Yunanca kökenli olan "Ekonomi" kelimesinin etimolojik analizi şöyledir.
ekonomi : gre. * oikonomia (ev yönetimi, iktisat) (oikos (ev, ikametgah, yerleşim, konut, mekan, yuva, yaşam alanı, çevre) + nomia (yönetim, idare, düzenleme, yasama) (nomos (kural, yasa, kanun, ilke, düzen) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * ev veya hane yönetimi; genel olarak mal ve hizmetlerin üretimi, dağılımı ve yönetimi; iktisat, para idaresi, ev idaresi
Türkçe'de "Ekonomi" kelimesinin karşılığı olarak kullanılan, Arapça kökenli olan "İktisat" kelimesinin etimolojik analizi ise şöyledir.
iktisat : ara. * kasd, kasada (hedeflemek, yönelmek, amaçlamak, ölçülülük göstermek, tutumlu olmak, doğru yolda olmak, uygun olmak), kesad (kıtlık, eksiklik, azlık), kasd (niyet, gaye, amaç, yönelme; ölçülü olma; yolu doğru olma, doğru), maksad (amaç, hedef, gaye, niyet), muktesid (ölçülü davranan, tutumlu) * kaynakların üretimi, dağıtımı ve tüketimiyle ilgilenen bilim dalı; birey veya toplumun gelir ve giderlerinde dengeli ve ölçülü olma, ölçülülük, tasarruf, ekonomi
"Ekonomi" şu cümle ile tanımlanmaktadır.
"İnsanların sınırsız ihtiyaç ve isteklerini karşılamak için "sınırlı ve kıt kaynakların" nasıl üretileceğini, dağıtılacağını ve kullanılacağını inceleyen sosyal bilim dalı."
Yukarıdaki tanımdaki kritik kavram "sınırlı ve kıt kaynaklar" kavramıdır. Yani bu tanıma göre dünyadaki maddi imkanlar, insanın "sınırsız"?!* ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktarda değildir.
Bu ifade doğru mudur? Değildir.
Bu tanım esasen, nimetlerin (kaynaklar) kısıtlı olduğu algısını zihinlere zerk edebilmek için kurgulanmış şeytani bir telkin cümlesidir. (*İnsanın sınırsız olan ihtiyacı, sadece ilme olan manevi ihtiyaçtır.)
Dünyadaki nimetler, insanlar onları birbirlerinden esirgemediği müddetçe, "sınırlı" ve "kıt" değil aksine "sınırsız" ve "bol"dur. Bunun en net delili toprağa atılan bir tohum tanesinden binlerce ürünün elde edilebilmesidir.
8/53 Allah, bir kavime verdiği nimeti, onlar nefislerindekini değiştirmedikçe değiştirmez.
Bir şeytani zümre tarafından insanların her gün duymak zorunda bırakıldıkları para, nakit, kredi, faiz, kâr, vade, sermaye, borsa, banka vb. gibi "ekonomik" kavramlar esasen batıl olan ve sadece insanların, mahrumiyete (yoksunluğa) dayalı bir sistem içerisinde tahakküm ve kontrol altına alabilmesi için kullanılan, kök anlamlarından uzaklaştırılarak terimleştirilmiş kelimelerdir.
Acı üreten tüm suçların ve günahların kök sebebi "kibir" ve dolayısıyla "nimette üstün olma" obsesyonudur.
Aşağıdaki ayetler konu bağlamında, üzerinde düşünülmesi gereken mesajlar vermektedir.
41/10 Ve "Orada, onun üstünde dağlar oluşturdu. Orada bereket verdi. Orada, GIDALARI, AZIKLARI, araştıranlar için dört günde EŞİT OLARAK DÜZENLEYEREK ÖLÇÜLENDİRDİ."
16/71 Ve Allah, RIZIKLARDA BAZINIZI BAZINIZA ÜSTÜN KILDI. Ancak o üstün kılınanlar rızıklarını o ellerinin malik olduklarına VERMEZLER Kİ ONDA (RIZIKTA) EŞİT OLSUNLAR. Yani Allah’ın nimetini inkar mı ediyorlar?
Şimdi yukarıdaki iki ayet ile ilgili şu soru akla gelebilmektedir. "E ilk ayette eşit verdik diyor, ikinci ayette bazılarınızı rızıkta üstün kıldık diyor. Bu bir çelişki değil mi?"
Bu soru, bir algı ve idrak sınavı niteliği de arzeden Kur'an'ın kurgusal yapısının ve içerdiği, "kendisine akıl bahşedilmiş insanın, kendi kaderini belirlemede etkili olabileceği ve bunun da onun yegane sınavı olduğu" mesajının idraki açısından önem arzetmektedir.
İkinci ayette yer alan "rızıkta bazınızı üstün kıldık" cümlesi, belirli koşulların hasıl olmasına bağlı olarak bazı insanların nimet fazlalığına erişmiş olma durumunun söz konusu olabileceğini bildirmektedir. Aynı ayetin devamında ise, bir şekilde nimet fazlalığı içinde kalanların herhangi bir nedenle ilahi nizam tarafından "kayırıldıklarını" ve "özel olduklarını" zannetmemeleri aksine nimette eşitliği sağlama işlevlerini, görevlerini yerine getirmeleri gerektiği bildirilmektedir.
2/219 ... Sana NEYİ HARCAYACAKLARINI SUAL EDERLER. De ki: "FAZLASINI VE İYİSİNİ." İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar. Umulur ki düşünürsünüz.
Peki o ""rızıkta üstün kılınanlar", eşitlik olsun diye "fazlasını ve iyisini" insanlara verirler mi? Bunun cevabı da aşağıdaki ayetlerdedir.
38/23 Kesinlikle bu benim kardeşim. Ona doksan dokuz dişi koyun ve bana bir dişi koyun. "Onu da bana ver." dedi. ...
104/2-3 O malı toplayan ve onu adet adet sayan - Malının onu ebedi kılacağını sanar.
Netice itibarıyla insan, "gaspına kılıf" olarak kullandığı "ekonomi" bahanesini bir kenara bırakıp, herkes için mutluluğun ve huzurun kaynak kodu olan "eşit paylaşımın" sonsuz faydasını idrak edip özümsemediği sürece hep isyan ettiği kaderinin senaryosunu yazmaya devam edecektir.


















