Dünyevi, maddi ve nefsani unsurlara yani şeytaniyete özlem duyan ve heveslenen kitle ile bu unsurların anlamsızlığını ve aldatıcılığını farketmiş, hayatında bunların işgal ettiği alanı olabildiğince daraltmaya çalışan ve rahmaniyete özlem duyan kitle arasında tek bir fark vardır. Bu fark ilimdir, bilgidir.
Ancak akıl yoluyla idrak edilebilecek söz konusu ilim, "kevni ilim"leri de kapsayan ve genel bir çatı niteliği arzeden "ilahi ilim"dir. İlahi ilim, materyel (maddi) ve spiritüel (ruhsal) fenomenlerin tümünü kapsayan, sentezleyen ve gerçeği öğreten yani varlıkların "yaratılış nedenini" ortaya koyan ilimdir.
Dolayısıyla dünyevi ve nefsani heveslerini ilah edinerek mülkiyet, riyaset ve şehvet peşinde koşanlar yetenekleri, eğitimleri ve mevkileri ne olursa olsun, esasen en ilimsiz, en cahil, en zalim ve en aşağılık insan kitlesini oluşturmaktadırlar.
Sad suresinin aşağıdaki ayetinde Karun karakteri misali üzerinden, söz konusu iki farklı insan kitlesine işaret edilmektedir.
28/79 Böylece süsleri içinde kavmine çıktı. O DÜNYA HAYATINI İSYEYENLER "Ey keşke o Karun’a verilenlerin aynısı bize olsaydı. Kesinlikle o büyük pay ve haz sahibidir." dediler.
28/80 Ve o İLİM VERİLMİŞ OLANLAR "Vaylar size, o inanan ve iyilikler yapan kimse için Allah’ın sevabı daha hayırlıdır. Ona sabredenlerin haricindekiler kavuşamaz." dediler.
Görüleceği üzere insanlığa bir sınav olarak ortaya çıkarılmış ve maddi imkanlar verilmiş olan Karun'a imrenenlerin, onu yüceltenlerin, onun gibi olmak isteyenlerin "ilimsiz" yani "cahil" oldukları açıkça ifade edilmektedir.
Rum suresinin aşağıdaki ayetinde dünyevi heveslerinin peşinde koşanların yani heveslerini ilah edinenlerin "ilimsiz", "sapmış" ve "zalim" oldukları vurgulanmaktadır.
30/29 Bilakis kesinlikle o ZULMEDENLER İLİMSİZCE HEVESLERİNE TABİ OLDULAR. Artık, o Allah’ın SAPTIRDIĞI kimseyi kim yönlendirebilir? Ona yardımcı yoktur.
45/23 HEVESİNİ İLAHI EDİNEN kimseyi görmez misin? Allah onu İLİM ÜZERİNE SAPTIRIR.
No comments:
Post a Comment