ürünün özelliği, önceden programlanmış işleyiş algoritması vasıtasıyla büyük bir veri tabanındaki ( Big Data ) bilgileri "IF" ( Eğer ) döngüleri vasıtasıyla, veri kombinasyonları halinde derlemektir. 

Teknoloji, insan tarafından, insana hizmet amacıyla varlık kazanmış bir olgudur. Teknolojiyi bu amacın ötesine taşımak Kur'an ifadesiyle "Allah'ın hudutlarını aşmak" demektir. Dolayısıyla insanın, teknolojiyi kullanmanın sınırlarını aklının, vicdanının yardımıyla  iyi belirlemesi gerekmektedir.

Wednesday, March 26, 2025

Günsekizi ( Analemma )

"Günsekizi" veya "Analemma"* fenomeni, yıl boyunca aynı ortalama güneş zamanı içinde, dünya üzerindeki sabit bir gözlem noktasına göre güneşin gökyüzünde, 8 sayısına benzer bir patern ile hareket etmesini tanımlamaktadır.

*Analemma ( Destek, Payanda, Rampa, Platform ) = Ana ( Yukarı; Arasından ) + Lemma ( Alınmış, Elde edilmiş ) 





"Günsekizi" fenomeni, 21 Aralık ve 21 Haziran'da, en uzun gece ve en uzun gündüz olarak gercekleşen iki Gündönümü ( Solstice ) fenomeniyle yani "Kış Gündönümü" ve "Yaz Gündönümü" ile ilintilidir. 

Yıl boyunca Kış Gündönümü ve Yaz Gündönümü arasında güneşin gökyüzündeki tepe noktası arasındaki açısal fark 47 derece olmaktadır. Yukarıda yer alan "Günsekizi" fotolarındaki sekizin "tepe noktası" Yaz Gündönümünü yani güneş ışıklarının en dik açıyla geldi zamanı, sekizin "alt noktası" ise Kış Gündönümünü yani güneş ışıklarının en yatay geldiği zamanı göstermektedir.

Her ayet gibi çoklu anlamları olan Rahman suresinin 17. ayetinde, "Gündönümü" ve "Günsekizi" fenomenlerine de işaret edilmekte olduğu izlenimi oluşmaktadır.

55/17 Rabbu (1) el (2) MEŞRİKA (3) EYNİ (4) ve (5) rabbu (6) el (7) MAĞRİBE (8) EYNİ (9) 

( رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِۚ )

( İKİ DOĞUNUN ve İKİ BATININ Rab’bidir. )

- Ayet numarası 17 .... 1+7 = "8"

- Ayetin ebced değeri 2474 ..... 2+4+7+4 = 17 ... 1+7 = "8"

- Ayetin numarasını oluşturan sayılar ( 1 ve 7 ) ile ayetteki kelime adedini belirten sayının ( 9 ) toplamlarının nümerolojik değeri de 8 sayısını vermektedir. ( 1+7+ 9 = 17 ... 1+7 = "8" )

- Ayette 21 harf bulunması da, Gündönümlerinin zamanlamasına ( 21 Aralık, 21 Haziran ) işaret niteliğindedir.

رَ بُّ ا لْ مَ شْ رِ قَ يْ نِ وَ رَ بُّ ا لْ مَ غْ رِ بَ يْ نِۚ


"Adedi belli" olarak "Sayılmak"...

"Aded" kelimesi "Sayı, Rakam, Tane, Miktar" anlamlarını içeren bir kelime, "Ahsa" kelimesi ise "Saymak" anlamını içeren bir kelimedir.

Yaratılıştaki her şeyin belirli bir sayısal kodlamaya göre tezahür ettiği, Cin suresinin aşağıdaki ayetinde yukarıdaki iki kelimenin de yer aldığı "Ahsa kulle şey'in adeden" ( Her şeyi adet olarak saydı. ) cümlesiyle bildirilmektedir.

72/28 Li (1) ya'leme (2) en (3) kad (4) ebleğu (5) risalati (6) rabbi (7) him (8) ve (9) ehata (10) bi (11) ma (12) ledey (13) him (14) VE (15) AHSA (16) KULLE (17) ŞEY'İN (18) ADEDEN (19)

( Rab’lerinin gönderilerini ulaştırdıklarını bilmesi için. Onların yanında olanları kuşatmıştır VE HER ŞEYİ ADET OLARAK SAYMIŞTIR. )

Bu ayette, Kur'an'daki ve dolayısıyla yaratılıştaki önemli kodlar olan 1 ve 7 sayılarının tezahürü dikkat çekmektedir. Bilindiği üzere 1 sayısı "Vahdet / Ünite" kavramını 7 sayısı ise "Tamamlanma, Olma, Olgunlaşma, Döngü, Döngü sonu" kavramını simgelemektedir.

- Ayetteki "Ahsa" ( اَحْصٰى ) ( Saydı ) kelimesinin ebced değeri olan ve 19 sayısına da işaret eder nitelikte olan 109 sayısının nümerolojik değeri 1 olmaktadır. ( 1+0+9 = 10 ... 1 )

Elif 1 + Ha 8 + Sad 90 + Ya 10 = 109 ... 1+0+9 = 10 ... 1+0 = 1

- Ayetin kodundaki ( 72/28 ) rakamların toplamı 19 olmaktadır. ( 7+2+2+8 = 19 ... 1 )

- Ayette 19 kelime bulunmaktadır.

- Ayetteki "Adeden" ( Adet olarak ) kelimesi 19. kelimedir.

- Ayetin ebced değeri 3025 olup, bu sayının nümerolojik değeri 1 olmaktadır. (  3+0+2+5 = 10 ... 1 )

- Ayetteki "Adeda / Adeden" ( عَدَداً ) kelimesinin ebced değeri olan 79 sayısının nümerolojik değeri ise 7 ( 7+9 = 16 ... 7 ) olmaktadır.

Ayn 70 + Dal 4 + Dal 4 + Elif 1 = 79 ... 7+9 = 16 ... 1+6 = 7

"Her şeyin adedinin belli" olduğuna işaret eden ayetlerde yer alan ve "Aded" kelimesinden türeme bir sıfat olan "Ma'dud" ( Adedi belli ) kelimesi vasıtasıyla 7 sayısına işaret edilmektedir. Zira;

- "Ma'dud" ( مَّعْدُودٍ ) kelimesinin ebced değeri olan 124 sayısının nümerolojik değeri 7 olmaktadır.

Mim 50 + Ayn 60 + Dal 4 + Vav 6 + Dal 4 = 124 ... 1+2+4 = 7

11/104 Ve (1) ma (2) nuehhiru (3) hu (4) illa (5) li (6) ECELİN (7) MA'DUD (8)

( Ve biz onu ADEDİ BELLİ VADE haricinde ertelemeyiz. )

- "Ma'dud" kelimesi ayetlerde 7 kere tekrarlanmakta olup, tekil haliyle ( Ma'dud ) sadece yukarıdaki ayette, çoğul hali olan "Ma'dudat / Ma'dudeh" haliyle ise diğer 6 ayette geçmektedir.

"Ma'dud" kelimesinin tekil haliyle yer aldığı yegane ayetin kodunun ( 11/104 ), bu kelimenin ebced değeri olan 124 sayısını çağrıştırması da önem arzetnektedir. Hem ayetin kodunun, hem de "Ma'dud" kelimesinin ebced değerinin nümerolojik değerleri 7 olmaktadır. ( 1+1+1+0+4 = 7 ve 1+2+4 = 7 )

- Ayetin ana kavramı ve son kelimeleri olan "Ecelin ma'dud" ( Adedi belli vade ) tamlaması ayetin 7. kelimesi olan "Ecel" kelimesiyle başlamaktadır.

- "Ecel" ( اَجَلٍ ) kelimesinin ebced değeri olan 34 sayısının nümerolojik değeri de 7 olmaktadır.

Elif 1 + Cim 3 + Lam 30 = 34 ..  3+4 = 7

"Ma'dud" kelimesinin geçtiği diğer 6 ayetin ilgili bölümleri şöyledir.

2/80 Ve kalu len temesse na el naru illa eyyamen MA'DUDEH ...

( "Ateş bize ADEDİ BELLİ günlerin haricinde asla dokunmaz." dediler. ... )

"Ma'dud" kelimesinin ilk kez çoğul olarak geçtiği bu ayetin kodunun ( 2/80 ) ve "Ma'dudeh" kelimesinin sıra numarasının ( 10 ) nümerolojik değerleri 1 olmaktadır. ( 2+8+0 = 10 ... 1 ve 10 ... 1 )

2/184 Eyyamen MA'DUDAT ...

( ADEDİ BELLİ günlerdir. ... )

2/203 Vezkurullahe fi eyyamin MA'DUDAT ...

( ADEDİ BELLİ günlerde Allah’ı hatırlayın. ... )

3/24 Zalike bi ennehum kalu len temessenen naru illa eyyamen MA'DUDAT ...

( Bu, kesinlikle onların, "Bize ADEDİ BELLİ günlerin haricinde asla ateş dokunmaz." demelerindendir. ... )

11/8 Ve le in ehharna anhumul azabe ila ummetin MA'DUDETİN ...

( Ve eğer onlardan azabı ADEDİ BELLİ süreye kadar ertelersek, ... )

12/20 Ve şeravhu bi semenin bahsin derahime MA'DUDEH ...

( Ve O'nu az değere, ADEDİ BELLİ dirheme sattılar. ... )

Monday, March 24, 2025

Sorular & Cevaplar

Değerli bir okurun 23.03.2025 tarihinde ilettiği ve aşağıda kalın harflerle, aynen aktarılmış sorularına, bu bölümde cevap bulunmaya çalışılmıştır. ( Tüm blog içeriğinde olduğu gibi, aşağıdaki cevaplarda da yer alan "-ır.", "-dır." gibi fiil ifadeleri esasen mevcut bilgilere istinaden "olması muhtemeldir" anlamını yansıtmakta olup, her şeyin doğrusunu sadece Allah’ın bildiği daima hatırlanmalıdır. )

1- Reenkarnasyon sisteminde önceki yaşamlardaki günahların bizleri takip etmesi durumu var mı varsa bu yükten nasıl kurtuluruz?

Bir ruhun ( bilincin ), farklı karakterleri ( kişilikleri ) deneyimlediği  her bir enkarnasyon sürecindeki  tutum, düşünce, davranış, söylem ve eylemleri  ruhsal planda kayıtlanmakta olup, her yeni enkarnasyona geçiş öncesinde ( ölüm sonrası araf ( spatyom ) hali ), o ruhun evvelki tüm enkarnasyonlarına ilişkin toplu bir performans değerlendirmesi, algısı yükselmiş ve vicdan mekanizması tam aktive olmuş ruhun bizzat kendisi tarafından yapılır. Bu husus İsra suresinin 14. ayetinde bildirilmiştir.

17/14 Kitabını oku. O GÜN NEFSİN, HESAP GÖRÜCÜ OLARAK SANA YETER.

Rahmani ve şeytani faaliyetlerin ( amellerin ) karşılığı olarak derin sevinçler, coşkular, mutluluklar ve derin ıstıraplar, üzüntüler, pişmanlıklar ile dolu olan bu süreç sonunda, tekamülü yolundaki eksiklikleri, ruha, bizzat kendisi tarafından tesbit ve idrak ettirilir. İlahi sistem tarafından, ruhun, tekamülü için reenkarnasyona ( tekrar dünyada bedenlenme ) ihtiyaç duyduğunun gerekli görülmesi halinde, ruh, arafta tesbitini bizzat yapmış olduğu tekamül eksikliklerini bir sonraki enkarnasyonunda gidereceğine dair taahhütte bulunur. Ayetlerde tekrarlanan “Allah’a  ahdinize vefa edin.” cümlesi bu fenomeni tanımlamaktadır. Bir ruh, reenkarne olduğu anda, evvelki enkarnasyonlarına ilişkin bilgiler, hatırlanmamak üzere, bilinçaltına atılır. Bundaki amaç, ruhun, yeni enkarnasyonunda, bilinç seviyesinde “anı karmaşası” yaşamasını ve teşevvüş haline geçmesini önlemektir. Dolayısıyla ruh, yeni anılar oluşturmaya hazır bir şekilde, temiz bir bilinç ile reenkarnasyon deneyimine başlar. 

2- Ölmeden evvel üst boyutlarla irtibata geçmek nasıl mümkün olur? Meditasyon yapamayan dehbli vs bireyler için bu yol kapalı mı?

Esasen, “insan” sıfatıyla, kaba madde planı dünyada enkarnasyon deneyimleri yaşayan her ruh sürekli olarak üst boyutlarla temas halindedir. Ancak, bunu farkedebilmesi için, yani bu iletişimi algılayıp, değerlendirip, yorumlayıp, sonuçlar çıkarabilmesi için frekansının yükselmiş ve “kalbi ile görme safhasına geçmiş” olması gerekmektedir. Bunun yegane yolu da dünyevi, maddi, nefsani ihtiraslardan, arzulardan “gerçek anlamda” uzaklaşmasıdır. Bunu sağlayabilmek için yegane yol ise Kur’an okuması, Allah’ın isimleri üzerine odaklanması, kelimelerdeki derin anlamları araştırması, her ayetin, her olgunun ve her olayın, ardındaki batıni gerçekleri, detayları keşfetmeye çalışması, ilim ve tekamül isteğini dualarında ( çağrılarında ) çokça telaffuz etmesidir. Bakara suresinin 186. ayetinde bu hususa dikkat çekilmektedir.

2/186 ... "Beni çağırdığında, çağıranın çağrısını kabul ederim. ..." ( Ayetin Arapçasında "Çağrı" kelimesinin karşılığı "Dua" kelimesidir. )

3- Kuranın şifa olduğu söyleniyor hangi surenin neyin ilacı çaresi olduğunu bize söyleyecek olan kaynağımız nedir?

Kendimizdir. Çünkü, ilahi sistemde “derde çare mekanizmasının” aktive olabilmesi, insanın, okuduğu ayetlere, yüklediği anlamlara ve buna bağlı zihinsel yapısına bağlıdır. Bu bağlamda, kişinin dert olarak tanımladığının niteliği, kişinin niyeti, samimiyeti ve isteği kritik önem arzetmektedir. Kur’an’ı, herkes için geçerli sabit bir “reçete” olarak algılamak maalesef doğru bir yaklaşım değildir. Zira, fiziksel sorunların çözümünün arandığı tıp ilminde dahi hastaların  fizyolojik ( fiziksel )  ve psikolojik ( ruhsal ) yapıları tedavideki en önemli ve belirleyici unsurlar olmaktadır. Yani, sabit bir fizyolojik tedavi metodunun her hastaya uygulanamadığı gerçeği bağlamında, her ayeti zahiri ve batıni sonsuz faydalar sağlayan Kur'an'ın “belirli" ayetlerinin "belirli" fizyolojik veya psikolojik sorunları ortadan kaldırdığına dair kesin hüküm vermek doğru bir yaklaşım olmamaktadır. Öte yandan, ayetlerdeki anlamların konu bağlamında kişiyi yönlendirdiği de hatırlanmalıdır.  

4- Yaradan ve yaratılan aynı varlık olabilir mi yani mutlak bilinç kendini kendi icat ettiği bir oyunun içine atmış olabilir mi? 

Yaratıcı’yı “varlık” olarak nitelemek, O’na “varlıksal” anlamlar, nitelikler ( haşa ) atfetmek, politeist bir anlayış olan mitolojideki gibi O’nu “kişiselleştirmek / şahıslaştırmak” insanın en büyük yanılgısıdır. “Allah’ın isimleri” olarak bilinen Kur’an’daki esma sistemi, sadece belirli frekansları aktive etmek için faydalanılabilecek kelimeleri temsil etmektedir. Yaratıcı, yaratılışın dışındadır. Yaratılışı ve yaratılmışları niteleyen kelimelerden münezzehtir. Yaratılıştaki hiçbir parametre, hiçbir unsur, hiçbir olgu Yaratıcı ile doğrudan ilintilendirilemez, özdeşleştirilemez. Kur’an’da yer alan bu yöndeki ifadeler, insanların “Allah” kavramına ilişkin sezgilerinin oluşabilmesi için bahşedilmiş müteşabih ( sembolik ) ifadelerdir. İdrakli varlıkların “Yaratılış” olarak algıladığı, Allah’ın kelimelerinin yansıması olan ve varlıklara tahsis ettiği bir “frekans kümesinden” ibarettir. “Allah” kavramı  ise varlıkların idrakine sığmaz niteliktedir.

5- Allah'ın merhameti SONSUZ yani bu durumda her varlığın sonunda cennet katmanlarına yükseleceğini söyleyebilir miyiz? 

Evvelki bölümlerde de değinildiği üzere, “Cennet” ( Örtü, Koruma, Kaplama, Barındırma ) ve “Cehennem” ( Ateş, Sıcaklık, Yanma ) kelimeleri esasen yaratılıştaki düalite ilkesinin temel bileşenlerini ( İyi / Kötü, Güzel / Çirkin vb. ) temsil eden şemsiye kavramlardır. Ruhsal hali tanımlayan bu kavramları, içinde bulunulan ortamın, halin dışında farklı bir “mekan”, bir “yer” olarak algılamak insanı yanılgıya sürükleyebilmektedir. Zira, düalite gereği her yaşam planının kendi cenneti ve cehennemi mevcuttur. Düalitenin en temel bileşenleri “Yokluk” ve “Varlık” kelimeleridir. Varlıkların algılayamadığı “Yokluk” kelimesi, “Vahdet / Ünite” kavramının temsili niteliğindedir. Dolayısıyla, varlık alemi olan yaratılış içindeki her yaşam planı ( kaba madde, yarı süptil, süptil ) kendi düalitesinden yani kendi cennetinden ve cehenneminden müteşekkildir. Bir yaşam planındaki varlıkların çoğunluğunun ruhsal durumları, düşünsel yapıları, o yaşam planının cennet mi cehennem mi olduğu konusunda belirleyici rol oynamaktadır. Ruhsal tekamül süreci, varlık algısıyla “sonsuz” olan bir yolculuktur. En üst tekamül seviyesi “Yokluk” olan bu sonsuz yolculukta, Allah’ın “sonsuz merhameti” de, ondan gerçekten ve samimiyetle faydalanmak isteyen tüm varlıklar için her daim mevcuttur.

6- Duaların kabul olması için geleneksel anlamda pek çok metod var sizin bir öneriniz var mı?

“Duaların kabul olması için metod” ifadesi, yukarıdaki izahatlar çerçevesinde batıl bir ifade olarak tezahür etmektedir. Zira bu noktada “duanın” ne olduğu, yani “neyin istendiği” büyük önem arzetmektedir. Daimi olarak nefsinin negatif frekanslarının tesiri altında kalan insanın, ruhsal tekamülü için neyin “iyi”, neyin “kötü” olduğunun bilincinde olamadığı, Bakara suresinde şöyle zikredilmektedir. 

2/216 “Ve ola ki siz bir şeyi istemezsiniz, bir şeyden hoşlanmazsınız, o size hayırlı olabilir. Ola ki siz bir şeyi seversiniz, o size kötü olabilir. Allah bilir de sizler bilmezsiniz.”

Bir başka deyişle insan, "duasının çoktan kabul edilmiş olduğunu" anlamakta dahi zafiyet gösterebilen bir varlıktır. 

Dolayısıyla duanın içeriğinin, “Rab’bim, bana indinden ilim bahşet. Bana doğru ile yanlışı ayırabilecek, gerçeği görebilecek kalp ver. Hakkımda hayırlı olanı bahşet. Nefsani duygularla arzulananlardan ve bu yöndeki niyazlardan beni beri kıl. Beni ilminle temizle ve beni tekamüle layık kullarından kıl. Amin.” gibi cümlelerden oluşmasının, duayı Allah'ın indinde daha geçerli kılacak olması kuvvetle muhtemeldir.

7- Şeytanın vesvesesinden sıyrılmak için ne yapmak gerekir?

Şeytani frekansların en aktif olduğu durumlar, insanın iyiye, güzele, temize odaklanmak, konsantre olmak istediği anlardır. Misalen duaya kalkmış bir insanın aklına aniden gelebilen olumsuz ve kötücül düşünceler söz konusu şeytani frekansların faaliyetinin sonucudur. Bu durumu bertaraf etmenin en etkin yollarından biri esma ( isimler; Allah'ın isimleri ) zikridir. Her dua seansında esma zikri yapılmasının faydalı olacağı Araf suresinin 180. ayetinde, zikir kapsamında 70 sayısının önem arzettiği de “tersten dolaylı misalleme” yoluyla Tevbe suresinin 80. ayetinde bildirilmektedir. 

7/180 Ve en güzel İSİMLER Allah içindir. O halde, ALLAH'I ONLARLA ÇAĞIRIN. ...

9/80 “Onlara af iste veya onlara af isteme. Onlar için YETMİŞ KERE AF İSTESEN DE Allah onlara af eylemeyecektir. ...”

8- Çekim ya da yaratım yasası denilen şey gerçek midir bu durumda bireyler ne yapmalı?

Spiritüalizmde, “Olumlu veya olumsuz düşüncelerin, bir kişiyi, yaşamında olumlu veya olumsuz deneyimlere maruz bırakması” olarak tanımlanan ve “Çekim Yasası” olarak anılan fenomene Şura suresinin 30. ayetinde dikkat çekilmektedir. 

“42/30 Ve size musibetten* ne isabet ederse o ellerinizin kazandıklarındandır.” 

* Ayetteki “Musibet” kelimesi “İsabet eden, Varan, Erişen” anlamında olan bir kelime olup, hem “olumlu”, hem de “olumsuz” isabetleri temsil etmektedir.

Yukarıdaki sorulardan birindeki cevaplar arasında yer alan “Bir yaşam planındaki varlıkların çoğunluğunun ruhsal durumları, düşünsel yapıları, o yaşam planının cennet mi cehennem mi olduğu konusunda belirleyici rol oynamaktadır.” cümlesi de Çekim Yasası fenomeniyle uyum arzetmektedir. Dolayısıyla, nefsani, şeytani hırslardan arınmış, iyi düşünceler ve eylemler içinde olmaya gayret etmek, ilahi nizam tarafından ruhsal tekamülü hızlandırıcı musibetlerin tezahürüne vasıta olacaktır. 

9- Yıllardır gelen anlamıyla namaz kılmak gerek mi ya da islamda var mı ya da faydası var mı sizce?

“Namaz “ kelimesi Kur’an’da yer almayan Farsça bir kelimedir. Sanskritçe'de bir kişiyi veya grubu saygıyla selamlamak ve onurlandırmak için kullanılan "Namaste" ( Sana boyun eğiyorum, Seni selamlıyorum ) ( namas ( boyun eğiyorum ) + te ( sana ) ) kelimesi Farsça bir kelime olan "Namaz" kelimesiyle ortak kökendendir. Kur’an’da, bu bağlamda yer alan kelimeler “Kıyamus salah” ( Duaya kalkma / Duayı daim kılma”, “Ruku” ( Eğilme ) ve “Secde” ( Yere kapanma ) kelimeleridir ki bu kelimeler toplu halde, semantik içerik olarak “Namaz” kelimesiyle uyum arzetmektedirler. Kur’an’da bu üç kelime, “ilahi sistemle iletişime geçme ve duaları iletme” amaçlı konsantrasyon seansının bileşenleri olarak tanımlanmaktadır. Dua seansının, fiziksel eylem nitelikli üç kelime ile tasvir edilmesinin sebeplerinden biri de fiziksel eylemin, ruhsal durumu etkileyici niteliğinin olmasıdır. Bir başka deyişle dua seansı, ruh ve madde ( beden ) düalitesinin, vahdet ( ünite ) bilincini tesis etmek üzere “bir” araya gelmesi fenomeni olarak da tanımlanabilir. Dolayısıyla iyi niyetle, samimiyetle, temiz kalple ve bilinçli şekilde ifa edilen dua seansının zahiri ve batıni faydalarının olduğu, ayetlerle de sabit bir gerçektir. Bu noktada önemli olan insanın “duasından gafil ( habersiz ) olmaması”dır. 

46/5 Ve ayağa kalkış gününe kadar ona cevap veremeyecek olan o Allah’tan başkasını çağırandan daha sapık kimdir? Ve ONLAR DUALARINDA GAFİLLERDİR / HABERSİZLERDİR.

Friday, March 21, 2025

Göğe yükselmek!

"Sema" ( سَّمَا ) ( Gök ) kelimesi, Kur'an'da "farklı boyut", "boyut portalı", "ruhsal halden hale geçiş" anlamlarında da yer almakta olup, bu kelimenin ebced değeri olan 101 sayısı ( 11 kodunun bir tezahürü ) bu durumu teyid etmektedir.

Sin 60 + Mim 40 + Elif 1 = 101

İsra suresinin aşağıdaki ayetinde yer alan ve çoklu anlamlara haiz "Terka fis sema" ( Göğe yükselesin ) ifadesinin öne çıkan anlamının "meditasyon yoluyla frekans yükselterek üst boyutla iletişime geçme ve bilgilenme" olması muhtemeldir.

17/93 Ev (1) yekune (2) leke (3) beytun (4) min (5) zuhrufin (6) ev (7) TERKA (8) Fİ (9) EL (10) SEMA (11) min (12) kulli (13) meselin (14) fe (15) eba (16) ekseru (17) el (18) nasi (19) illa (20) kufura (21) ve (22) len (23) nu'mine (24) li (25) RUKİYYİ (26) ke (27) hatta (28) tunezzile (29) aley (30) na (31) kitaben (32) nakrau (33) h (34) kul (35) subhane (36) rabb (37) i (38) hel (39) kuntu (40) illa (41) beşera (42) rasula (43) 

( Veya sana süsten, altından ev olsun veya tüm misallerden GÖĞE YÜKSELESİN. İşte insanların çoğunluğu ancak inkarda diretirler. "Üzerimize, okuyacağımız kitap indirene kadar senin YÜKSELİŞİNE inanmayız." De ki: "Rab’bim yücedir. Ben resul olan insanın haricindeki miyim?" )

- Ayetin sure ve ayet numaralarının nümerolojik değerleri toplamı 11 sayısını vermektedir. 

17 ... 1+7 = "8" ve 93 ... 9+3 = 12 ... 1+2 = "3" ....... 8+3 = "11"

- Ayetteki "Sema" ( Gök ) kelimesi 11. kelimedir.

Batıni ve zahiri olmak üzere muhtelif anlamları olan bu ayetteki semantik ve nümerik ( 11 ) kodun, "insanın uzaya çıkışı" kavramına yansıdığı da görülmektedir. Zira, kayıtlara göre, uzaya ilk çıkan yani "göğe yükselen" ilk insan, ismi 11 harften oluşan Sovyet kozmonot "Юрий Гагарин" ( Yuri Gagarin )'dir.

Keza "Ay'a insanlı yolculuķ" projesinin gerçekleştirildiği "space mission" ( uzay misyonu ) kodu da "Apollo 11"'dir.

"Göklerin çaplarından geçmek" kavramının zikredildiği Rahman suresinin aşağıdaki ayetindeki kritik kelime olan "Nefz" ( Geçmek; İçine işlemek ) fiili "Geçemezsiniz" anlamını temsilen "La Tenfuzu"  ve "La Tenfizune" olarak iki ( 1+1 ) kere tekrarlanmaktadır.

55/33 Ya (1) ma'şere (2) el (3) cinni (4) ve (5) el (6) insi (7) in (8) isteta'tum (9) en (10) TENFUZU (11) min (12) aktari (13) el (14) semavati (15) ve (16) el (17) ardi (18) fe (19) infuzu (20) la (21) TENFİZUNE (22) illa (23) bi (24) sultan (25) 

( Ey cin ve insan toplulukları, eğer göklerin ve yerin çaplarından GEÇMEYE istidatınız varsa, haydi ötesine geçin. Kuvvet, delil olmadan GEÇEMEZSİNİZ. )

Ayetteki "Tenfuzu" ve "Tenfuzune" kelimelerinin sıra numaraları sırasıyla 11 ve 22 ( 2 x 11 )'dir.

Ayrıca yukarıdaki iki çekilmiş fiilin kökü olan "Nefz" ( نفُذ ) kelimesinin ebced değeri olan 830 sayısının nümerolojik değeri de 11 olmaktadır.

Nun 50 + Fe 80 + Zel 700 = 830 ... 8+3+0 = 11

"Göğün / Göklerin kapılarının açılması" kavramının yer aldığı aşağıdaki ayetlerde de 11 nümerolojisi mevcuttur.

"Göğün kapılarının açılması" ifadesinin ilk kez geçtiği ayetin kodunun nümerolojik değeri 11'dir. ( 7+4+0 = 11 )

7/40 İNNEllezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha LA TUFETTEHU LEHUM EBVABUS SEMAİ ....

( O ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara kibirlenenlere, ONLARA GÖĞÜN KAPILARI KESİNLİKLE AÇILMAZ. .... )

"Cennet* kapılarının açılması"ndan bahsedilen aşağıdaki ayetin sure numarasının nümerolojik değeri 11'dir. ( 3+8 = 11 ) ( * "Cennet" ( Kaplama, Örtme, Koruma; Bahçe; Ruhsal hal; Gök ) )

38/50 CENNATİ adnin MUFETTEHATEN LEHUMUL EBVAB

( İkamet CENNETLERİNİN KAPILARI ONLARA AÇILMIŞTIR. )

"Göklerin kapılarının açılması" ifadesinin yer aldığı aşağıdaki ayetin kodunun nümerolojik değeri 11'dir. ( 5+4+1+1 = 11 )

54/11 Fe FETAHNA EBVABES SEMAİ bi main munhemir

( Böylece akıp dökülen su ile GÖĞÜN KAPILARINI AÇTIK. )

Frekans yükselmesi sonucu transa geçen "ashab-ı kehf"e ( mağara arkadaşları ) üst boyutlardan ilim bahşedildiğinin bildirildiği, teşbih de içeren ayetin kodunun nümerolojik değeri de 11'dir. ( 1+8+1+1 = 11 ) ( "Kehf" ( Mağara ) kelimesi müteşabih olarak "boyut portalını, göğü, ruhsal halden hale geçişi, yeni ruhsal hali ( cennet )" simgelemektedir. )

18/11 Fe darabna ala azanihim fil kehfi sinine adeda

( Böylece mağaranın içinde seneler adediyle kulaklarına vurgulayıp beyan ettik. )

Thursday, March 20, 2025

Şeytani tahakküm metodları!

Maddi, nefsani ve dünyevi frekansların esiri olmaları nedeniyle, kitlesel tahakküme dayalı zenginleşme obsesyonuna tutulmuş müşrik şeytanların nitelikleri, zihniyetleri ve bu yoldaki metodları ( hile, tuzak, yalan, iftira, hırsızlık, ihanet, zorbalık, zulüm vb. ), müşahade edildiği üzere, ayetlerde detaylı olarak zikredilmiştir. İlgili bazı ayetler sırasıyla şöyledir.

2/11 Ve onlara "Yerde BOZGUN yapmayın." denildiğinde, "Kesinlikle BİZLER IYILEŞTİRENLERİZ." DERLER. 

2/12 İyi bilin ki kesinlikle onlar BOZGUNCULARDIR ve lakin farketmezler.  

2/96 Ve kesinlikle onları hayatta insanların EN HIRSLILARI olarak bulacaksın. O ORTAK KOŞANLARDAN HER BİRİ BİN SENE ÖMÜR SÜRMEYİ ARZULAR. Onlar uzun ömür sürerek o azaptan uzaklaşacak değillerdir. Allah o yaptıklarını görendir. 

4/107 ... Kesinlikle Allah HAİN GÜNAHKAR olan kimseleri sevmez.

4/112 Ve KİM HATA VEYA GÜNAH KAZANIR, SONRA DA ONU KUSURSUZ OLANA ATARSA, İFTİRA VE APAÇIK GÜNAH yüklenmiş olur. *

* Başkalarını, kendi yaptıklarıyla suçlayanlar.

11/59 Ve işte Ad, Rab’lerinin ayetleri ile cihad ettiler. O’nun resullerine isyan ettiler. Her İNATÇI ZORBA emirlerine tabi oldular.

16/71 Ve Allah, rızıklarda bazınızı bazınıza üstün kıldı. Ancak O ÜSTÜN KILINANLAR RIZIKLARINI O ELLERİNİN MALİK OLDUKLARINA VERMEZLER Kİ ONDA EŞİT OLSUNLAR. Yani ALLAH'IN NİMETİ İLE CİHAD MI EDİYORLAR? 

27/34 "Kesinlikle MELİKLER hükümdarlar ŞEHİRE GİRDİKLERİNDE ORAYI BOZGUNA UĞRATIRLAR. ORANIN SAYGIN SAHİPLERİNİ ZELİL KILARLAR. İşte böyle yaparlar." dedi. 

33/60 Eğer İKİYÜZLÜLER, o KALPLERİNDE HASTALIK OLANLAR ve şehirde YALAN HABER YAYANLAR vazgeçmezlerse, kesinlikle seni onlara musallat ederiz.

35/43 Yerde KİBİRLENME ve KÖTÜLÜK TUZAĞIdır. KÖTÜLÜK TUZAĞI sahibinin haricindekinin başına geçmez. 

43/32 Rab’binin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? ...

43/54 Böylece ( Firavun ) KAVMİNİ hafife alıp KÜÇÜMSEDİ de ona itaat ettiler. Kesinlikle onlar günahkarlar kavmi oldular. 

63/4 Ve onları gördüğünde cisimlerinden hoşlanırsın. Eğer konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Kesinlikle onlar yaslanmış keresteler gibidirler. Her çığlığı onların üzerlerine sanarlar. Onlar düşmanlardır. Onlardan çekin, korun. Allah onları öldürsün. Nasıl da döndürülüyorlar.

83/1 Vay ÖLÇÜDE TARTIDA HİLE YAPANLAR için,  

83/2 Onlar insanlardan aldıklarında tam ölçerler. 

83/3 Ve ONLARA ÖLÇTÜKLERİNDE VEYA ONLARA TARTTIKLARINDA EKSİLTİRLER.

104/2 104/2 O MALI TOPLAYAN ve onu adet adet sayan,  

104/3 MALININ ONU EBEDİ KILACAĞINI SANAR.

Ayetlerde müşrik şeytanların korkak ve dönek niteliklerine de işaret edilmekte ve inananlara dolaylı olarak mücadele yolu gösterilmektedir.

8/48 Ve ŞEYTAN, ONLARA İŞLERİNİ SÜSLÜ GÖSTERDİĞİ ZAMAN, "Bugün insanlardan size galip gelecek yoktur. Kesinlikle ben size yardımcıyım." dedi. İki topluluk göründüğünde TOPUKLARI ÜZERİNDE DÖNDÜ ve "Kesinlikle ben sizden beriyim. Kesinlikle ben sizin görmediklerinizi görüyorum ve kesinlikle ben ALLAH'TAN KORKARIM. Allah azabı şiddetli olandır." dedi.

10/54 VE ŞAYET KESİNLİKLE YERDE NE VARSA TÜM ZULMETMİŞ NEFİS İÇİN OLSA, AZABI GÖRÜNCE ONU BIRAKIR FEDA EDERDİ ve gizli pişmanlık duyardı. Aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulmedilmezler.

39/47 Ve sayet kesinlikle yerde ne varsa ve onun aynısı, bir o kadarı ile birlikte topluca o zulmedenlere olsaydı, ayağa kalkış günü azabının kötülüğünden dolayı ONU BIRAKIR FEDA EDERLERDİ. Onlara Allah’tan, o hesabını yapmış olmadıkları meydana çıkar.

59/14 Sağlam korunmuş üstün şehirlerde veya duvarların arkasında olmaları haricinde sizinle topluca savaşamazlar. ONLARIN KENDİ ARALARINDA KÖTÜLÜKLERİ ŞİDDETLİDİR. TOPLANMIŞ OLDUKLARINI SANARSIN. ONLARIN KALPLERİ DAĞINIKTIR. Bu kesinlikle onların akıl etmeyen kavim olmalarındandır.

70/11 Onlar birbirlerine gösterilirler. SUÇLU O GÜN, OĞULLARINI FİDYE VEREREK AZAPTAN KURTULMAYI ARZULAR. 

70/12 Ve EŞİNİ ARKADAŞINI ve KARDEŞİNİ. 

70/13 Ve onu barındırıp yetiştiren AİLESİNİ. 

70/14 Ve YERDE KİM VARSA TOPLUCA Kİ SONRA KENDİNİ KURTARABİLSİN.

"Ben Kur'an'ı okudum."

Bölüm başlığı olan cümleyi kuranlara sorulabilecek olan

Neden okudun?

Nasıl okudun?

Ne zaman okudun?

Kaç kere okudun?

Halen okuyor musun?

gibi sorular esasen "Kur'an okuma" kavramının derinliklerine ışık tutmaktadır. "Kur'an okumak", roman, hikaye, şiir, anı derlemesi vb. okumaktan farklı olan ve bir kere okuma ile "okumuş olma"yı sağlamayan bir olgudur. 

Alak suresinin ilk ayetinde yer alan ve "İkra" ( Oku ) ile başlayan ayet, "okuma"  hususunda aydınlatıcı niteliktedir.

96/1 İkra bi ismi rabbi ke ellezi halak ( اِقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذ۪ي خَلَقَۚ ) 

( Yaratan Rab'binin ismi ile oku. )

Ayetteki kritik ifade olan "Rab'bin ismi ile okumak" ifadesi, okurken ayetlerin derin anlamlarının keşfedilebilmesi, kavranabilmesi için Yaratıcı Allah'tan yönlendirme isteğinde bulunmayı tanımlamakta ve esmadaki kudrete de dolaylı olarak işaret etmektedir.

Yukarıdaki ayette yer alan 7 nümerolojisi, "Kur'an" kelimesinin Kur'an'da 70 kere tekrarlanması ve Tevbe suresinde "70 kere tekrar ile gerçekleşme" hususunun dolaylı misalleme ile bildirilmesi çerçevesinde dikkat çekmektedir. Bilindiği üzere 7 sayısı, döngünün, döngü sonunun, olgunlaşmanın, olmanın, tamamlanmanın nümerik sembollerindendir. ( Batı dillerinde "Yaratmak" anlamına gelen "Create" ( ing. ), "Créer" ( fra. ) kelimelerinin "Kıraat" ( Okuma ) kelimesiyle olan fonetik uyumu, ortak etimolojik ve semantik kökene işaret niteliğindedir. )

- Ayetin kodunun ( 96/1 ) nümerolojik değeri 7 ( 9+6+1 = 16 ... 1+6 = 7 ) olmaktadır.

- Ayette 7 kelime bulunmaktadır. 

İkra (1) bi (2) ismi (3) rabbi (4) ke (5) ellezi (6) halak (7)

- Ayetin ebced değeri olan 2098 sayısının nümerolojik değerinin 19 olması da "Kur'an ve 19" fenomeni ile uyum arzetmektedir. 7 sayısı ile 19 sayısının çarpımının sonucu olan 133 sayısının nümerolojik değeri de 7'dir. ( 1+3+3 = 7 )

İlimler üzeri ilmin kaynağı Kur'an'ın her bir harfi, her bir kelimesi, her bir ayeti hem tek başına hem de diğerleriyle ikili veya çoklu bütünleşmeler halinde yaratılışın, yaşamın kodlarını teşkil etmekte ve keşfedilmesi gereken sırları temsil etmektedir. Dolayısıyla Kur'an'ı bir kaşif edasıyla, her bir kelimenin ve ayetin üzerinde, meditasyon yaparcasına, tefekkür ederek okumak ve tekrar tekrar sürekli okumak gerekmektedir. Zira mananın kalbe girmesi ve vicdanı tetiklemesi için okumanın daim kılınmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki "tekrar ile tezahür" yaratılışın önemli esaslarından biridir ki bu nedenle Kur'an'da tekrarlar mevcuttur.

Ayetlerde Kur'an'ın eşsizliğine, sonsuz anlam derinliğine ve oldurma kudretine işaret edilmektedir.

17/88 De ki: "Eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın aynısını getirmek üzere bir araya gelseler, şayet birbirlerine arka çıkıp yardımcı da olsalar onun aynısını getiremezler."

31/27 Ve şayet kesinlikle o yerdeki ağaçlar kalemler olsa ve deniz de ona destek olsa, ondan sonra da yedi deniz, Allah’ın kelimeleri tükenmez. Kesinlikle Allah yücedir hakimdir. 

13/31 Ve şayet kesinlikle Kur'an ki, onunla dağlar gezseydi veya onunla yer kesilip parçalansaydı veya onunla ölüler konuşturulsaydı. Bilakis tüm işler Allah içindir. ....*

* Ayette Kur'an'ın tesir kudretine işaret edilmekte ancak bu kudretin aktive olmasının Allah'ın rızası ve iznine bağlı olduğu da bildirilmektedir.

39/23 EN GÜZEL SÖZÜ, BENZETMELİ İKİLİ KİTAP OLARAK ALLAH İNDİRDİ. ... 

Ayetlerde kıraat ( okuma ) usülüne ilişkin bilgiler de verilmektedir.  

17/78 Güneş’in batışından gecenin karartısına kadar duaya kalk. Tanyeri ağarmasındaki şafak vakti okuması. Kesinlikle şafak vakti okuması şahit olunandır.

3/113 Kitap sahiplerinden olanlar eşit değillerdir. Ayakta duran, doğru topluluk vardır ki, Allah’ın ayetlerini gecenin geç vakitlerinde, yere kapanarak okurlar. 

73/4 .... Kur'an’ı düşünerek yavaş yavaş oku.

73/20 .... O halde size Kur'an’dan ne kolay gelirse okuyun. .....

2/121 O kendilerine kitap verdiklerimiz onu gerçekten tilaveti ile okurlar. İşte onlar ona inanırlar. ....


Friday, March 14, 2025

Sudaki nümeroloji

"Su"yun formülü H2O, efektif atom numarası da 10 ( H2 ( 2x1 ) + O ( 1x8 ) = 10 )'dur.

"Su"yun moleküler kütlesi ise 18.02 g/moldur. ( Bu sayının nümerolojik değeri 11'dir. 

Kur'an'da "Ma" ( Su ) kelimesi 64 kere tekrarlanmakta olup, bu sayının nümerolojik değeri, suyun efektif atom numarasına eşit olan ( 6+4 ) 10 sayısıdır.

"Ma" kelimesinin ilk kez geçtiği ayette suyun moleküler ağırlığı nümerolojik olarak kodlanmış gibi görünmektedir.

2/22 Ellezi (1) ceale (2) lekum (3) el (4) erda (5) firaşen (6) ve (7) el (8) semae (9) binaa (10) ve (11) enzele (12) min (13) el (14) semai (15) MAEN (16) fe (17) ahrece (18) bi (19) hi (20) min (21) el (22) semerati (23) rizkan (24) lekum (25) fe (26) la (27) tec'alu (28) li (29) allahi (30) endaden (31) ve (32) entum (33) ta'lemun (34)

( O size yeri döşek ve göğü bina yaptı. Gökten SU indirdi de onunla size faydalısından meyveler, ürünler rızıklar çıkardı. O halde bile bile Allah için eşler oluşturmayın.  )

Ayetteki "Ma" kelimesinin sıra numarasındaki ( 16 ) rakamlar ile ayet numarasındaki rakamların toplamı 11 ( 1+6+2+2 = 11 ) olmaktadır ki bu sayı, Suyun moleküler kütlesini temsil eden 18.02 sayısındaki rakamların toplamına eşittir. 

Ayrıca ayetteki kelime adedi olan 43 sayısındaki rakamlar ile ayet numarasındaki rakamların toplamı da 11 olmaktadır. ( 4+3+2+2 = 11 )

Yaşam içeren herşeyin sudan yaratıldığının ilk kez zikredildiği Enbiya suresinin aşağıdaki ayetinde de 10 ve 11 sayıları dikkat çekmektedir.

21/30 E (1) ve (2) lem (3) yera (4) ellezine (5) keferu (6) enne (7) el (8) semavati (9) ve (10) el (11) erda (12) kaneta (13) ratkan (14) fe (15) fetakna (16) huma (17) ve (18) cealna (19) min (20) el (21) MAİ (22) kulle (23) şey'in (24) hayy (25) e (26) fe (27) la (28) yu'minun (29) 

( O inkar edenler, gökler ve yer kesinlikle bitişiklerken onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi SUDAN oluşturduğumuzu görmüyorlar mı? Artık inanmazlar mı? )

- Ayetin kodundaki ( 21/30 ) rakamlar ile ayetteki "Ma" ( Su ) kelimesinin sıra numarasını ( 22 ) oluşturan rakamların toplamı 10 olmaktadır. ( 2+1+3+0+2+2 = 10 )

- Ayetteki kelime adedi olan 29 sayısının nümerolojik değeri 11'dir. ( 2+9 = 11 )

Arapçada "Ma" kelimesi "Ne, O" anlamlarına da gelmekte olup, benzer fonetik durum ( sesteşlik ) batı dillerinde "Su" kelimesinin karşılığı olan kelimeler için de geçerlidir.

Aqua ( Su ) ( lat., fra. ) ... Quoi ( Ne ) ( fra. )

Water ( Su ) ( ing. ) ... What ( Ne ) ( ing. )

Wasser ( Su ) ( alm. ) ... Was ( Ne ) ( alm. )

"Su" kelimesinin "Ne, O" kelimesiyle ilişkili olması, "her şeyin sudan yaratılmış olması" gerçeği ile dolaylı ilinti arzetmekte gibidir.

Madde alemi olan kainatı kaplayan ve suyun özü olan Hidrojenin ( H ) atom numarası olan 1 sayısı da 10 sayısının nümerolojik değeridir.


Thursday, March 13, 2025

Turab, Tiyn ve İnsan

En aşağıda linkleri bulunan "Sihirli 9 sayısı" ve "İnsanın kaynak kodu 9" başlıklı bölümlerde, 9 sayısının özellikleri ve 6 sayısı ile olan ilintisi irdelenmiş, "oluşum, dönüşüm, değişim, doğum, tezahür, ortaya çıkış, hal değişimi" gibi anlamların sayısal kodları olan bu iki sayının, birlikte, "düalitenin sembolü " olduklarına değinilmişti. Bu bağlamda 6 sayısının "yaratılışı", 9 sayısının ise "yıkımı, yaratılışın değişimini, dönüşümü, yenilenmeyi, yeni hali" simgelediği ifade edilmiş ve esasen, "yenilenme, dönüşüm" anlamlarını temsil eden 9 sayısına, satanik okültizmde "mevcut yaratılış nizamının yıkılması, bozulması, dönüştürülmesi ve sihir ( zihinsel algı değişimi oluşturma )" anlamı yüklendiği de belirtilmişti.

Türkçe kökenli bir kelime "Dokuz" kelimesinin etimolojik kökeninde de "Oluşum, Yaratılış, Doğuş" anlamları yer almaktadır. ( Dokuz = Doğ, Toğ ( Doğmak, Doğa, Dokumak, Doymak, Yükselmek, Çıkmak ) + uz ( gibi olan, ile ilgili ) )

Ayrıca 9 sayısının batı dillerindeki karşılıkları olan "Nine" ( ing, ), "Neuf" ( fra. ) ve "Neun" ( alm. ) kelimelerinin semantik kökenleri de "Yeni, Yenlenme" anlamlarını içermektedir. ( New / Nouveau - Neuve / Neu ( Yeni ) ( ing., fra., alm. )

Yine evvelce değinildiği üzere, 6 ve 9 sayıları, düaliteyi simgeleyen Yin Yang ( Yin = Karanlık, Yang = Aydınlık ) sembolünde de şeklen yer almaktadır. 

Kur'an'da 6 sayısı 9 kere, 9 sayısı 6 kere tekrarlanmaktadır.

6 ve 9 sayılarının toplamlarının nümerolojik değerinin 6 ( 6+9 = 15 ... 1+5 = 6 ) sayısını vermesi de nihayetinde "yaratılış" anlamına işaret niteliğindedir.

Kur'an'da insanın, kaba madde planındaki yaratılış cevherinin "Turab" ( Toprak ) ve "Tiyn" ( Çamur, Balçık ) olduğu bildirilmektedir. İlgili ayetlerde 9 sayısının 6 sayısıyla ilintili tezahürü dikkat çekmektedir.

Hatırlanacağı üzere, Kitabı Mukaddes'in ( Tevrat + İncil ) 66. suresindeki 18 ( 6+6+6 = 18 ... 1+8 = 9 ) numaralı ayette 666 sayısı "İnsanı simgeleyen, canavarın sayısı" olarak tanımlanmaktadır. 

"İnsan" ( انسان ) kelimesinin ebced değeri olan 162 sayısının nümerolojik değerinin 9 olduğu da evvelki bölümlerden hatırlanacaktır. ( Elif 1 + Nun 50 + Sin 60 + Elif 1 + Nun 50 = 162 ... 1+6+2 = 9 )

İnsanın yaratılış cevherinden "Turab" olarak bahsedilen ilk ayet, Al'i İmran suresinin aşağıdaki ayetidir.

3/59 İnne (1) mesele (2) iysa (3) inde (4) allahi (5) ke (6) meseli (7) adem (8) HALEKA (9) hu (10) min (11) TURABİN (12) summe (13) kale (14) lehu (15) kun (16) fe (17) YEKUN (18)

( إِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِنْدَ اللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ خَلَقَهُ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ )

( Kesinlikle İsa’ nın misali Allah’ın indinde Adem’ in misali gibidir. Onu TOPRAKTAN yarattı ve sonra ona "Ol." dedi de o oldu. )

- Ayetteki "Haleka" ( Yarattı ) kelimesi 9. kelimedir.

- Ayetteki son kelime olan "Yekun" ( Olur ) kelimesi 18. kelimedir. ( 18 ... 6+6+6 = 18 ... 1+8 = 9 )

- Ayette 18 kelime bulunmaktadır. 

- Ayeti oluşturan harflerin ebced değerleri toplamı ( ayetin ebced değeri ) 3966 olmaktadır ki bu sayının 3, 6 ve 9 rakamlarını içermesi dikkat çekmektedir. Ayrıca bu sayının nümerolojik değeri de 6 olmaktadır.

- "Turab" ( تُرَابٍ ) kelimesinin ebced değeri 603 olup, 6 ve 3 rakamlarını içeren bu sayının nümerolojik değeri de 9 ( 6+0+3 = 9 ) olmaktadır. Ayrıca 3 ve 6 sayıları, üç adet 6 içeren 666 sayısına da işaret gibidir. )

Te 400 + Ra 200 + Elif 1 + Be 2 = 603 

İnsanın yaratılış cevherinden "Tiyn" olarak bahsedilen ilk ayet ise 6. sure! olan En'am suresinin aşağıdaki ayetidir.

6/2 Huve (1) ellezi (2) HALEKA (3) kum (4) min (5) TİYNİN (6) summe (7) kada (8) ecela (9) ve (10) ecelun (11) musemmen (12) inde (13) hu (14) summe (15) entum (16) temterun (17) 

( Sizi ÇAMURDAN/ BALÇIKTAN?! YARATAN, sonra da vadelendiren O'dur. İsimlendirilmiş belirli vade O’nun indindedir. Sonra siz şüphe ediyorsunuz.  )

- Ayetteki "Haleka" ( Yarattı ) kelimesi 3. kelime "Tiyn" ( Çamur, Balçık ) kelimesi ise 6. kelimedir. Bu durum 9 sayısının nümerolojik tezahürüne vasıta olmakta ve 666 sayısına da ( 3 adet 6 bağlamında ) işaret etmektedir.

- "Yaratıklar, Yaratılmışlar, Mahlukat; Hayvanlar*" anlamına gelen "En'am"* suresinin numarası 6'dır. 

* "Hayvan" kelimesinin oluşumu "Hay ( Yaşayan, Diri, Canlı ) + van ( gibi olan, ile ilgili )" şeklinde olup, bu kelime esasen "Yaşamakta olan, Diri olan, Canlı olan"  anlamlarını temsil etmektedir. Keza, "En'am" kelimesinin batı dillerindeki tezahürleri de ortak kökten olan "Animate, Animer, Animieren ( Canlandırmak ) ( ing., fra., alm. ) kelimeleridir.

- "En'am" ( اَنْعَامِ ) kelimesinin ebced değeri olan 162 sayısının nümerolojik değeri de 9 sayısını vermektedir. ( Elif 1 + Nun 50 + Ayn 70 + Elif 1 + Mim 40 = 162 ... 1+6+2 = 9 )

- "Tiyn" ( طِينٍ ) kelimesinin ebced değerinin 69 olması da konu bağlamında dikkat çekmektedir. 

Ti 9 + Ya 10 + Nun 50 = 69

- "Tiyn" kelimesinin ilk harfi olan "Ti" harfi, Arap alfabesindeki 9. harftir

"Tin, Tiyn" ( طِّينِ ) kelimesi, "Çamur, Balçık" anlamının dışında farklı ve konu bağlamında önem arzeden anlamları da içermektedir.

Tiynet ( ara. ) = Yaratılış
Tiyn ( ara. ) = Mühür
Tin ( tür. ) = Ruh
Tan / Ten ( far. ) = Beden, Gövde; Cilt 
Tını ( tür. ) = Ses frekansı

"Tiyn" kelimesinin "Mühür" anlamı, insanın 9 sayısıyla kodlandığı düşüncesinin oluşmasına vasıta olmakta gibidir.

Ayrıca bkz.



Wednesday, March 12, 2025

"Soy" ve "Aile" meselesi

"Zurriyet" ( Soy, Nesil ), ""Ehl" ( Aileden olan, Evlat, Dost, Sahip ), "Al" ( Aile ) kelimelerinin "biyolojik soy, biyolojik genetik" anlamında olmadığı, aksine "Rahmani soy" ve "Şeytani soy" olarak ikiye ayrılan "kozmik kodlamayı, kozmik genetiği" temsil ettiği, kutsal kitaplarda açıkça ifade edilmektedir.

Saffat suresinin aşağıdaki ayetinde Hz. İshak'ın ( Hz. Yakub'un babası ) soyuna ilişkin bilgi verilmekte ve O'nun soyunda rahmani kimseler olduğu gibi ilahi kozmik anlamda O'nun soyundan olmayan şeytani kimselerin de olduğu bildirilmektedir. ( Hz. Yakub'un oğullarından olan Yusuf ve Yehuda'nın örnek teşkil eden durumlarına en aşağıda linki olan bölümde değinilmiştir. )

37/113 Ve barakna aleyhi ve ala ishak ve min ZURRİYETihima MUHSİNUN VE ZALİMUN li nefsihi mubin

( Ve O'nun üzerine ve İshak’ın üzerine bereket verdik. Onların SOYUNDAN İYİLİK YAPANLAR VE nefisleri için apaçık ZALİMLER var. )

Bakara suresinin aşağıdaki ayetinde de Hz. İbrahim'in, Rab'den, kendi soyundan olanlara da "İmamlık" ( Önderlik ) vazifesi bahşetmesini talep ettiği ancak Rab'bin bu talebi "Zurriyet" ( Soy ) kelimesinin gerçek anlamına ve İbrahim'in soyundaki zalimlere işaret etmek suretiyle" reddettiği görülmektedir. ( Ayetteki "red" durumu, rahmani kodlamaya değil de şeytani kodlamaya sahip soy üyelerini kapsamaktadır. )  

2/124 Ve iz ibtela ibrahime rabbuhu bi kelimatin fe etemmehunn KALE İNNİ CAİLUKE LİN NASİ İMAMA KALE VE MİN ZURRİYETİ KALE LA YENALU AHDİZ ZALİMİN

( Ve zamanında Rab’bi İbrahim’i kelimeler ile sınadı. Böylece onları tamamladı. "KESİNLİKLE BEN SENİ İNSANLAR İÇİN ÖNDER KILDIM." DEDİ. ( İbrahim ) DEDİ Kİ "VE SOYUMDAN DA". ( Allah) DEDİ Kİ "ZALİMLER AHDİME ERİŞEMEZLER." )

Hz. İbrahim'in "soyundan olabilmenin şartı" Al'i İmran suresinin aşağıdaki ayetinde Hz. İbrahim üzerinden bildirilmektedir.

3/67 Ma kane ibrahimu yehuddiyyen ve la nasraniyyen ve lakin kane HANİFEN MUSLİMA VE MA KANE MİNEL MUŞRİKİN

( İbrahim Yahudi değildi, Nasıralı da değildi. Lakin BİRLEYİP DOĞRULUĞA YÖNELEN TESLİM OLANDI VE ORTAK KOŞANLARDAN DEĞİLDİ. )

"Soy" kelimesinin ilahi kozmik seviyedeki gerçek anlamına işaret edilen Hud suresinin aşağıdaki ayet grubunda da, büyük döngü sonundaki tufan esnasında, çağrıya uymayıp, bir dağın tepesinde konumlandığı için ( teşbih içerir ) Rab'bin gazabından korunabileceğini sanan ancak sular altında helak olan oğlunu kurtarmak isteyen Hz. Nuh'un Rab'den talebine ve Rab'bin cevabına yer verilmektedir. Ayette 

11/45 Ve nada nuhun rabbehu fe KALE RABBİ İNNEBNİ MİN EHLİ ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemul hakimin

( Ve Nuh Rab’bine seslendi de "RAB'BİM KESİNLİKLE OĞLUM AİLEMDENDİ. Senin vaadin kesinlikle gerçektir. Sen hakimlerin en hakimisin." dedi. )

11/46 Kale ya nuhu İNNEHU LEYSE MİN EHLİK innehu amelun ğayru salihin fe la tes'elni ma leyse leke bihi ilm inni eizuke en tekune minel cahilin

( "Ey Nuh, O KESİNLİKLE SENİN AİLENDEN DEĞİLDİ. Kesinlikle o iyi olmayanı yaptı. O halde, o sana asla ilmi olmayanı bana sual etme. Kesinlikle ben seni cahillerden olursun diye öğütlerim." dedi. )

İncil'de ise "aile" kelimesinin gerçek anlamına, Mesih İsa'nı söylemleri vasıtasıyla açıklık getirilmektedir. Matta suresinin aşağıdaki ayet grubunda "Anne" ve "Kardeş" kelimeleri üzerinden misalleme yer almaktadır.

40-Matthew-12-46 İSA daha halka konuşurken, ANNESİYLE KARDEŞLERİ geldi. Dışarıda durmuş, O'nunla konuşmak istiyorlardı.

40-Matthew-12-47 Birisi İsa'ya, "BAK, ANNENLE KARDEŞLERİN DIŞARIDA DURUYORLAR, seninle görüşmek istiyorlar" dedi.

40-Matthew-12-48 İsa, kendisiyle konuşana, "KİMDİR ANNEM, KİMDİR KARDEŞLERİM?" karşılığını verdi.

40-Matthew-12-49 ELİYLE ÖĞRENCİLERİNİ GÖSTEREREK, "İŞTE ANNEM, İŞTE KARDEŞLERİM!" DEDİ.

40-Matthew-12-50 "GÖKLERDEKİ BABAMIN* İSTEĞİNİ KİM YERİNE GETİRİRSE, KARDEŞİM, KIZKARDEŞİM VE ANNEM ODUR."

* "Baba" kelimesi teşbihi ifadedir. Benzer ifade Bakara suresinde de yer almaktadır. ( 2/200 Allah’ı, babalarınızı hatırladığınız gibi veya daha şiddetli hatırlayın. .... )

Matta suresinin aşağıdaki ayetlerinde ise, şeytani soy, "Engerekler soyu" ifadesi vasıtasıyla yılan ile sembolize edilmektedir.

40-Matthew-23-33 "SİZİ YILANLAR, ENGEREKLER SOYU! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız?

42-Luke-3-7 Yahya, vaftiz olmak için kendisine gelen kalabalıklara şöyle seslendi: "EY ENGEREKLER SOYU! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı?

Ayrıca bkz.

https://kuranilmi.blogspot.com/2025/03/israil-yahudi-ve-elohim-kelimeleri.html

Tuesday, March 11, 2025

İsrail, Yahudi ve Elohim kelimeleri

Arapça "İsrail" ( إِسْرَائِيلَ ) olarak telaffuz edilen İbranice "Yisra'el" ( יִשְׂרָאֵל ) kelimesi, "Sara" ( שָׂרָה ) ( Mücadele etmek, Uğraşmak, Çekişmek, Dövüşmek, Savaşmak ) fiilinin üçüncü tekil şahıs çekim hali olan "Yisra" ( Mücadele eder, Uğraşır, Çekişir, Dövüşür, Savaşır ) kelimesi ile "El" ( İlah, Tanrı ) kelimesinin birleşiminden oluşmakta ve "İlah / Tanrı mücadele eder, İlah / Tanrı uğraşır, İlah / Tanrı savaşır" anlamına gelmektedir. 

"İsrail / Yisra'el" kelimesinin anlamına işaret edilen ayet, düşündürücü bir teşbih de! içeren, Tevrat'ın Tekvin ( Oluşum, Yaratılış ) suresinin 32-28 kodlu ayetidir.

1-Genesis-32-28 Ve dedi: Artık ADIN Yakup değil, İSRAİL OLACAK; ÇÜNKÜ sen bir önder gibi TANRI* VE İNSANLAR ÜZERİNDE KUDRETİNLE GALİP GELDİN.

* Ayetin İbranice metninde "Tanrı" kelimesinin yerinde "Elohim" ( אֱלֹהִ֛ים ) kelimesi bulunması dikkat çekmektedir. "Elohim" kelimesi "İlahlar" anlamına gelmekte ve "Eloh" ( İlah ) ve "im" ( çoğul eki ) ) kelimelerinden oluşmaktadır. Ayetin İngilizce King James versiyonu metninde yer alan "God" kelimesinin aslında bir "Melek'i temsil ettiği ifade edilse de kelimeler farklı ve ilginç! bir mesaj vermekte gibidir. 

Kur'an'da "Yahudiler" anlamında yer alan "Yehudu ( يَهُودُ ) / Hadu ( هَادُواْ ) / Huden ( هُودًا )" kelimeleri, İbranice "Todah / Hudah" ( תודה ) ( Övmek, Şükran duymak ) ve "Yehudah" ( יהודה ) ( Öven, Şükran duyan ) kelimelerinin farklı telaffuz edilmiş halleridir. "Yehudah" kelimesinin anlamına işaret edilen ayet ise Tevrat'ın Tekvin suresinin 29-35 kodlu ayetidir.

1-Genesis-29-35 Dördüncü kez hamile kaldı ve bir erkek çocuk daha doğurdu. "Bu kez RAB'Bİ ÖVECEĞİM / RAB'BE ÖVGÜLER SUNACAĞIM." dedi. ONUN İÇİN ÇOCUĞA YAHUDA ADINI VERDİ. Bir süre doğum yapmadı.

Tevrat'a göre "Yehuda", Hz. Yakub'un yani "İsrail"in oğlu" yani "İbn-i Israil"'dir. "Yahudi" ( Yehuda + i ( ile ilgili ) ) kelimesi "Yehudah'a tabi olan" anlamına gelmekte olup, "Ben-i İsrail" ( İsrailoğulları ) ifadesiyle özdeşleştirilmiştir.

Tevrat'ta Hz. Yakup'un 11 oğlu ( Şimon, Levi, YAHUDA, İssakar, Zevulun, Dan, Naftali, Gad, Aşet, Yusuf, Benyamin ) ve 1 kızı ( Dina ) olduğu yazılıdır. 

Kur'an'da, Hz. Yusuf'un rüyasında gördüğü 11 yıldızın, babası Hz. Yakub tarafından "Yusuf'un kardeşleri" olarak yorumlandığı ve Hz. Yusuf'un, "kardeşlerinin kendisine şeytani tuzak kuracakları" yönünde babası tarafından uyarıldığı bildirilmektedir. Kardeşler arasında Yehuda'nın da bulunması dikkat çekmektedir.

12/4 İz kale yusufu li ebihi ya ebeti inni raeytu EHADE AŞERA KEVKEBEN veş şemse vel kamera raeytuhum li sacidin

( Zamanında Yusuf babasına "Ey baba, kesinlikle ben ON BİR YILDIZ, Güneş ve Ay gördüm. Onları benim için yere kapanırlarken gördüm." dedi. )

12/5 Kale ya buneyye la taksus ru'yake ala İHVETİKE fe YEKİDU leke keyda inneş ŞEYTANE lil insani ADUVVUN mubin

( "Ey oğlum, rüyanı KARDEŞLERİNE anlatma. Yoksa sana hile yapıp TUZAK KURARLAR. Kesinlikle ŞEYTAN, insan için apaçık DÜŞMANdır." dedi. )

Mesih İsa'ya ihanet eden havarinin isminin de "Yehuda" ( Judas Iscariot / Yahuda İskariot ) olması ayrıca düşündürücüdür.

Bakara suresinin aşağıdaki ayetinde, "Birleyici" bir mesaj verilmekte ve kavmin ismi ne olursa olsun, şayet o topluluk "Allah'a ve ahirete* inanıyorsa" ve en önemlisi "İyilikler yapıyorsa" onların "Mu'min" sıfatı kazanacağı bildirilmektedir.

2/62 İnnellezine amenu vellezine HADU ven NESARA ves SABİİNE min amene billahi vel yevmil ahiri ve amile salihan fe lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( Allah’a ve sonraki güne inananlardan ve iyilikler yapanlardan olan o inanan YAHUDİLERE, NASIRALILARA ve SABİİLERE, artık onlara Rab’lerinin indinde kesinlikle ödülleri vardır. Onlara korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler. )

* Her kelime gibi çoklu anlamları olan "Ahiret" ( Sonra olan, Sonraki, Ötesinde ) kelimesi, yaratılıştaki reenkarnasyon fenomenini yani "Ölüm - Doğum" döngüsünü de temsil etmektedir. ( Her yeni doğumun bir reenkarnasyon olduğu yani bir ruhun farklı kimlikle yeniden bedenlenmesi olduğu hatırlanmalıdır. )

Dünyanın gerçek yüzü Gayya

Grek kökenli bir kelime olan "Gaia" kelimesi "Yer, Yeryüzü, Toprak" anlamına gelmektedir. Bu kelime aşağıdaki kelimelerin de köküdür

GEograpghy ( Coğrafya, YERbilim )

GEometry ( GEometri, YERölçüm )

GEhinnom ( Hinnom YERi, Acı YERİ, CEhennem )

"Gaia" kelimesinin Arapça muadili olan ve "Ateş yeri" anlamında kullanılagelen "Gayya / Ğayya" ( غَيًّا ) kelimesi Kur'an'da sadece Meryem suresinin aşağıdaki ayetinde, "cehennem" kavramı ile ilintili olarak yer almaktadır.

19/59 Fe halefe min ba'dihim halfun edaus salate vettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne ĞAYYA

( Böylece onlardan sonra takip edenler halef olup arkasından geldiler. Duayı bıraktılar da şehvetlere tabi oldular. Artık yakında GAYYAYA / ATEŞ KUYUSUNA kavuşacaklar, atılacaklar. )

"Gaia" veya "Ğayya" kelimesinin "Yeryüzü" anlamına gelmesi ve yukarıdaki ayette "İçine atılınan bir yer" olarak yani "cehennem" olarak tanımlanması, dünyanın, çoğunluk tarafından henüz algılanamayan gerçek kimliğini ifşa etmektedir.

Zira, bir canlının yaşaması için başka bir canlının ölmesinin gerektiği bir ortam cehennemden başka ne olabilir ki?!

Bu konu bağlamındaki detaylar aşağıda linki yer alan bölümde mevcuttur. 

https://kuranilmi.blogspot.com/2024/03/dunyann-gercek-yuzu-cehennem.html

Monday, March 10, 2025

Lucifer gerçekten Lucifer mi?

Latince kökenli bir kelime olan ve cin şeytanlarının ( negatif frekanslı farklı boyut varlıkları ) lideri İblis ile ilintilendirilen "Lucifer" ( Işık taşıyan / Işık getiren ) kelimesinin etimolojik ayrışımı "Lux, Luc" ( Işık ) ve "Fer" ( Taşıyan, Getiren ) şeklinde olmaktadır.

Keza, dünyayı sürekli bir kaos halinde, kan ve göz yaşı içinde tutan küresel elit zümre de kendisini "Illuminati" ( Aydınlanmışlar ) olarak tanımlamaktadır.

Bu tanımlamaların insanlığı aldatmak üzere belirlenmiş şirk nitelikli kisveler olduğu sezilmektedir. Zira Nur ( Aydınlık ) suresinin 24/35 kodlu ayetinde müteşabih olarak, Allah'ın "Nur" ( Aydınlık ) kelimesiyle ilintilendirildiği görülmektedir.

24/35 ALLAHU NURus semavati vel ard ...

( ALLAH göklerin ve yerin AYDINLIĞIdır. ... )

Dolayısıyla, türlü komplolar tesis etmek suretiyle insanlığı sürekli tahakküm altında tutmak ihtirasına kapılmış olan yani ilah olmak obsesyonuna tutulmuş olan şeytanların insanlara "ışık getirmesi" mümkün değildir. Onlar her faaliyetlerinde "fayda sağlıyor" yani "ışık getiriyor" algısı yaratmak suretiyle esasen insanlığı karanlığa sürüklemektedirler.

47 2 Korintliler 11-14 Buna şaşmamalı. ŞEYTAN da kendisine IŞIK MELEĞİ süsü verir.

Çünkü onlar Allah'ın bahşettiği ilim nimetini kötü emellerine vasıta kılmaktadırlar. Bunun en güncel örneği Yapay Zeka meselesidir. ( Detaylar evvelki bölümlerde mevcuttur. )

Dolayısıyla insana ışığı, verdiği ilimle sadece Allah getirebilir ki bu husus Bakara suresinin aşağıdaki ayetinde bildirilmiştir. Ayrıca bu ayette şeytanların ( tağutların ) durumuna da dikkat çekilmiş ve "taşıdıkları ateşin" aydınlığa değil sadece karanlıklara kapı açtığına da değinilmiştir.

2/257 ALLAHU veliyyullezine amenu YUHRİCUHUM MİNEZ ZULUMATİ İLEN NUR vellezine keferu evliyauhumut TAĞUTU YUHRİCUNEHUM MİNEN NURİ İLEZ ZULUMATİ ULAİKE ASHABUN NAR hum fiha halidun

( ALLAH o inananların dostudur. ONLARI KARANLIKLARDAN AYDINLIĞA ÇIKARIR. O inkar edenler, onların dostları TAĞUTtur ( azgındır ) ki ONLARI AYDINLIKTAN KARANLIKLARA ÇIKARIR. ONLAR ATEŞİN SAHİPLERİDİRLER. Onlar onun içinde ebedidirler. )

28/71 ... MEN İLAHUN ĞAYRULLAJİ YE'TİKUM Bİ DİYA' ...

... SİZE IŞIĞI GETİRECEK İLAH ALLAH'TAN BAŞKA KİMDİR? ...

Kelimelerin etimolojik kökenleri, fonetik ve semantik özellikleri, sır gibi görünen unsurların ifşasına, şüphelerin giderilmesine, gerçeğin açığa çıkmasına da vasıta olmaktadır. Misalen "Lucifer" kelimesi Arapça ve Farsça* kelimeler itibarıyla, fonetik olarak incelendiğinde zahiri ( eksoterik ) anlamının ötesinde batıni ( ezoterik ) bir anlama da işaret etmekte gibidir.

LUSS-İ FER : Luss ( Hırsız ) + i ( tamlama bağlacı ) + Fer ( Işık ) ... IŞIK HIRSIZI

* Latince, birçok Arapça ve Farsça kelimeyi içeren bir dildir. Zira Farsça "Fer" ( Işık ) kelimesi aynı anlamda olmak üzere Latince'de de yer almaktadır.

Elif Lam Ra ve 666

Yaratılışın kaynak kodları olan harflere Kur'an'da 78 ( 7+8 = 15 ... "6" ) adet harften oluşan "hurufu mukatta" sistemiyle ayrıca dikkat çekilmiş ve harflerin ilahi yazılımın kodları olduğu ilk kez "Elif Lam Ra" hurufunun yer aldığı aşağıdaki ayette bildirilmiştir.

12/1 ELİF (1) LAM (2) RA (3) tilke (4) ayat (5) el (6) kitab (7) el (8) mubin (9)

( الٓـرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْـكِتَابِ الْمُب۪ينِ۠ )

( ELİF LAM RA. Bunlar apaçık kitabın / yazılımın ayetleridir / kodlarıdır. )

"Kitab" kelimesi "Yazı", "Ayet" kelimesi de "İşaret, Sembol, Kod" anlamına gelmektedir.

"9" kelimeden oluşan bu ayetin ebced değeri olan 1680 sayısının nümerolojik değeri "6" olmaktadır. ( 1+6+8+0 = 15 ... 1+5 = 6 )

Elif, Lam ve Ra harflerinin ayetteki sıra numaraları sırasıyla 1,2 ve 3 olup, bu sayıların toplamı da 6 olmaktadır.

"Elif Lam Ra" harfleri bir cümle addedildiğinde ortaya "El Ra" ( İlah görür ) ifadesi çıkmaktadır. ( "El" kelimesi "Allah'ı", "Ra" ise "Görmek" fiilini temsil etmektedir. ( "BesmELe" ifadesi de "El" kelimesini içermektedir. )

Hurufu mukatta setleri içinde "ard arda" olmak üzere, ebced değerleri toplamlarının nümerolojik değeri 6 olan 6 huruf seti bulunmaktadır. Bu huruf setleri, nümerolojik değerleri itibarıyla "üçer adet 6"'dan yani 666'dan oluşan iki grup halinde yer almaktadır.

10/1 Elif (1) Lam (30) Ra (200) ... 231 ... "6"

11/1 Elif (1) Lam (30) Ra (200) ... 231 ... "6"

12/1 Elif (1) Lam (30) Ra (200) ... 231 ... "6"

ve

14/1 Elif (1) Lam (30) Ra (200) ... 231 ... "6"

15/1 Elif (1) Lam (30) Ra (200) ... 231 ... "6"

19/1 Kef (20) Ha (5) Ya (10) Ayn (70) Sad (90) ... 195 ... "6"

Yukarıdaki ilk "üçlü 6" grubunun ait olduğu ayetlerin sure numaralarının toplamlarının nümerolojik değeri "6" ( 10+11+12 = 33 ... 6 ), ayet numaraları toplamı ise "3" ( 1+1+1 = 3 ) olmaktadır. 

İkinci "üçlü 6" grubunun son ayeti, hurufu mukatta içindeki tek "Ayn" ( عٓ ) harfini içermektedir ki bu harfin telaffuzu, "Göz" anlamına gelen "Ayn" ( عَيْنَ ) kelimesi ile benzeşmektedir.

Kur'an'da yer alan semantik ve nümerik kodlar, okült cemiyetlerde, şirk yaklaşımı çerçevesinde, şeytani yönde anlamlandırılmaktadır. Misalen sadece Allah'a münhasır olan "Her şeyi gören göz" ifadesi ve kozmik tesirleri olan 666* sayısı şirkin ve İblis'in sembolü addedilegelmiştir.

( * 6+6+6 = 18 ... 9 ... Yukarıda yer alan ilk "Elif Lam Ra" ( Allah görür. ) ayetinde de 9 kelime bulunmaktadır. )

"Allah her şeyi görür." cümlesi Kur'an'da sadece Mülk suresinin aşağıdaki ayetinde zikredilmiştir. 

67/19 ... innehu bi kulli şey'in basir

( اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ بَص۪يرٌ )

( .... Kesinlikle O her şeyi görendir. )

Bu cümlenin ebced değeri olan yani cümledeki harflerin ebced değerleri toplamı olan 720 sayısının nümerolojik değeri de "9" olmaktadır.

Elif 1+ Nun 50 + He 5 + Be 2 + Kef 20 + Lam 30 + Şın 300 + Ya 10 + Be 2 + Sad 90 + Ya 10 + Ra 200 = 720 ... 7+2+0 = 9

Kitabı Mukaddes'in ( Tevrat + Incil ) "66". suresindeki** "18" ( 1+8 = 9 ... 6+6+6 = 18 ... "9" ) numaralı bir ayette 666 sayısının "İnsanı simgeleyen canavarın sayısı" olarak tanımlanmasının sebebi, kendisini Rab'be şirk koşmakta olan insana, bu zihniyetiyle bir "Canavar"'a dönüştüğünün bildirilmek istenmesi gibi görünmektedir.

66-Revelations-13-"18"  Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, CANAVARA AİT SAYIyı hesaplasın. Çünkü BU SAYI İNSANI SİMGELER. SAYISI ALTIYÜZALTMIŞALTIDIR.

** "Allah" kelimesinin ebced değeri 66'dır.

Ayrıca bkz.