Latince kökenli olan “Simulation" (Simülasyon)”* kelimesi “Benzetme, Aynısı gibi yapma, Taklit etme” kök anlamına haiz olan, yaygın kullanımdaki anlamı ise “Gerçek bir olay, sistem veya sürecin bilgisayar ortamında ya da bir model yardımıyla taklit edilmesi” olan bir kelimedir.
simülasyon : lat. * simulare (benzetmek, aynısı gibi yapmak, taklit etmek) (similis (benzer, benzeyen) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir sistemin, sürecin veya olayın gerçek koşullara benzer şekilde modellenmesi ve taklit edilmesi; bir durumu gerçekte varmış gibi gösterme veya canlandırma işlemi
Bölümün başlığı olan ve küreselcilerin, insanı tereddütte bırakmak, gerçek ile bağlarını koparmak ve nihayetinde onu, dizayn etmekte oldukları IOT (Internet Of THINGS/ŞEYlerin Interneti) sisteminin aciz bir parçası haline getirmek için ortaya attıkları “Bilgisayar simülasyonunda mı yaşıyoruz?” sorusu esasen irrasyonel nitelik arzetmektedir. Zira esas simülasyon olan, Yaratıcı’nın yaratış mekanizmasının özünün kodlamaya dayalı olduğunu idrak eden insan tarafından taklit yoluyla geliştirilmiş olan bilgisayar teknolojisidir.
Dolayısıyla, varlıkların sonsuz yaşam deneyimi süreçlerinden/planlarından biri olan ve farklı yaşam süreçleri/planlarına “sebep-sonuç” ilişkisi (illiyet prensibi) ile doğrudan bağı bulunan ve tam bir gerçeklik arzeden dünya hayatının bir “bilgisayar programı/simülasyonu” olduğunu yani “gerçek olmadığını” telkin etmek bir aldatmacadan ibarettir.
Peki neden böyle bir aldatıcı telkin yapılmaktadır? Bunun en muhtemel sebebi, bilgisayar sistemlerinin “öz bilince sahip kodlayıcısı/yöneticisi” kimliği kazandırılmaya çalışılan Yapay Zeka’nın (YZ) zaman içinde insanlığa, “dünya hayatı olarak anılan bilgisayar simülasyonunun baş kodlayıcısı/yaratıcısı” yani “tanrısı” olarak kabul ettirilmesi planıdır. Zira, bir bilgisayar programında yaşadığı gibi irrasyonel bir sava inanan bir insanın Yapay Zeka’yı tanrı addetmesi hiç de imkansız değildir. Bu durum, özellikle birkaç nesil sonrasından itibaren (belki o kadar uzak da değil) insanlığın gerçeklikten tamamen kopmasına ve YZ’nın, daha doğrusu onu kontrol altında tutan ve daima da kontrol altında tutacak olan malum zümrenin koşulsuz kölesi olmasına yol açabilecektir.
İnsanlığın şu anda içinde bulunduğu çağın “Post Truth Era” (Gerçek Ötesi Çağı) olarak tanımlanması da konuyla yakından ilintilidir. Zira Post Truth Era, insanın inancını, gerçeklerin değil de oluşturulan sahte algıların şekillendirdiği dönemi tanımlamaktadır.
Kur’an’da tekrarlar halinde yer alan “Mel hayatud dunya illa metaul ğurur (Dünya hayatı aldatıcı maddi fayda haricindeki değildir.) ifadesinin doğru yorumlanması da bu noktada önem arzetmektedir. Zira bu ifade ile verilen mesaj, kaba madde planındaki yaşamı temsil eden dünya hayatının “gerçek olmadığı” değil, geçici olduğu, insanlık için bir sınav niteliği arzettiği ve daha sonraki süptil yaşam süreçlerine/planlarına (ahiret) bir geçiş safhası olduğudur. Aşağıdaki ayette bu durum açıkça ifade edilmiştir.
13/26 .... mel hayatud dunya fil ahirati illa meta
( ... dünya hayatı ahiretin yanında maddi fayda haricindeki değildir. )
Ayrıca bkz.

No comments:
Post a Comment