Bu bölüm, aşağıda logosu yer alan "Dünya Kardeşlik Birliği" ve bu oluşumun kudsiyet atfettiği "Bilgi Kitabı" konusunda iletilen bir yoruma istinaden, çok detaya inmeyen bir cevap olarak yazılmıştır. (Yorum kısmında yeterli alan olmadığı için ayrı bir bölüm oluşturulmuştur.)
Bu blogda, yaratılışın kaynak kodları olan kelimelerin ve ayetlerin semantik, nümerolojik ve etimolojik açıdan incelenmesi ve bilimsel veriler ile ilişkilendirilmesi sonucunda ortaya çıkan tespitlere yer verilmektedir.
Çeviri
Thursday, May 21, 2026
Bilgi Kitabı?!
Wednesday, May 20, 2026
Sebeb ve İkab döngüsü
"Sebeb" (سَبَبً) (Neden, Gerekçe; Vasıta*, Araç) ve "İkab" (عِقَاب) (Sonuç, Netice; Ceza, Yaptırım, Karşılık) kelimeleri yaratılıştaki "düalite" (ikilik) ilkesini temsil eden temel kelimelerdir. Zira yaratılıştaki her olgu bir diğerinin ya sebebi ya da sonucu konumundadır. Bir başka deyişle her olay kendisinden bir öncekinin sonucu, bir sonrakinin ise sebebi niteliğindedir.
* Vasıta (Araç) kelimesi, "bir sonucun oluşması için gerekli unsur" anlamını yani "Sebep" kelimesinin temsil etmektedir.
Dolayısıyla, "olmak" kökünden türeme olan "olgu / olay" kelimeleri esasen "sebep" veya "sonuç" niteliği arzetmek suretiyle yaratılış döngüsünün bileşenlerini oluşturmaktadırlar.
Kur'an'da "Sebeb" kelimesi 9, "İkab" kelimesi ise 20 kere tekrarlanmaktadır. Bu iki sayının toplamı olan 29 sayısının nümerolojik değerinin düalitenin ve döngünün* sembolü olan 11 sayısı olması dikkat çekmektedir.
* Döngü, "sebebi" düalite ilkesi olan bir "ikab"dır.
Kur'an'da "Sebeb" ve "İkab" kelimelerinin ilk kez yer aldığı ayetler şöyledir.
18/84 İnna mekkenna lehu fil erdi ve ateynahu min kulli şey'in SEBEBA
(اِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْاَرْضِ وَاٰتَيْنَاهُ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ سَبَباًۙ)
( Kesinlikle biz O'na yerde imkan verdik. O'na SEBEP / VASITA olarak her şeyden verdik. )
2/196 ..... vettekullahe va'lemu ennellahe şedidul İKAB
(وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْ)
( ....... Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah’ın SONUÇLANDIRMASI / KARŞILIĞI şiddetlidir. )
Yukarıdaki ayetlerde yer alan "Sebeba" (سَبَباًۙ) ve "İkab" (عِقَابِ۟) kelimelerinin ebced değerleri sırasıyla 65 ve 173 olup, bu sayıların nümerolojik değerleri de 11 olmaktadır.
"Sebeba" (سَبَباًۙ) : Sin 60 + Be 2 + Be 2 + Elif 1 = 65 ... 6+5 = 11
"İkab" (عِقَابِ۟) : Ayn 70 + Kaf 100 + Elif 1 + Be 2 = 173 ... 1+7+3 = 11
Monday, May 18, 2026
Görüntüler ortaya çıkmış!?
Ne yapalım? Cinayet mi seyredelim?
Basınla ilgili tespitlerden biri de, yine evvelki bölümlerde "Manşet terörü" başlıklarıyla değinildiği üzere "şiddet" içerikli haberlerin bir pazarlama aracına, bir "tıklanma" aracına dönüştürülmüş olmasıdır.
Birkaç gün öncesine ait aşağıda yer alan görselli haber manşeti adeta okurları, esasen suç içeren hazin bir olayı film gibi izlemeye davet eder niteliktedir.
Olay anını içeren görselin tepesinde de dikkat çekecek şekilde, özellikle kırmızı zemin üzerinde "Görüntüler ortaya çıktı." yazmaktadır. Bu cümle "hadi izlesenize" cümlesiyle eşdeğerdir. Görselin altında ise suçun işleniş şeklinin "detayı" yine kırmızı zemin üzerinde cümleleştirilmiştir.
Bu haber esasen görüntü verilmeden de yayınlanabilecek hatta öyle yayınlanması gereken bir haber niteliğindedir. Dolayısıyla görüntülerin yayınlanmasının tek bir amacı bulunmaktadır. İzletmek ve bu yolla "tıklanma" artırmak ve bu yolla daha fazla reklam geliri elde etmek. Ancak bu yaklaşımın, toplumu ve özellikle gençleri, bilinçaltında şiddete yönlendirdiği gerçeği ihmal edilmektedir.
Bu noktada, zaten yeterince acıya ve hüzne şahit olan toplumun vazifesi ise "izlememek" yani "tıklamamak" olmalıdır. Şayet kalplerde hala temiz bir topluma dönüşüm özlemi mevcut ise .....
Manşetle yanıltmaca ve tıklanmaca!
Evvelki bölümlerde de örneklerle değinildiği üzere basın kuruluşları, bir sosyal medya obsesyonu olan "Tıklanma" hedefi doğrultusunda yalanı ve yanıltmayı bir "pazarlama taktiği" ve bir "kural" haline getirmiş durumdadır.
Bugüne yayınlanan aşağıdaki haber örneği bazılarınca "önemsiz basit bir detay", "üzerinde durmaya değmez" olarak değerlendirilebilecek dahi olsa esasen açık bir yanıltma ve doğruluktan sapma örneği niteliğindedir. Özellikle "doğruları yazmak" iddiasında olan kuruluşlar için ....
Görüleceği üzere haberin görselli manşetinde yani "tıklanmayı" sağlayacak bölümde ve reklam pop-upları içeren haber sayfasının başlık bölümünde şu cümle yer almaktadır.
"Yol inşaatı yaparken 13 BİN TORBA ALTIN buldular."
Haberin, başlığın altında yer alan içerik bölümü ise şöyledir.
"..... 25 hektarlık alanı kapsayan kazılarda ALTIN ve gümüs sikkeler, Baltık kehribarı ve mücevherlerin yanı sıra 13 BİN TORBA ARKEOLOJİK MAYERYAL gün yüzüne çıkarıldı."
Takdir edilecektir ki "Arkeolojik materyal" başka bir kavram, "Altın" başka bir kavramdır.
Elbette ki yukarıdaki örnekten çok daha büyük ve vahim olanlarına medyada her gün rastlanmakta olduğu maalesef bir gerçektir. Bu bölümde yukarıdaki örneğin verilmesindeki amaç, doğruluktan sapmanın "büyüğü veya küçüğü" olamayacağının hatırlanmasına vesile olmaktır.
Nur suresinin 15. ayeti konu bağlamında önemli bir mesaj vermektedir.
24/15 .... Onu basit, önemsiz sanıyorsunuz. O Allah’ın indinde büyüktür.
Monday, May 11, 2026
Adem döngüsü
"Halife" kelimesi, "Halafa" (Ardından gelmek, Arkadan gelmek, Yerine geçmek) fiilinden türeme olup, "Ardıl, Ardından gelen, Arkadan gelen, Yerine geçen" anlamlarını temsil etmektedir.
"İlk" insan olarak anılagelen Adem, esasen, yaklaşık 70000 yıllık bir süreyi kapsayan bir önceki büyük döngüdeki (var oluş - yok oluş döngüsü) insanın yeni büyük döngüdeki "halifesi" konumundadır. Bu gerçeğe Bakara suresinin aşağıdaki ayet grubundaki "Rab - Melek diyaloğu" ile işaret edilmektedir.
2/30 Ve iz kale rabbuke lil melaiketi İNNİ CAİLUN FİL ERDİ HALİFEH kalu e tec'alu fiha men yufsidu fiha ve yesfikud dima ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek kale inni a'lemu ma la ta'lemun
( Ve zamanında Rab’bin meleklere "Kesinlikle BEN YERDE HALİFE OLUŞTURACAĞIM." dedi. "Biz seni övgünle överken ve seni kutsarken orada bozgun yapan ve kanlar döken birini mi oluşturacaksın?" dediler. "Kesinlikle ben sizin bilmediğinizi bilirim." dedi. )
2/31 Ve alleme ADEM el esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin
( Ve ADEM'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere sundu. "O halde, eğer doğrular iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin." dedi. )
2/32 Kalu subhaneke LA İLME LENA İLLA MA ALEMTENA inneke entel alimul hakim
( "Yücesin sen. O BİZE ÖĞRETTİĞİNİN HARİCİNDE BİZE İLİM YOKTUR. Kesinlikle sen bilensin hakimsin." dediler. )
Dikkat edilecek olursa yukarıdaki ayet üçlüsünün ilk ayetindeki Rab'bin ilk cümlesinde "Halk el insan" (İnsan yaratılması) ifadesi değil, "Tecelli el halife" (Halife oluşturulması) ifadesi yer almaktadır. Yani esasen evvelce yaratılmış ve önceki "var oluş - yok oluş" döngülerinde zaten mevcut olan insanın "ardılının / halifesinin oluşturulmasından" bahsedilmektedir. Yani Adem, bir önceki büyük döngüdeki insanın, bir sonraki büyük döngüdeki tekrarıdır, halifesidir.
Zira, "Allah'ın kendilerine öğrettiği bilgiden başka bilgileri olmadığını" ifade eden meleklerin, "Adem'in bozgunculuk yapacağını ve kan dökeceğini" söylemeleri ve "Neden bunu tekrarlıyorsun?" mealinde bir soru yöneltmeleri, döngüleri, evvelki döngülerde insanın varlığını ve gerçekleşen insan kaynaklı olayları biliyor olduklarının göstergesidir. Bu durum yaratılıştaki büyük "var oluş -yok oluş" döngülerinin de teyidi niteliğindedir.
Saturday, May 9, 2026
El Semum ... Röntgenium
Röntgenyum, doğal olmayan yani doğada serbest olarak bulunmayan, laboratuvarda yapay olarak üretilen, tüm izotopları kararsız olan tamamen radyoaktif bir elementtir.
Atom numarası 111 olan Röntgenyum ilk kez GSI Helmholtz Centre for Heavy Ion Research tarafından 08.12.1994 tarihinde sentezlenmiştir.
Röntgeniumun ilk adı "Unununium"* (Uuu) olarak belirlenmiş olup, bu isim, Latince "1" anlamına gelen "Un / Unus" kelimesi bağlamında, IUPAC’ın 111 anlamına gelen sistematik geçici kodlamasıydı. ("un, un, un" yani 111)
Resmi keşif sonrasında bu element, yüksek enerjili ve iyonize edici elektromanyetik ışınım olan radyasyon ışınını (X ışını) keşfeden Alman fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen'in soyadı ile adlandırılmıştır. (X ışınına Röntgen ışını da denmektedir.) (Röntgenium = Röntgen (alm.) + ium (element eki) (lat.) )
Radyasyonun temel özelliği dokuların içinden geçebilmesi yani "içe işleyebilmesi"dir ki bu nedenle tıpta vücudun "içini" görüntüleme amaçlı da kullanılmaktadır. İyonize edici yani "elektron eksiltici" radyasyon DNA zincirini kırarak dokularda ve hücrelerde bozunmaya ve kansere sebep olma özelliği taşımaktadır. Ancak tedavi sürecinde, görüntüleme amacıyla uygulanan röntgen ışınlarının hem miktarı, hem de süresi az olduğu için insan vücudundaki olumsuz etkisi ihmal edilebilir seviyede olmaktadır. Radyasyona maruz kalma sürecinde kritik iki parametre maruz kalma süresi ve miktardır.
Kur'an'da bir "azap unsuru" olarak tanımlanan ve "İçe işleyen / İçe işleyen zehir" anlamını taşıyan "El Semum" kelimesinin ayetlerdeki kodlanması Röntgenium ve radyasyon kavramları ile semantik/nümerik uyum arzetmektedir.
15/27 Ve (1) el (2) canne (3) halakna (4) hu (5) min (6) kablu (7) min (8) nari (9) EL (10) SEMUM (11)
( Ve cin, onu önceden, İÇE İŞLEYEN ateşten yarattık. )
52/27 Fe (1) menne (2) allahu (3) aley (4) na (5) ve (6) veka (7) na (8) azabe (9) EL (10) SEMUM (11)
( Böylece Allah üzerimize nimet verdi ve bizi İÇE İŞLEYEN azaptan korudu. )
- Yukarıdaki ayetlerde "El Semum" ifadesini oluşturan iki kelimenin sıra numaralarındaki sayıların 10 (1+0 = 1) ve 11 olması 111 sayısına işaret gibidir.
11 ve 111 sayılarının "halden hale geçiş" ve "dönüşüm/değişim" kavramlarını simgelemesi, Röntgeniumun atom numarasının 111 olması ve "Semum"un yani radyasyonun, "dokuların içine geçmesi" ve "hücrelerde değişime" sebep olması arasında semantik ve nümerik uyum mevcuttur. "Semum" kelimesi, "Samim" (İç, İç kısım, İçte olan) ve "Samimi" (İçten, İçle ilgili) kelimeleriyle aynı kökten türeme bir kelimedir.
- Semum" (سَمُومٍ) kelimesinin ebced değerinin 11 olması da ayrıca dikkat çekmektedir. (Sin 60 + Mim 40 + Vav 6 + Mim 40 = 146 ... 1+4+6 = 11)
- Röntgenium elementinin ilk kez sentezlendiği yani keşfedildiği tarih olan 08.12.1994 tarihindeki günü ve ayı temsil eden sayılardaki rakamların toplamı da 11 (8+1+2 = 11) olmaktadır.
Not: Evvelki bölümlerde "Semum" kelimesi "Coronavirus" ile ilintili olarak da incelenmiştir.
Wednesday, May 6, 2026
Tek kalp tek ilah...
33/4 33/4 Ma cealellahu li raculin min KALBEYNİ fi cevfih ...
(Allah erkek için çukurun boşluğunda İKİ KALP oluşturmadı. ... )
Ayetlerdeki her bir cümle, ait olduğu ayet içinde, kendisinden sonra gelen cümle veya cümleler ile semantik ilişkide olabildiği gibi, tek başına da ayrı bir anlam evrenini temsil edebilmektedir. Tıpkı her kelime ve hatta her harf gibi...
Ahzab suresinin yukarıdaki ayetinde yer alan "Kalbeyni" (İki kalp) ifadesi vasıtasıyla, şirk kavramına teşbihi (sembolik) olarak işaret edilmektedir. Yani, insanın hem Yaratıcı'ya inancı olduğunu beyan edip, hem de "kibir"in meşhur üçlüsünün (Riyaset, Mülkiyet, Şehvet) peşinden koşmasının şirkten öte bir şey olmayacağı bildirilmektedir. Dolayısıyla bu teşbih, "Munafık" (İki Yüzlü) sıfatına da atıfta bulunmaktadır.
İncil'in aşağıdaki ayeti de konu bağlamında açık ifade içermektedir.
42-Luke-16-13 "Hiçbir hizmetçi iki efendiye hizmet edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. SİZ HEM TANRI'YA, HEM PARAYA KULLUK EDEMEZSİNİZ."
Kur'an'ın aşağıdaki ayetinde, sembolü "Kalp"* olan "Sevgi" kelimesine vurgu yapılmakta ve iyilik düşmanlarına sevgi beslemenin, Allah sevgisinden yoksun olmak anlamına geldiği dolaylı olarak vurgulanmaktadır. (*Kalp, ruhun/bilincin/aklın da sembolüdür.)
60/1 Ey o inananlar, DÜŞMANLARIMI ve düşmanlarınızı dostlar edinmeyin. ONLARA SEVGİ ATIYORSUNUZ. ...
Aşağıdaki ayette ise "yaptıkları kötülüklerin" bilincinde olmalarına rağmen "iyilik yapıyor" algısı yaratmaya çalışan "iki kalpli"lere işaret edilmektedir.
42-Luke-16-15 O da onlara şöyle dedi: "SİZ İNSANLAR ÖNÜNDE KENDİNİZİ TEMİZE ÇIKARIYORSUNUZ, ama TANRI KALPLERİNİZİ BİLİYOR. İNSANLARIN GURURLANDIKLARI NE VARSA, TANRI'YA İĞRENÇ GELİR.
Yukarıdaki ayetin son cümlesi ise aşağıdaki Kur'an ayetiyle aynı mesajı mesajı vermekte yani "nefsin hoşlandığının esasen kötü olduğunu" bildirmektedir.
47/14 O halde, Rab’binden deliller üzerinde olan kimse, ona KÖTÜ İŞLERİ SÜSLÜ GÖSTERİLEN ve onların HEVESLERİNE TABİ OLAN kimse gibi olur mu?
Aşağıdaki ayet ise "Nefsine hakim olmak." ifadesinin anlamına da açıklık getirmektedir.
12/53 ... NEFS* KESİNLİKLE KÖTÜLÜĞÜ EMREDER. ...
*"Nefs" kelimesi, ruhun madde ile teması sonucunda yani ruhun, maddi bir olgu olan bedene tesir iletmesi sonucunda oluşan idrakli varlık insanı temsil eden bir kelimedir. Nefs, ruhun, maddenin düşük frekansına maruz kalmasına sebep olan bir olgudur ki ruhun en büyük sınavı da bu düşük frekanslara kapılmamak, böylelikle tekamül ederek kendisini madde prangasından kurtarabilmektir.














