Ruhsal bir rehber ve kod kaynağı olan Kur’an’ın en büyük özelliklerinden biri de psikoloji bilimine konu olmuş (ve henüz konu olmamış) tüm kavramları ve fenomenleri de içeriyor (doğal olarak) olmasıdır.
Söz konusu kavramlardan biri de “Taannüd” kavramıdır ki bilimsel terminolojide bunun karşılıkları “Confirmation Bias” (Doğrulama Yanlılığı), “Delusion” (Delüzyon, Sanrı) ve “Backfire Effect” (Geri Tepme Etkisi) terimleridir.
Arapça bir kelime olan “Taannud” kelimesi, “İnad” (Bir düşünce, tutum veya davranışta ısrarla direnme, başkasının görüş veya isteklerine karşı bile bile karşı durma, diretme) kelimesinden türeme olan ve “Bir görüşe, öneriye veya delilleri mevcut gerçeğe rağmen bilinçli biçimde direnme, gerçeği ısrarla kabul etmeme ve karşıt tutumu sürdürme hali, mantıklı delillere rağmen vazgeçmeyen inat ve dikleşme davranışı” olarak tanımlanan kelimedir. Geniş kapsamlı semantiğe sahip “Taannüd” kelimesinin psikoloji bilimindeki terimsel karşılıkları ve tanımları ise şöyledir.
Confirmation Bias” (Doğrulama Yanlılığı) : Kişinin sadece kendi inançlarını destekleyen kanıtları dikkate alıp, aksini kanıtlayan somatik delilleri ve bilgileri kayıtsız şartsız görmezden gelme veya reddetme eğilimi
Delusion (Delüzyon, Sanrı) : Bir bilgiye, aksini kanıtlayan yani aksinin doğruluğunu kanıtlayan apaçık delillerin ve mantıksal açıklamaların mevcudiyetine rağmen sarsılmaz bir şekilde sürdürülen patolojik inanç durumu
Backfire Effect (Geri Tepme Etkisi) : Kişiye yanlış inancını çürüten deliller sunulduğunda, bu delilleri reddederek kendi hatalı fikrine daha da çok bağlanması durumu
Yukarıda yer alan ve psikopatolojik olarak değerlendirilen kavramlara ayetlerde, şeytani nitelik atfedilen “İnad” (İnat), “Eba” (Diretmek) ve “Ludda” (Aşırı inatçı) kelimeleriyle değinilmekte olup, insanların genel eğiliminin “yanlışta inat” yönünde olduğu da bildirilmektedir.
“Diretme” eğiliminin kökeni ve bu yaklaşımın tüm sorunların temeli olduğu aşağıdaki iki ayette bildirilmektedir.
2/34 Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu İLLA İBLİS EBA VESTEKBERA VE KANE MİNEL KAFİRİN
( Ve zamanında meleklere "Adem için yere kapanın." dedik. Böylece İBLİS HARİCİNDE yere kapandılar. O DİRETTİ VE KİBİRLENDİ VE İNKARCILARDAN OLDU. )
15/31 İlla İBLİS EBA en yekune meas sacidin
( İBLİS hariç. O yere kapananlarla birlikte olmaya DİRETTİ. )
Cin şeytanı İblis’in (negatif frekanslı olan ve kaba madde planında göz ile görme duyusu ile algılanamayan farklı boyut varlıklarının genelleyici ismi) düşük frekansı ile uyumlu titreşen insanların, daha doğrusu “insan şeytanları”nın yeryüzünde büyük çoğunluğu oluşturduğu ve ortak özelliklerinin de “inkarda inat” olduğu aşağıdaki ayetlerde bildirilmektedir. (İnsanın sık dillendirdiği ikiyüzlü mazeret olan “şeytana uydum”, “şeytan dürttü” vb. gibi cümlelerin batıl olduğu, suçlanacak biri varsa o da insanın bizzat kendisi olduğu, “şeytan” kelimesinin zaten “ateşe atan, yakan, helak eden” anlamında bir sıfat olduğu, İblis’in şeytan niteliği olduğu gibi, insanın da şeytan niteliği olduğu hatırlanmalıdır. Yani esasen, iki varlığın eş frekansta titreşmesinden başka bir durum söz konusu değildir.)
17/89 Ve lekad sarrafna lin nasi fi hazel kur'ani min kulli meselin fe EBA EKSERUN NASİ İLLA KUFURA
( Ve bu Kur'an’da insanlar için tüm meselelerden, sözlerden sarfettik de İNSANLARIN ÇOĞUNLUĞU ANCAK İNKARDA DİRETTİLER. )
17/93 ... fe EBA EKSERUN NASİ İLLA KUFURA ....
(....İşte İNSANLARIN ÇOĞUNLUĞU ANCAK İNKARDA DİRETİRLER. ....)
17/99 .... ve CEALE LEHUM ECELEL LA RAYBE FİH FE EBEZ ZALİMUNE İLLA KUFURA*
(....Onlara, HAKKINDA ŞÜPHE OLMAYAN VADE GELDİ DE ZALİMLER ANCAK İNKARDA DİRETTİLER.)*
*Ayette, içinde bulundukları olumsuz duruma ilişkin her türlü delilin tezahür ettiği döngü sonu ortamında dahi inatçı tutumlarını sürdüren zalim karakterlerden bahsedilmektedir. Bu durum “Biliyorum, sigara beni öldürüyor ama yine de içiyorum.” diyen inatçının misaline benzemektedir.
19/97 Fe innema yessernahu bi lisanike li tubeşşira bihil muttekine ve tunzira bihi KAVMEN LUDDA
( Onunla sakınanları müjdelemen ve onunla İNATÇI KAVMİ uyarman için onu senin lisanın ile kesinlikle kolaylaştırdık )
Hud suresinin aşağıdaki ayetinde inatçı karakterlerin “zorba” niteliğe de sahip olduklarına işaret edilmektedir.
11/59 Ve tilke adun cehadu bi ayati rabbihim ve asav rusulehu vettebeu emra kulli CEBBARİN ANİD
( Ve işte Ad, Rab’lerinin ayetleri ile cihad ettiler. O’nun resullerine isyan ettiler. Her İNATÇI ZORBANIN emirlerine tabi oldular. )
“İnat” fenomeninin “negatif psikolojik hal ve tesir” kaynağı olduğuna da Rum suresinin aşağıdaki ayetinde “cehennem” teşbihi ile değinilmektedir.
50/24 Elkiya fi cehenneme* kulle keffarin ANİD
( Tüm İNATÇI inkarcıları cehennemin** içine atın. )
**Evvelki bölümlerden de hatırlanacağı üzere, ”Cehennem” bir mekanı değil, zaman ve mekandan münezzeh psikolojik hali temsil eden bir kelime olup, ayette teşbih söz konusudur. Ayette esasen “inat” sendromuna tutulmuşların kendilerini “olumsuz psikolojik hal içerisine hapsettikleri” mesajı verilmekredir.
Muddessir suresinin aşağıdaki ayetinde esasen çok önemli semantik mesaj verilmektedir. Zira "Ayet" (İşaret, Görünme, Görünen) kelimesinin kökünde "Ayn" (Göz) kelimesi bulunmakta olup, "Ayet" kelimesi semantik derinlik itibarıyla "Gözle görünen, Aşikar olan" anlamını da taşımaktadır. Dolayısıyla ayette "Açık olan, görünür olan gerçeği inkarda inat" anlamı bulunmaktadır ki bu durum da bölüme konu olan psikopatolojik fenomenlerle tam uyum arzetmektedir.
74/16 Kella innehu KANE Lİ AYATİNA ANİDEN
( Hayır kesinlikle O AYETLERİMİZE İNAT EDİP DİRENMEKTEYDİ. )
İncil’in aşağıdaki ayetinde ise yukarıda tanımı verilen “Delüzyon” fenomeni açıkça tanımlanmaktadır.
53-2-Thessalonians-2-11 And for this cause God shall send them strong DELUSION, that THEY SHOULD BELİEVE A LIE:
53-2-Thessalonians-2-11 İşte bu nedenle Tanrı YALANA KANMALARI için onların üzerine güçlü bir DELÜZYON/YANILTICI İNANÇ gönderiyor.
53-2-Thessalonians-2-12 That they all might be damned WHO BELİEVED NOT THE TRUTH, BUT HAD PLEASURE İN UNRİGHTEOUSNESS.
53-2-Thessalonians-2-12 Öyle ki, GERÇEĞE İNANMAYAN VE DOĞRULUKDIŞILIKTAN HOŞLANANLARIN hepsi yargılansın.
No comments:
Post a Comment