Çeviri

Saturday, October 31, 2026

İslam'ın Altın Çağı

M.S. 8. ve 14. yüzyıllar arası "İslam'ın Altın Çağı" olarak anılmaktadır. Kur'an'ın indirilmesinden (M.S. 610 - 632) sonraki yüzyıl ile başlayan bu dönemde ortak kültür coğrafyasındaki bilim insanları modern biliminin temellerini oluşturan keşiflerde bulunmuşlardır.

Bilimsel alandaki bu gelişmelerin belirli bir coğrafyada, Kur'an'ın indirilmesinden hemen sonraki dönemde tezahür etmiş olması, Kur'an'ın, bilimsel kodları (ayetler) içeren ve ilham verici tesirlere haiz ilahi kozmik bir kaynak olduğunu teyid eder niteliktedir. 

Söz konusu dönemdeki gelişmeler ve öne çıkan isimler şöyle özetlenebilir.

Matematiğin kökenleri Antik Mısır, Mezopotamya, Hint ve Yunan medeniyetlerine dayansa da İslam alemindeki matematikçiler bu bilgileri sentezleyerek tamamen yeni disiplinler kurmuşlardır.

Sıfır kavramı ve onluk sayı sistemi Hindistan'da doğmuş olsa da, islam matematikçileri bu sistemi geliştirmiş, sıfırı işlemsel olarak tanımlamış ve bugün dünyada kullanılan sayı sistemini oluşturmuşlardır. Bu nedenle bu sayı sistemi "Arabic Numerals" (Arap Rakamları) olarak anılmaktadır.

Fars asıllı El Harezmi, bugün "Algebra" olarak bilinen "El Cebir" disiplinini oluşturmuştur. Ayrıca problem çözme ve bilgisayar yazılım/programlama süreçlerinin temeli olan "akış diyagramı" tekniğinin ismi olan "Algoritma" kelimesi de "El Harezmi" kelimesinin bir telaffuz versiyonudur.

Yunanların astronomi için kullandıkları kirişler sistemini (trigonometri) geliştiren El Battani ve diğer bazı islam matematikçileri sinüs, kosinüs, tanjant gibi kavramları bağımsız bir matematik disiplini haline getirerek tarihteki en büyük kırılma noktasını gerçekleştirmişlerdir.

Astronomi, Babilliler, Antik Yunanlar ve Hintliler tarafından başlatılmış bir bilim olsa da islam alimleri bu bilimi gözleme dayalı, hassas ve ölçülebilir modern bir bilime dönüştürmüşlerdir. Bugün gökyüzündeki en parlak yıldızların (Altair, Aldebaran, Betelgeuse vb.) ve birçok astronomi terimi (Azimut, Zenit vb.) kökeni Arapça kökenlidir.

El-Tusi, Tusi çifti teoremini, İbn el-Şatır ise Kopernik'in güneş merkezli evren modeline ilham veren çok hassas matematiksel gezegen modellerini geliştirmişlerdir.

İlk gelişmiş gözlemevleri (Merağa ve Uluğ Bey'in Semerkand Gözlemevi gibi) bu coğrafyada kurulmuştur. Usturlap gibi astronomik ölçüm cihazları mükemmelleştirilmiştir.

Sabit bin Kurre, geometri ve statik biliminin kurucularından olup, integral hesabın ilk adımlarını atmış, sayılar teorisinde önemli teoremler geliştirmiştir.

Şam doğumlu hekim İbn Nefis, küçük kan dolaşımını (kalp ile akciğer arasındaki dolaşım) dünyada ilk kez doğru şekilde keşfeden ve açıklayan kişi olmuştur.

Modern kimyanın kurucusu sayılan Cabir bin Hayyan, damıtma, kristallendirme ve süblimleşme gibi laboratuvar yöntemlerini geliştirmiş, sülfürik asit ve nitrik asit gibi birçok temel kimyasalı keşfetmiştir.

Modern cerrahinin babası kabul edilen Zehravi, yüzlerce cerrahi alet icat etmiş olup, bu aletleri tanıtan kitabı, Avrupa'da yüzyıllarca tıp müfredatında kalmıştır.

Modern optik biliminin kurucusu olan İbn-i Heysem, görmenin gözden çıkan ışınlarla değil, nesnelerden gelen ışıkla gerçekleştiğini kanıtlamış ve "Karanlık oda" (Camera Obscura) fikrini geliştirerek fotoğraf makinesinin temelini atmıştır. 

Diyarbakır bölgesinde yaşamış, sibernetik ve robotik biliminin öncüsü olan Cezeri, krank milini geliştirerek modern mühendisliğin temellerini atmış, su saatleri, otomatlar ve kendi kendine hareket eden mekanik araçlar yapmıştır.

Yukarıdaki bilimsel gelişmelerin batıni kaynağı olan Kur'an'daki ilme işaret edilen aşağıdaki ayet ikilisindeki "İlmi kavrayabilmek" ve "İlim verilenler" ifadeleri konu bağlamında önem arzetmektedir.

10/38 "Onu o uydurdu." mu derler? De ki: "Öyleyse, eğer doğrular iseniz, onun aynısından olan sure getirin. Allah’tan başka kime istidatınız varsa çağırın."

10/39 Bilakis, ONUN (KUR'AN'IN) İLMİNİ KAVRAYAMADIKLARINDAN DOLAYI  YALANLADILAR. ONUN YORUMU ONLARA ASLA GELMEDİ. Onlardan öncekiler de işte böyle yalanlamışlardı. Artık bak zalimlerin sonu nasıl oldu

29/49 Bilakis o, O İLİM VERİLENLERİN GÖĞÜSLERİNDE AÇIKLAYICI AYETLERDİR. Zalimlerin haricindekiler ayetlerimizi inkar etmez.

Not : "İslam" kelimesi "Teslim olma" yani tek olan Yaratıcı'ya (Allah, Rahman) teslim olma ve O'nun öğretisini benimseme, O'nun yönlendirdiği yoldan gitme anlamını temsil etmektedir. Yaratıcı bilincine haiz olan, O'nu birleyen ve ömrünü iyilikler yolunda emek harcayarak geçiren her insan, milliyeti ne olursa olsun, müslimdir.

No comments:

Post a Comment